7. Hukuk Dairesi 2023/2224 E. , 2024/3362 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/78 E., 2023/10 K. DAVA TARİHİ : 31.01.2017 KARAR : Davanın kabulü Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulü…
**7. Hukuk Dairesi 2023/2224 E. , 2024/3362 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/78 E., 2023/10 K. DAVA TARİHİ : 31.01.2017 KARAR : Davanın kabulü Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili, fer'i müdahil talebinde bulunan ... Büyükşehir Belediye vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili, müvekkillerinin miras bırakanı ...’nun, 02.03.1955 tarihinde 2037 ada 37 parsel sayılı taşınmazdaki 250/53010 payı satın aldığını, ...'nin 1987 yılında dava konusu taşınmazın bulunduğu alanda ıslah-imar plan uygulaması yaptığını, bu uygulama sırasında belediyenin miras bırakanın taşınmazdaki 250/53010 payı yerine tapu sicil müdürlüğünün talebi doğrultusunda bildirilen payın esas alınarak bu payın uygulamaya dahil edildiğini, müvekkillerince eksik verilen yer bedelinin tahsili için açmış bulundukları davanın ... 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/266 Esas sayılı davadaki ara kararı ile "imar uygulamasına esas alınan muris Adem payının, resmi tapudaki gerçek pay oranını gösterip göstermediğinin tespiti için" dava açmak üzere yetki verildiğini ileri sürerek; 2037 ada 37 parsel sayılı taşınmazda imar uygulamasına alınan davacıların miras bırakanı ...’nun payının gerçek pay oranını gösterip göstermediğinin tespitine karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesini 21/09/2017 tarih, 2017/92 Esas ve 2017/844 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulü ile; dava konusu ... ili, ... İlçesi, ... Mahallesi 2037 ada 37 parsel sayılı taşınmazın imar ıslah planına esas dağıtım cetvelinde davacılar murisi...'nun tapu kayıtlarında mevcut payı esas alınmadan tahsis yapılmış gibi 250/803520 pay esas alınarak yapılan hesaplamanın doğru olmadığının, dava konusu parselin tapu sicilinde davacılar murisi...'na ait 250/53010 payının esas alınması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 21/02/2020 tarih, 2019/741 Esas ve 2020/277 Karar sayılı kararıyla; davalının istinaf talebinin kabulü ile ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21/09/2017 tarih ve 2017/92 Esas, 2017/844 Karar sayılı kararın HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davacının davasının kabulü ile, dava konusu, ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 2037 ada 37 parsel sayılı taşınmazın davacıların murisi...'un gerçek payının 250/803520 olduğunun tespitine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 19.01.2022 tarih, 2021/1646 Esas ve 2022/577 Karar sayılı ilamı ile; çekişme konusu 484.885 m2 yüzölçümündeki 2037 ada 37 parsel sayılı taşınmazın 250/53010 payının 02/03/1955 tarihinde mirasbırakan ... tarafından satın alındığı ve taşınmazın imar uygulaması sonucu çeşitli parsellere şuyulandırıldığı, mahkemece, dava konusu taşınmazın geldi-gitti kayıtları denetlenebilir şekilde tapu kütük sayfaları ile taşınmazın bulunduğu alandan yapılan imar uygulamasının dayanağı olan encümen kararı ve şuyulandırma cetvelleri incelenerek, murisin payının şuyulandırıldığı taşınmazlarda davacıların dava tarihi itibariyle hak ve yükümlülüklerinin bulunup bulunmadığı araştırılıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, temyiz olunan hükmün bozulmasına, kararın bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyularak davanın kabulü ile dava konusu ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 2037 ada 37 parsel sayılı taşınmazın davacıların murisi...'nun gerçek payının 250/53010 olduğunun tespitine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile fer'i müdahil ... vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri 1. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddi gerektiğini, davacıların dava tarihi itibariyle mülkiyet hakkına sahip olmadıklarının bilirkişi incelemesiyle sabit olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasını talep etmiştir. 2. ... vekili temyiz dilekçesinde, fer'i müdahale taleplerinin kabul edilmesi gerektiğini, hatalı yazılan payların gerçek pay kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, tapu kaydında pay düzeltimi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 inci maddesinin birinci fıkrası, 352, 353, 355, 359, 361, 373 vd. maddeleri 2. Temyiz kanun yolu 6100 sayılı Kanun'un 361 inci maddesine göre kural olarak bölge adliye mahkemelerinin kararlarına karşı başvurulabilen bir kanun yoludur. 362 nci maddesinde ise temyiz edilemeyen kararlar hakkında düzenleme yapılmıştır. 3. Temyiz sebepleri ise Kanun'un 371 inci maddesinde sayılmıştır. Bunlar; hukukun veya taraflar arasındaki sözleşmenin yanlış uygulanmış olması, dava şartlarına aykırılık bulunması, taraflardan birinin davasını ispat için dayandığı delillerin kanuni bir sebep olmaksızın kabul edilmemesi ve karara etki eden yargılama hatası veya eksiklikler bulunması olarak belirtilmiş olmakla birlikte, aynı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrasındaki hükmü gereğince Yargıtay tarafların ileri sürdükleri temyiz sebepleriyle bağlı olmayıp, kanunun açık hükmüne aykırı gördüğü diğer hususları da inceleyebilir. Temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay, taraflarca ileri sürülen veya kendisinin tespit ettiği temyiz sebeplerini yerinde görürse bozma kararı verecektir. 4. Üç aşamalı yargı sistemine geçilmesi nedeniyle Yargıtayın bozma kararı üzerine dosyayı derece mahkemelerinden hangisine göndereceği ise 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinde düzenlenmiş olup anılan madde; "(1) Yargıtay ilgili dairesinin tamamen veya kısmen bozma kararı, başvurunun bölge adliye mahkemesi tarafından esastan reddi kararına ilişkin ise bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılarak dosya, kararı veren ilk derece mahkemesine veya uygun görülecek diğer bir ilk derece mahkemesine, kararın bir örneği de bölge adliye mahkemesine gönderilir. (2) Bölge adliye mahkemesinin düzelterek veya yeniden esas hakkında verdiği karar Yargıtayca tamamen veya kısmen bozulduğu takdirde dosya, kararı veren bölge adliye mahkemesi veya uygun görülen diğer bir bölge adliye mahkemesine gönderilir. (3) Bölge adliye mahkemesi, 344 üncü madde uyarınca peşin alınmış olan gideri kullanmak suretiyle, kendiliğinden tarafları duruşmaya davet edip dinledikten sonra Yargıtayın bozma kararına uyulup uyulmayacağına karar verir. (4) Yargıtayın bozma kararı üzerine ilk derece mahkemesince bozmaya uygun olarak karar verildiği takdirde, bu karara karşı temyiz yoluna başvurulabilir. (5) İlk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesi kararında direnirse, bu kararın temyiz edilmesi durumunda inceleme, kararına direnilen dairece yapılır. Direnme kararı öncelikle incelenir. Daire, direnme kararını yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderir. (6) (Ek: 17/4/2013-6460/1 md.) Davanın esastan reddi veya kabulünü içeren bozmaya uyularak tesis olunan kararın önceki bozmayı ortadan kaldıracak şekilde yeniden bozulması üzerine alt mahkemece verilen kararın temyiz incelemesi, her hâlde Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca yapılır. (7) Hukuk Genel Kurulunun verdiği karara uymak zorunludur" hükmünü taşımaktadır. 5. Görüleceği üzere Yargıtayın bozma kararı bölge adliye mahkemesinin ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararı kaldırıp düzelterek verdiği bir karar veya ilk derece mahkemesi kararını kaldırıp davanın esası hakkında yeniden verdiği bir karara ilişkin ise dosya kararı vermiş olan bölge adliye mahkemesine veya uygun görülen başka bir bölge adliye mahkemesine gönderilecektir. 6. Ancak bozma kararı, bölge adliye mahkemesi tarafından verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararına ilişkin ise bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılarak dosya, kararı veren ilk derece mahkemesine veya uygun görülecek diğer bir ilk derece mahkemesine, kararın bir örneği de bölge adliye mahkemesine gönderilir. 7. Burada iki durum arasındaki fark şu noktadadır: Birincisinde (6100 sayılı Kanun md. 373/2), bölge adliye mahkemesi ilk derece mahkemesi kararını yanlış bulup yeni bir karar vermiştir; ikincisinde ise (6100 sayılı Kanun md. 373/1), bölge adliye mahkemesi ilk derece mahkemesi kararını doğru bularak istinaf başvurusunu reddetmiştir. Birincisinde, dosyanın kararı veren bölge adliye mahkemesine gönderilmesi normaldir. Çünkü artık ilk derecenin bir kararı mevcut değildir, bozulan karar bölge adliye mahkemesinin kararıdır, dosya kararı bozulan mahkemeye gönderilmektedir. İkincisinde ise her ne kadar bozma kararı bölge adliye mahkemesi kararına ilişkin olsa da, özünde ilk derecenin kararı bozulmuştur; çünkü bu durumda istinaf aşamasında bir karar verilmemiş, sadece ilk derecenin kararı doğru bulunmuş ve istinaf başvurusu reddedilmiştir. İstinafın kararı bozulmakla, aslında ilk derecenin kararı yanlış bulunduğundan dosya ilk dereceye gönderilmektedir (......, ..........Usûl Medeni Usûl Hukuku, C. III, İstanbul 2017, s. 2302). Dosya ilk derece mahkemesine gönderilmiş ve ilk derece mahkemesi bozma kararına uymuş ise, bozmaya uyularak verilen karara karşı temyiz yoluna başvurulabilir. 8. Dosyanın bölge adliye mahkemesine gönderildiği durumlarda bölge adliye mahkemesi, 6100 sayılı Kanunun 360 ıncı maddesinin atfıyla ilk derece mahkemelerinde uygulanan yargılama usulüne göre 344 üncü madde uyarınca peşin alınmış olan gideri kullanmak suretiyle, kendiliğinden tarafları duruşmaya davet edip dinledikten sonra Yargıtayın bozma kararına uyulup uyulmayacağına karar verir. Gerek ilk derece mahkemesi, gerekse bölge adliye mahkemesi bozma kararına direnirse bu kararın temyiz edilmesi durumunda inceleme, kararına direnilen dairece yapılır ve daire direnme kararını yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderir. 9. Bölge adliye mahkemesinin, ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak düzelterek yeniden karar vermesi durumunda 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrasındaki açık hüküm nedeniyle dosyanın bölge adliye mahkemesine gönderilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Dolayısıyla bölge adliye mahkemesinin düzelterek verdiği kararın bozulması nedeniyle dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesi mümkün olmadığı gibi dosya yanılgı sonucu ilk derece mahkemesine gönderilse dahi ilk derece mahkemesinin bozma kararı hakkında uyma yahut direnme kararı vermesi bir sonuç doğurmayacaktır. Zira böyle bir durumda bozma kararına uyma yahut direnme kararını verme yetki ve yükümlülüğü bölge adliye mahkemesine aittir. İlk derece mahkemesi kararını kaldırılarak yeniden hüküm kurulması nedeniyle hüküm mahkemesi sıfatı devam eden bölge adliye mahkemesinin, kararın bozulması durumunda bozmaya uyma ya da direnme şeklinde uyuşmazlığı sona erdirecek, infaza elverişli bir karar vermesi gerekir. 2. Değerlendirme Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; ilk derece mahkemesi kararının davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının kaldırılarak dava konusu, ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 2037 ada 37 parsel sayılı taşınmazın davacıların murisi...'un gerçek payının 250/803520 olduğunun tespitine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemiz tarafından, yukarıda yazılı gerekçeyle karar bozulmuş ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesini müteakip ilk derece mahkemesince bozma ilamına uyularak dava konusu ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 2037 ada 37 parsel sayılı taşınmazın davacıların murisi...'nun gerçek payının 250/53010 olduğunun tespitine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılmak suretiyle yeniden kurulan hükme ilişkin Dairemizin bozma kararı sonrası dosya İlk Derece Mahkemesine gönderilmiş ise de, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince dosyanın kararı veren bölge adliye mahkemesine gönderilmesi gerekli ve zorunlu iken, sehven dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmiş olması, Bölge Adliye Mahkemesinin 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında bozma kararına karşı uyma veya direnme kararı verme yetkisini ortadan kaldırmayacağı gibi bu yetkinin İlk Derece Mahkemesine geçeceği sonucunu da doğurmaz. Başka bir anlatımla ilk derece mahkemesince bozma ilamına uyularak davanın kabulü adı altında verilen kararın bir sonuç doğurduğundan ya da tarafların leh ve aleyhine usule ilişkin hak bahşettiğinden söz edilemez. Yapılan açıklamalar karşısında, Dairemizin bozma kararı sonrasında dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrasına aykırı olarak ilk derece mahkemesine gönderilmesi üzerine ilk derece mahkemesince, bozma kararı hakkında aynı maddenin üçüncü fıkrası çerçevesinde bir karar vermek üzere dosyanın bölge adliye mahkemesine gönderilmesi gerekirken, anılan Kanun hükmüne aykırı şekilde bozma ilamına uyularak davanın kabulüne verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. VII. KARAR Açıklanan nedenlerle, İlk Derece Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, Bozma içeriği gereği dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.