11. Hukuk Dairesi 2009/6164 E. , 2011/5456 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26.02.2009 tarih ve 2008/293-2009/39 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 03.05.2011 gününde davacı vekili avukat ... ile davalı vekili avukat ..... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf av
**11. Hukuk Dairesi 2009/6164 E. , 2011/5456 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26.02.2009 tarih ve 2008/293-2009/39 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 03.05.2011 gününde davacı vekili avukat ... ile davalı vekili avukat ..... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketten l3.07.2007 tarihinde hisselerini devretmek suretiyle ayrıldığını, şirket ortağı ve müdürü sıfatı ile görev ve sorumluluk taşıyan müvekkiline 2006 yılı Kasım ayından itibaren aylık net 3.500 Euro maaş ödenmesi hususunda ortaklar kurulu tarafından l8.l2.2006 tarihinde karar alındığını, bu karara istinaden 2007 yılı nisan ayı dahil olmak üzere ödemelerin gerçekleştirildiğini ancak bu tarihten müvekkilinin şirketten ve müdürlükten ayrıldığı tarih olan l3.07.2007’ye kadar tahakkuk eden alacağının ödenmediğini, davalı aleyhine başlatılan icra takibine karşı davalının itirazda bulunduğunu ileri sürerek, davalının itirazının iptali ile 8.503,43 Euro tutarındaki alacağın %40 icra inkar tazminatı ve faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının müvekkili şirketteki hisselerinin tamamını bütün hak ve vecibeleri ile birlikte 13.07.2007 tarihinde devretmesi nedeniyle müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun kalmadığını, talep edilen miktarın kabulünün de mümkün olmadığını savunarak, davanın reddine ve %40’dan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirket müdürlüğünden kaynaklanan Mayıs ve Haziran ayları için ayrı ayrı 3.500 Euro ve l3 günlük Temmuz 2007 maaşıyla ilgili olarak da l.467,70 Euro alacağının kaldığı, toplamının 8.467,70 Euro olup, davacının bu miktar üzerinden talepte bulunabileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının takibe vaki itirazının 8.467,70 Euro üzerinden iptaline, takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl alacağa takip tarihinden itibaren kamu bankalarının Euro bazında uyguladığı en yüksek yıllık mevduat faizinin uygulanması ile fiili ödeme günündeki Merkez Bankasının Euro bazındaki satış kuru karşılığı TL olarak tahakkuk ettirilmesine, alacak likit nitelikte olduğundan İİK’nun 67. maddesi uyarınca %40 inkar tazminatı olan 6.035,00 TL’nin davalıdan alınmasına karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Dava, ödenmeyen müdürlük ücretinin tahsili istemine ilişkindir.Davacının davalı şirkette müdür olduğu dönemde şirket ortaklar kurulu tarafından alınan 08.12.2006 tarihli karar ile aylık 3.500 Euro maaş ödenmesine karar verildiği, 2007 yılı Nisan ayı dahil olmak üzere ödemelerin yapıldığı, davacının şirketteki tüm paylarını 13.07.2007 tarihinde devrederek ortaklıktan ayrıldığı anlaşılmış, işbu davada davacı Mayıs, Haziran ayları ile ayrıldığı Temmuz ayının 13 gününe isabet eden ücret ödemelerinin yapılmadığını ileri sürerek, anılan dönemlere ait ödenmeyen ücret tutarlarının tahsilini istemiştir.Davalı şirket ise yaptığı savunmalarda, davacının Nisan ayı sonu itibariyle şirket ile olan çalışmasını sona erdirdiğini, bu nedenle kendisine ödeme yapılmadığını bildirmiştir.Mahkemece, davaya konu Mayıs, Haziran ayları ile 13 günlük Temmuz ayı ücretlerine ilişkin alacağının kabulüne karar verilmiş ise de davalının anılan savunması üzerinde durulmamıştır. Limited ortaklıklarda da uygulanması mümkün TTK’nun 333. maddesinde aksine esas mukavelede hüküm olmadığı takdirde idare meclisi azalarına her toplantı günü için bir ücret verileceği, ücret miktarının esas mukavelede tayin edilmemiş ise umumi heyetçe tayin olunacağı düzenlenmiştir.Huzur hakkı her toplantı için ayrı ayrı olabileceği gibi aylık olarak belirli bir ücret biçiminde de olabilir.Müdür olan ortak ile şirket arasında bir vekalet akdi meydana gelmekte olup, bu konuda uygulanması gereken Borçlar Kanunu’nun 386. maddesi uyarınca vekalet sözleşmesinin genelde bir hizmet sözleşmesi olduğu da nazara alındığında vekilin ücrete hak kazanması için çalışması gerekmektedir.Bu durumda somut olaya gelindiğinde müdür olarak tayin edilmiş bulunan davacının davaya konu ücret alacağına ilişkin aylarda fiilen davalı şirkette çalışıp çalışmadığı, yaptığı bir hizmetin olup olmadığı, sözkonusu dönemde müdürlük görevini yerine getirip getirmediği hususlarının araştırılarak sonucuna göre kararlaştırılan ücrete hak kazanıp kazanmadığının tespit edilerek buna göre karar verilmesi gerekirken anılan hususlar üzerinde durulmadan eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir. 3- Öte yandan, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacıya Ocak, Şubat, Mart ve Nisan aylarına ilişkin olarak yapılan ücret ödemelerinin dışında birkısım ödemelerde daha bulunulduğu, bu ödemeler ile davacının bağlantısını kurmanın tüm belgeler sunulmadığından mümkün olmadığı belirtilmiş olmasına rağmen bu husus üzerinde de durulmamıştır.Bu durumda anılan dönemlerde şirket müdürlüğü görevini yürüten davacının anılan aylara ait müdürlük ücretlerinin dışında kendisine yapılan ödemelerin niteliğinin, neden yapıldığının açıklığa kavuşturulması, davacının yapılan ödemelerin davaya konu ücret alacağı ile ilgili olmayıp, başka bir alacaktan kaynaklandığını ileri sürmesi halinde bu yöndeki iddianın davacı tarafından ispat edilmesi gerektiği de nazara alınarak bu husus üzerinde durulması gerekirken anılan yönden bir inceleme yapılmaması da doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de davalı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine; (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.05.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.