T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1034 KARAR NO : 2025/1859 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2019/900 Esas - 2021/1054 Karar TARİHİ: 19.11.2021 DAVA: İtirazın İptali ( Sigorta- rücuen tazminat) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair veri…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1034 KARAR NO : 2025/1859 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2019/900 Esas - 2021/1054 Karar TARİHİ: 19.11.2021 DAVA: İtirazın İptali ( Sigorta- rücuen tazminat) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketçe ticari klasik yangın ve yangına bağlı kâr kaybı müşterek sigorta poliçesi ile sigorta örtüsü altına alınan sigortalıya ait ... Otel'de bulunan ... marka 1600 mm kum filtresinin patlaması sonucu havuz makine dairesini su bastığını, bu markaya ait makinelerin davalı şirketçe satıldığının ekspertiz raporu ile tespit edildiğini, müvekkilinin ödediği 5.672,00 TL hasar bedelinin ödenmesi için davalıya gönderdiği rücu mektubunun sonuçsuz kalması üzerine alacağın tahsili amacıyla Büyükçekmece 1. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu, müvekkilinin sigortalının hasarı ödeyerek rücu hakkı elde ettiğini, TBK'nın 49. maddesi gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir şekilde başkasına zarar verenin bu zararı gidermekle yükümlü olduğunu, ekspertiz raporuna göre filtrede herhangi bir darbe bulunmadığını, patlamanın filtrenin ek yerlerinde oluşan bir imalat hatasından kaynaklandığını, kum filtresinin sigortalı işletmenin makinelerine dahil olması ve yaşanan patlama hadisesinin ani ve beklenmedik özellikte olmasından dolayı filtre ve filtrenin yenilenmesine yönelik masrafların makine kırılması teminatı dahilinde olduğunu, ilgili makinenin üretim ve satışını yapan davalının 05.06.2018 tarihinde gerçekleşen hasardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı, davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Dava, sigorta ödemesi nedeni ile halefiyete dayalı itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı sigorta şirketi, dava dışı otel işletmecisi şirkete yapmış olduğu sigorta ödemesi nedeni ile davalı taraftan talepte bulunmaktadır. Dosyaya yansıyan bilgi ve belgelerden anlaşıldığı üzere, zarar davalı şirketin satmakta olduğu makinelerden kaynaklı olarak ortaya çıkmıştır. Talimat Mahkemesi aracılığı ile yapılan bilirkişi incelemesi ile dava konusu hasara sebep olan ... marka 1600 mm özellikli kum filtresinin yüksek basınca dayanmadığı, bu nedenle patlamış olduğu, bu hali ile kum filtresinin ayıplı olduğu ve ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğu, toplam zarar miktarının (kdv hariç) 7.941,18-TL olduğu tespit edilmiştir. Satılanın ayıplı çıkması ve ayıbın gizli ayıp niteliğinde olması halinde alıcı TBK m.223/2 gereği durumu hemen satıcıya bildirmelidir. Dava konusu olayda da ayıp ihbarının süresinde yapıldı, dava dışı otel işletmesinin, davalı tarafa süresinde ayıp ihbarında bulunduğu davacı tarafından ispatlanmalıdır. Ne var ki dosyaya bu anlamda yansımış herhangi bir delil bulunmamaktadır..." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Bilirkişi raporunda kum filtresinin dayanması gereken yüksek basınca dayanamadığından patladığı ve patlamanın gizli ayıptan kaynaklandığının belirtildiğini, TKHK'nın 8/1. maddesinde ayıplı malın tanımlandığını, gizli ayıbın kullanılmakla ortaya çıkan ayıp türü olduğunu, dava konusu ürünün kullanım koşullarına uygun olarak kullanılmasına rağmen patladığını, davalının gizli ayıbı kabul etmeyip kullanıcı hatası olduğunu belirttiğini, hakimin ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığını re'sen göz önünde bulunduramayacağını, davalının cevap dilekçesi sunmadığını, ön inceleme aşamasında müvekkilinin muvafakati olmaksızın üretim hatası olmadığı beyanının bulunduğunu, davalının iddia ve savunma genişletilmesi yasağını ihlal ettiğini, kaldı ki ayıplı bir malın tesliminin aynı zamanda haksız fiil teşkil ettiğini, ayıptan doğan talepler ile haksız fiilden kaynaklı taleplerin seçimlik olarak uygulanabileceğini, hasarın 06.06.2018 tarihinde gerçekleştiğini, 02.01.2019 tarihinde hasar dosyasının oluşturulduğunu, 03.04.2019 tarihinde ise davalıya rücu mektubu ile bildirimin yapıldığını, TBK'nın 225.maddesi gereği satıcının satıcılığı meslek edindiği hallerde bilmesi gereken ayıpların satıcının ağır kusurlu olduğu hallerle aynı şekilde değerlendirildiğini, ilk derece mahkemesinin TBK'nın 223/2. maddesi gereği durumu hemen satıcıya bildirmesi yönündeki hükmünün TBK'nın 225/2. maddesine aykırı olduğunu, bilirkişinin hasarı 7.941,18 TL olarak tespit ettiğini, ıslah haklarının saklı olduğunu,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usule ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, makine kırılması sigorta poliçesi kapsamında ödenen hasar bedelinin, davalı satıcıdan rücuen tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı sigorta şirketi ile dava dışı sigortalı ... Otel Turizm İşletmecilik AŞ arasında imzalanan otel ve tatil köyü sigorta poliçesi kapsamında, sigortalıya ait iş yerinde bulunan makine ve tesisat gibi ekipmanların sigorta örtüsü altına alındığı, riziko mahallinde 05.06.2018 tarihinde, havuz makine dairesinde yapılan kontrolde makine dairesini su bastığı, hasarın kum filtresinin patlaması sonucu gerçekleştiği davacı tarafça yapılan ekspertiz incelemesi sonucu tazminatın ödenerek TTK'nın 1472. maddesi uyarınca eldeki davanın açıldığı görülmektedir. TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigortacının sigortalısının haklarına halefiyet hakkının gerçekleşebilmesi için sigortacının hukuken geçerli bir sigorta poliçesi teminatı kapsamında sigortacısına tazminat ödemiş olması ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı dava hakkına sahip olması gerekir. Sigortacı; ancak sigortalısının meydana gelen zarardan dolayı üçüncü kişilere karşı dava hakkı varsa bu hakka ödediği bedel oranında halef olacaktır.Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda, hasara neden olan kum filtresinin yüksek basınca dayanmadığından patladığı ve bu hâliyle teknik anlamda gizli ayıplı olduğu değerlendirilmiştir. İlk derece mahkemesince, yasal süresinde ayıp ihbarı yapıldığının ispat edilememesi gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalının cevap dilekçesi sunmadığını ve bu sebeple hâkimin ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığını re'sen göz önünde bulunduramayacağını ileri sürmüştür. Davalının süresi içinde bir cevap dilekçesi sunmadığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. HMK'nın 128. maddesi gereğince süresi içinde cevap dilekçesi vermemiş olan davalı, ileri sürülen vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılır. Bu durumda davacının, HMK'nın 190 ve TMK'nın 6. maddelerine göre dayandığı maddi vakıaları ispat yükü altındadır. Sigorta rücu davalarında tazminatı ödeyen sigortacının, sigortalının haklarına halef olarak onun yerine geçtiği ve bu davada alıcı konumunda olan sigortalının hukuki durumuna göre talepte bulunulabileceği anlaşılmaktadır. TTK'nın 23/c maddesin gereği, malın ayıplı olduğunun açıkça belli olmaması hâlinde alıcının, malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlü olduğu, diğer durumlarda TBK'nın 223/2. maddesi uygulanmaktadır. TBK'nın 223/2. maddesiyle satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmesi gerektiği, bildirilmezse satılanın bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. Ancak mahkemece ayıp ihbarının süresinde ve usulüne uygun şekilde yapılıp yapılmadığı hususu, ancak süresi içinde ileri sürülmesi hâlinde incelenebilir. Ayıp ihbarının süresinde olup olmadığı mahkemece re'sen incelenemez. Davalının davaya cevap vermeyerek dava dilekçesindeki maddi vakıaları inkâr edilmiş sayıldığı durumlarda da mahkeme, kendiliğinden süresinde ayıp ihbarı yapılıp yapılmadığını inceleyemez. Zira bu husus, davalı tarafça, savunma süresi içinde açıkça ileri sürülmüş olmalıdır.Diğer yandan, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporu yeterli incelemeyi içermediği gibi, dava konusu emtianın davalıdan satın alınıp alınmadığı hususu da mahkemece incelenmemiştir. Davalı davaya cevap vermemiş, sonradan sunduğu beyan ve itiraz dilekçesinde ise emtianın kendisi tarafından satılmadığını savunmuştur. Bu durumda öncelikle emtianın davalı tarafından satılıp satılmadığı araştırmalıdır. Emtianın davalı tarafından satıldığının ispatı yükü davacı üzerinde olup, ispat yükünün yerine getirilmesi hâlinde de bu kez emtiada üretimden kaynaklanan bir ayıp bulunup bulunmadığı, hasarın oluşumunda emtianın kullanım şeklinin bir etkisinin bulunup bulunmadığı hususları değerlendirilmelidir. Davacının dava dilekçesinde yemin deliline de dayandığı gözden uzak tutulmamalı, gerekirse bu husu davcıya hatırlatılmalıdır. Mahkemece belirtilen şekilde inceleme yapılarak deliller tam olarak toplanmadan, esasa etkili delillerin tam olarak toplanarak değerlendirilmeden davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmediğinden, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir. KARAR :Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafça yatırılan istinaf peşin karar harçlarının, talepleri hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,4-Kaldırılan kararın icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine, 5-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 27.11.2025 KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca karar kesindir.