11. Hukuk Dairesi 2025/5835 E. , 2026/953 K. "" MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/506 Esas, 2025/945 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: ...4. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/263 E., 2024/910 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava k…
11. Hukuk Dairesi 2025/5835 E. , 2026/953 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/506 Esas, 2025/945 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: ...4. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/263 E., 2024/910 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 816.000,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369/2 hükmü gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan 24.06.2014 tarihli, protokole göre davalıların ...-... Kauçuk adına 24.06.2014 tarihine kadar tahakkuk eden vergi ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) prim borçlarının tamamının (taksit ile ödeyecek ise son taksit ödeme süresinin sonuna kadar tahakkuk edecek olan borç dahil) ve iş davalarına mahsuben toplam 30.000,00 TL ödemeyi kabul ve taahhüt ettiklerini, davalıların protokol gereği iş davalarına mahsuben yapılacak ödemeyi yaparak protokolü kısmen ifa ettiklerini, ancak protokolün 3. maddesi A bendinde kararlaştırılan ... Kauçuk-... adına 24.06.2014 tarihine kadar tahakkuk etmiş olan SGK prim ve vergi borçlarını ödemediklerini, davalıların ödeme ihtarlarına taraflar arasındaki protokolün hile ve muvazaa sonucu yapıldığı iddia edilerek protokolün feshedildiği ve protokolün ilgili maddesinin ifa edilmeyeceğinin bildirilmesi şeklinde cevap verildiği, davalılar tarafından protokolün hile sonucu imzalandığı iddia edilmiş ise de bu hileli davranışın ne şekilde gerçekleştiği konusunda açıklamada bulunulmadığını ileri sürerek davalıların ödemesi gereken SGK prim borcu ve vergi dairesine olan borcun tespitini ve borç miktarının davalılardan alınarak vergi dairesi ve SGK'ya ödenmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; protokolün tarafı olan ...’nın davaya dahil edilmesinin gerektiğini, davacının açmış olduğu davada talebe ilişkin bütün konuların 24.06.2014 tarihli protokolde açıkça belirlendiğini, bu nedenle davacının dava türü konusundaki belirleme ve taleplerine itiraz ettiklerini, bununla birlikte davacının taleplerine karşı zamanaşımı, takas ve mahsup defîlerini ileri sürdüklerini, davacı tarafından beyan edilen 24.06.2014 tarihli protokolün, davacının borçları sebebiyle davalı şirketin mallarının haczedilmesi ve bu nedenle şirketin çalışamaz hale gelmesi ve bu olumsuz durumun ortadan kaldırılması için imza altına alınan bir protokol olduğunu, davacının borçları nedeniyle ...3. İcra Müdürlüğünün 2014/4256 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını davalı şirket ile aynı adreste faaliyet gösteren davacıya çıkarılan tebligatın davalının faaliyet adresine tebliğ olduğunu, davacının kötüniyet ile davalıya sunmuş olduğu makine ve teçhizatın haczedilmesini sağlayarak bu baskı ile davalıya bir kısım borçlarını ödetmeye çalıştığını, davaya konu borçlar incelendiğinde gerek vergi dairesi gerekse SGK prim borçlarının davacının sorumluluğunda bulunduğunu, her ne kadar ... ve Yasin Asal protokolde müteselsil kefil olarak değerlendirilerek davaya dahil edilmişse de şekil şartlarına uygun olarak oluşturulmayan bir müteselsil kefalet şeklinin kabul edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile daha önce verilen istinaf kaldırma ilamında belirtildiği üzere, iddianın ileri sürülüş biçimi itibariyle taraflar arasındaki sözleşmenin üçüncü kişi yararına sözleşme niteliği taşıdığı davanın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 129. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, üçüncü kişi yararına sözleşme yapılması halinde üçüncü kişi veya vaat ettiren tarafın, borcun içlerinden birine değil, sadece üçüncü kişiye ifa edilmesini isteyebileceği, dolayısıyla borcun ancak üçüncü kişiye ifası istenebileceğinden eldeki davada davacının borcun kendi adına ifasını isteme imkanının bulunmadığı ancak ifanın ilgili kurumlara yapılmasını istemekte hukuki yararının var olduğu, bu kapsamda taraflar arasındaki sözleşme gereği belirlenen ... Kauçuk-... işletmesinin 24.06.2014 tarihine kadar olan vergi ve SGK borçlarının tespiti için bilirkişi heyetinden rapor aldırarak düzenlenen rapora göre toplam vergi borçlarının gecikme zammı dahil 130.780,13 TL, toplam SGK borcunun 112.828,02 TL olduğunun tespit edildiği gerekçesi ile söz konusu kurum borçlarının davalılar tarafından ilgili kurumlara ödenmesine, sair taleplerin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile davalı şirket arasında 24.06.2014 tarihinde, SGK ve vergi borçlarının ödenmesi, iş davalarının sonlandırılması, araç devri konulu protokolün aktedildiği, davalılar ... ve ...'ın bu protokolü imzaladıkları, protokolde yazılı ...3. İcra Müdürlüğünün 2014/4256 E. sayılı takip dosyasında, takip alacaklısı ile davacı ...'nın danışıklı hareket ettiklerine ilişkin dosyada herhangi bir delil bulunmadığı, davalı şirketin davacıdan makine ve teçhizatları devralmış olması da nazara alındığından anılan icra dosyasında davalı şirket hakkında haciz uygulanmış olmasının da dava konusu protokolün gabin altında yapıldığının kabulü için yeterli olmadığı, protokolde davacının edimlerinin SGK ve vergi borçları ile işçi alacaklarının ödenmesi şartına bağlandığı, bu halde davalı tarafın öncelikle kendi edimini ifa etmesinin gerektiği, eldeki davada, davacının protokoldeki edimleri yönünden temerrüte düşürüldüğü iddia ve ispat edilmemiş oluğundan bu haliyle davalının sözleşmeyi feshinin geçersiz olduğu, bu halde davalı şirketin, davacının ... Kauçuk unvanlı işletmesinin 24.06.2014 tarihine kadar olan tüm vergi ve SGK prim borçlarından sorumlu olacağı, bilirkişi ek raporunda 24.06.2014 tarihine göre toplam vergi borçlarının gecikme zammı dahil 130.780,13 TL ve SGK borcunun borç aslı ve gecikme zamları toplamının 112.828,02 TL olduğunun tespit edildiği, protokolle anılan borçların davalı tarafından ödenecek olmasının davacının alacaklı kurumlara karşı sorumluluğunu sona erdirmediği, vergi ve prim borçlarının 24.06.2014 tarihinden sonraki faizinden davacının sorumlu olması sebebi ile davacının güncel borç bedeline dair istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, taraflar arasındaki protokolde açıkça vergi ve prim borçlarının Asal Kauçuk San. ve Tic. Ltd. Şti., ... ve ... tarafından ödeneceğinin düzenlendiği, borçtan davalılar ... ve ...'ın da sorumlu olması nedeniyle davalı tarafın kefalete ilişkin itirazlarının yerinde görülmediği gerekçesi ile taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, SGK ve vergi borçlarının ilgili kurumlara ödenmesi istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Taraflar arasında imzalanan protokole göre SGK ve vergi borçlarından davalıların sorumlu olduğu hükmüne göre ödenmesi gereken meblağın davalılardan tahsili ile ilgili kurumlara yatırılması talep edilmiş ise de söz konusu borçlarla ilgili ilgili kurumlar tarafından davacıya muacceliyet ya da ödeme ihtarı gönderilmediği gibi dava tarihinde davacının ilgili kurumlara ödemek zorunda kaldığı bir borcun bulunmadığı, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı hususu gözetilerek davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru bulunmayarak, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. 2.Bozma sebebine göre davalılar vekilinin sair, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin sair, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harçlarının istekleri hâlinde ilgililere iadesine, 12.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.