T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1480 Esas KARAR NO: 2026/441 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2021/461 Esas - 2023/284 Karar TARİHİ: 03/04/2023 DAVA: Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) KARAR TARİHİ: 05/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başv…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1480 Esas KARAR NO: 2026/441 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2021/461 Esas - 2023/284 Karar TARİHİ: 03/04/2023 DAVA: Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) KARAR TARİHİ: 05/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin iş hacminin büyük kısmı telefon ticareti olduğunu, müvekkilinin elektronik ortamdan aldığı siparişler doğrultusunda telefon ve elektronik alet sattığını, telefonların alıcıya ulaştırılması kargo aracılığı ile sağlandığını, satılan telefonların alıcılarına ulaştırılması amacıyla davalı ile taşıma hizmeti anlaşması yapıldığını, taraflar arasındaki sözleşmeye göre, müvekkilin borcu davalıya bedel ödemek iken davalının borcu taşımayı üstlendiği eşyayı varma yerine götürmek ve gönderilene eksiksiz bir şekilde teslim etmek olduğunu, eşyanın zilyetliği davalıdayken emtianın hasarından, müşteriye teslim edilmemesinden veya zıyaından davalının sorumlu olduğunu, toplam bedeli 54.480,16-TL olan 3 adet kargo gönderilenlerine teslim edilmek üzere davalı kargo firmasına teslim edildiğini, ancak farklı tarihlerde teslim edilen bu kargolar gönderilene teslim edilmediğini, ayrıca kargolardan hariç başkaca kaybolan kargolarla da ilgili olarak davalı tarafla ikili görüşmelerin yapıldığını, yapılan ikili görüşmeler sonucu iade işlemleri kabul edildiğini ve davalı tarafa iade faturası kesildiğini, faturaların e-fatura olduğunu ve sistem üzerinden davalıya tebliğ edildiğini, ancak toplam tutarı 5.985,16TL olan faturalarla ilgili de ödeme işlemi olmadığını, tüm bu nedenlerle davanın kabulü ile fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00TL'nin avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesinin talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın uğradığını iddia ettiği zarar maddi zarar olgusunu kabul etmemekle birlikte her ne kadar huzurdaki dava ile uğranıldığı iddia olunan maddi zarara ilişkin alacak kalemleri belirsiz alacak davası şeklinde talep edilmişse de uyuşmazlığın mahiyeti bakımından dava değeri ve uğranıldığı iddia olunan maddi zararlar davacı tarafça belirlenebilir durumda olduğunu, işbu nedenle davanın hmk madde 107 uyarınca hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiğini, müvekkili şirket sektöründe öncü bir firma olup mezkûr taşımada müvekkili şirkete izafe edilebilecek hiçbir bir kusur bulunmadığını, huzurdaki dava ile şikayet konusu olan gönderiler kayıp olmayıp, hasarsız olarak alıcısına teslim edildiğini, kargonun hasardan ari şekilde teslim alındığı ihtirazı kayıtsız olarak imzalanmış olan kargo teslim tutanağı ile açıkça ortada olduğunu, olayda tam tazminata hükmedilmesini gerektiren koşulların bulunmadığını, tüm bu açıklanan nedenlerle haksız davanın külliyen reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 03/04/2023 tarih ve 2021/461 Esas - 2023/284 Karar sayılı kararında;".....Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacı tarafından dava konusu emtianın dava dışı müşterilere gönderilmek üzere davalı kargo firmasına teslim edildiği, emtianın taşıma sırasında muhatablarına teslim edilmemesi, kaybolması nedeni ile 3 adet kargo bedeli ile daha önce de kaybolan bir kısım kargoların fatura bedellerinin tahsili istemine ilişkindir. Davacının 1.000,00 TL'lik talep sonucunun her bir kalem yönünden açıklanması bakımından süre verilmiş ve 3 kargo içindeki 4 adet telefon değeri 54.480,16 TL olarak belirlenmiş, ıslah da bu miktara göre 950,00 TL üzerinden yapılmış, diğer bahsi geçen ve kaybolduğu iddia edilen kargoların bedeli ise 5.985,16 TL olarak bildirilmiş, ıslah edilmeyen bu kısım 50,00 TL olarak somutlaştırılmıştır.........Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, davacının ... adlı alışveriş portalı üzerinden aldığı siparişi anlaşmalı olan davalı kargo firması ile gönderime çıkarmıştır. ... adlı satış portalı nihai tüketici ile davacı satıcı arasında aracılık eden, alışveriş tamamlanınca ödemeyi gerçekleştiren internet sitesidir. Davacı, dava konusu 3 adet kargoya ilişkin siparişlerini bu site üzerinden almış ve anlaşmalı kargo olan davalı şirkete emtiaları ayrı ayrı teslim etmiş ancak ürünler nihai tüketicilere ulaşmadığından davacıya ... üzerinden para ödemesi yapılmamıştır. Dosya kapsamı ve davacı yanca sunulan belgeler kapsamında alışverişe konu sipariş ve fatura kayıtları ile kargo içerikleri birebir uyumludur. Dolayısıyla içeriği belirli olan kargoların davalıya nihai tüketiciye gönderilmek üzere teslim edildiği sabittir. Ne var ki içerisinde 4 adet telefon bulunan gönderiler davalı yanca alıcısına teslim edilmiş gösterilse de kime teslim edildiği belirli olmamakla birlikte davacının müşterilerinden alınan imzalı bir teslim evrakı sunulamamıştır. Dolayısıyla müşterilere teslim edilmeyen telefonların davalı uhdesinde iken kaybolduğu, davacının telefon fatura bedelleri itibariyle ürünün müşteriye teslim edilememesi nedeniyle ödeme alamayıp zarara uğradığı, davalı yanca emtiaların kime teslim edildiğinin dahi izah edilemediği, davalının taşımak üzere teslim aldığı emtianın ziyaa uğramasında tek başına ihmalinin bulunduğu, gönderinin gerçek alıcıya tesliminde herhangi bir belirlilik bulunmadığı, gönderinin imza karşılığı teslim edilmemesinin işin olağan akışına aykırı olduğu, davalı tacirin yapılan işi tevsik edebilecek şekilde basiretli olarak hareket etmesi gerektiği, oysa gönderi alıcıya teslim edilmiş gibi pervasızca bir davranışla hareket edildiği, böyle bir zararın meydana gelmesinde ihmalin tek başına davalıya veya onun sorumluluğunda olan çalışanlarına ait olduğu, bu suretle gerçekleşen ağır kusurlu, pervasızca davranış nedeniyle davalının sorumluluktan kurtulma hâllerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamayacağı anlaşılmakla alınan bilirkişi raporu da gözetilerek kargo içeriğinde açıkça fatura bedelleri belirli olan 4 adet telefon yönünden davacıya bedellerinin ödenmesine karar vermek gerekmiştir. Davalının dava tarihinden önce temerrüde düşürülmediği, kısmi dava ikame edildiği gözetilerek alacağa dava ve ıslah tarihlerinden itibaren tarafların tacir ve işin ticari olduğu gözetilerek avans faizi işletilmiştir. Bunun yanında dava dilekçesinde 5.985,16TL olarak bildirilen ancak içeriği veya gönderi kayıtları hakkında bilgi sunulamayan, kaybolduğu iddia edilen, oysa davalı yanca daha önce ödemesi yapıldığı bilirkişi tarafından tespit edilen 50,00 TL'lik kısmi talebin reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir." gerekçesi ile, ''1-Davanın Kısmen Kabulü ile 54.480,16 TL tazminat bedelinin 950,00 TL'sine 12/07/2021 dava tarihinden bakiyesine ıslah tarihi olan 07/09/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebinin Reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; huzurdaki yargılama kapsamında eksik inceleme ve değerlendirmeye dayanılarak hüküm kurulduğunu, dosya içeriğine sundukları beyanların göz ardı edildiğini ve dikkate alınmadığını, , işbu nedenle yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, Mezkur taşımada müvekkil şirkete izafe edilebilecek hiçbir kusur bulunmadığını, davacının dilekçesinde müvekkil şirketin üstlenmiş olduğu taşıma işi neticesinde zarara uğramış olduğunu iddia ederek bunun müvekkil şirket tarafından tazmin edilmesini talep ettiğini, ancak mezkûr taşımaya ilişkin olarak müvekkil şirketin davacıya karşı herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, müvekkil şirketin taraflar arasında akdedilmiş olan ilgili kargo sözleşmesinin gereklerine uygun olarak hareket ettiğini ve üzerine düşen yükümlülükleri eksiksiz yerine getirdiğini, taşınmak üzere kendisine teslim edilen kargonun içeriğini araştırma hak ve yetkisi bulunmadığından içerik konusunda teslim edenin beyanına itibar edileceğinin kanun gereği olduğunu, zira müvekkil şirketin Türkiye çapında kargo taşımacılığı yapan büyük bir ticari şirket olduğunu ve günde binlerce gönderi yapıldığını, yapılan bu gönderilerle ilgili olarak da gerek iyiniyetli gerek kötü niyetli birçok talep ile de karşılaşıldığını, dolayısıyla davacının tüm bu iddialarının da ispata muhtaç olduğunu, kargonun içeriğinde bulunduğu iddia edilen ürünlerin ispat edilmesi, hasar iddialarının doğruluğunun ve işbu hasarın ne denli zarara sebebiyet verdiğinin tespit edilmesi gerektiğini, Yerel mahkeme ve bilirkişi raporları ile esas olan sınırlı sorumluluk prensibinin müvekkil şirket aleyhine olacak şekilde göz ardı edilmesinin kabul edilemez mahiyette olduğunu, müvekkil şirketin somut olayda sorumluluğu bulunmamakla birlikte; sorumlu olduğu düşünülecek olursa dahi sınırlı sorumluluk ilkesinin benimsenmesi gerektiğini, TTK m.886 uyarınca tam tazminata hükmedilebilmesi için zararın meydana gelmesinde taşıyıcının kast ve pervasız davranış kusuru varlığının da ispat edilmesi gerektiğini, müvekkil şirketin tam tazminata hükmedilebilmesinin ancak taşıyanın ağır kusurunun veya hilesinin ispatlanması halinde mümkün olduğunu, işbu taşımada müvekkil şirketin kusurlu olduğu kabul edilse dahi, ağır kusur ve hile durumu olmadığını, Taşıyanın sorumluluğunun TTK hükümleri uyarınca sınırlandırıldığını, bir an için müvekkil şirketin tazmin yükümlülüğü düşünülse dahi bu kapsamda TTK m882 uyarınca taşıyıcının sorumluluğunun üst sınırı bulunduğunu, bu kapsamda müvekkil şirketin sorumlu olduğuna kanaat getirilecek ise de bu sorumluluğun ancak TTK m882 uyarınca kargonun her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme hakkını karşılayan tutar ile sınırlı olması gerektiğini, bahsi geçen şekilde hüküm tesis edilmesinin yasa ve usule aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, kargo taşıması için davalıya teslim edilen emtianın alıcısına teslim edilmediği iddiasıyla uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut olayda davacı taraf, ..... online alışveriş uygulaması üzerinden sattığı toplam bedeli 54.480,16 TL olan 3 adet kargoyu dava dışı müşterilere gönderilmek üzere davalı kargo firmasına teslim edildiği halde kargonun alıcılarına teslim edilmemiş olması nedeniyle satışa aracılık eden internet satış platformu tarafından ürün bedellerinin müşterilere iade edildiği ve kendisine ödeme yapılmadığını, taşıma konusu emtia bedelinin ödenmesi için dava tarihinden önce davalıdan ödeme talebinde bulunulduğunu, davalı tarafça ödeme yapılmayınca oluşan zararın tahsili talebiyle eldeki davanın açıldığı belirtilmiştir. TTK'nın 875. Maddesine göre, taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur. Taşıyıcı aynı zamanda adamlarının görevlerini yerine getirmeleri sırasındaki fiil ve ihmallerinden de kendi fiil ve ihmali gibi sorumludur (TTK m.879). Davalı taşıyıcı, taşımaya konu emtiayı alıcısına teslim edememesine ilişkin hiç bir somut gerekçe ileri sürmemektedir.Alıcısına malı teslim etmeyen taşıyıcının sorumluluğu kural olarak TTK nun 882. maddesi uyarınca sınırlı sorumluluktur. Ancak, TTK'nın 886. maddesi uyarınca zarara, taşıyıcının, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verilmesi halinde taşıyıcı sorumluluktan kurtulma hâllerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamaz. Davalı taraf her ne kadar cevap dilekçesinde, davalının üzerine düşen edimi yerine getirdiğini ve kusuru olmadığını beyan etmiş ise de, mahkemece alınan bilirkişi raporunda; davalının cevap dilekçesi ekinde ibraz ettiği kargo teslim belgelerinde alıcı imzasının olmadığı, teslim hususunun ispata muhtaç olduğu belirtilmiş, davacının gönderdiği kargoların müşterilere teslim edilmemesi sonucu satışa aracılık eden internet satış platformu tarafından ürün bedellerinin müşterilere iade edildiği gözetildiğinde davalı tarafça kargonun alıcısına teslim edildiği ispat edilememiştir. Bu durumda davacının gönderisinin, davalının görevlilerince teslim alındıktan sonra alıcısına teslim edilmediği anlaşılmaktadır. Somut olayda, ziyaın taşıma sırasında meydana geldiği açık bulunduğundan davalının Türk Ticaret Kanununun 875. maddesi gereğince somut olayda meydana gelen zarardan sorumludur. Davalının meydana gelen zarar nedeniyle sorumluluğunun belirlenmesi amacıyla tazminata esas alınacak değer de TTK'nın 880. maddesinde belirlenmiş olup, taşıyıcının sorumluluğu kural olarak, eşyanın tamamı değerini kaybetmişse tamamının, eşyanın bir kısmı değerini kaybetmişse, değerini kaybeden kısmının, net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlıdır (TTK m. 882/2). Ancak, zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyıcı Kanunda öngörülen sorumluluktan kurtulma hâllerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamaz (TTK m. 886). Davalı tarafça teslim alındığı sabit bulunan eşyanın teslim edilmemesinin makul kabul edilmesinde olanak bulunmaması, dolayısıyla TTK'nın 886. maddesi gereğince gönderinin gerçek alıcısına teslim edilmemesi suretiyle davacının uğradığı zararın davalının pervazsızca davranışından kaynaklanması nedeniyle (Yargıtay 11. HD, E.2015/2815, K.2015/7806, T.05/06/2015; Yargıtay 11. HD, E.2015/10215, K.2015/13042) davalı şirketin TTK'nın 882. maddesindeki sorumluluk sınırlamasından faydalanamayacağı ve davalının davacının gerçek zararı ile sorumlu bulunması gerektiği sonucuna varılmıştır.Malın gerçek değerinin TTK'nın 880/3. maddesine göre belirlenmesi gerekir. Taşımaya konu emtianın alıcısına satıldığı ticari kayıtlarla ispatlanmıştır. Alınan bilirkişi raporu da gözetilerek kargo içeriklerinin davacının dava dışı müşterileri adına tanzim ettiği 14.09.2020 tarihli ....... numaralı 15.659,00TL tutarlı, 10.09.2020 tarihli ............ numaralı 7.563,16,00TL. tutarlı ve 14.09.2020 tarihli .......... numaralı 31.258,00TL tutarlı faturalarla belirli olan 4 adet cep telefonu olduğu, mahkemece 4 adet telefon bedellerinin ödenmesi yönünde davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.721,54 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 930,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.791,14 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 05/03/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.