T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1416 - 2025/1712 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1416 KARAR NO : 2025/1712 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 05/04/2023 NUMARASI : 2022/240 E. - 2023/146 K. DAVANIN KONUSU : Marka 2022-M-2651 Sayılı YİDK Kararı İptali-Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 4.…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1416 - 2025/1712 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1416 KARAR NO : 2025/1712 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 05/04/2023 NUMARASI : 2022/240 E. - 2023/146 K. DAVANIN KONUSU : Marka 2022-M-2651 Sayılı YİDK Kararı İptali-Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 05/04/2023 tarih ve 2022/240 E. - 2023/146 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, özellikle Kapadokya Turizm Bölgesi'nde önemli rolü bulunan müvekkilinin 2002 yılından bu yana otellerinde kullandığı "..." markasını 2016 yılında tescil ettirdiğini, anılan markanın müvekkilinin yatırımları ile bilinirlik ve ayırt edicilik kazandığını, hal böyle iken davalının 2019/116417 sayılı "... ...” ibareli markanın tescili talebine yönelik itirazın YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa taraf markalarında ortak olan ve davaya konu markanın asli unsurunu oluşturan "...” ibaresinin tüketici gözünde müvekkili ile özdeşleştiğini, davalı markada ayırt ediciliği sağlayacak bir unsurdan söz edilemeyeceğini, "..." ibaresinin daha çok müvekkilinin şubesi izlenimi uyandırdığını, davaya konu markanın tescilinin talep edildiği sınıftaki hizmetler müvekkilinin markasının kapsamında bulunduğundan emtia benzerliğinin gerçekleştiğini, taraf markalarının halk nezdinde karıştırılacağı hususunun tartışmasız olduğunu, müvekkilinin markasının tanınmış marka niteliğinde olup davaya konu markanın tescili halinde müvekkilinin markasının ayırt edici karakterinin zedelenmesi ve davalının haksız kazanç sağlamasının söz konusu olduğunu, ayrıca müvekkilinin markasını bildiği halde benzer bir marka tescil talebinde bulunulan davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek 2022-M-2651 sayılı YİDK kararının iptaline, 2019/116417 nolu "... ...” ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu ve dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı şirket vekili, benzerlik incelemesinin markanın bütünü üzerinden yapılması gerektiğini, bu kapsamda müvekkilinin markasında bulunan "..." ibaresinin ayırt edici olduğunu, ...'da bulunan müvekkiline ait otel ile ...'te bulunan davacıya ait otellerin müşteriler tarafından karıştırılmasının söz konusu olmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının "Şekil+... ..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "...+Şekil" ibareli tescilli markaları arasında emtia benzerliği oluşsa da biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, davalı başvurusundakişekil unsuru ve "..." ibaresi ile itiraza dayanak markalardaki şekil unsurlarının taraf markalarını bariz olarak birbirinden tamamen uzaklaştırarak iltibası ortadan kaldırdığı, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu hizmetler için ayırdığı satın alma/faydalanma süresi içinde, davalının "şekil+... ..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının "...+şekil" ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, davacının "ŞEKİL+... ..." ibareli başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliğini kanıtlanmadığı, markalar benzer olmadığından SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulunun sağlanmadığı ve başvurunun kötü niyetli olduğunun kanıtlanmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davacı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin “...” markasını 2002 yılından itibaren ticari faaliyetlerinde aktif ve yoğun bir şekilde kullanarak tanınır hale getirdiğini, markanın müvekkilli ile adeta özdeşleştiğini, ayrıca "....com.tr" ve "....com" alan adlarının da müvekkiline ait olduğunu, markanın 23/05/2017 tarihinde tescil edildiğini, davalının “... ...’’ markasının müvekkilinin markaları ile benzerlik içerdiğini, markayı müvekkilinin markasından ayırt eedecek bir unsur bulunmadığını, aynı hizmetleri kapsaması nedeniyle karıştırılma ihtimalinin olduğunu, mevcut hali ile markanın müvekkilinin şubesi izlenimini yarattığını, Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 22/12/2022 tarihli, 2022/271 Esas ve 2022/444 Karar sayılı dosyasında temin edilen bilirkişi raporunda "..." ibaresinin otelcilik sektöründe bilinen bir türü ifade etmediği ve ibarenin özellikle geçici konaklama hizmetlerinde bilinir bir marka olup ayırt edici hale geldiği hususunun tespit edildiğini, somut olayda karara esas alınan bilirkişi raporunun bu rapor ile tamamen çeliştiğini, markanın Türkiye'de ve Dünya'da bilinir olduğunun dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden açıkça anlaşıldığını, "..." ibaresini taşıyan müvekkiline ait otelin dünyanın en prestijli kuruluşlarından çeşitli ödüller aldığını, ancak lüks sınıftaki otellerin girebildiği organizasyonlara dahil olduğunu, bu durumda davaya konu markanın tescili halinde davalı şirketin haksız kazanç sağlaması yanında müvekkilinin markasının ayırt ediciliği ve itibarının zarar göreceğini, ayrıca müvekkilinin markasından haberdar olan davalı şirketin benzer bir marka ibaresinin tescil ettirmek istemesinin kötü niyetli olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE: Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali ve hükümsüzlük istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davalı şirketin 22/11/2019 tarihinde "... ...+Şekil" ibaresinin 43. sınıfta tescili için 2019/116417 sayılı marka başvurusunda bulunduğu, davacı tarafından sayılı "..." ibareli markasına dayalı olarak iltibas, gerçek hak sahipliği, tanınmışlık ve kötü niyet nedenleriyle itiraz edildiği, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından davaya konu marka ile davacının itiraza mesnet markaları arasında benzerlik görülmeyerek itirazın reddine karar verildiği, davacının anılan karara yönelik itirazının "..." ibaresinin arkeolojik kazı alanı üzerine kurulan ve içerisinde kazı sonucu ortaya çıkarılan tarihi eserleri barındıran otel konseptini tanımlamak için kullanılan bir kavram olduğu, Türkiye'nin bir çok yerinde" ..." konseptinin bulunduğu bu bağlamda söz konusu ibarenin ayırt ediciliğinin düşük olup başvuruda yer alan "..." ibaresinin ayırt ediciliği sağladığı gerekçesiyle YİDK tarafından reddedildiği, YİDK kararının davacı tarafa 25/4/2022 tarihinde tebliğ edildiği, işbu davanın 23/6/2022 tarihinde iki aylık hak düşürücü süresi içinde açıldığı anlaşılmaktadır. Davacı şirket vekili, taraf markalarında ortak olan ve davaya konu markanın asli unsurunu oluşturan "...” ibaresinin tüketici gözünde müvekkili ile özdeşleştiğini, davalı markada ayırt ediciliği sağlayacak bir unsurdan söz edilemeyeceğini, "..." ibaresinin daha çok müvekkilinin şubesi izlenimi uyandırdığını ileri sürmüştür. Dosya içinde bulunan ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının itiraza dayanak markalarının asli unsurunu oluşturan "..." (...) ibaresinin herkesçe bilinen ve yakın döneme ait etnoğrafik eserlere sahip tesisler ile antik dönem eserleri ile iç içe olan tesislerden oluşan otel konseptini tanımladığı, dolayısı ile bu ibarenin tek balına ayırt ediciliğinin zayıf olduğu şeklinde bir tespit bulunmaktadır. Buna karşılık davacı vekili ... markasının müvekkilinin kullanımı ile ayırt edici hale getirildiğini, bu ibarenin ilk kez müvekkili tarafından marka olarak kullanıldığını, aynı ibareyi içeren marka başvurularına yönelik itirazın reddi sonrasında YİDK kararının iptali talebiyle açılan davalarda bu hususun tespit edildiğini ileri sürmüştür. Davacı vekili bu kapsamda Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 22/12/2022 tarihli, 2022/271 Esas ve 2022/444 Karar sayılı dosyasında temin edilen bilirkişi raporundaki tespitlere dayanmıştır. Yine Dairenin denetiminden geçen ve davacı şirketin davalı olduğu 2023/777E-2025/986 K sayılı dosyada temin edilen bilirkişi raporunda "..." ibaresinin geçici konaklama hizmetleri yönünden tanımlayıcı olmadığı yönünde bir tespitte bulunulmuştur. Görüldüğü üzere, mahkemece aynı ibarenin niteliğine ilişkin alınan bilirkişi raporlarında, davacının SMK'nın 6/1 kapsamında ileri sürdüğü iddiası bakımından farklı sonuçlara ulaşılmış olup davacının dosyadaki bilirkişi raporuna yönelik ciddi itirazları karşılanmadan yargılama sonuçlandırılmıştır. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi ve bu hakkın özel bir görünümü niteliğindeki HMK'nın 27. maddesindeki hukuki dinlenilme hakkı uyarınca uyuşmazlığın çözümünde sonuca etki etme ihtimali bulunan delillerin toplanması ve değerlendirilmesi zorunludur. Somut olayda davacının bu nitelikteki iddiasının karşılanması gerekmektedir. O halde mahkemece yapılması gereken, davacının itiraza dayanak markasının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin YİDK kararında ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere otel konsepti olarak geçici konaklama hizmetleri kapsamında tanımlayıcı, ayırt ediciliği düşük bir ibare olup olmadığı hakkında bahsi geçen bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonucuna göre karar vermekten ibarettir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, somut uyuşmazlığın çözümünde esasa etkili delil niteliğinde olan hususların değerlendirilmediği anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülebilmesi için mahkemesine iadesine, kararın niteliğine göre, davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 05/04/2023 gün ve 2022/240 E. - 2023/146 K. sayılı kararın KALDIRILMASINA; 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 179,90-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 25/09/2025 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/09/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.