11. Hukuk Dairesi 2019/5340 E. , 2020/3410 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nce bozmaya uyularak davanın esastan reddine dair verilen 03/10/2019 tarih ve 2019/1722 E. -2019/1313 K.sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor d
**11. Hukuk Dairesi 2019/5340 E. , 2020/3410 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nce bozmaya uyularak davanın esastan reddine dair verilen 03/10/2019 tarih ve 2019/1722 E. -2019/1313 K.sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü Davacı vekili; müvekkili ile davalının Cefleks Kauçuk Paz. ve Dış Tic. Ltd. Şti. ile Cefleks Kauçuk Otomotiv San. İç. ve Dış Ltd. Şti.'nin ortağı olduklarını, davalının bu şirketlerin müdürü olduğunu, kâr payı dağıtılmadığını, şirket ile ilgili bilgi vermediğini, denetime engel olduğunu, müvekkilinin ortağı olduğu şirketlerle aynı alanda faaliyet gösteren Jefleks Plastik Kauçuk San. Tic. A.Ş. ve Jefleks Yapı Malzemeleri İht. İhr.. Ltd. Şti.'ni kurarak anılan şirketlerde yönetim kurulu üyesi ve yetkili müdür olarak ortak olduğu şirketler ile aynı alanında faaliyet gösterdiği ve ortak olunan şirkete ait makineleri şirketlerine intikal ettirildiğini, davalının kanun ve ana sözleşmeye aykırı davranarak haksız rekabete neden olduğunu iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla uğradığı zararın şimdilik 5.000,00 TL tazmini ile 6762 sayılı TTK 309. maddesi uyarınca şirkete verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; davacının şirketin kuruluşunda maddi katkısının bulunmadığını, üretimde kullanılan diğer makinelerin müvekkiline ait diğer şirketin olduğunu, Cefleks Kauçuk Otomotiv San. İç. ve Dış Ltd. Şti.'nin üretim yaptığını, şirketin zararına davacının neden olduğunu 24.05.2005 tarihinde şirketin sermaye payının 5.000 TL'den 400.000.- TL'ye çıkarıldığını, davacının payına düşen kısmı ödemediğini, müvekkilini şirketi ayakta tutmak için diğer şirketten mal ve para aktararak şirketi yönettiğini, davacının rakip firmalarda çalışarak rekabet kurallarına aykırı hareket ettiğini, 2005 genel kurul toplantısına çağırıldığı halde katılmadığını, şirketin gayri faal olduğunu, vergi ve sigorta borçlarının müvekkilince ödendiğini, şirketin kârının olmadığını ve makinelerin kullanılmış olması nedeniyle düşük bedelde satılarak borçların karşılandığını savunarak davanın reddini istemiş; 29.05.2015 tarihli ıslah dilekçesi ile zamaaşımı itirazında bulunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacının ortak olduğu Cefleks Otomotiv firmasının 17.12.2013 tarihinde, Cefleks Pazarlama şirketinin de 29.09.2004 tarihinde kurulduğu, davalının ise bu tarihlerden sonra 31.07.2006 tarihinde Jefleks Plastik şirketine, 08.11.2016 tarihinde de Jefleks Yapı Malzemeleri şirketini kurduğu, davalının müdürü olduğu Jefleks Ltd. Şti'nin yurtiçi satışının olmadığı, Cefleks Kauçuk Oto Ltd. Şti'nin mevcut yurtiçi satışlarının söz konusu rekabet yasağına aykırılıktan etkilenmediği, tarafların müşterileri arasında bir bağlantının da bulunmadığı Cefleks Ltd. Şti'nin düzenli olarak seyreden bir kârlılık durumunun da olmadığı, makinaların şirket zararına olarak şirket mal varlığından çıkartılmasına yönelik herhangi bir delil bulunmadığı, davacının rekabet yasağına aykırılık sebebiyle şirketin uğramış olduğu zararı somut olarak ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, bozma ilamına uyularak iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalının ortak ve müdürü olduğu şirketlerde görev yaparken şirket ortaklarından izin almaksızın, aynı faaliyet konularında kurulan şirketlere ortak ve müdür olması 6762 sayılı TTK'nın 547. maddesine aykırı ise de, tarafların birlikte ortak oldukları şirketlerin faaliyet dönemlerinde gerçekte önemli bir miktarda kâr elde edememesi, yapılan ticari faaliyet kârlarının önceki yıllar zararını karşılamaktan uzak olması, şirketin önceki yıllar zararlarının karşılanması için şirket makine ve demirbaşlarının satılmasının gerekmesi, bu nedenle şirketin 2006 yılından itibaren gayri faal duruma gelmesi, davalının kurmuş olduğu ve müdürlük görevini yaptığı şirketlerin diğer şirketlerle aynı müşterilere satış yapmaması, bu nedenle haksız rekabet oluşturacak eylemlerin bulunmaması, davalının eylemleri nedeniyle davacının ortak olduğu şirketin zarara uğradığının ispatlanamadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmişlerdir. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden taraflardan ayrı ayrı alınmasına, 01/07/2020 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY 1- Dava, limitet şirket yönetici ortağının şirketle rekabet etme yasağına aykırı hareket ettiği iddiasına dayalı olarak davacı ortağın açtığı dolaylı zarar iddiasına dayalı tazminat davasıdır. 2- Daha önce Bölge Adliye Mahkemesinin 2017/734-2018/116 sayılı kararı, Dairemizin 06/052019 tarih 2018/1917 Esas 2019/3441 Karar sayılı ilamı ile “Somut olayda İlk Derece Mahkemesince verilen davanın esastan reddine ilişkin karara karşı istinaf yoluna başvuran davacının gösterdiği istinaf sebepleri arasında zaman aşımına ilişkin bir itiraz bulunmamaktadır. Bir başka söyleyişle, davacı, mahkemenin kabulüne göre gerekçeye yönelik bir istinaf istemi belirtmemiş, ilk derece mahkemesinin esastan redde ilişkin kararına karşı davalı yanca zamanaşımı def’inin mahkemece nazara alınmadığı yolunda herhangi bir istinaf başvurusunda bulunulmamıştır. Bu durumda, Bölge Adliye Mahkemesince, ileri sürülen istinaf sebepleriyle sınırlı olarak inceleme yapılması, bu bağlamda istinaf sebepleri arasında yer almayan zamanaşımı meselesi üzerinde durulmaksızın işin esasının incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, gerekçede işin esasının incelenmediği de ifade edilmek suretiyle hüküm kurulması kanunun açık hükmüne aykırı olup bozmayı gerektirmiştir” gerekçesiyle bozulmuştur. 3- HMK 353/1-b-2 uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesi davayı farklı gerekçe ile reddine karar vermek istiyorsa İlkderece Mahkemesi kararını kaldırıp kendi benimsediği gerekçeyle karar vermesi gerekir. Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçeyi değiştirdiği halde istinaf isteminin esastan reddine karar vermesi Dairemizce usulden bozulduğuna göre, Dairemizin bozma kararına karşı uyma veya direnme kararı verecek makam da Bölge Adliye Mahkemesi olup, anılan mahkemece bozmaya uyulması halinde, HMK 373/2-3 hükmü uyarınca işin esası hakkında karar vermesi gerektiği halde, sanki Bölge Adliye Mahkemesi Kararı hiç bozulmamış ve temyiz süreci hiç yaşanmamış gibi, bozmaya uyduğu halde, işin esası yerine “istinaf isteminin esastan reddine” karar vermesi HMK’ya aykırı olduğundan kararın bu sebeple bozulması gerekir. 4- Öte yandan kabule göre de; şirket yöneticisinin şirket genel kurulundan şirketle rekabete izin almadan, bir aynı alanda faaliyet gösteren başka şirkete yönetici ortak olması açıkça sadakat yasağı ile rekabet etmeme yasağına aykırılık teşkil edecek olup, gerek haksız rekabet, gerekse ayrılan işçinin rekabet yasağına aykırılık hallerinde olduğu gibi, izinsiz şirketle rekabet etme yasağında da tek başına eylemin varlığı yeterli olup, somut bir zararın ispatı gerekmez. Tek başına tehlikenin varlığı yeterli olup, bu tür eylemler için öngörülen tazminatlar, ekonomik geleceğin ve beklentinin sarsılmasından doğan zararları karşılamaya yöneliktir. Nitekim Dairemizin 2017/2595-2019/69; 2018/989 – 2019/2742 kararları da bu meyandadır. 5- Mahkemece 2.Bilirkişi heyeti raporuna itibarla “Somut olayda, davalının şirketle aynı alanda faaliyet gösteren bir şirket kurduğu sabit olup, davacı şirketin aynı tür malları sadece yurtiçinde satış konusu yaptığı, davalı şirketin ise yurtdışına ihracat yaptığı davalının müdür olduğu Jefleks Ltd.Şti'nin yurt içi satışının dahi olmadığı, Cefleks Kauçuk Oto Ltd. Şti.'nin mevcut yurt içi satışlarının söz konusu rekabet yasağına aykırılıktan etkilenmediği, tarafların müşterileri arasında bir bağlantının da bulunmadığı, Cefleks Ltd. Şti.'nin düzenli olarak seyreden bir kârlılık durumunun da olmadığı, makinaların şirket zararına yönelik şirket mal varlığından çıkartılmasına yönelik herhangi bir delil bulunmadığı ” gerekçesiyle tazminat isteminin reddine karar verilmiş ise de, Dr. ... ve Serpil Aslan’dan alınan 05/09/2014 tarihli 1.Bilirkişi heyeti raporunda da isabetle belirlendiği üzere, davalının şirkete karşı sadakat yükümlülüğünü ihlal ederek, yöneticisi olduğu dava dışı şirket adına ihracat yapmayıp, rekabete izin de almaksızın, aynı alanda faaliyet gösteren, aynı ticaret unvanını kullanan ve aynı tür malları pazarlayan davalı şirketleri kurarak önceki şirket yerine, sonraki şirket yararına ihracat yapmasının mülga TTK 547.maddesine aykırılık teşkil ettiğinden, bu nedenle oluşan önceki şirket Cefleks Ltd’nin dolaylı zararının davalıdan tazmin edilmesi gerektiği, zarar miktarının net olarak belirlenememesi halinde ise, TBK’nın 50.maddesi uyarınca uygun ve makul bir miktar tazminata karar verilmesi bu hususun da kabule göre bozma sebebi yapılması gerektiğini düşündüğümden, farklı yöndeki Dairemiz çoğunluk görüşlerine katılmıyorum.