. T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/1580 KARAR NO : 2026/284 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09/05/2022 NUMARASI : 2020/555 Esas 2022/406 Karar ASIL DOSYA; DAVA : Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) BİRLEŞEN 2017/1115 ESAS SAYILI DOSYA; DAVA : İstirdat(Ticari Satımdan Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ : 05/02/2026 KA…
. T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/1580 KARAR NO : 2026/284 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09/05/2022 NUMARASI : 2020/555 Esas 2022/406 Karar ASIL DOSYA; DAVA : Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) BİRLEŞEN 2017/1115 ESAS SAYILI DOSYA; DAVA : İstirdat(Ticari Satımdan Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ : 05/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 05/02/2026 Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı... AŞ arasında müvekkilinin fren sistemi üretmesi ve davalının da otomotiv/fren yedek parçası satışı yapması nedeniyle müvekkilinin davalı yandan fren balatası satın aldığını ve böylece taraflar arasında ticari ilişki kurulduğunu, bu ticari ilişki neticesinde, müvekkilinin davalıdan fren balatası almak için davalıya peşin avans ödemesi yaptığını ve ödemeler karşılığında çeşitli zamanlarda davalıdan fren balatası satın aldığını, davalı yanca müvekkiline malzeme gönderildikçe avans miktarından satın alınan emtia bedelinin düşüldüğünü, ancak uzunca bir zamandır müvekkili şirketin davalıya sipariş vermesine rağmen davalı yanın bu siparişleri müvekkiline göndermediğini, karşılıklı yapılan görüşmelerin de olumlu sonuç vermediğini, müvekkilinin de bunun üzerine halihazırda davalıya avans olarak ödenen ve şirket ticari kayıtları ile davalıya ödendiği tespit edilen 27.979,22 TL fazla ödemenin iadesini talep ettiğini, ancak karşı tarafın bu talebe de olumlu yanıt vermediğini ve ne müvekkiline malzeme gönderdiğini ne de kendisine müvekkili şirket muhasebe kayıtları incelendiğinde tespit edilen şu ana kadar ki 27.000 TL'den fazla avansını da iade etmediğini, davalıya bugün itibari ile tespit edilen 27.979,22 TL fazla ödeme yapıldığının ticari defter ve kayıtlarından tespit edildiğini, davalının bu ödeme karşılığı talep edilen malın müvekkiline gönderilmediği gibi ödenen fazla avansı da iade etmediklerini, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak üzere müvekkilinin, davalıya borcu olmadığının tespiti ile davalıya avans olarak ödenen ve karşılığında ne mal ne de nakden alacağını alamadığı 27.979,22 TL'nin ödeme gününden işleyecek ticari temerrüt faizi ve ferileri ile birlikte davalıdan istirdadına karar verilmesini talep etmiştir. İstanbul Anadolu 9.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1250-2020/288 E-K sayılı yetkisizlik kararı verilerek dosyanın mahkemeye tevzi edildiği ve mahkemenin 2020/555 E. Sırasına kaydının yapıldığı, İstanbul 9.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1115-2020/296 E-K sayılı dosyasının İstanbul Anadolu 9.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1250-2020/288 E-K sayılı dosyası ile birleştirme kararı verildiği ancak birleştirme kararı verilen İstanbul 9.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1115-2020/296 E-K sayılı dosyanın kesinleşmesinin İstanbul Anadolu 9.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1250-2020/288 E-K sayılı dosyasındaki verilen yetkisizlik kararından sonra olduğu ve Mahkemeye 28/10/2020 tarihli üst yazı ile gönderildiği anlaşılmıştır. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin İzmir Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, genel yetkili mahkemenin davalının yerleşim yeri mahkemesi olduğunu, ...AŞ'nin yerleşim yerinin İzmir olduğunu, dosyanın öncelikle yetki yönünden değerlendirilerek yetki itirazlarının kabulü ile dosyanın yetkili İzmir Asliye Ticaret Mahkemesine tevdiini talep ettiklerini, davacı tarafından menfi tespit/istirdat talepli olarak ikame edilen işbu davanın İcra ve İflas Kanununun ilgili hükümleri uyarınca gerekli şartlarının haiz olmadığını, taraflar arasında herhangi bir icra takibi olmadığı gibi davacı tarafından şirkete yalnızca çek teslimi yapıldığını, davacı şirket tarafından şirketlerine yapılacak ticari alım-satıma binaen toplamda 5 adet olmak üzere ileri vadeli avans çeki verildiğini, şirketleri ile davacı arasında fren balatası alım-satımı hususunda ticari ilişki kurulduğunu, bu bağlamda davacıdan toplam 400.000 TL bedelli 5 adet ileri vadeli avans çekleri alındığını, davacının ihtiyaç duyduğunda sipariş vererek şirketlerinden ürün talep edecek, mal teslimi yerine getirildikçe de bu malın bedelinin avans miktarından düşüleceğini, toplam 400.000 TL bedelli 5 adet çekin, teslim belgesi ile davacıdan teslim alındığını, 2017 Mart ayında avans olarak teslim edilen bağlantılı çeklerin vadelerinin 2017 Temmuz ve Kasım ayları arasında olmak üzere ileri vadeli olarak keşide edildiğini, davacı yan ile mal teslimlerinde hangi sürelere riayet edileceği konusunda yapılan görüşmelerde, malların çek vadelerinde değil de ihtiyaç doğumunda teslim edileceği konusunda anlaşıldığını, inceleme yapıldığında davacıya çeklerde belirtilen vadelere riayet edilmeksizin mütemadiyen mal teslimi yapıldığının anlaşılacağını, dolayısıyla da davacının şirketlerinden mal siparişi verdiğini ve bu siparişin taraflarınca yerine getirilmediği iddiasının mesnetsiz olduğunu, davacı şirketin 23/05/2016 tarihinde .... Şti ile .... Şti'nin ortaklığı ile kurulduğunu, davacı şirket ile yürütülen ticari ilişkinin, davacı şirket ortakları arasında çıkan uyuşmazlık nedeniyle sekteye uğradığını, davacı yanın sipariş verdiğini fakat taraflarınca da siparişin yerine getirilmemiş olmadığını, aksine davacı yanın sipariş dahi vermediğini, taraflarınca malların kendilerine özel şekilde üretildiğini, teslime hazır olduğunun iletilmiş olmasına karşın davacının tesellümden kaçındığını, davacı şirket ile yapılan görüşmelerde muhatap olunan ....'ın davacı şirketten ayrıldığını beyan ettiğini, muhatap olunan kimsenin ... olduğundan bundan sonraki süreçte ne yapılacağının taraflarınca da anlaşılamadığını, ticari ilişkinin tarafları belirsizleştiğinden ve davacı yan teslimden haksız yere imtina ettiğinden yasaya aykırı bir teslim olgusu yaratılmaktan kaçınıldığını, davacı ile şirketleri arasındaki ilişkinin iki tarafa borç yükleyen bir ilişki olduğunu, davacının şirketlerinden yasal bir alacağının doğabilmesi için öncelikli şartın temerrüt olduğunu, şirketlerinin temerrüde düşürülmediğini, muaccel bir alacak-borç olmadığını, taraflar arasında ifa tarihi olarak belirlenen bir tarih olmadığını, bu hususta davacı şirketten muhatap olunan ... ile şirket yetkilisi ...arasında geçen Whatsapp yazışmalarının delilleri olduğunu, yazışma çıktılarında çeklerin belirlenen şekilde verileceğini, mal tesliminde gecikme dahi olsa bir problem olmayacağının belirtildiğini, davacı şirket tarafından sipariş verilmesi akabinde mal teslimi sağlanacağı hususunda anlaşıldığını, ancak davacı yanın sipariş vermediğini, teslime hazır olduklarını bildirmelerine rağmen mal tesellümünden kaçınıldığını, dava tarihine bakıldığında da davacının mal teslimi istemek bir yana aradaki anlaşmaya aykırı şekilde mal yerine kazanç elde etmek istediğinin ortada olduğunu, mahkemenin yetkisizliğine ve davanın esastan reddine karar verilmesini beyan etmiştir. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; “Müvekkili şirketin fren sistemi ürettiğini ve davalı ... şirketinin de otomotiv/fren yedek parçası satışı yapması nedeniyle müvekkili şirketin davalıdan fren balatası almak için davalı şirkete avans çekleri verdiğini ve bunun karşılığında çeşitli zamanlarda davalıdan fren balatası satın aldığını ve böylece taraflar arasında ticari ilişki kurulduğunu, ancak uzun bir zamandır müvekkil şirketin sipariş vermesine rağmen yalı yanın bu siparişleri müvekkile göndermediğini ve yapılan görüşmeler de olumlu sonuç vermediğini, davalıya peşin olarak ödenen ve şirket ticari kayıtları ile davalıya fazladan ödendiği tespit edilen 27.979,22-TL fazla ödemeye karşılık mal teslim etmesini ya da bu fazla ödemenin iade edilmesini talep ettiğini ancak davalı ...n ödeme yapmadığı gibi bu bedel karşılığına da hiçbir mal teslim etmediğini, bu sebeple davalı ... aleyhine İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1250 E. sayılı dosyası ile borçlarının olmadığının tespiti ile yapılan fazla ödemenin istirdatının talep edildiğini, dava konusu ödemesi yapılan çekin şirket kayıtlarında olmasına rağmen keşide günü geldiğinde bunamaması nedeniyle keşide günü ivedilikle Ticaret Mahkemesine başvurulduğunu ve çekin ödemeden men edilmesini talep ettiğini ve böylece çeke ödeme yasağı kararını aldığını, ancak keşide gününden sonraki sabah ...'in müvekkilini araması ile çekin davalı ... tarafından ...'e verildiğini ve... tarafından arandığını, müşterisi ... tarafından verilen ve hamilinin müvekkil olduğu 27/11/2017 keşide tarihli Z 5887867 seri numaralı 80.000 TL bedelli dava konusu çekin kendilerinde bulunduğunu ancak çeki bankaya ibraz ettiklerini, derhal ödenmez ise üçüncü kişi sıfatı ile konulacağını bildirdiğini, ödeme takviminde böyle bir ödemeye hazırlık olmayan müvekkilinin ...'den 1 hafta kadar süre talep ettiğini ve 10.000 TL ödeme yaptığını, ancak ... tarafından gönderilen mail ekindeki yazı ile ancak ... aleyhine bu çeke ilişkin hiç bir talepte bulunulmayacağını ve dava ikame edilmeyeceğini bu haklardan feragat edileceği taahhüt edilirse bu süre için işleyecek faizi ile birlikte ödeme yapılması şartı ile (70.525,00 TL) süre verilebileceği aksi takdirde çekin görüntüsünün avukatlarına gönderilerek hemen icrai işlem başlatılacağı yanıtının verildiğini, müvekkili şirketin yıllardır güven duyulan bir şirket olarak tanınması nedeniyle ...'nin haciz baskısı karşısında haksız yere ödeyeceği bu çek bedeline ilişkin olarak açacağı dava haklarından feragat etmek istemeyip bu feragatnameyi imzaladığını ve 10.000 TL daha ödeme yaptığını, ancak ....'nin metni imzalamıyorsanız işlemleri başlatıyorum dediğini ve akabinde haciz baskısı altında kalan müvekkilin sabahın erken saatlerinde ihtiyati haciz başvurusu yapılmadan önce bakiye kalan 60.000 TL ödemesi gerektiğini ve ...Bankası hesabına yapmak zorunda kaldığını, müvekkilinin davalı .... şirketine sehven 80.000 TL bedelli çeki teslim ettiğini ve bu çek bedeli karşılığı zaten davalı ....'dan herhangi bir mal da almadığını, kaldı ki bu bedelden önce de açılan dava ile de davalı ...ın müvekkiline 27.000 TL'de bu çek ödemesinden önce fazla ödeme yapılmasından dolayı da borcunun bulunduğunu, müvekkil şirketin haksız ve mesnetsiz yere davalı ....'e ödemek zorunda kalınan çekden borçlu olunmayan 80.000 TL istirdatı talepli iş bu davayı açmak zarureti hasıl olduğunu belirterek müvekkilin davacının davalıya borcu olmadığının tespiti ile davalıya karşılığında ne mal ne de nakden alacağını alamadığı fazladan verilen 27/11/2017 keşide tarihli Z5887867 seri numaralı ve 80.000 TL bedelli çek bedelinin ödeme gününden işleyecek ticari temerrüt faizi ve tüm ferileri ile birlikte davalılardan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davalı .... AŞ vekili İstanbul 9.Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verdiği birleşen cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile diğer davalı ... arasında 06/06/2017 tarih, M046988 nolu ... sözleşmesi akdedildiğini, toplam 15 adet fatura alacağını devir ve temlik aldığını, bu fatura alacaklarını müvekkil şirket nezdinde ... işlemlerine konu edildiğini ve ... işlemine konu edilen tutar üzerinden de diğer davalı ... Şirketine ön ödeme yapıldığını, yine sözleşmece ön ödemeli ... işlemi çerçevesinde müvekkil şirkete.... . Sanayi Şubesi'ne ait ...Şti keşideli , 27/11/2017 tarih, 80.000 TL bedelli çekin ciro ve teslim edildiğini, çekin yasal süresi içerisinde muhattap bankaya ibraz edildiğini ve müvekkilşirketin taraf sıfatına haiz olmadığını, tedbir işlemlerinden dolayı işlem yapılamadığını, davacı şirketten çek bedeli talep edildiğinde ise müvekkil şirketin hesabına toplam 60.000 TL ödendiğini, dava konusu çek hakkındaki istirdat isteminin yerinde olmadığını, dosyaya sunulan delil ve belgelerden de anlaşılacağı üzere müvekkil şirketin yapmış olduğu işlemlerin yasa ve yönetmelik esaslarına uygun olduğunu, alacak bildirim formu çek tevdii bordrosu ve faturaların mevcut olduğunu, davacı şirket yönünden istirdat talepli davanın İİK da aranan şartlarının da oluşmadığını, müvekkil ... şirketine karşı açılmış olan ve hukuki dayanağı bulunmayan davanın reddine karar verilmesini beyan etmiştir. Davalı .... A.Ş'nin davaya cevap vermediği görülmüştür. MAHKEMECE: "...Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacı tarafından davalıya karşı alacağın temlikine ilişkin sözleşmeye dayalı olarak yapmış olduğu icra takibinde alacaklı olup olmadığı, davalının takip konusu borçtan sorumlu olup olmadığı, birleşen dava yönünden ise davacı şirket ile aracı şirket arasında fren balata satımı hususunda anlaşma olup olmadığı, 80.000 TL çek bedelinin fazladan ödenip ödenmediği noktalarında toplandığı anlaşılmakla, mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre; taraflar arasında yazılı bir Sözleşmeye dayalı olmaksızın ve 2017 Yılı öncesinden süre gelen mal Alım/Satımına dayalı ve Açık Cari Hesap şeklinde sürdürülen bir Ticari ilişki bulunduğu, işbu Ticari İlişki kapsamında, Davacı Şirketçe Davalı Şirkete ileri vadeli Avans Çekleri keşide edilmek suretiyle yapılacak mal alım bedellerinden düşülmek üzere Avans ödemesi yapıldığı ve Davacı Şirketin Ticari Defter Kayıtlarında; 2016 Yılından Devir gelen 8.606,27 TL Avans alacağı ile 27.02.2017 Tarihinde Çek Çıkış Bordrosu ile Davalı Şirkete keşide edilmiş beheri 80.000.-TL olan Toplam 400.000.-TL Toplam Tutarlı 5 Adet ileri vadeli çek keşide edilmiş bulunduğu, davacı Şirketçe Davalı Şirkete keşide edilen ileri vadeli Avans Çeklerine ilişkin olarak Davalı Şirketçe Davacı Şirkete Muhtelif tarih ve Tutarlarda Mal Satışları gerçekleştirilmiş olduğu ve bu satışlara ilişkin Faturaların Davalı Şirketten Alış olarak hem Ticari Defterlerde Avans Alacaklarından mahsup edilmek üzere kayıt altına alındıkları, hem de ilgili Dönem BA formu Beyanlarında Davalı Şirketten Mal Alımı olarak beyan edilmiş oldukları, davacı Şirketin 2016 Yılından Devir gelen 8.606,27 TL ve 27.02.2019 Tarihinde keşide ettiği 400.000.-TL olmak üzere Toplam 408.606,27 TL Avans Alacağına karşılık, davalı Şirketçe Davacı Şirket adına Muhtelif Tarih ve tutarlarda olmak üzere Toplam Tutarı KDV Dahil 300.877,11 TL olan 42 Adet Mal Satış Faturası (Açık Fatura) düzenlemiş, davacı Şirketin bu Mal Alımlarının 250,07 TL' lık kısmı için 2 Adet İade faturası düzenleyerek davalı şirket adına borç kaydettiği, davacı şirketçe davalı şirkete yapılan Avans Ödemelerinden davalı şirketçe davacı şirkete yapılan Mal Satışları Mahsup edildiğinde 408.606,27 TL Avans Alacağı-300.877,12 TL Mal Alışı + 250,07 TL Alış İadesi=) 107.979,22 TL avans Alacak Bakiyesinin kaldığı ve bu bakiyenin mevcudiyetini koruyarak 2018 Yılına Devir edildiği Ticari Defter kayıtlarından tespit edildiği, mahkememizin 09/05/2022 tarihli celsesinin kısa kararında sehven asıl davada ve birleşen davada başlıklarının ters yazıldığı, asıl dava miktarının 27.979,22 TL olduğu ve birleşen dava miktarının ise 80.000 TL olduğu, kısa karardaki bu yanlışlığın düzeltilmesi gerektiği anlaşılmakla birleşen davada davacının davasının davalı ... bakımından kabulü ile; 80.000 TL borçlu olmadığının tespitine, diğer davalı ... bakımından ise; 6361 sayılı yasanın 9/3 maddesi gereğince 9/3 son gereğince kambiyo senedi iktisap ederken borçlunun zararına hareket ettiği ve çeki kötü niyetli iktisap ettiği ispatlanamadığından reddine, asıl davada davacının davasının kabulü ile 27.979,22 TL'nin dava tarihinden itibaren ticari faizi ile davalı ...'nden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile; "ASIL DAVADA; Davacının davasının KABULÜ İLE ; 27.979,22 TL'nin dava tarihinden itibaren ticari faizi ile davalı ...'nden alınarak davacıya verilmesine, BİRLEŞEN DAVADA; Davacının davasının davalı ... bakımından KABULÜ İLE; 80.000 TL borçlu olmadığının tespitine, diğer davalı ... bakımından ise çeki kötü niyetli iktisap ettiğ" şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme tarafından, davalı balatacıların kabul ve ikrar beyanına, dava dilekçelerinde istirdata ilişkin talepte bulunmamıza ve ödeme dekontlarını sunmalarına rağmen birleşen dosya için istirdat talepleri yönünden karar verilmemiş olmasının hatalı olduğunu, kabule, ikrara, dosyada mübrez banka ödeme dekontlarına ve dilekçelerinde talep etmelerine rağmen mahkeme tarafından birleşen dava yönünden davalı ... için 80.000 TL'lik müvekkili şirket lehine alacağa hükmedilmediğini, davalı balatacılarına kabul ve ikrar beyanına göz önüne alınarak birleşen davanın davalı ... yönünden kabulüne karar verilmesi gerekirken reddinin hatalı olduğunu, davalı şirketler arasında temlik ilişkisi olduğundan dolayı müvekkili davacı şirketin tüm def'ilerinin temlik alana ve temlik edene karşı ileri sürebileceğinden davalarının her iki davalı açısından da kabulü gerekirken birleşen davada davalı ... yönünden davanın reddinin hatalı olduğunu, temlik ilişkisi olduğundan müvekkilinin BK.'nun 188.maddesi uyarınca temlik edene karşı haiz olduğu bütün def'i ve itirazlarının temellük edene karşı ileri sürebilme imkanına sahip olduğunu, mahkemece asıl dava için hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu, maktu vekalet ücretinin altında kalan nispi vekalet ücreti için 5.100,00 TL'ye hükmedilmesi gerekirken 1.582,20 TL vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının AAÜT'ye aykırı olup, hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla yerel mahkeme tarafından birleşen dava için de müvekkili şirket aleyhine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu ;davacı şirketin davalılara borçlu olmadığının tespiti ve istirdat talebinin tüm davalılar yönünden kabulü, çek bedelinin ödeme günlerinden (29.11.2017 tarihinde 10.000-TL, 30.11.2017 tarihinde 10.000-TL ve 01.12.2017 tarihinde 60.000-TL) itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ve tüm ferileri ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkil davacıya ödenmesine, Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde birleşen dava için karar verilmeyen davalı ... yönünden istirdat talebinin kabulüne, asıl ve birleşen davalarda hatalı takdir edilen yargılama gideri ve vekalet ücretlerinin düzeltilmesine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Asıl ve birleşen dava dava, menfi tespit ve istirdat istemlerine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. TMK'nın 6. maddesi ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir. Menfi tespit davalarında kural olarak ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davalı taraftadır. Ne var ki davalı alacağı kambiyo senetlerinden olan çeke dayandığından senede karşı senetle ispat kuralı gereği ispat yükü yer değiştirerek davacıya geçer. Çek, bir ödeme aracı olup, çeklerin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla verildiği yolunda yasal karine mevcuttur. Bu durumda, davacının söz konusu çekleri mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla verdiğinin kabulü gerekir. Yasal karinenin aksini yani çekin borç ödenmesinden başka bir amaçla verildiğini, bedelsiz kaldığını iddia eden davacı tarafın bunu kesin delillerle ispatlaması gerekir. 6361 sayılı Kanun’un; "9/2) maddesi; Faktoring şirketi Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal veya hizmet satışından doğmuş fatura ile tevsik edilemeyen alacaklar ile Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde tevsik edilemeyen mal veya hizmet satışına bağlı doğacak alacakları devir alamaz veya tahsilini üstlenemez. Aynı faturaya dayalı birden çok faktoring şirketine yapılan kısmi temliklerin toplam tutarı fatura tutarını aşamaz. 9/(3), maddesi; Bir kambiyo senedinin ciro yoluyla faktoring şirketine devri hâlinde, kambiyo senedinden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri faktoring şirketine karşı ileri süremez; meğerki, faktoring şirketi kambiyo senedini iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun." şeklindedir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, faktoring sözleşmesinin faturalar ve çek tevdi bordrosu ile tevsik edilerek düzenlendiğinin, alınan bilirkişi raporunda davacı tarafından 5 adet toplam 400.000 TL tutarlı çeklerin davalı ...şirketine verildiğinin, dava konusu edilen 27/11/2017 keşide tarihli, Z 588 7867 seri numaralı ve 80.000 TL bedelli çeke istinaden faktoring sözleşmesine konu 15 adet faturadan 14 adetinin davacı kayıtlarında yer aldığının, 28/02/2017 tarihli faturanında 8.527.,75 TL kısmının temlik edildiğinin, davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmesinin sonuç olarak isabetli olduğunun anlaşılmasına göre sair istinaf nedenlerinin reddi gerekmiştir. Ancak ; asıl davada 27.979,22 TL dava değeri üzerinden davanın tam kabulüne karar verildiği halde karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/1. Maddesindeki "Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir." düzenlemesine aykırı olarak davacı lehine 1.582,2 TL vekalet ücreti belirlenmesi, gerekçeli karar başlığında asıl davaya ilişkin olarak ilgisiz dosya dava dilekçesi özetinin yazılması doğru değildir. Birleşen davada davacının her iki davalıya yönelik menfi tespit ve istirdat isteminde bulunduğu, davalı ... . AŞ vekilinin davayı 107.979,22 TL üzerinden kabul ettiği, davacının davasının "davalı ... . AŞ bakımından kabulü ile, 80.000 TL borçlu olmadığının tespitine karar verildiği" halde davacının 80.000 TL tutarlı istirdat istemi hakkında karar verilmemesi isabetli olmamıştır. HMK'nın 353/1-b-2 maddesinde yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına gerek duyulmadığı takdirde düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verileceği öngörülmüştür. Tüm bu tespitler doğrultusunda davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile mahkemece verilen kararın 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak yeniden esas hakkında aşağıda belirtilen şekilde karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca davacının istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen nedenlerle KABULÜNE, 1-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/05/2022 Tarih, 2020/555 Esas ve 2022/406 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davacının asıl dosya için yatırmış olduğu 80,70 TL istinaf karar harcı ve birleşen dosya için yatırmış olduğu 80,70 TL olmak üzere toplam 161,40 TL'nin istek halinde kendisine ödenmesine, 3-Davacının asıl dosya için yatırdığı 220,70 TL istinaf kanun yolu başvuru harcı ve birleşen dosya için yatırdığı 220,70 TL istinaf kanun yolu başvuru harcı olmak üzere toplam 441,40 TL'nin asıl ve birleşen dosya davalısı .... A.Ş.'den alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafça yapılan 276,50 TL istinaf yargılama giderinin davalı .... A.Ş.'den alınarak davacıya verilmesine, 5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf eden yararına istinaf vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına, B-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/05/2022 Tarih, 2020/555 Esas ve 2022/406 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca yeniden esas hakkındaki kararla; KALDIRILAN HÜKMÜN YERİNE GEÇMEK ÜZERE; 1-ASIL DAVADA; -Davacının davasının KABULÜ İLE; 27.979,22 TL'nin dava tarihinden itibaren ticari faizi ile davalı ...'nden alınarak davacıya verilmesine, 2-Alınması gereken 1.911,26 TL harçtan, peşin alınan 1.366,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 545,06 TL harcın davalı ...'nden tahsili ile, hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yatırılan 1.366,20 TL peşin harç ve 1.582,20 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 2.948,40 TL'nin davalı ...'nden alınarak davacıya verilmesine, 4-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davacının kendisini duruşmalarda vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından, karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 27.979,22 TL vekalet ücretinin davalı ...'nden alınarak davacı tarafa verilmesine, 6-Yatırılan gider avansının varsa kullanılmayan kısmının, 6100 Sayılı Kanunun 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 2-BİRLEŞEN DAVADA; -Davacının davasının davalı ... bakımından KABULÜ İLE; 80.000 TL borçlu olmadığının tespitine, 80.000 TL'nin ödeme tarihinden itibaren ticari faizi ile davalı ...'nden alınarak davacıya verilmesine, -Birleşen dosya davalısı ....bakımından; ispatlanamamayan davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 5.464,8 TL ilam harcından, peşin alınan 477,82 TL nispi harcın mahsubu ile kalan 4.986,98 TL harcın davalı ...'nden tahsili ile, Hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 477,82 TL peşin harç ve 1.857,32 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 2.335,14 TL'nin davalı ...'nden alınarak, davacıya verilmesine, 4-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davacının kendisini duruşmalarda vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından, karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'nden alınarak davacı tarafa verilmesine, 6-Davalı ...Ş kendisini duruşmalarda vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre davalı yönünden red olunan miktara göre takdir ve tayin edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...Ş'ye verilmesine, 7-Yatırılan gider avansının varsa kullanılmayan kısmının, 6100 Sayılı Kanunun 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 8-Kararın Dairemizce taraflara re'sen tebliğine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 05/02/2026 .