T.C. SAKARYA BAM 5. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/461 - 2026/419 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/461 KARAR NO : 2026/419 KARAR TARİHİ : 13/03/2026 KARARIN YAZILDIĞI TARİH :13/03/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVA TARİHİ : 19/11/2025 KARAR TARİHİ : 14/01/2026 NUMARASI : 2025/878…
T.C. SAKARYA BAM 5. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/461 - 2026/419 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/461 KARAR NO : 2026/419 KARAR TARİHİ : 13/03/2026 KARARIN YAZILDIĞI TARİH :13/03/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVA TARİHİ : 19/11/2025 KARAR TARİHİ : 14/01/2026 NUMARASI : 2025/878 Esas - 2026/22 Karar DAVACI : ... VEKİLİ : Av.... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : Abonelik sözleşmesinden kaynaklanan faturanın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali HÜKÜM : İstinaf başvurusunun Esastan Reddi İSTİNAF EDEN : Davalı vekili Taraflar arasındaki "Abonelik sözleşmesinden kaynaklanan faturanın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali " davası nedeniyle yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın yetkisizliğine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesinin kararı davalı tarafından istinaf edilmekle; kesinlik, süre, istinaf şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, istinaf dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Üye Hakim tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; borçlu, Sepaş’ın abonesi olup, bu abonelik kapsamındaki icraya konu faturalarını ödemediğini, Sakarya İcra Müdürlüğünün 2025/182680 nolu MTS dosyası ile icra takibi açıldığını, borçlu borca itiraz etttiğini ve takibin durduğunu, borçlunun icra dosyasına yapmış olduğu itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu belirterek, borçlunun Sakarya İcra Müdürlüğünün 2025 / 182680 MTS nolu icra yaptığı itirazının iptalini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava dilekçesi ekinde sunduğu sözleşmeyi ve haksız davasını kabul anlamına gelmemek kaydıyla; işbu dava Sakarya Asliye Ticaret Mahkemeleri nezdinde açıldığını, ancak davacı tarafından ibraz edilen sözleşmenin 23/2. maddesinde açıkça “Sözleşme kapsamında KOCAELİ Mahkemeleri ve icra daireleri yetkilidir.” hükmü yer aldığını, bu düzenleme karşısında, davacının uyuşmazlığa konu alacak bakımından yetkisiz icra dairesinde icra takibi başlattığı; anılan takibe yapılan itiraz üzerine de yetkisiz mahkemede işbu itirazın iptali davasını ikame ettiği anlaşıldığını, İcra takibi ve dava konusu alacak ile ilgili davalının herhangi bir borcu bulunmadığını, alacaklı olduğunu iddia eden davacının bunu ispatlaması gerektiğini, davalı şirket başka bir elektrik dağıtım şirketinden hizmet almakta olup davacı'dan herhangi bir hizmet alınmadığını belirterek davanın usulden ve esastan reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına göre;... Davalı aleyhine açılan davanın usule uygun yetki itirazının bulunması ve yetki sözleşmesi nedeni ile HMK'nın 17. maddesi doğrultusunda mahkemenin yetkisizliğine, karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf isteminde bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde; yerel mahkeme'nin vermiş olduğu yetkisizlik kararı, usul ve yasaya aykırı olup, kaldırılması gerektiğini, yetkisiz icra dairesinde başlatılan icra takibi, usule aykırı olup dava şartı yokluğu teşkil ettiğinden, bu takibe dayalı olarak açılan işbu davanın reddinin zorunlu olduğunu, davada görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, lehe vekalet ücreti takdir edilmemesinin hatalı olduğunu beyanla, yerel mahkeme kararını kaldırılmasını, davanın reddini talep etmiştir. Davacı vekili cevap dilekçesinde; davalının istinaf başvuru dilekçesinde belirtilen hususların herhangi bir hukuki dayanağı olmaması sebebi ile yerel mahkeme kararının usul ve yasaya uygun bulunması nedeniyle davalının istinaf başvurusunun usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, " Abonelik sözleşmesinden kaynaklanan faturanın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali " istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 Sayılı HMK, 6102 sayılı TTK, 3. Değerlendirme Dava, abonelik sözleşmesinden kaynaklanan faturanın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek duruşmasız olarak yapılmıştır. İlk derece mahkemesince, davalının yetki itirazının kabulü ile mahkemenin yetkisizliğine, yetkili mahkemenin Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunun tespitine karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur. Davacı, davalının aboneliğe dayalı faturaları ödememesi üzerine fatura alacağın tahsili için Sakarya İcra Dairesi’nin 2025/182680 Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibi başlattığı, davalı tarafından başlatılan takibe itiraz edildiği, itiraz üzerine duran takibin devamı için eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. İtirazın iptali davasını gören mahkemenin, icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı öncelikle incelemesi gerekir. Mahkemenin yetkisine yönelik bir itirazın var olup olmaması, bu sonuca etkili değildir. Eş söyleyişle, itirazın iptali davasında, mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın mahkeme öncelikle, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyerek kesin olarak sonuçlandırmalıdır (HGK.’nun 28/03/2001 gün ve 2001/19-267 E. 2001/311 K.; 20/03/2002 gün ve 2002/13-241 E.,2002/208 K.). Kaldı ki, itirazın iptali davasını görme yetkisi, takibin yapıldığı yer mahkemesine aittir. O nedenle mahkemenin, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı incelemesi doğaldır. Bu yetki itirazının incelenmesi sonucunda mahkeme, kendisinin yetkili olup olmadığını da belirlemiş olacaktır (Üstündağ, S: İcra Hukukunun Esasları, İstanbul 1995, 6. Bası, s. 101-102)” (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’ nun 27.11.2013 gün 2013/1606 K. sayılı kararı) İtirazın iptali davasını gören mahkemenin, icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı öncelikle incelemesi gerekir. Mahkemenin yetkisine yönelik bir itirazın var olup olmaması, bu sonuca etkili değildir. Eş söyleyişle, itirazın iptali davasında, mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın mahkeme öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyerek kesin olarak sonuçlandırmalıdır. Ancak icra dairesinin yetkisine itiraz edilmemesi o yerdeki mahkemeyi itirazın iptali yönünden yetkili hale getirmeyecektir. 6100 sayılı HMK hükümlerine göre: Yetkinin kesin olduğu davalarda, mahkeme yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorundadır; taraflar da mahkemenin yetkisiz olduğunu her zaman ileri sürebilir (HMK 19/1). Yetkinin kesin olmadığı davalarda yetki itirazı cevap dilekçesinde ileri sürülmek zorundadır; aksi hâlde dinlenemez (HMK 117/1). Yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı, süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir (HMK 19/4). Yetki sözleşmesini düzenleyen HMK'nın 17. maddesinde "tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır" düzenlemesine yer verilmiştir. Taraflarca aksi kararlaştırılabilen bir hususun kamu düzenine ilişkin olduğundan söz edilemez. Kamu düzenine ilişkin olmadığı için buradaki yetki, HMK 114/1-ç maddede düzenlenen dava şartı niteliğinde kesin yetki değildir. Taraflar aralarındaki sözleşmeyi her zaman değiştirebilir ve bazı hükümlerini de ortadan kaldırabilirler. Dava yetki sözleşmesinde belirtilenden başka yerde açılmış ve süresinde yetki itirazında bulunulmamış ise artık önceki yetki sözleşmesini ortadan kaldıran yeni bir yetki sözleşmesi kurulduğu ve dava açılan mahkemenin yetkili hale geldiğinin kabulü gerekir. HMK 17. madde açıkça tarafların iradesine önem verirken yetki sözleşmesindeki mahkemenin kesin yetkili olduğu ve bu yetkisinin taraflarca ortadan kaldırılamayacağı şeklinde bir sonuca ulaşılması da mümkün değildir. Anlatılanların sonucu olarak sözleşmedeki mahkemenin münhasır yetkisi davalının yetki itirazında bulunulması halinde mahkemece dikkate alınması gerekir ise de bulunulmamış ise mahkemece kendiliğinden gözetilemez. Somut olayda, davacı dağıtım şirketinin tarafın dayandığı ve davalı ile Sepaş arasında düzenlendiği iddia edilen 01/03/2018 tarihli perakende satış sözleşmenin 23 maddesinde yapılan yetki sözleşmesi tarafların tacir olması itibariyle geçerlidir. Bu yetki sözleşmesiyle sözleşme hüküm ve tatbikinde doğabilecek ihtilafların halli mercii Kocaeli Mahkemeleri ve İcra Daireleri kararlaştırılarak Kocaeli Mahkemeleri münhasır yetkili mahkeme haline getirilmiştir. Davalı vekili HMK'nın 19/2 ve 116/1-a maddelerine uygun olarak süresinde yetki itirazında bulunmuştur. Davalı tarafından icra dairesinin yetkisine yapılan itiraz da bulunmadığı, davalı eldeki itirazın iptali davasında mahkemenin yetkisine itiraz ettiğinden mahkemenin yetkisine yapılan itirazın incelenmesi ile yerel mahkemenin yetkisiz olması nedeniyle dosyanın Kocaeli Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesinde usul ve yasa yönünden herhangi bir hata bulunmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; ilk derece mahkemesi dosyasında davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, bu nedenle inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 14/01/2026 tarih, 2025/878 E - 2026/22 K sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Peşin yatırılan istinaf karar harcı yeterli olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma açılmadığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf kararının İlk Derece Mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca 13/03/2026 tarihinde oybirliği ile KESİN olarak karar verildi. * Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır