T.C. SAKARYA BAM 5. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/805 - 2026/815 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/805 KARAR NO : 2026/815 KARAR TARİHİ : 11/05/2026 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/05/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 1.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVA TARİHİ : 13/08/2020 KARAR TARİHİ : 11/12/2025 NUMARASI : 2024/…
T.C. SAKARYA BAM 5. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/805 - 2026/815 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/805 KARAR NO : 2026/815 KARAR TARİHİ : 11/05/2026 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/05/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 1.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVA TARİHİ : 13/08/2020 KARAR TARİHİ : 11/12/2025 NUMARASI : 2024/251 Esas - 2025/787 Karar DAVACI : ... VEKİLİ : Av.... DAVALI : TURSES TURİZM İNŞAAT GIDA SANAYİ VE DIŞ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : Eser sözleşmesinden kaynaklı fatura alacağı sebebiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemi HÜKÜM : İstinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddi İSTİNAF EDEN : Taraf vekilleri Taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklı fatura alacağı sebebiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davası nedeniyle yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk derece mahkemesinin kararı taraf vekilleri tarafından istinaf edilmekle; kesinlik, süre, istinaf şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, istinaf dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Üye Hakim tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin takibe dayanak olarak gösterilen faturalardan kaynaklı olarak davalıdan alacağının bulunduğunu, davalının faturaları tebliğ aldığını, ticari defterlerine işlediğini, buna rağmen ödemesini yapmadığını, ödeme yapılmaması üzerine icra takibine girişildiğini, takibe haksız bir şekilde itiraz edilerek takibin durduğunu, icra takibine yapılan itirazın iptalini, takibin devamını, davalı aleyhine asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekilinin cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına göre; "...Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; Davalının Kocaeli İcra Dairesinin 2020/13137 Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının kısmen iptaline, takibin 11.684,20-TL asıl alacak üzerinden devamına, Asıl alacağa takip tarihi olan 27.02.2020 tarihinden itibaren takip talibi ile bağlı kalınarak yasal faizi uygulanmasına, Alacağın %20'si oranında hesap edilen 2.336,84-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine, Davanın reddedilen kısmı yönünden kötü niyet tazminatına yer olmadığına..." karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf isteminde bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme kararının reddedilen kısmının hukuka aykırı olduğunu, davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verildiğini, ancak kararın reddedilen kısmının dosya kapsamına ve hukuka açıkça aykırı olduğunu, bilirkişi raporlarının çelişkili olduğunu, mahkemece bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmeden hüküm kurulduğunu, hizmet ilişkisinin varlığı sabit olmasına rağmen bu hizmetin ifa edilip edilmediği yönünde yeterli araştırma yapılmadığını, davalı tarafın haksız ve kötü niyetli bir şekilde itiraz ettiğini, ticari ilişkinin sürekliliği ve davacı defterlerinin usulüne uygun tutulduğunu, bu nedenle dava konusu faturanın yalnızca davalı defterlerinde yer almaması gerekçesiyle alacak hesabına dahil edilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkeme kararının kaldırılması ve icra takibine konu alacağın tamamı yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, tehiri icra talepli istinaf dilekçesinin kabulünü, yerel mahkeme kararının kısmen ret kararının kaldırılmasını, icra takibine yapılan itirazın iptalini, takibin devamına, davalı aleyhine asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının işbu itirazın iptali davasını açmadan önce arabulucuya başvurmadığını, arabuluculuk başvurusunun ticari sözleşmeden kaynaklanan alacağa ilişkin olduğunu, ancak işbu davanın sözleşmeye dayalı bir alacak veya tazminat davası olmadığını, davalı müvekkilin ticari defterlerinde icra takibine konu faturalardan 2 tanesinin kaydedildiği ve davacının bu faturalardan dolayı talep edebileceği alacak miktarının 11.684,20-TL olduğu belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, oysa dosya kapsamında davacıya ait belgelerin incelenmesi neticesinde hazırlanan 10.06.2021 tarihli bilirkişi raporunda, takibe konu edilen fatura içeriklerindeki ürünlerin/hizmetlerin davalıya sunulduğunun ispatlanamadığı tespit edildiğini, yine 15.08.2023 tarihli bilirkişi ek raporunda da davacı tarafından, takip konusu faturalar içeriği mal veya hizmetin davalıya verildiği yönünde herhangi bir tespit yapılamadığının ifade edildiğini, icra takibine konu faturalardan 2 tanesinin davalı müvekkile ait defterlerde kayıtlı olması nedeniyle bu faturalar yönünden kısmen kabul kararı verilmesinin yerleşik içtihatlara aykırı olduğunu, TTK. m. 21/2 hükmüne göre itiraza uğramayan faturanın; malın teslim edildiğini, işin görüldüğünü, borcun ifa edildiğini göstermediğini, işbu davanın tarafları arasında da takibe konu faturaların dayanağı olan bir sözleşme ilişkisi mevcut olmadığını, faturaya itiraz edilmemiş olmasının, fatura içeriğinin kabul edildiği anlamına gelmeyeceğini, faturanın tek başına taraflar arasındaki akdi ilişkinin belgesi sayılamayacağını,tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini ispat kuralı çerçevesinde ispatlaması gerektiğini, ayrıca dava %53,7 oranında reddedilmesine rağmen yargılama giderinin neredeyse tamamının davalı müvekkile yükletildiğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın usulden reddini, aksi takdirde esastan reddini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklı fatura alacağı sebebiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı HMK, 6098 sayılı TBK, 6102 sayılı TTK 3. Değerlendirme ve karar Dava, eser sözleşmesinden kaynaklı fatura alacağı sebebiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Dairemizin 17/05/2024 tarih, 2024/379 Esas, 2024/833 Karar sayılı kararında: "...Mahkemece yapılması gereken, davalıya ticari defterlerini sunması için süre ve imkan tanınması, sunması halinde ticari defteri üzerinde inceleme yapılarak dosyaya rapor sunan mali müşavir bilirkişiden ek rapora alınması, davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu belirlenen faturalar yönünden fatura bedeli esas alınmalı, kesinleşmeyen faturalar yönünden tarafların usulüne uygun olarak bildirdikleri tüm delillerin birlikte değerlendirilerek yüklenicinin hak ettiği iş bedelinin ortaya konulması bakımından gerektiğinde keşif bilirkişi incelemesi yapılarak davacının kesinleşmeyen faturaları ile sınırlı olarak ne miktarda alacaklı olduğunun tespit edilmesi için davacının dava ve takip dayanağı faturada belirtilen işleri yapıp yapmadığı, yapılmış ise faturayla uyumlu olup olmadığı tespit edilmesi hususlarınde konusunda uzman bilirkişiden veya bilirkişi heyetinden belirtilen hususları kapsayan, taraf, mahkeme ve kanun yolu denetimine elverişli olacak şekilde bilgi ve belgeye dayalı, gerekçe ihtiva eden, raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun gösteren rapor alınmalı, bu şekilde dava konusu yapılan davalının ticari defterlerinde kayıtlı olan faturalar yönünden fatura bedeli, davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmayan faturalar yönünden ise yukarıda açıklanan yöntemle belirlenen bedel dikkate alınarak yüklenicinin hak ettiği iş bedeli ortaya konulmalı, fatura miktarları da göz önünde bulundurularak ispat edilen ödemeler de düşürülerek sonucuna göre karar verilmesinden ibarettir..." denilerek kararın eksik inceleme ve araştırma sebebiyle kaldırılmasına karar verilmiştir. Dairemiz kaldırma kararı sonrasında Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekillerince istinafa başvurulmuştur. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Eser sözleşmeleri, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmelerdir. Eser sözleşmelerinde işin sözleşmeye uygun ifa edilerek teslim edildiğini ispat yükü yükleniciye, iş bedelinin ödendiğinin ispat yükü ise iş sahibine aittir. Sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan TBK hükümlerine göre eserin bedeli önceden belirlenmemiş veya yaklaşık olarak belirlenmişse bedel, yapıldığı yer ve zamanda eserin değerine ve yüklenicinin giderine bakılarak belirlenir. Yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre eser sözleşmesi ilişkisinin varlığı kabul edilip sözleşmede bedel yazılı olmaması ya da sözlü sözleşme ilişkisinde tarafların bedelde anlaşamamaları halinde yüklenicinin gerçekleştirdiği imalât bedelinin sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 481. maddesi hükmünce yapıldığı yıl mahalli piyasa rayiçleriyle hesaplanacağı kabul edilmelidir. Mahalli piyasa rayiçleri içerisinde yüklenici kârı ve KDV olacağından bunlar ayrıca eklenmeyecektir. Ayrıca, taraflar arasında yazılı bir yazılı sözleşme yoksa ve taraflar arasında sözlü sözleşmenin kapsamı konusunda ihtilâf varsa Yargıtayın yerleşmiş uygulamalarına göre akdi ilişkinin kapsamının her tür delil ile ispatlanması mümkündür. Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (TTK 21/2). Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen faturadaki alacakla ilgili olarak, süre geçtikten sonra iade edilmesi veya ticari defterlere kaydedildikten sonra iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç değildir. İtiraz süresi geçtikten sonra, faturaların doğrudan iade edilmesi veya iade faturası kesilmesi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacaktır. Faturaya itiraz edilmemesi sözleşme ilişkisini kanıtlamaz ise de, sözleşme ilişkisinin kanıtlanması halinde, bu sözleşme gereğince düzenlenmiş olan ve süresinde itiraz edilmeyen faturadaki miktar kesinleşir. (Yargıtay 15.H.D. 2016/4742 E, 2018/652 K sayılı ilamı) Somut olay değerlendirildiğinde, taraflar arasında araç tamirine ilişkin eser sözleşmesi ilişkisi bulunduğu, davacı yüklenici tarafça dava konusu iş sebebiyle iş bedeli olarak 02.12.2019 tarihli 4.248,00 TL bedelli fatura, 31.12.2019 tarihli 16.036,20 TL bedelli fatura, 13.02.2020 tarihli 885,00 TL bedelli fatura, 22.02.2020 tarihli 12.661,40 TL bedelli fatura düzenlendiği, davacı 31.12.2019 tarihli 16.036,20 TL bedelli, 13.02.2020 tarihli 885,00 TL bedelli, 22.02.2020 tarihli 12.661,40 TL bedelli faturalar için takip başlatıldığı, takibe itiraz sonrasında davacı tarafça eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmaktadır. Tacir olan tarafların ticari defter incelemesinde; yüklenici tarafından icra takibine konu edilen faturaların 02.12.2019 tarihli A-... nolu 4.248,00 TL bedelli, 31.12.2019 tarihli A-... nolu 16.036,20 TL bedelli, 13.02.2020 tarihli A-... nolu 885,00 TL bedelli, 22.02.2020 tarihli 12.661,40 bedelli faturalar olduğu, bu faturalardan 4.248,00-TL bedelli ve 16.036,20 TL bedelli 2 adet fatura davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, 13.02.2020 tarihli 885,00-TL'lik fatura davalı tarafından iade edildiği, davacının iade faturasını kendi kayıtlarına aldığı, 22.02.2020 tarih ve 12.661,40 TL bedelli fatura ise davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, 30.11.2019 tarihli A-026054 nolu 9.510,80 TL bedelli fatura davalı tarafından 16.12.2019 tarihinde ödendiği için takip konusu yapılmadığı, bu ödeme haricinde tarafların ticari defterlerine göre davalı tarafından toplam da 8.600,00 TL'lik ödeme yapıldığı, icra takibine konu edilen 13.02.2020 tarih ve 885,00 TL bedelli fatura ise davalı tarafından iade edilip davacı iade faturasını kendi defterlerine işlediğinden bu fatura bedelinin kesinleşmediği, bu durumda davacının icra takibine konu faturalardan dolayı talep edebileceği alacak miktarı 11.684,20 TL olduğu hesaplanmıştır. Ticari defterlere göre kesinleşmeyen 12.661,40 TL'lik fatura ve davacı kayıtlarına alınan 885,00 TL'lik iade fatura yönünden faturalarda belirtilen bakım ve onarım hizmeti bedeline hak kazanılması için işin yapılıp teslim edildiğinin ispat yükü kendisine düşen yüklenici tarafından ispatlanması gerekmektedir. Mahkemece süre ve imkan tanınmasına rağmen sözleşme konusu bakım ve onarım hizmetinin verildiği 34 ... ve 34 ... plakalı araçlar üzerinde inceleme ve araştırma yapılamadığı, davacı tarafından düzenlenen iş emirleri tek taraflı düzenlemiş olup davalıdan sadır olmadığından işin yapılıp teslim edildiğine tek başına ispata yarar olmadığı, davalı defterlerinde kayıtlı olmayan faturalar yönünden fatura konusu iş bedelinin hak edildiğinin ispatlanamadığı, davacının dava açmadan önce arabulucuya başvurduğu, tahsis kararıyla yargılama gideri davanın kabul red oranına göre yeniden düzenlendiği, buna göre davacının dava konusu faturalardan dolayı 11.684,20 TL davalıdan alacaklı olduğunun tespiti ile davanın kısmen kabulüne ve kabul edilen alacak miktarı likit ve muayyen olduğundan icra inkar isteminin kabulüne, davacının icra takibinde kötü niyeti olduğu ispatlanmadığından şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine dair verilen hükümde dava dosyası içindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre taraf vekillerinin aksi yöndeki istinaf isteminin reddi gerekmiştir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; ilk derece mahkemesi dosyasında davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, bu nedenle inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, taraf vekillerinin yerinde bulunmayan istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan ayrı ayrı reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/12/2025 tarih, 2024/251 E - 2025/787 K sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN AYRI AYRI REDDİNE, 2-Davacıdan peşin alınan harçların mahsubu ile bakiye harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalıdan alınması gereken 789,14 TL harçtan, peşin yatırılan 732,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 57,14 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, (harç tahsil müzekkeresinin temyize tabi dosyalarda Dairemizce, temyize tabi olmayan (kesin karar) dosyalarda ilk derece mahkemesince ilgili vergi dairesine yazı yazılmak sureti ile yerine getirilmesine,) 4-İstinaf yargılama giderinin istinafa başvuran taraflar üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-H.M.K. 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin, H.M.K. 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, 7-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle KESİN olmak üzere 11/05/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. * Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır