İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/10/2025 İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 05/09/2013 tarihinde, müvekkilinin yolcu olarak bulunduğu, davalıya tra…
T.C. İSTANBUL BAM 8. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2025/1964 KARAR NO : 2025/1608 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 15/05/2025 NUMARASI : 2023/116 Esas - 2025/410 Karar DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Tazminat İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/10/2025 İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 05/09/2013 tarihinde, müvekkilinin yolcu olarak bulunduğu, davalıya trafik sigortalı, ... plakalı araç ile ... plakalı aracın çarpışması neticesinde yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını, geçici ve kalıcı işgöremezliğe maruz kaldığını, dava konusu kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin hiçbir kusurunun bulunmadığını,12.12.2022 tarihinde sigorta şirketine yaptıkları başvuruya olumlu yanıt verilmediğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile (belirsiz alacak) 20.000,00-TL sürekli işgöremezlik tazminatı,100,00-TL geçici işgöremezlik tazminatı ve 100,00-TL geçici bakıcı tazminatı olmak üzere toplam 20.200,00-TL tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile, davanın zamanaşımına uğradığını savunmuştur.İlk derece mahkemesince; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı vekilinin istinaf nedenleri; Karayolları Trafik Kanunu'na göre zamanaşımının 10 yıl olduğu, geçici iş göremezlik süresinin kişinin çalışamayacağı süreyi ifade ettiği, bu durumun tedavinin bittiğini göstermediği, tıbbi kontrollerin devam ettiği, hükme esas alınan maluliyet raporunun tespit ettiği oranın eksik olduğu hususuna ilişkindir.Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.Olay tarihinde yürürlükte olan 6098 sayılı TBK'nin 49. maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 72. maddesinde de, haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararının tazmini istemiyle açacağı davaların zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu belirtilmiştir.Buna karşılık 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 109/1. maddesinde; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler için, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde kaza gününden başlayarak 10 yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Maddenin özellikle 2. fıkrasında "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa" ifadesi ile kanun koyucu, taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3.kişi) fiil cezayı gerektiriyor ise, uzamış ceza zamanaşımının uygulanacağını kabul etmiştir. Görüldüğü gibi, TBK'nin 72 ve 2918 sayılı KTK'nın 109/2. maddesindeki düzenlemeler, zamanaşımı süresinin başlangıcı yönünden birbirine paraleldir. KTK'nın 109/1.maddesinde düzenlenen 10 yıllık tavan zamanaşımı süresi, failin ve fiilen zararın öğrenilmesi vs. durumun bulunduğu hallerde uygulanabilen süredir. Gelişen durumun varlığı halinde açılacak tazminat davalarının bu 10 yıllık tavan zamanaşımı içinde açılması gerekmektedir. Ancak gelişen durumun varlığının bulunmadığı hallerde uygulanacak zamanaşımı süresi ise, 10 yıllık tavan zamanaşımı süresi değil, ceza zamanaşımı süresidir. Başka bir ifade ile anlatılacak olursa; davacının maluliyetinde gelişen durum yok ise kaza tarihinden itibaren ceza zamanaşımı uygulanacak; gelişen durumun varlığının kabul edilmesi durumunda ise gelişen durumun öğrenilmesi tarihinden itibaren iki yıl ve her halükarda 10 yıllık tavan zamanaşımı süresi içinde talep edilmiş olup olmadığı irdelenecektir. (-Bkz. Yargıtay 17.HD'nin 2020/893 Esas,2021/1975 Karar sayılı ilamı-)Dosya kapsamından somut olayda; ATK 2. İhtisas Kurulu'nun 06.02.2015 tarihi raporu ile vücut çalışma gücünün 05.10.2013 tarihinden itibaren belirlenebilir duruma geldiği, davacının somut olaya konu yaralanması nedeniyle %3 oranında maluliyeti oluştuğunun belirtildiği ve belirtilen maluliyet oranında dava konusu olaya bağlı yeni gelişen bir durumun bulunmadığı, maluliyet oranında artış veya herhangi bir azalmanın olmadığının açıklandığı, görülmüştür. Bu halde, davacının yaralanmasının niteliği göz önüne alındığında gelişen bir durumun varlığının söz konusu olmadığı belirgindir.Hal böyle olunca; dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, ATK 2. İhtisas Kurulu'nun 06.02.2015 tarihi raporu ile vücut çalışma gücünün 05.10.2013 tarihinden itibaren belirlenebilir duruma geldiğinin, dava konusu olaya bağlı yeni gelişen bir durumun bulunmadığının, maluliyet oranında artış veya herhangi bir azalmanın olmadığının tespit edilmiş olması karşısında, davacının yaralanmasında gelişen ve değişen bir durumun söz konusu olmadığının belirgin olmasına, davacının maluliyeti ile sonuçlanan trafik kazasının aynı zamanda 5237 sayılı TCK'nın 89/1.maddesinde düzenlenen ve taksirle yaralama olarak tanımlanan cezayı gerektiren eylem niteliğinde bulunması, bu eylemle ilgili ceza davasının TCK'nın 66/1-e maddesi uyarınca sekiz yıllık zamanaşımı süresine tabi olması; 2918 sayılı KTK'nın 109/2.maddesi uyarınca bu süre ve Covid 19 pandemi nedeniyle uzayan süreler ve arabuluculuk da geçen süreler de dahil edilerek hesaplandığında, kaza tarihine göre zamanaşımı süresi geçtikten sonra, 15.02.2023 tarihinde davanın açılmış olmasına ve davalı tarafça yasal süresi içerisinde zamanaşımı def'inde bulunulmuş olmasına, mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ / Gerekçe uyarınca, 1/Karar başlığında bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesinin kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1.maddesi hükmü gereğince esastan reddine,2/İstinaf eden davacıdan alınması gereken 615,40-TL harç peşin olarak alındığından, bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,3/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 361 ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.22/10/2025