İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/04/2026 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 03/04/2026 KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 27/11/2025 tarih ve 2022/965 E - 2025/1013 K kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle; davacı müvekkilinin kurumlara medya üzerinden reklam, ilan vb gibi konularda hizmet sunduğunu, davalının ...…
T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2026/534 KARAR NO: 2026/718 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 27/11/2025 ESAS NO: 2022/965 KARAR NO: 2025/1013 DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/04/2026 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 03/04/2026 KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 27/11/2025 tarih ve 2022/965 E - 2025/1013 K kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle; davacı müvekkilinin kurumlara medya üzerinden reklam, ilan vb gibi konularda hizmet sunduğunu, davalının ...'de bulunan ... markalı ...'nin yöneticisi olduğunu, bu kapsamda ...'nin yönetimini vekaleten ... A.Ş.'ye bıraktığını ... A.Ş, ... markasının tanıtımı, iletişim planlanması, reklam, tasarım, sosyal medya yöneticiliği, web tasarımı gibi konularda davalı ile 01.06.2019 tarihinde hizmet sözleşmesi imzalandığını, davalı Kooperatifin ... A.Ş. aracılığıyla, müvekkili şirkete Ekim 2020, Kasım 2020, Aralık 2020 aylarına özel olarak ücretsiz hizmet sunmasını yani bu döneme ait yapılan işlerin faturalandırılmamasını talep ettiğini mail yoluyla beyan ettiklerini davalı tarafın söz konusu ücretsiz hizmet aldığı Ekim 2020, Kasım 2020, Aralık 2020 aylarını kapsayan üç aylık dönemin sonunda sözleşmeyi 28.12.2020 tarihinde tek taraflı olarak ve koşula bağlı kalmayarak fesih ettiğini, müvekkilinin bu sürede hizmet sunduğunu bu 3 aylık faturalandırılan hizmet karşılığını talep etmekle davalarının kabulüne, davalı tarafın haksız ve kötü niyetli itirazının iptaline, Kayseri İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı takip dosyasında takibin tüm alacaklar bakımından kaldığı yerden devamına ve ilgili tarafın asıl alacak miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın tüm taleplerine ilişkin zamanaşımı itirazında bulunduklarını, ...'nın dava konusu sözleşmeyi akdetmek üzere müvekkili temsil yetkisi bulunmadığını, zira bu sözleşmede 40.000,00 TL'yi aşan servis hizmetlerinde temsil yetkisinin bulunmadığını, sözleşmenin tarafı olmayan sözleşmenin konusu ve diğer hükümleri konusunda bilgi sahibi olmayan müvekkilin borç altına sokulmasının mümkün olmadığını, davacının taleplerini ...'ya karşı ileri sürmesi gerektiğini, davacının 3 ay boyunca ücretsiz hizmet alındığı iddiasına ilişkin Covid - 19 salgını nedeniyle herhangi bir hizmet sağlanmadığını, davacının sözleşmeden doğan yükümlülükleri yerine getirmediğini, ayrıca özem yükümlülüğüne de uymadığını, yükümlülüklerini yerine getirmediği için sözleşmesi feshedilen davacının ocak ayına ilişkin ödeme yükümlülüğünün kabulünün de mümkün olmadığını, davacının takibinde kötü niyetli olduğunu, tüm bu nedenlerle aleyhine başlatılan icra takibine ilişkin herhangi bir borcu bulunmayan müvekkili hakkında açılan davanın reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan davacının takip konusu alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama gideri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Tekmil dosya mündericatı birlikte değerlendirildiğinde; "...İzah edilen evraklar neticesinde, davalının husumet itirazına itibar edilmemiştir. Sözleşmeyi imzalayan ...davalının vekilidir. Davalı sözleşmeyi ikrar/sözleşmeye muvafakat mahiyetinde beyan ve ihtar ibraz etmiştir. Şu halde sözleşme geçerlidir. Tarafları bağlayıcı mahiyettedir. Mahkememiz kooperatif ve limited şirketi arasında görülen davada görevlidir. Sözleşmeye dayalı alacak davasında zamanaşımı 10 yıl olduğundan davalının zamanaşımına dair itirazı yerinde görülmemiştir. Taraflar arasındaki çekişme, 2020 yılının 3 ayında, (ekim kasım ve aralık aylarında) davacının davalıya hizmet sağlayıp sağlayamadığı, sözleşmenin haksız feshi iddiası, fesih nedeniyle 2021 ocak ayı için de hizmet bedelinin tahsilinin haklı olup olmadığıdır. Tarafların ticari defterleri incelenmiştir. Tarafların defterleri tasdikli olup delil niteliğindedir. Davacının defterinde 2020 ekim kasım aralık aylarına dair faturanın davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, 2021 ocak ayı ile birlikte 4 aylık faturanın 2021 ocak ayında kesildiği görülmüştür. Davalı tarafın ticari defterlerinde ise bu faturalar kayıtlı olmayıp, davalı tarafça noterden fatura ret ihtarı çekilmiştir. Şu halde hizmetin sağlandığına dair ispat yükü davacıdadır. Dosya kapsamında tanık ifadeleri alınmıştır. Tanık beyanları uyuşmazlığı çözen mahiyette olayıp soyut bulunmuş, hükme esas alınmamıştır. Mail hareketleri, mesaj kayıtları delil olarak ikame edilmiştir. Davalı taraf bu delillerin kendisinden sadır olduğunu kabul etmemiştir. Bu nedenlerle davacının ispat yükünü yerine getiremediği kanaatiyle yemin delili hatırlatılmıştır. Davacı taraf yemine başvurmayacağını beyan etmiştir. Açıklanan nedenlerle davacının anılan 3 aylık süreçte hizmet sunmadığı, davalının haklı fesihte bulunduğu, haklı fesih nedeniyle ocak 2021 ücretinin de talep edilemeyeceği kabul edilmiştir. Neticede davacı tarafın; davalıya; fatura kesmediği 3 aylık süreçte hizmet sağladığı, bu süreçte ücretsiz hizmet sağlanacağı konusunda taraflar arasında sözleşme bulunduğu, hizmet sağlanmasına rağmen sözleşmenin haksız feshi nedeniyle 1 aylık ek ücret talep edebileceğine dair vakıaları ve iddialarını ispat edemediği görülmüştür. HMK 190 maddesi ve TMK 6 maddeleri gereğince sübut bulmayan davanın reddine karar vermek gerekmiştir. İtirazla takip durduğundan ve sair koşullar da oluşmadığından kötü niyet tazminatı talebi yerinde görülmemiştir. Neticede aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. 1-Davanın REDDİNE,..." şeklinde karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket; reklam, tanıtım, tasarım, sosyal medya yönetimi ve dijital iletişim alanında hizmet sunan ticari bir işletme olduğunu, davalı kooperatifin yöneticisi olduğu .../...’nin yönetimi, davalı tarafından vekâleten dava dışı ... A.Ş.’ye bırakılmış; bu kapsamda 01.06.2019 tarihli hizmet ilişkisi kurulduğunu, icra takibine konu alacak; müvekkilin Ekim 2020 – Kasım 2020 – Aralık 2020 döneminde sunduğu hizmet karşılığı bedelin ve sözleşmenin haksız feshi ile bağlantılı kalemlerin ödenmemesinden doğduğunu, takip toplam alacak tutarı (takip tarihi itibarıyla) 66.785,35 TL olduğunu, ilk derece mahkemesi; davalının “e-posta/mesaj kayıtları inkârı”, davalı tanıklarının soyut anlatımları, faturanın davalı defterinde olmaması ve iade ihtarnamesi bulunması gerekçeleriyle, müvekkilin hizmet ifasını ispatlayamadığı kanaatine vardığını, davayı reddettiğini, ne var ki hüküm; dosyaya giren delillerin değerlendirilmesi, bilirkişi tespitleri, hizmet sözleşmelerinin ticari niteliği ve dijital hizmetlerin ispat rejimi dikkate alındığında; eksik incelemeye, çelişkili/denetime elverişsiz gerekçeye ve ispat hakkını zedeleyen bir yaklaşıma dayandığını, bu nedenlerle kararın kaldırılması zorunlu olduğunu, bilirkişi raporları ve dosya gerçekliğiyle uyumsuz/çelişkili gerekçe kurulduğunu, dosyada iki mali bilirkişi incelemesi mevcuttur. Mahkeme kararında da yer aldığı üzere; davacı defterlerinin tasdiklerinin usulüne uygun olduğu, taraflar arasında aylık KDV dahil 17.110,00 TL bedelli hizmet faturalandırmasının ve ödemelerin süreklilik arz ettiği, - 22.01.2021 tarihli 51.330,00 TL tutarlı (Ekim-Kasım-Aralık 2020 dönemi) fatura düzenlendiği ve davacı kayıtlarına işlendiği, tespit edildiğini, buna rağmen mahkeme, “hizmet sunulmadığı” sonucuna ulaşırken, bu tespitlerin olgusal ağırlığını bertaraf eden, denetime elverişli bir gerekçe kurmadığını, hizmet ilişkisi 2019’dan 2020 Eylül’e kadar düzenli sürdüğünü, bedeller ödendiğini, bir anda Ekim-Kasım-Aralık döneminde “hiç hizmet yok” kabulüne gidildiğini, bu kabulün; hizmetin kapsamı ve icrasına ilişkin teknik/uzman inceleme yapılmadan kurulması yerinde olmadığını, mahkeme; mali bilirkişi raporlarının işaret ettiği ticari ilişki sürekliliğini görmezden gelerek, uyuşmazlığı salt “defterde kayıt yok/inkâr var” ikilemine sıkıştırdığını, oysa uyuşmazlık zaten “davalının ret ve iadesi haklı mı?” sorusudur; ret beyanı tek başına hakkın doğumunu ortadan kaldırmayacağını, bilirkişi tespitleri ile hüküm arasındaki kopukluk ve gerekçesizlik, kararın kaldırılmasını gerektireceğini, tanık beyanları hukuka aykırı şekilde değersizleştirilmiş; davalı tanıkları ise fiilen esaslı kabul edildiğini, ilk derece mahkemesi; davalı tanıklarının beyanlarının dahi “duyuma dayalı / bilgi dışı” olduğunu kararda açıkça yansıtan bir dosyada; buna rağmen davacı tanıklarını “soyut” diyerek tamamen devre dışı bıraktığını, davalı tanığı ...; “davalının kabul etmediğini biliyoruz”, “görmedik” gibi sübjektif ifadeler kullanmakta; ... ise “faturasal konuları bilmiyorum, kimin yaptığını bilmiyorum” dediğini, bu beyanlar, hizmetin hiç sunulmadığını ispatlayan güçlü beyanlar olmadığı gibi; somut bir inkârın dayanağı da olmadığını, buna rağmen mahkeme; davacı tanıklarını soyut sayıp, davalı tanıklarının “görmedim” eksenli anlatımını fiilen belirleyici bir zemine taşıdığını, hangi tanık ifadesinin neden üstün tutulduğu, hangi çelişkinin nasıl çözüldüğü gerekçelendirilmediğini, tanık delilinin değerlendirilmesi kısmı denetime elverişsiz olup, kararın kaldırılmasını gerektireceğini, ispat yükü değerlendirmesi “imkânsız ispat” sonucunu doğuracak katılıkta uygulanmıştır; yemin deliline sıkıştırma doğru olmadığını, mahkeme, ispat yükünün davacıda olduğu kabulü ile; dijital hizmetin ifasına ilişkin delilleri (yazışmalar inkâr edildi gerekçesiyle) etkisizleştirip, tanıkları da soyut sayarak; davacıyı yemin deliline yönlendirdiğini, davacı yemine başvurmadı diye davayı reddettiğini, ancak yemin; her dosyada “son çare” olabilir; fakat mahkemenin görevi, önce maddi gerçeği ortaya çıkaracak delilleri toplamak ve tartışmak olduğunu, dijital hizmetlerde ifa; mahkemenin uygun usul işlemleri ile kolaylıkla denetlenebilir/tespit edilebilirken, bu yola girilmeyip yemin ekseninde karar kurulması usul ekonomisi değildir; aksine maddi gerçeği ıskalayan bir yöntem olduğunu, üstelik uyuşmazlığın çekirdeği “hizmet sunuldu mu?” olduğundan; bunun araştırma alanı, tarafların dijital verilerinin incelenmesi ve raporlanması ile genişletilmesi gerektiğini, bu yapılmadan davacı aleyhine karar verilmesi hakkaniyete ve yargılamanın amacı olan doğru sonuca ulaşmaya aykırı olduğunu, davacı tarafın ispat hakkı, fiilen daraltılmış; karar, eksik inceleme ve hatalı ispat değerlendirmesiyle verildiğini, Fesih tarihi ve Ocak 2021 kalemi yönünden karar kendi içinde çelişkili olduğunu, karar metninde fesih yönünden hem 28.12.2020 fesih bildirimi hem de 31.12.2020 fesih kabulünden söz edilmekte; buna rağmen Ocak 2021 dönemi talebi, detaylı bir sözleşmesel/hesabi tartışma yapılmadan reddedildiğini, sözleşmesel fesih bildiriminin hüküm doğurma anı, fesih şartları, tarafların davranışları, fesihte bildirim süreleri gibi unsurlar tartışılmadan “haklı fesih” sonucuna gidilmesi, hükmün denetime elverişliliğini ortadan kaldırdığını, bu bölüm yönünden de gerekçe yetersiz ve çelişkilidir. Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 27/11/2025 tarih, 2022/965 E. – 2025/1013 K. sayılı kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile, Kayseri İcra Müdürlüğü ... E. sayılı takipte davalının itirazının iptaline, - takibin devamına, - (koşulları oluştuğundan) icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, dairenizce esastan hüküm kurulması mümkün görülmez ise; eksik inceleme ve delillerin toplanması gerektiğinden kararın kaldırılarak dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacının istinaf talebinin reddine, yerel mahkeme ilamının onanmasına davacı tarafın davasının reddine, takip miktarının %20'sinden az olmamak üzere davacı aleyhine kötü niyeti tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre "İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir" şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Dava, hizmet sözleşmesi kapsamında alacak istemiyle başlatılan ilamsız icra takibinde borca itirazın iptali talebine ilişkindir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki sözleşmenin niteliği nazara alınarak davacının davalıya reklam hizmeti verdiğinin ispatı bakımından bilirkişi incelemesine de dayanmakla, dosya kapsamında ve istinaf aşamasında davacının bildirdiği beyanları hususunda hizmet ilişkisine dair delilleri toplanarak dosyanın mali müşavir ve reklam hizmeti konusunda uzman bilirkişi heyetine tevdi ile reklam hizmeti verip vermediği, takip tarihi itibariyle bu kapsamda alacağının bulunup bulunmadığı ve miktarına ilişkin takip dayanağı olan faturalar kapsamında rapor alınarak sonuçta davacının alacağını ispat edememesi halinde delilleri arasında yemin deliline de dayandığı gözetilerek davacıya HMK'nın 225 vd.maddeleri kapsamında yemin hakkı da hatırlatılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçelerle ve eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmiş olması yerinde görülmemiş, belirtilen gerekçelerle davacı istinafı yerinde görülmekl HMK'nın 353/1-a.6. maddesi gereğince kararın kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye geri gönderilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; 2-HMK'nın 353/1-a.6 md. gereğince, KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 27/11/2025 tarih ve 2022/965 E - 2025/1013 K sayılı kararın KALDIRILMASINA, 3-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre esastan bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye geri GÖNDERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde davacıya iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 7-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; harç tahsil işlemlerinin, HMK'nın 359.maddesi gereğince işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, 8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. 02/04/2026