11. Hukuk Dairesi 2021/5423 E. , 2022/9359 K. "" MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27.03.2019 tarih ve 2017/315 E. - 2019/140 K. sayılı kararın davacı vekili ile davalı TPMK vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 19.02.2021 tarih ve 2019/1052 E. - 2021/212 K. sayılı ka…
**11. Hukuk Dairesi 2021/5423 E. , 2022/9359 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27.03.2019 tarih ve 2017/315 E. - 2019/140 K. sayılı kararın davacı vekili ile davalı TPMK vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 19.02.2021 tarih ve 2019/1052 E. - 2021/212 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ile davalı TPMK vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin tanınmış "MODALİFE" ibareli tescilli markaların sahibi olduğunu, davalı gerçek kişinin ise 2015/82834 sayılı "moda life+şekil" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın önce Markalar Dairesi Başkanlığınca, sonrasında ise YİDK tarafından reddedildiğini, alınan kararın haksız ve hukuka aykırı bulunduğunu, müvekkili markaları ile dava konusu başvuru arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik olduğunu, ayrıca müvekkili markaları tanınmış olduğundan başvurunun tescili halinde müvekkili markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlanacağı gibi bu markaların itibarlarının zarar göreceğini veya markaların ayırt edici karakterlerinin zedeleneceğini, tanınmış markaların tüm sınıflar yönünden korunmalarının gerektiğini ileri sürerek, YİDK'in 2017-M-3911 sayılı kararının iptaline ve davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı TPMK vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvurunun kapsamında yer alan hizmetlerin, davacının itirazına mesnet markaların kapsamlarında yer alan mal ve hizmetlerden farklı bulunduklarını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı gerçek kişi, davaya cevap vermemiştir.