11. Hukuk Dairesi 2023/3362 E. , 2024/5529 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/110 Esas, 2023/381 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/257 E., 2021/711 K. Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye …
**11. Hukuk Dairesi 2023/3362 E. , 2024/5529 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/110 Esas, 2023/381 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/257 E., 2021/711 K. Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin elektronik ve bilişim sistemi konusunda birçok markanın distribütörü olarak faaliyet gösterdiğini, davalının belirli dönemlerde müvekkilinden satın aldığı emtiaların bedelini tüm uyarılara rağmen ödemediğini, ödenmeyen 971.406,36 TL fatura alacağının tahsili amacıyla İstanbul 3. İcra Müdürlüğünün 2020/4020 E. sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve %20 oranında icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden biri olduğunu, şirketin 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 70 inci maddesi kapsamında kurulan ve TTK hükümlerine tabi ve şirket sermayesinin %99,3742'sinin belediyeye ait olduğunu, şirketin gelir ve karlılığını arttırmak, kaynaklarını doğru ve verimli kullanabilmek, bilişim ve teknoloji alanında verdiği hizmetlerin niteliğini arttırmak amacı ile işletme politikası geliştirdiğini, bu kapsamda şirket bütçesinin analizi, gelir, gider, hak edişleri, yapılan harcamaların denetlenmesi için mali ve hukuki denetimler yapılarak şirketin son dört yıllık işlemlerinin incelendiğini, bu denetimde tedarikçi şirketler arasında yer alan davacı şirketin ortağı ve yetkili temsilcisinin müvekkili şirketin eski çalışanının kuzeni olduğunun tespit edildiğini, aynı zamanda anılan çalışanın kardeşinin de bir dönem davacı şirkette çalışmakta olduğunun anlaşıldığını, anılan çalışanın davacı şirket ile yakın ilişkisi göz önüne alındığında bu çalışanın hem müvekkili şirket hem de İBB bünyesinde bulunan bilgileri aktarmış olabileceğini, bu sayede davacının ihale süreçlerinde yer alabilme ihtimali olduğunu, dolayısıyla müvekkili şirket üzerinden haksız kazanç sağlandığı hususunda kuvvetli şüphe bulunduğunu, Sayıştay denetimine tabi şirketin uymakla mükellef olduğu 4734 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu (4734 sayılı Kanun) hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, müvekkili şirketin eski yönetimi döneminde meydana gelen ihaleye fesat karıştırma ya da teşebbüs etme suçunu oluşturan ya da diğer yasak fiil ve davranışlarda bulunulmuş ise tespiti ve bu kişilerin sorumluluklarına gidilmesi amacı ile müvekkili şirket tarafından tekrar denetime başlandığını ve sürecin devam ettiğini, müvekkili şirketin kamu zararı oluşturup oluşturmadığının iç denetim yapılmasını ve yargılamayı gerektirdiğinden davacı tarafından açılan davanın haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirket tarafından davalı şirkete değişik tarihlerde malzeme tedariki yapıldığı, buna ilişkin fatura ve bilgilerin tarafların ticari defterlerine kayıt edildiği, taraf şirketlerin bağlı bulunduğu vergi dairesinden celbedilen B/A, B/S formlarında da taraflar arasındaki ticari ilişkinin görüldüğü, yine bilirkişi tarafından düzenlenen 28.05.2021 tarihli rapor ile de davacı ticari defter kayıtlarına göre, davacının davalıdan alacağı bulunduğunun tespit edildiği gibi, davalı ticari defter kayıtlarında da, davalının davacıya borcu bulunduğuna yönelik kayıtların bulunduğunun tespit edildiği, dosya kapsamında toplanan delillere göre davalının, davacıya borcu olduğu tespit edilmesine rağmen, davalı tarafından, bu borcun ödendiği veya başka bir şekilde son bulduğuna ilişkin herhangi bir delilin dosyaya sunulmamış olduğunun görüldüğü, icra takibine itirazının haksız olduğu sonucuna varılarak, davacı alacaklı tarafından taraflar arasındaki faturaya bağlı cari hesaba dayalı alacak isteminde bulunulmuş olup, davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarında da davalı tarafın davacıya borcu olduğu yönünde kayıtların bulunduğunun anlaşıldığı, davalı/borçlu alacağın miktarını bilmekte olduğu, yani icra takibi başlatıldığı sırada ne kadar bir borç miktarını alacaklıya vermesi gerektiğini bildiği, bu itibarla alacak likit (belirli) olup, bu nedenle kabul edilen alacak miktarı üzerinden davacı tarafın icra inkâr tazminatı talebinin de kabulü gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul 3. İcra Müdürlüğünün 2020/4020 E. sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın 961.788,48 TL asıl alacak üzerinden iptali ile takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, davadan sonra 08.10.2020 tarihinden yapılan 10.510,95 TL ödemenin infaz aşamasında dikkate alınmasına, alacağın %20'si oranında 192.357,69 TL icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece savunmada ileri sürülen hususlar incelenmeksizin, salt takibe konu olan faturaların ticari defterlerde kayıtlı olup olmadığının incelenerek karar verildiğini, takibe konu edilen faturaların davacının uhdesinde bırakılan bir kamu ihalesine istinaden, davacı tarafça düzenlendiğini, davacı şirket yetkilisinin birinci dereceden akrabalık ilişkisi olan kişilerin, ihale süreci içerisinde müvekkil şirkette çalıştıklarını, şirketin son dört yılı içerecek şekilde yapılan denetimde, davacı şirketin ortağı ve yetkilisinin birinci dereceden kuzeninin, ihale tarihlerinde davacı şirkette çalıştığının, ayrıca müvekkili şirket personelinin kardeşinin de davacı şirkette çalıştığının belirlendiğini, bu akrabalık ilişkisi dikkate alınarak müvekkilinin Sayıştay denetimine tabi olması ve 4734 sayılı Kanun hükümlerine uymakla mükellef olması nedeniyle eski yönetim döneminde yapılan işlemlerle ilgili kişilerin sorumluluğuna gidilmesini gerektirecek durumların tespiti amacıyla, takibe konu edilen faturalara itiraz edildiğini ve fatura bedellerinin rayicin üzerinde olup olmadığı yönünde inceleme yapılması talebinde bulunulduğunu, akrabalık ilişkisi nedeniyle İBB bünyesinde bulunan bilgilerin aktarılmış olabileceğini, bu sayede davacının ihale süreçlerinde yer almış olabileceği ve davalı şirket üzerinden haksız kazanç sağlanmış olabileceği hususunda kuvvetli şüphe ortaya çıktığını, ihale kesinleşmiş olsa dahi ilgililerin meydana getirdiği zararı tazmin sorumluluğunun devam edeceğini, birtakım denetimlerin yapılarak, kamu zararının önlenmesi, var ise sorumluların cezalandırılması amacıyla söz konusu icra takibine itiraz edildiğini, 4734 sayılı Kanun'un ilgili hükümleri ile çıkar sağlama veya başka yollarla sözleşmeye ilişkin işlemlere fesat karıştırılması veya buna teşebbüs edilmesi ve bilgi ve belgeleri idarenin zararına kullanılmasının yasaklanması nedeniyle şirket bünyesinde bu yönde denetim yapılması gerektiğini, bu yöne ilişkin itirazların dikkate alınmadığını ve bu zararlara ilişkin bir inceleme yapılmadan karar verildiğini, bu nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile icra takibine davalı şirketin zararının oluşup oluşmadığı hususunda denetim yapılması ve alacağın yargılamayı gerektirmesi nedeniyle itiraz edildiği belirtilmesine rağmen, ne tür bir zarar oluştuğu ve bu zararın miktar ve kapsamına ilişkin hiçbir açıklama yapılmadığı, bilirkişi raporuna yönelik itirazda ise teslim edilen emtianın değerinin, piyasa rayicine uygun olup olmadığının değerlendirilmesinin istendiği, davacı teslim edimini yerine getirdiğine göre, ödemenin yapıldığı veya başka bir nedenle yapılmaması gerektiğini kanıtlama yükümlülüğünün davalıya ait olacağı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 21 inci maddesinin ikinci fıkrasında bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde fatura içeriği hakkında itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır hükmünce (Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 03/03/2016 tarih ve 2015/18039 E., 2016/3759 K. sayılı kararı) itiraz edilmeyen faturanın içeriği kesinleştiğinden bu yönde bir araştırma yapılmasına gerek bulunmadığı, bilirkişi raporundaki tespitlere göre taraflar arasındaki ticari ilişkinin 24.07.2019 ile 16.12.2019 tarihleri arasında devam ettiği davacı tarafından satılan emtia karşılığı davalının kısmi ödemede bulunduğu, bu nedenle davacının bakiye alacağının hüküm altına alınmasına ve likit olan alacağa icra inkar tazminatı uygulanmasına ilişkin İlk Derece Mahkemesi karar ve gerekçesi yerinde olup, davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesinin ikinci fıkrası. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.