Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2024/53 E. , 2024/2415 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2024/53 Karar No:2024/2415 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...Ticaret A.Ş. VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ...A.Ş. (E-Tebligat) VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 2022 yılı Şubat ayı boru gazı ithalatı ka
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2024/53 E. , 2024/2415 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2024/53 Karar No:2024/2415 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...Ticaret A.Ş. VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ...A.Ş. (E-Tebligat) VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 2022 yılı Şubat ayı boru gazı ithalatı kapsamında, bildirilen miktar ile Türkgözü giriş noktası üzerinden rezerve hakkı kazanan davacı şirketin, taahhüt edilen kapasitenin kullanılmadığı tespit edildiğinden bahisle, bu kapsamda Enerji Piyasaları İşletme Anonim Şirketi (EPİAŞ) uhdesinde bulundurduğu 10.500.000,00-TL tutarındaki nakit teminatının Boru Hatları ile Petrol Taşıma Anonim Şirketi (BOTAŞ) hesaplarına aktarılmasına ilişkin işlemin iptali ile 10.500.000,00-TL'nin BOTAŞ hesaplarına aktarım tarihi olan 15/04/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte iadesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; uyuşmazlığın, davacı ile dava dışı üçüncü kişi arasında özel hukuk hükümlerine göre akdedilmiş sözleşme kapsamında gerçekleştirilen spot gazı ithalatı kapsamında elde edilen nakit teminatın davalı idarece söz konusu özel hukuk kişisinin hesabına aktarılmasından kaynaklandığı anlaşıldığından görüm ve çözümünde adli yargı mercilerinin görevli olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Belirtilen gerekçelerle davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; Uyuşmazlık Mahkemesi'nin, 27/02/2023 tarih ve E:2023/133, K:2023/184 sayılı, 10/07/2023 tarih ve E:2023/163, K:2023/534 sayılı, 25/09/2023 tarih ve E:2023/396, K:2023/546 sayılı kararları incelendiğinde, idare mahkemelerinde açılacak davalarda, davalı konumunda her zaman idare olması gerektiğinin vurgulandığı, kamu tüzel kişiliğine haiz olmayan şirketlerin hasım olarak gösterildiği bu nitelikteki davalarda işlemin niteliği konusunda herhangi ayrım yapılmaksızın yalnızca bu kriter üzerinden yani davalı konumunda idare olması gerektiğinden hareketle değerlendirme yapıldığı; Bu durumda, idari yargıda açılacak davalarda davalı konumunda idare olması gerektiği, EPİAŞ'ın özel hukuk tüzel kişiliğine haiz olması ve özel hukuk tüzel kişilerince tesis edilen işlemlerin yargısal denetiminin de adli yargı yerlerince yapılacağı anlaşıldığından, uyuşmazlığın görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusunun belirtilen gerekçeyle reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, uyuşmazlık konusu işlem bir kamu hizmetinin icrası nedeniyle tesis edildiği, kanunla kurulmuş olan EPİAŞ'ın kamu gücü ayrıcalıklarına sahip olduğu, uyuşmazlığın görüm ve çözümünde idari yargının görevli olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacı şirketin yükümlülüğünü yerine getirmediği, bu ihlali nedeniyle EPDK'nın yazısı üzerine dava konusu işlemin tesis edildiği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : İdari yargının görev alanını belirleyen temel kanun olan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde "idari işlemler", idari eylemler" ve "idari sözleşmeler"den dolayı açılacak iptal ve tam yargı davaları idari dava türleri arasında sayılmak suretiyle bu davaların idari yargının görev alanında bulunduğuna işaret edilmekle birlikte "idari işlem", idari eylem" ve "idari sözleşme" tanımına yer verilmediğinden, bu kavramların içeriğine hangi işlem, eylem ve sözleşmelerin girdiğinin; başka bir anlatımla, idari işlem, idari eylem ve idari sözleşmelerin içerik ve kapsamları ile diğer hukuki işlem, eylem ve sözleşmelerden ayrılan yönleri ve bu ayrımların kıstaslarının, içtihadi olarak tespit edilmesi gerekmektedir. İdari işlemin tanımının en önemli unsurlarından birini, "işlemin idari makam ya da makamlarca yapılmış" olması, bir başka ifadeyle, "organik unsur" oluşturmaktadır. (Celal Erkut, İptal Davasının Konusunu Oluşturma Bakımından İdari İşlemin Kimliği, Danıştay Yayınları, Ankara, 2015, s.75) Bu nedenle, idari işlem, idarenin hukuki sonuç doğurmaya yönelik irade açıklaması olarak tanımlanabilir. Bu tanım, başlangıç seviyesi için yeterli olmakla birlikte sadece organik unsurdan hareket ederek işlemin hangi hukuksal rejime tabi olacağının belirlenmesi hatalı sonuçlara sebebiyet verecektir. Çünkü, idarenin her işlemi, idari işlem olmadığı gibi özel hukuk tüzel kişilerinin de bazı işlemleri idari işlem niteliğindedir. (Kemal Gözler, İdare Hukuku, Cilt I, 3. Baskı, Bursa, Ekin Basım Yayın Dağıtım, 2019, s.759) Bu açıdan, "idari makam" kavramı, organik kriterin kabul ettiği anlamda, sadece idare cihazı içinde yer alan birimlerin tekelinde olmayıp, idare işlevine ilişkin faaliyetleri dolayısıyla, idare cihazı dışındaki kamu makamları ile bazen de özel hukuk tüzel kişilerine atfedilebilir. Yasama ve yargı fonksiyonları ile hükümet etme faaliyeti dışında kalan tüm kamusal işlemler ise idare işlevi içinde yer almaktadır. (Celal Erkut, a.g.e., s.79-82) "Kamu hizmetlerine şu ya da bu ölçüde doğrudan doğruya katılan bütün özel örgütler, tamamen özel hukuk rejimine tabi olmakla birlikte, kamusal yetkiler kullanarak yaptıkları işlem ve eylemler konusunda, kamu hukuku ilke ve kurallarına ve idare yargısına tabi tutulurlar." (Lütfi DURAN, Ders Notları, s.344-345) "Bilimsel görüşler ile adlî yargı-idari yargı ayrımına ilişkin yüksek mahkeme kararları birlikte değerlendirildiğinde, kamu hizmeti yapmakla görevlendirilen özel hukuk tüzel kişilerinin bu hizmetleri yerine getirirken tesis ettikleri işlemler hakkında uygulanacak hukukî rejimin tespiti açısından idare işlevinin belirleyici olduğu, idare işlevine ilişkin ayırıcı kıstasların; kamu gücü ve kamu hizmeti olduğu, idari karar alma yetkisiyle donatılmış olmalarına karşılık, gerek statüleri ve gerekse teşkilatlanmaları ve yönetimleri bakımından özel hukuk tüzel kişisi olup da, kamu hizmeti görenlerin, bu hizmetleri yerine getirirken kamu gücü kullanmaları halinde bu işlemlerinin idare hukuku kurallarına tâbi olduğu ve idarî yargının görev alanı içinde yer aldığı anlaşılmaktadır." (Danıştay Başsavcılığı, 06/05/2024, E:2024/47) 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu'nun "Doğal gaz piyasa faaliyetleri" başlıklı 4. maddesinin dördüncü fıkrasının (c) bendinde, iletim lisansı sahiplerine Kanun'la birçok kamusal görev yüklenmiştir. İletim şirketi BOTAŞ, bir kamu iktisadi teşebbüsü olarak kamu tüzel kişiliğine sahiptir. 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 11. maddesi uyarınca kurulan EPİAŞ ise özel hukuk hükümlerine tabi olup yine Kanun ve diğer mevzuat hükümleri uyarınca birçok kamusal görev üstlenmektedir. 4646 sayılı Kanun'un 1. maddesinde belirtilen amaç doğrultusunda, "doğal gazın kaliteli, sürekli, ucuz, rekabete dayalı esaslar çerçevesinde çevreye zarar vermeyecek şekilde tüketicilerin kullanımına sunulması için, doğal gaz piyasasının serbestleştirilerek mali açıdan güçlü, istikrarlı ve şeffaf bir doğal gaz piyasasının oluşturulması ve bu piyasada bağımsız bir düzenleme ve denetimin sağlanması" ancak iletim faaliyetinin, sağlık olarak gerçekleştirilmesi halinde mümkündür. İletim faaliyetine ilişkin kuralların belirlendiği Doğalgaz Piyasası İletim Şebekesi İşleyiş Yönetmeliği'nin 5. maddesinde, "İletim lisansı sahibi, bu Yönetmelik ve ilgili mevzuatta belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda, sisteme giriş ve şebeke işleyiş kurallarını da içeren şebeke işleyişine ilişkin düzenlemeleri iletim şebekesinin işletmeye alınacağı tarihten en geç üç ay önce hazırlayarak Kurum onayına sunar. Bu düzenlemelerde Kurum onayı olmaksızın değişiklik yapılamaz. Kurum, gerek gördüğü hallerde piyasada faaliyet gösteren ilgili kişilerin görüşünü alarak düzenlemelerde değişiklik yapabilir. Bu düzenlemelerde, eşit taraflar arasında ayrım yapılmaması, ekonomik, verimli ve güvenli işletmecilik yapılması ilkelerine uyulur." düzenlemesine yer verilmiştir. Görüleceği üzere, doğal gaz piyasasında iletim faaliyetinin bağlı olduğu kurallar kamu hizmeti yönüyle ele alınmış, faaliyetin bağlı olduğu kurallara düzenleyici ve denetleyici kurum olan Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun (Kurum) doğrudan müdahale edebileceği düzenlenmiştir. Bu nedenle, doğal gaz piyasasında iletim faaliyetinin "kamu hizmeti" niteliği taşıdığı anlaşılmaktadır. Yönetmeliğin anılan maddesi doğrultusunda BOTAŞ tarafından, İletim Şebekesi İşleyiş Düzenlemelerine İlişkin Esaslar (ŞİD) hazırlanmıştır. Yine, "bir takvim yılı içerisinde boru hattı vasıtasıyla yapılabilecek spot doğal gaz ithalat miktarının, giriş noktalarında şeffaf, eşit taraflar arasında ayrım gözetmeyecek, sistemin verimli kullanımını sağlayacak şekilde kapasite rezervasyonlarına konu edilmesine yönelik uygulama yöntemlerinin ve esaslarının" belirlenmesi amacıyla, 12/09/2019 tarih ve 8828 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararı doğrultusunda, 19/09/2019 tarih ve 30893 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmak suretiyle, "Spot Boru Gazı İthalat Miktarı ve Uygulama Yönteminin Belirlenmesine İlişkin Usul ve Esaslar" (Usul ve Esaslar) yürürlüğe girmiştir. Usul ve Esaslar kapsamında ve 13/01/2022 tarih ve 10724-2 sayılı Kurul kararı doğrultusunda, Kurum tarafından Şubat 2022 döneminde için 26/01/2022 tarihinde elektronik ortamda talep toplama/yarışma gerçekleştirilmiş, ithalat lisansı sahibi davacı şirket Türkgözü giriş noktasından başvurusunda yer verdiği kapasiteyi rezerve etmeye hak kazanmıştır. Davacı şirketin ilk 10 gün içerisinde rezerve ettiği kapasite kullanmaması üzerine, bu durum BOTAŞ tarafından Kurum'a bildirilmiş, Kurum da EPİAŞ'a gönderdiği yazı ile Usul ve Esaslar'ın gereğinin yapılması gerektiğini belirtmiştir. Davacı şirketin talep çağrısına başvuruda bulunurken EPİAŞ'a sunduğu teminatın, EPİAŞ tarafından BOTAŞ hesabına aktarılması üzerine bu işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. Uyuşmazlıkta taraflar arasındaki ilişki incelendiğinde, ithalat lisansı sahibi davacı şirketin, Kurum'un talep toplama çağrısına başvuruda bulunabilmesi için birtakım sözleşmelere taraf olması gerekmektedir. Bu kapsamda, davacı şirket taşıtan sıfatıyla; iletim şirketi sıfatını taşıyan BOTAŞ ile "Standart Taşıma Sözleşmesi" (STS), piyasa işletmecisi sıfatı taşıyan EPİAŞ ile "Sürekli Ticaret Platformu (STP) Katılım Anlaşması" (Anlaşma) imzalamıştır. Ayrıca; taşıtan, iletim şirketi ve piyasa işletmecisi arasında Dengesizliklerin Uzlaştırma Protokolü (DUP) bulunmaktadır. Anılan sözleşmelerin tamamında ŞİD hükümlerine atıf bulunmaktadır. Dava konusu işlemin dayanağının; Usul ve Esaslar'ın 12.1. maddesinde yer alan, "Bu usul ve esaslar çerçevesinde rezerve edilmeye hak kazanılan kapasitelerin, ... c) Aylık kapasite rezervasyonları için 10 gün içerisinde, kullanılmaya başlanmaması halinde, hak kazanan lisans sahibi kapasite ürününün tamamı süresince kullanma hakkını ve buna bağlı tüm haklarını kaybeder." ve 13.5. maddesinde yer alan, "Piyasa işletmecisi söz konusu teminatları, lisans sahibinin bu Usul ve Esaslar kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde iletim şirketinin ilave dengeleyici sıfatıyla yaptığı alış yönlü işlemlerin ödemeleri karşılığında kullanılmak üzere, iletim şirketi adına tutmakla yükümlüdür." düzenlemeleri ile Usul ve Esaslar'ın ekinde yer alan ve tarafların başvuruda bulunurken Kurum'a sunmak zorunda oldukları Taahhütname'de yer alan " ... 4) İthalat (Spot) Lisansımız kapsamında talep toplama ve/veya yarışma sonucunda hak kazandığımız kapasiteyi rezerve edeceğimizi, rezerve ettiğimiz kapasiteyi kullanacağımızı, ithal ettiğimiz spot boru gazı miktarının Usul ve Esaslar’da belirlenen oranı karşılığı doğal gazı sürekli ticaret platformunda satacağımızı, bu yükümlülüklerimizi yerine getirmediğimiz takdirde Talep Çağrısı kapsamında sunduğumuz teminatın tamamının irat kaydedileceğini ve/veya piyasa işletmecisi tarafından nakde çevrileceğini, ... bila kabili rücu kabul, beyan ve taahhüt ederiz" ifadeleri olduğu görülmektedir. Buna göre, davacı şirketin, talep toplama çağrısına yönelik başvurusunda bildirdiği miktarı değiştirme, geri alma ve devretme hakkı bulunmamakta olup bu şekilde rezerve edeceği kapasite, taşıtan için bir hak ve aynı zamanda yükümlülük teşkil etmektedir. Bu yükümlülüğünü yerine getirmemesi neticesinde meydana gelecek dengesizlik, doğal gaz iletim faaliyetinde ve dolayısıyla kamu hizmetinde bir aksamaya sebebiyet vereceğinden, BOTAŞ'ın ilave dengeleyici sıfatıyla yapacağı alış yönlü işlemlerinin ödemelere karşılık, davacı şirketin teminatının BOTAŞ hesabına aktarılması, "idari işlevi"ne ilişkin bir işlem olarak, "idari işlem" olarak nitelendirilebilecektir. Kaldı ki, bu "idari işleve" ilişkin irade ilk olarak, 07/03/2022 tarih ve 387373 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Doğal Gaz Piyasası Dairesi Başkanlığı yazısı ile, yani "organik anlamda" bir idare tarafından ortaya konulmuş olup Kurum'un verdiği talimatları yerine getirme görevi olan EPİAŞ'ın dava konusu işlemi ise, bu talimatı yerine getirmekten ibarettir. Diğer taraftan, Usul ve Esaslar'a uyulacağının bir özel hukuk sözleşmesinde taahhüt edilmesi, Usul ve Esaslar'a aykırı davranılmasını halinde sözleşmeye aykırı davranıldığı ve bu sözleşmenin bağlı bulunduğu kurallara göre uyuşmazlığın çözülmesi gerektiği anlamına gelmeyecektir. Bu uyuşmazlığın bağlı olduğu kuralları oksimoron bir sonuca götürecektir. Şöyle ki, Usul ve Esaslar'a uyulmanın taahhüt edildiği STP Katılım Anlaşması'nın her iki tarafı (EPİAŞ ve davacı şirket) özel hukuk tüzel kişisidir. Dolayısıyla bu sözleşme, en az bir tarafı kamu tüzel kişi olması gereken idari sözleşme olarak nitelendirilemeyecektir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 1. maddesinde, özel hukuk sözleşmelerinin kurulması (ya da değiştirilmesinin) karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanı ile olacağı kurala bağlanmıştır. Usul ve Esaslar ise, Kurum'un düzenleyici işlemi olarak idarenin tek taraflı bir işlemidir. Anılan kabule göre, Usul ve Esaslar'da idarenin tek taraflı irade beyanıyla yapacağı değişikliğin, aynı zamanda sözleşmede yapılacak bir değişiklik olması gerekir ancak özel hukuk hükümlerine tabi sözleşmeler karşılıklı ve uyumlu irade beyanı olmadan kurulamaz ve değiştirilemez. O halde, ortada ne bir idari sözleşmeden ne de bir özel hukuk sözleşmesinden (sadece Usul ve Esaslar'a atıf yapılan kısmı yönüyle) kaynaklanan uyuşmazlık bulunduğundan bahsedilemeyeceğinden dava konusu işlemin sözleşmeden değil Usul ve Esaslar'dan kaynaklandığının kabulü kaçınılmazdır. Burada söz konusu olan, idarenin tek taraflı olarak hazırladığı dokümanların davacı şirketçe kabul edilmesi suretiyle mevcut sözleşmede değişiklik yapılması değil, karşılıklı iradelerin uyuşmasının ardından idarenin tek taraflı değişiklik yapabileceği bir düzenleyici işlem doğrultusunda işlem tesis edebilmesidir. Öte yandan, ŞİD'in 16.1. maddesinde, "ŞİD’in uygulanmasından doğan; - Kapasite rezervasyonları, iptalleri, ... hususlarında, Taşıyıcı ve Taşıtan arasında çıkacak ihtilaflar EPDK tarafından çözüme kavuşturulur. Kurul’un, azami 30 (otuz) gün içerisinde alacağı karar taraflar üzerinde bağlayıcıdır. Kurul Kararlarına karşı yargı yolu açıktır." denilmek suretiyle "idare işlevi" ağır basan uyuşmazlıklardan olan kapasitesi rezervasyonları ve iptallerinde, denetleyici ve düzenleyici kurum olarak Kurum'un hakem rolü ön plana çıkarılmak istenmiştir. Teminatın BOTAŞ hesabına aktarılması yolundaki dava konusu işlem, temelde, kapasite rezervasyonuna/iptaline bağlı sonuçlardan olduğundan bakılan uyuşmazlığın da bu kapsamda görülmesinin önünde bir engel bulunmamaktadır. Yine, STS'nin "Uyuşmazlıkların çözümü" başlıklı 13.1. maddesinde de, "ŞİD madde 16.1'de özel olarak belirtilen konular dışındaki anlaşmazlıklar için başvuru mercii Ankara Mahkemeleri ve Ankara İcra Daireleri olacaktır." kuralına yer verilerek, anılan uyuşmazlıklar istisna tutulmuştur. Bu durumda, özel hukuk kurallarına tabi kılınmış olsa da "piyasa işletmecisi" olan EPİAŞ'ın, Kurum'un yürürlüğe koyduğu Usul ve Esaslar doğrultusunda ve Kurum'un talimatının uygulanması amacıyla, "idare işlevi" kapsamında tesis ettiği, tek yanlı ve kamu gücüne dayalı, idari işleminden kaynaklanan uyuşmazlığın görüm ve çözümünde idari yargının görevli olduğu sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : USUL YÖNÜNDEN: MADDİ OLAY : 13/01/2022 tarih ve 10724-2 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararı doğrultusunda, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (Kurum) tarafından Şubat 2022 dönemi için 26/01/2022 tarihinde elektronik ortamda talep toplama/yarışma gerçekleştirilmiş, ithalat lisansı sahibi davacı şirket, Türkgözü giriş noktasından bildiriminde yer verdiği kapasiteyi rezerve etmeye hak kazanmıştır. BOTAŞ tarafından Kurum'a gönderilen yazı ile (Kurum kayıtlarında 17/02/2022 tarih ve 372993 sayılı), davacı şirketin, rezerve ettiği aylık spot (ithalat) kapasitenin ilk 10 gün içerisinde kullanılmadığının bildirilmesi üzerine, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Doğal Gaz Piyasası Dairesi Başkanlığı'nca EPİAŞ'a gönderilen 07/03/2022 tarih ve E.387373 sayılı yazısı ile davacı şirketin anılan ihlali nedeniyle "Spot Boru Gazı İthalat Miktarı ve Uygulama Yönteminin Belirlenmesine İlişkin Usul Ve Esaslar"ın (Usul ve Esaslar) gereğinin yapılması hususu ifade edilmiş, davacı şirketin EPİAŞ uhdesinde bulundurduğu 10.500.000,00-TL teminatın, BOTAŞ hesaplarına aktarılması üzerine bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kapsam ve nitelik" başlıklı 1. maddesinin birinci fıkrasında, "Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinin görevine giren uyuşmazlıkların çözümü, bu Kanunda gösterilen usullere tabidir."; "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" 2. maddesinin birinci fıkrasında, "İdari dava türleri şunlardır: a) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları, b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, c) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar."; "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Dilekçeler, Danıştayda daire başkanının görevlendireceği bir tetkik hakimi, idare ve vergi mahkemelerinde ise mahkeme başkanı veya görevlendireceği bir üye tarafından: a) Görev ve yetki, ... Yönlerinden sırasıyla incelenir."; "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinin birinci fıkrasında, "Danıştay veya idare ve vergi mahkemelerince yukarıdaki maddenin 3 üncü fıkrasında yazılı hususlarda kanuna aykırılık görülürse, 14 üncü maddenin; a) 3/a bendine göre adli yargının görevli olduğu konularda açılan davaların reddine; ... Karar verilir." kurallarına yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinde “İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı” başlığı altında idari dava türleri; idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları ve tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar şeklinde düzenlenmiştir. Bu bakımdan idari yargının görev alanını belirleme açısından kanun koyucu; idari işlem, idari eylem ve idari sözleşme gibi daha teknik ve somut kavramlara kanunda yer vermiştir. Uyuşmazlık Mahkemesi, özellikle idarenin gerçekleştirdiği işlem ve eylemler açısından idari yargının görevli olduğuna karar verebilmek için söz konusu işlem veya eylemde kamu gücünün ya da kamusal bir ayrıcalığın kullanılıp kullanılmadığını araştırmakta; diğer bir ifadeyle idari işlem yahut idari bir eylem olup olmadığına dikkat etmekte ve buna göre yargı yolunu belirlemektedir. Uyuşmazlıkta taraflar arasındaki ilişki incelendiğinde, ithalat lisansı sahibi davacı şirketin, Kurum'un talep toplama çağrısına başvuruda bulunabilmesi için birtakım sözleşmelere taraf olması gerekmekte olup bu kapsamda, davacı şirket taşıtan sıfatıyla; iletim şirketi sıfatını taşıyan BOTAŞ ile "Standart Taşıma Sözleşmesi" (STS), piyasa işletmecisi sıfatı taşıyan EPİAŞ ile "Sürekli Ticaret Platformu (STP) Katılım Anlaşması" (Anlaşma) imzalamıştır. Ayrıca; taşıtan, iletim şirketi ve piyasa işletmecisi arasında Dengesizliklerin Uzlaştırma Protokolü (DUP) bulunmaktadır. Usul ve Esaslar uyarınca ilan edilen talep toplama çağrısına, ithalat lisansı sahipleri tarafından miktar bildiriminde bulunularak başvurulur. Yine Usul ve Esaslar'a göre yürütülecek sürecin sonucunda bir şirket spot ithalat kapasiteyi rezerve etmeye hak kazanır ve bu faaliyeti fiilen gerçekleştirmek için iletim şirketine kapasite rezervasyonu yaptırır. Söz konusu kapasite, öncesinde taraflar arasında mevcut bulunan STS'sinde bir kapasite tescil belgesi ile belgelenir. Bu haliyle, tüm bu süreç, tarafların karşılıklı iradelerinin uyuşması neticesinde STS'de yapılan bir zeyil niteliğindedir. Taşıtanın, talep toplama çağrısına yönelik başvurusunda bildirdiği miktarı değiştirme, geri alma ve devretme hakkı bulunmamakta olup bu şekilde rezerve edeceği kapasite, taşıtan için bir hak ve aynı zamanda yükümlülük teşkil etmektedir. Hak kazanılan kapasitenin yükümlülük boyutu nedeniyle, Usul ve Esaslar'ın "Hak kazanılan kapasitenin kullanılmaması" başlıklı 12.1. maddesinde, "Bu usul ve esaslar çerçevesinde rezerve edilmeye hak kazanılan kapasitelerin, ... c) Aylık kapasite rezervasyonları için 10 gün içerisinde, kullanılmaya başlanmaması halinde, hak kazanan lisans sahibi kapasite ürününün tamamı süresince kullanma hakkını ve buna bağlı tüm haklarını kaybeder." düzenlemesine yer verilmiştir. Yine, taşıtanın sözleşme ilişkisinden kaynaklanan bu yükümlülüğünü ihlali nedeniyle, iletim şirketinin, oluşacak dengesizliği gidermek için yapmak zorunda kalacağı alış yönlü işlemlerin finansmanını teminat altına almak adına, Usul ve Esaslar'ın 13.5. maddesinde, "Piyasa işletmecisi söz konusu teminatları, lisans sahibinin bu Usul ve Esaslar kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde iletim şirketinin ilave dengeleyici sıfatıyla yaptığı alış yönlü işlemlerin ödemeleri karşılığında kullanılmak üzere, iletim şirketi adına tutmakla yükümlüdür." düzenlemesi yer almakta olup Usul ve Esaslar'ın ekinde yer alan ve tarafların başvuruda bulunurken Kurum'a sunmak zorunda oldukları Taahhütname'de " ... 4) İthalat (Spot) Lisansımız kapsamında talep toplama ve/veya yarışma sonucunda hak kazandığımız kapasiteyi rezerve edeceğimizi, rezerve ettiğimiz kapasiteyi kullanacağımızı, ithal ettiğimiz spot boru gazı miktarının Usul ve Esaslar’da belirlenen oranı karşılığı doğal gazı sürekli ticaret platformunda satacağımızı, bu yükümlülüklerimizi yerine getirmediğimiz takdirde Talep Çağrısı kapsamında sunduğumuz teminatın tamamının irat kaydedileceğini ve/veya piyasa işletmecisi tarafından nakde çevrileceğini, ... bila kabili rücu kabul, beyan ve taahhüt ederiz" ifadelerine yer verilmiştir. Davacı şirketin, Şubat 2022 döneminde rezerve ettiği kapasiteyi ilk 10 gün içerisinde kullanmadığı tespit edildiğinden bahisle talep çağrısına başvuruda bulunurken EPİAŞ'a sunduğu 10.500.000,00-TL teminatın (sonrasında nakdi teminata çevrilen), BOTAŞ hesabına aktarılması üzerine bakılan dava açılmıştır. Buna göre uyuşmazlığın tarafları, piyasa işletmecisi sıfatıyla EPİAŞ ve taşıtan sıfatıyla davacı şirket olduğundan, taraflar arasında bulunan Anlaşma'nın incelenmesi gerekmektedir. Anlaşma'nın 1.b. maddesinde, Anlaşma'nın tarafların Usul ve Esaslar kapsamındaki yükümlülükleri kapsadığını; 2.b. maddesinde, tarafların Usul ve Esaslar'ı kabul ederek uyacağını taahhüt ettiği kurala bağlanmıştır. Usul ve Esaslar, Kurum'un talep toplama çağrı metni, Usul ve Esaslar'ın ekinde yer alan ve başvuruda bulunacak kişi tarafından Kurum'a sunulacak taahhütname; idarenin tek taraflı irade açıklamaları olsa da davacı şirketin bu süreç sonunda kapasite rezervasyonu hakkı kazanması ile birlikte tüm bu tek taraflı işlemler, yukarıda anılan sözleşmelerin bir parçası haline gelmiştir. Bu yönüyle kamu ihale sözleşmelerine benzetilebilecek süreçte, iradelerin karşılıklı uyuşmasıyla birlikte kurulan/zeyil edilen sözleşme ilişkisinin ardından, yükümlülüğün yerine getirilmemesi sözleşmeye aykırılık sonucunu doğuracaktır. Diğer bir ifadeyle, Usul ve Esaslar'a uygun davranılması taraflar arasında bulunan sözleşme ilişkisinin gereğidir. Diğer taraftan, Anlaşma'nın idari sözleşme niteliği bulunup bulunmadığının incelenmesi gerekmektedir. Doktrinde ve yargı kararlarında, idari sözleşmeler, taraflarından en az birisi bir kamu tüzel kişisi olan ve bir kamu hizmetinin yürütülmesine ilişkin ve/veya özel hukuku aşan birtakım hükümler içeren sözleşmeler olarak tanımlanmaktadır. 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 11. maddesi ile kurulan EPİAŞ'ın özel hukuk hükümlerine tabi olduğu, yine anılan maddede düzenlenmiştir. Dolayısıyla, özel hukuk hükümlerine tabi davacı şirket ile kamu tüzel kişisi olmayan EPİAŞ arasındaki bulunan sözleşmenin, idari sözleşme olarak nitelendirilmesine olanak bulunmamaktadır. Bu durumda, dava konusu işlemin tek yanlı ve kamu gücüne dayalı olarak tesis edilen bir idari işlem niteliğinde olmadığı, ticari hayatın gerekleri uyarınca alınan teminattan kaynaklandığı anlaşıldığından özel hukuk hükümlerine tabi Anlaşma'nın uygulanması aşamasında meydana gelen uyuşmazlığın görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, davanın görev yönünden reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın görev yönünden reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın yukarıda belirtilen GEREKÇEYLE ONANMASINA, 3. Temyiz posta giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 28/05/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.