7. Hukuk Dairesi 2013/22194 E. , 2013/20402 K. "İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... mirasçısı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 688 parsel sayılı 3500 m2 yüzölçümündeki taşınmaz vergi kaydına, miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... ve arkadaşları adlarına, 827 pa
**7. Hukuk Dairesi 2013/22194 E. , 2013/20402 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... mirasçısı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 688 parsel sayılı 3500 m2 yüzölçümündeki taşınmaz vergi kaydına, miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... ve arkadaşları adlarına, 827 parsel sayılı 1042 m2 yüzölçümündeki taşınmaz dava dışı 677 parsel sayılı taşınmaza uygulanan vergi kaydı miktar fazlası olarak tarla niteliği ile davalı Hazine adına, 750 ve 737 parsel sayılı sırasıyla 2312 m2 ve 4875 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar ise ayrı ayrı vergi kaydına, satın almaya, miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... ve arkadaşları adlarına tespit edilmiştir. İtirazı Kadastro Komisyonunca reddedilen davacı ... tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Yargılama sırasında davacı ...'nun ölümü üzerine mirasçıları davayı takip etmişlerdir. Mahkemece dava konusu 688 ve 827 parsel sayılı taşınmazlara yönelik açılan davanın reddine, taşınmazların tespit gibi tapuya tesciline, 750 ve 737 parsel sayılı taşınmazlara yönelik açılan davanın ise tespitin kesinleştiğinden söz edilerek mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş; hüküm davacı ... mirasçısı ... tarafından temyiz edilmiştir. 1-Davacı ... mirasçısı ...'nun dava konusu 737 ve 750 parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 26. maddesi hükmünde Kadastro Mahkemelerinin görevinin taşınmaz hakkında kadastro tutanağının düzenlendiği günde başlayacağı açıklanmıştır. Kadastro Mahkemeleri kural olarak tespit tutanağı düzenlenip askı ilanına çıkartıldıktan sonra, askı ilan süresi içinde ve tespitten önceki hukuksal nedenlere dayalı olarak açılan davalara bakmakla görevlidir. Tutanağı düzenlenmeyen taşınmazlara ilişkin davalarla, tutanaklar kesinleştikten sonra açılan davalara ve tespitten sonraki hukuksal nedenlere dayalı olarak açılan davalara bakmak Kadastro Mahkemelerinin görevi dışında kalıp, genel mahkemelerin görevine girmektedir. Görev kamu düzenine ilişkin olup taraflarca öne sürülmese bile mahkemelerce kendiliğinden dikkate alınması gerekir. Somut olaya gelince; davacı ... davasını taşınmazın kadastro tespit tarihinden sonra olan 09.5.1984 günü Kadastro Mahkemesinde açmış, Kadastro Mahkemesi tarafından görevsizlik kararı verilmiştir. Dava konusu 737 parsel sayılı taşınmazın askı ilanı 04.6.1982-05.7.1982 tarihleri arasında yapılmış, tutanağında yer alan şerhe göre ise askı ilan süresi içinde, 750 parsel sayılı taşınmazın ise 29.01.1984 tarihli Kadastro Komisyon Kararı 08.3.1984 tarihinde davacı ...'ya tebliğ edilmiş ve karar aleyhine süresi içinde Kadastro Mahkemesinde dava açılmadığından tutanaklarında yer alan şerhe göre taşınmazların tespiti kesinleşmiştir. Kısaca davacı davasını 30 günlük askı ilan ve dava açma süresi geçtikten sonra açmıştır. Bu hale göre davanın Kadastro Mahkemesinde görülmesi olanaksızdır. Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre mahkemece oluşturulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı ... mirasçısı ...'nun yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile dava konusu 737 ve 750 parsel sayılı taşınmazlara yönelik hükmün ONANMASINA, 2- Davacı ... mirasçısı ...'nun dava konusu 688 ve 827 parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarına gelince; mahkemece, 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 36. maddesi hükmü gerekçe gösterilerek yazılı biçimde hüküm kurulmuş ise de, yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 36.maddesi hükmünde taraflardan her birinin dinlenmesini talep ettiği tanık ve bilirkişi ücretini ve diğer yargılama giderlerini karşılamak zorunda olduğu, hakim tarafından belirlenecek süre içinde gerekli giderler mahkeme veznesine yatırılmadığı takdirde, onunla ilgili delillere dayanılmaktan vazgeçilmiş sayılacağı açıklanmıştır. Bu hükmün amacı, verilen ara kararlarının ciddiyet ve özenle yerine getirilmesini sağlamak, bu yolla davaların uzun süre elde kalmasını önlemektir. Hakim tarafından verilen kesin süre içinde gereken giderleri vermeyen taraf sadece gider yapılmasını gerektiren işlemin yapılması isteminden vazgeçmiş sayılır. Davadaki bütün istemlerinden vazgeçmiş sayılamaz. Bu olgunun sonucu olarak da verilen kesin süre içinde gereğinin yapılmaması halinde gider yapılmasını gerektiren işlemin niteliği ve davanın sonucuna etkisi gözetilerek mevcut delillere göre karar verilir. Kesin süreye uymamanın doğurduğu bu ağır sonuç gözetildiğinde, kesin süreden söz edilebilmesi için ara kararında yapılması gereken işlerin neler olduğunun kuşkuya yer vermeyecek biçimde tam olarak açıklanması, yatırılması istenilen giderlerin miktarının ara kararında kalem kalem ve ayrıntılı olarak gösterilmesi, verilen sürenin giderin temin edilip yatırılabilmesi için makul ve yeterli uzunlukta olması, gider yatırılmamasının sonuçlarının taraflara açıkça anlatılması ve tarafların bu konuda uyarılması zorunludur. Somut olayda keşif yapılmasının zorunlu bulunduğu kuşkusuzdur. Ne var ki, davacı tarafa keşif giderlerini yatırması için kesin önel verilmiş ise de, davacı tarafa verilen kesin önel gerekli koşulları içermemektedir. Şöyle ki; mahkemece verilen ara kararında mahkemece tanık ücretleri ile bilirkişi, tutanak tanığı bilirkişi, yerel bilirkişi ve bu kişilerin daveti için gerekli tebligat giderleri kalem kalem ve ayrıntılı olarak gösterilmeden, belirtilen bu keşif harç ve ücretlerin ödenmesi için davacı tarafa kesin süre verilmiştir. Bu olgular gözetildiğinde mahkemece oluşturulan ara kararının kesin önel sonuçlarının uygulanmasını gerektirecek nitelikte olmadığı, anlaşıldığına göre yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı ... mirasçısı ...'nun temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 27.11.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.