İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/02/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ TALEP: İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili talep dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı .... Şti.'nde pay sahibi olduğunu, müvekkilinin, davalı şirketin 3.500.000 TL sermayesini…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/263 KARAR NO: 2026/330 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ARA KARAR TARİHİ:24/12/2025 NUMARASI:2025/1018 Esas (Derdest) DAVA:Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/02/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ TALEP: İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili talep dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı .... Şti.'nde pay sahibi olduğunu, müvekkilinin, davalı şirketin 3.500.000 TL sermayesinin 1.225.000,00 TL'sine karşılık gelen payına sahip iken, 21/10/2014 tarihli Büyükçekmece ... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı pay devir sözleşmesi ile şirketin paylarının 875.000,00 TL'sine karşılık gelen kısmını da satın aldığını, devir işleminin Büyükçekmece ... Noterliği'nin ... Yevmiye numaralı 30/12/2014 tarihli ihtarnamesi ile davalı şirkete bildirildiğini ve devrin tescil ve ilanının talep edildiğini, davalı şirketin bu talebi yerine getirmediğini, pay devrinin de genel kurulda üç ay içerisinde reddedildiğini, TTK'nın 595/7 maddesi hükmü gereği devir işleminin şirket tarafından onaylanmış sayıldığını, müvekkilinin, davalı ... Dijital paylarının %60'ına sahip durumda olduğunu, 12/03/2020 tarihli Genel Kurul için herhangi bir surette çağrı prosedürünün gerçekleştirilmediğini, usulüne uygun bir şekilde çağrı yapılmaksızın, çağrısız genel kurulun ya da elden dolaştırma yoluyla karar alınmasına ilişkin şartlar mevcut olmaksızın alınan genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunu, buna bağlı olarak 12/03/2020 tarihinde yapıldığı iddia edilen sözde genel kurul toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğunu beyan ederek 12/03/2020 tarihinde yapılan sözde genel kurulda alınan kararlarının tamamının yok hükmünde olduğunun tespitiyle şirketin hukuken yönetim organından mahrum kalması ve hukuka aykırı şekilde şirket müdürü olan dava dışı ...'ün şirket ve müvekkili açısından kaybı imkansız zarar verebilecek işlemler yapma riski bulunması nedeniyle davalı şirkete kayyım tayin edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...HMK'nın 391/1 maddesi uyarınca; mahkeme tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı önleyecek her türlü tedbire karar verebilir. HMK'nın 392/1 maddesi uyarınca ise; ihtiyati tedbir talep eden, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır. Talep resmi belgeye, başkaca kesin bir delile dayanıyor yahut durum ve koşullar gerektiriyorsa, mahkeme gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmamasına da karar verebilir. Adli yardımdan yararlanan kimsenin teminat göstermesi gerekmez. Yukarıda değinilen açıklamalardan sonra somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafça her ne kadar şirkete yönetim kayyımı atanması talep olunmuş ise de; şirketin işleyen bir şirket olduğu, şirket yöneticilerin yerine yönetim kayyımı atanmasını gerektirir nitelikte yaklaşık ispat şartının mevcut iddialar ve dosya kapsamında bulunan belgelere göre sağlanmadığı, deliller toplandıktan sonra davacının iddialarının netleşeceği, bu aşamada yönetici kayyımı atanması şartları oluşmadığından bu talebinin reddine," karar verilmiştir.Bu karara karşı ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın esasına uygulanacak olan düzenlemenin yanlış tespit edildiğini, yok hükmünde olan bir genel kurul kararı ile Ticaret Sicili'ne şirket müdürü olarak tescil edilen dava dışı ...'ün, şeklen olsa da hukuken müdür sıfatına sahip olmadığını, hukuken yok hükmünde olan bir genel kurul kararına dayalı olarak kendisini şirket müdürü tescil ve ilan ettiren dava dışı ...'ün bu vazifesine fiilen devam etmesinin davalı şirket açısından telafisi mümkün olmayan zararlara sebebiyet verebileceğini, bu hususun davalı şirket'in kayda değer tek malvarlığı olan taşınmazın ... tarafından şirket müdürü sıfatıyla yine kendisine yani ...'e satışı ve devri işleminin yapılması ile açık şekilde kendisini gösterdiğini, şirket'in pay sahibi olan davacının ve davalı şirketin menfaatlerinin korunabilmesi adına ve geri dönülmesi imkansız zararları önleyebilme adına ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını davalı şirket'e yönetim ve temsil kayyımı tayin edilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE :Talep, şirket genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun tespitine ilişkin davada; şirkete yönetim kayyımı atanmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararına yönelik istinaf incelemesidir. Mahkemece 24/12/2025 tarihli ara karar ile davacının yönetim kayyımı atanması talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalı şirkete yönetim kayyımı atanması koşullarının bulunup bulunmadığı noktasındadır. Dava .... Şti.'nin 12/03/2020 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların; çağrının usulüne uygun yapılmadığı iddiası ile yok hükmünde olduğunun tespitine ilişkindir.TMK'nın 427/4. Maddesi uyarınca bir tüzel kişinin gerekli organlarından yoksun kalması ve yönetiminin başka yoldan sağlanamaması durumunda yönetim kayyımı atanacağı düzenlenmiştir. Genel kurul kararını yok hükmünde olduğunun tespiti istemine ilişkin davada; davalı şirketin yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine engel bir durum ve şirkette organ boşluğu bulunmadığı gibi yönetiminin başka yoldan sağlanamaması ve genel kurulun toplanamaması gibi bir durum da söz konusu değildir. Bu durumda davalı şirkete yönetim ve temsil kayyımı atanmasını gerektirecek haklı bir sebep bulunmadığı anlaşılmaktadır.HMK'nın 389/1. Maddesi, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir, şeklindedir.HMK'nın 390/2 maddesine göre de, tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Yukarıda ifade edildiği üzere HMK'nın 390/2 maddesine göre, tedbir talep eden taraf, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Yaklaşık ispattan anlaşılması gereken ise usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Buradaki amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için tam ispat gerekmez. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir.Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez Tarafların iddia ve savunmaları ile dosya içerisin toplanan deliller ile davacının tüm iddialarının ihtilaflı ve tespite muhtaç olduğu, yargılamanın geldiği aşama dikkate alınarak yaklaşık ispatın gerçekleşmediği anlaşılmakla ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 26/02/2026