T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1778 Esas KARAR NO : 2025/1574 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2025/1064 D.İş-2025/1074 Karar TARİH: 04/09/2025 DAVA: İhtiyati Haciz TALEP EDİLEN ALACAK : 249.029,42 Euro KABUL EDİLEN ALACAK : 249.029,42 Euro (11.957.994,30 TL) TEMİNAT BEDELİ : 2.391.598,86 TL (Ala…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1778 Esas KARAR NO : 2025/1574 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2025/1064 D.İş-2025/1074 Karar TARİH: 04/09/2025 DAVA: İhtiyati Haciz TALEP EDİLEN ALACAK : 249.029,42 Euro KABUL EDİLEN ALACAK : 249.029,42 Euro (11.957.994,30 TL) TEMİNAT BEDELİ : 2.391.598,86 TL (Alacağın % 20' si) ( 249.029,42 Euro = Dava tarihi olan 02/09/2025 günü TCMB Gösterge Niteliğindeki Döviz Kurları tablosunda 1 Euro efektif satış miktarı olarak belirlenen 48.0184 TL baz alınmak sureti ile hesaplanan karşılığı 11.957.994,30 TL'nin % 20' si ) KARAR TARİHİ: 02/10/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: İhtiyati haciz talep eden vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, Avrupa’da intermodal taşımacılık alanında pazar liderlerinden ... a.s.’nin tek ortağı olduğunu, ülkemizde de yine taşımacılık alanında faaliyet gösteren öncü şirketlerden biri olduğunu, müvekkili şirketin, borçlu ... ...’e uluslararası taşımacılık hizmeti vermiş ve borçluya ait konteynerlerin demiryoluyla taşımalarını gerçekleştirmiş olduğunu, bu hizmetler karşılığında ... ...'in müvekkiline olan nakliye bedellerini düzenli olarak ödemekle yükümlendiğini, ... ... tarafından ödenmeyen nakliye bedellerinin yapılandırılması amacıyla taraflar arasında 17.07.2025 tarihinde imzalanan protokol ile ... ...’in geçmişten doğmuş borçlarının belirli bir ödeme planı çerçevesinde taksitler halinde ödenmesinin ararlaştırıldığını, bu çerçevede ... ... tarafından müvekkili şirkete ödenmesi gereken toplam borç tutarı olan 286.529,42 Euro'nun ... ... tarafından da kesin bir şekilde ikrar edildiğini, ... ..., borç miktarını kesin olarak ikrar ettiğini ve anılan borcu belirlenen vadelerde ödeyeceğini açıkça beyan ettiğini, dolayısıyla, alacağın gerçek ve kesin olduğunu, taraflar arasında alacağa ilişkin herhangi bir ihtilaf bulunmadığının açık olduğunu, Protokol’ün 4. maddesi uyarınca borcun belirlenen vadelerde taksitler halinde ödenmesinin taraflarca karara bağlandığını, protokol uyarınca ödenmesi gereken dördüncü, beşinci, altıncı ve yedinci taksitlerin vadesinde ödenmediğini, protokol’ün 6. maddesi uyarınca; herhangi bir taksit tutarının vadeyi takip eden üç günlük süre içinde ödenmemesi halinde; ... ...’e ayrıca bir bildirim yapılmasına gerek kalmaksızın, daha önce yapılan ödemeler bakiye borçtan mahsup edilerek müvekkili şirket tarafından borcun tamamı için icrai/yasal işlemler başlatılabileceğini, müvekkili şirket’in ... ... aleyhine ihtiyati haciz talep etme hakkı doğduğunu, hal böyle olmakla birlikte 11 Ağustos 2025, 18 Ağustos 2025, 25 Ağustos 2025 ve 1 Eylül 2025 tarihli taksit tutarlarının Protokol’ün 6. maddesi uyarınca vadeyi takip eden üç günlük ek süreler içinde de ödenmediğini, nitekim borçluya tebliğ edilen Beyoğlu 7. Noterliği’nin 22 Ağustos 2025 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinde bakiye tutara ilişkin olarak ... ... aleyhine yasal işlemlere başlanacağı ihtar edilmişse de, ... ... tarafından herhangi bir ödeme gerçekleştirilmediğini, ödenen ilk iki taksit tutarları mahsup edildiğinde, muaccel hale gelen toplam borç tutarının 249.029,42 Euro’ya tekabül etmekte olduğunu, 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 257. maddesi uyarınca, vadesi gelmiş para borcunun alacaklısının ihtiyati haciz talebinde bulunabileceğini, protokol kapsamında ödenen ilk iki taksit ile birlikte davalının ödeme yükümlülüğünü yerine getirmeye başlamış olmasının, borcun gerçekliğini ayrıca teyit etmekte olduğunu, buna karşılık, 11 Ağustos 2025, 18 Ağustos 2025, 25 Ağustos 2025 ve 1 Eylül 2025 vadeli taksitlerin ödenmemesi üzerine, protokolün 6. maddesi gereğince kalan toplam borcun muaccel hale geldiğini, her ne kadar, protokol uyarınca borç tutarının ispat edildiği açık olsa da Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre de alacağın ispatı için tam ispat değil, yaklaşık ispatın dahi yeterli görüldüğünü, protokol ve ... ... tarafından gerçekleştirilen ödemeler birlikte değerlendirildiğinde, müvekkili şirketin alacağının varlığı ve miktarı yönünden ihtiyati haciz koşullarının tüm unsurlarıyla gerçekleşmiş bulunduğunu, tüm bunlara ek olarak müvekkili şirket tarafından borçlunun, finansal sıkıntıda olduğu ve alacaklıların haklarını ihlal eden işlemlerde bulunma ihtimalinin çok yüksek olduğunun istihbar edildiğini beyanla borçluya ait, borçlunun yedinde ve üçüncü şahıslarda bulunan tüm menkul ve gayrimenkul malları ile borçlunun üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının teminatsız şekilde ihtiyaten haczine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 04/09/2025 tarih 2025/1064 D.İş-2025/1074 Karar sayılı kararında;"İhtiyati haciz, İİK'nin 257 vd. maddelerinde yazılmış olup, 257. madde uyarınca, ihtiyati haciz vadesi gelmiş bir para borcu için istenebilecektir. Aynı maddeye göre vadesi gelmemiş borçtan dolayı ihtiyati haciz istenebilmesi için borçluların muayyen yerleşim yerinin olmaması veya borçluların taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisinin kaçmaya hazırlanması, yahut kaçmış olması veya bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunması gereklidir. Öte yandan, İİK’nın 258. maddesi “Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur” hükmünü içermekte olup ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın varlığı ve miktarı hakkında kanaate varılması yeterlidir.Yapılan incelemede; Her ne kadar talepte bulunan vekilince faturaya dayalı alacak üzerinden ihtiyati haciz talebinde bulunulmuş ve talep dilekçesindeki deliller kısmında 17.07.2025 tarihli Protokol, ödemelere ilişkin banka dekont örnekleri sunulmuş ise de, talebe konu evrak asıllarının dosyaya sunulmadığı gibi sunulacağının da beyan edilmediği, söz konusu protokolün davalıdan sadır olduğuna dair bir delilinin bulunmadığı, bu bağlamda sadece dava dilekçesindeki açıklamalar ve ekindeki yukarıda belirtilen aslı sunulmayan belge örneklerine göre, alacağın varlığı, haciz sebepleri ve muacceliyeti hakkında Mahkememiz nezdinde yaklaşık ispat koşulları sağlanmadığı sonuç ve kanaatine varılmakla ihtiyati haciz talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir..."gerekçesi ile, ''İhtiyati Haciz talebinin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı ihtiyati haciz talep eden vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati haciz talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi kararının gerekçesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin, ihtiyati haciz talebinin reddine gerekçe olarak, protokolün aslının dosyaya sunulmadığını ve sunulacağının beyan edilmediğini, ayrıca protokolün davalıdan sadır olduğuna dair delil bulunmadığını ifade ettiğini, bu gerekçe, hukuki dayanaktan yoksun olup, usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (“HMK”) 216. maddesi uyarınca, tarafların ellerinde bulunan belgelerin asıllarını mahkemeye ibraz etme gibi bir yükümlülüğünün bulunmadığını, kanun hükmünün açıkça, belgenin aslını sunma zorunluluğunu değil, mahkemece gerekli görüldüğü takdirde bunun taraflardan talep edilebileceğini düzenlediğini, dolayısıyla esas olanın, mahkemece herhangi bir sebeple belge aslına ihtiyaç duyulması halinde, ilgili belgenin aslının ilgili taraftan talep edilmesi olduğunu, Yerel mahkemece kanun hükmü hilafına, kendilerine belge aslının başvuru sırasında sunulması yükümlülüğünü yüklemenin yasanın açık hükmüne aykırı olduğunu, kararın yalnızca bu sebeple kaldırılması gerektiğini;Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin, çok benzer bir konuda verdiği kararında, ihtiyati haciz talebi için belge aslı sunulmasının bir zorunluluk olmadığının altını çizerek, borç tasfiye protokolünün aslının sunulmaması nedeniyle ihtiyati haciz talebinin reddine dair Yerel mahkeme kararının bozulmasına hükmettiğini, yine Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin de çok benzer bir konuda verdiği kararda, ihtiyati haciz talebini inceleyen mahkemece belgelerin aslına ihtiyaç duyulması halinde talebin doğrudan reddedilmeksizin bu hususta usulüne uygun bir şekilde ihtiyati haciz isteyen vekiline tebligat yapılması gerektiğine hükmettiğini;Dolayısıyla İlk Derece Mahkemesi’nin gerekçesinin, kanuni düzenlemeden bihaber şekilde, “belge aslının sunulmadığı gibi sunulacağının da beyan edilmediği” gibi hiçbir hukuki geçerliliği bulunmayan bir nedene dayandığını, İlk Derece Mahkemesi'nin protokol aslını kendilerinden talep etmediğini ve dolayısıyla HMK’nın 216. maddesinin gereğini yerine getirmediğini doğrudan talebin reddi yönünde karar tesis ettiğini;Bunun yanında, ihtiyati haciz talebi bakımından alacaklıya belge asıllarını başvuru sırasında dosyaya sunma yükümlülüğü getiren herhangi bir kanuni düzenleme de bulunmadığını, keza İlk Derece Mahkemesi kararında da belirtildiği üzere, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın varlığı ve miktarı hakkında kanaate varılmasının yeterli olduğunu, sonuç itibarıyla İlk Derece Mahkemesi kararının dayandığı gerekçe usule, yasaya ve yerleşik yargı içtihatlarına açıkça aykırı olup, kararın bu yönüyle kaldırılmasının zaruri olduğunu;Somut olayda borcun varlığının ve miktarının ispat edildiğini, ihtiyati haciz koşullarının gerçekleştiğini, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (“İİK”) 257. maddesi uyarınca, vadesi gelmiş para borcunun alacaklısının ihtiyati haciz talebinde bulunabileceğini, yukarıda da açıklandığı üzere, talebin kabulü için tam ispat koşulu aranmadığını; mahkemede kanaat uyandırmaya elverişli belgelerle alacağın en azından yaklaşık olarak ispat edilmesinin yeterli görüldüğünü, somut olayda, davalı ... ... tarafından müvekkili şirkete olan borç tutarının 17.07.2025 tarihli protokol ile açıkça ikrar edildiğini, protokolün imzalanmasının, ... ...’in borcun varlığını ve miktarını kabul ettiğini ortaya koyduğunu, alacağın mevcudiyetine dair en güçlü yazılı delil olduğunu, kaldı ki ... ...'in, protokol çerçevesinde ilk iki taksit ödemesini ifa ederek, borcun varlığını fiilen de teyit ettiğini, buna karşılık, 11 Ağustos 2025, 18 Ağustos 2025, 25 Ağustos 2025 ve 1 Eylül 2025 vadeli taksitlerin ödenmemesi üzerine, protokolün 6. maddesi uyarınca kalan toplam borcun 249.029,42 Euro olarak muaccel hale geldiğini;Yerel mahkemece, sunulan protokolün davalıdan sadır olduğunun belli olmadığı yönündeki gerekçenin de açıkça gerçeğe aykırı olduğunu, zira protokol ekinde borçluya ait imza sirkülerinin de sunulduğunu protokolün borçlu şirket yetkilisi tarafından imzalandığının dosyadaki belgelerden açıkça görüldüğünü, Yerel mahkemenin bu gerekçesinin, talebin basmakalıp gerekçelerle ve dosyaya sundukları belgelerin hiç incelenmeksizin reddedildiğini ortaya koyduğunu, protokol, banka ödeme dekontları ile birlikte değerlendirildiğinde, müvekkili şirketin alacağının varlığı ve miktarı yönünden ihtiyati haciz koşullarının tüm unsurlarıyla gerçekleşmiş bulunduğunu, ayrıca müvekkili şirket tarafından borçlunun mali sıkıntı içerisinde olduğu ve alacaklıların haklarını ihlal eden işlemlerde bulunma ihtimalinin yüksek olduğuna dair ciddi şüpheler de istihbar edildiğini beyanla İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 04.09.2025 tarihli, 2025/1064 D. İş ve 2025/1074 Karar sayılı kararının istinaf talepleri doğrultusunda kaldırılmasına, ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, karşı taraf ile imzalanmış yapılandırma protokolü ile kabul edilen borç taksitlerinin vadesinde ödenmediği ve bu sebeple yine protokol uyarınca borcun tamamının muaccel hale geldiğinden bahisle ihtiyati haciz kararı verilmesine ilişkindir.Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile talebin reddine karar verilmiş, karara karşı talep eden vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.İİK'nın 257/1. maddesi uyarınca; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.İİK'nın 258. maddesi uyarınca; ihtiyati haciz talep eden alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Burada aranan ölçü yaklaşık ispat ölçüsüdür. HMK'nın, "Mahkemece belge aslının istenmesi ve geri verilmesi" başlıklı 216. maddesi uyarınca; belgenin sadece örneğinin mahkemeye verildiği durumlarda, mahkeme kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine belgenin aslının verilmesini de isteyebilir.Somut olayda; talep eden tarafın, ihtiyati haciz talebine dayanak olarak, taraflar arasında imzalanmış, her bir sayfasında karşı tarafın kaşesi üzerinde imza bulunan, Uyap sistemi üzerinde davacı vekilinin e-imzası ile onaylı, 17/07/2025 tarihli "Protokol ve Sözleşme" başlıklı belgeyi, ekinde borçlu şirkete ait imza sirkülerini, borçlu şirket tarafından yapılmış taksit ödemelerine dair dekontları sunduğu, Mahkemece, talep hakkında karar verilmeden önce karşı tarafa tebligat yapılmadığından, karşı tarafın, sözleşmedeki kaşe ve imzanın kendisine ait olmadığı yönünde bir itirazının bulunmadığı, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın varlığının yaklaşık olarak ispatı gerekmekte olup İİK'nın ihtiyati haciz kurumunu düzenleyen maddelerinde, belge aslının sunulması gerektiğine dair bir düzenlemenin bulunmadığı, ihtiyati haciz talebi ile ilgili olarak İİK'da düzenleme bulunmayan hallerde, HMK'da yer alan usul hükümlerinin uygulanması gerektiği, ihtiyati haciz, ihtiyati tedbir türlerinden biri olduğundan öncelikle HMK'da yer alan ihtiyati tedbirle ilgili düzenlemelere bakılması gerektiği, HMK'nın 390. maddesinde tedbir talep edenin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesinden bahsedildiği, belge aslının sunulması gerektiğine dair bir düzenleme olmadığı, bu noktada HMK'nın davaya ilişkin genel hükümlerinin uygulanması gerektiği, HMK'nın 121. maddesinde, dava açılırken, davacının elinde bulunan belge örneklerini mahkemeye sunması gerektiğinin ve HMK'nın yukarıda açıklanan 216. maddesinde, mahkemece belgeyi sunan taraftan aslının istenebileceğinin düzenlendiği, dolayısıyla sureti sunulmuş bir belgenin okunmaması veya belgenin sahteliği hakkında Mahkemede bir şüphe oluşması gibi hallerde, belge aslının ilgili taraftan talep edilmesi gerektiği, İİK ve HMK'da ihtiyati haciz talep edene belge aslını sunması konusunda bir yükümlülük getirilmediği, dolayısıyla Mahkemece sadece belge aslının sunulmamış olması sebebiyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesinin mümkün olmadığı, kaldı ki, talep dilekçesi ekinde sunulan borçlu şirkete ait imza sirkülerinde yer alan yetkili temsilciye ait imzalar ile protokol altında yer alan imzaların aynı olduğu, protokol hükümlerinde karşı tarafın, talep eden şirkete 286.529,42 Euro borçlu olduğu ve bu borcun 23 taksit halinde ödeneceği, taksitlerden birinin vadesinde ödenmemesi halinde karşı tarafa 3 günlük süre tanınacağı ve bu süre içerisinde de ödeme yapılmaması halinde protokol hükümlerinin geçersiz olacağı, talep eden şirketin alacağı için ihtiyati haciz talep edebileceğinin kabul edildiği, söz konusu protokol ve ekinde sunulan karşı tarafın ödemiş olduğu ilk taksitlere ilişkin ödeme dekontlarının, alacağın varlığını ve miktarını yaklaşık olarak ispat ettiği, alacağın muaccel olduğu ve hali ile Mahkemece, şartları oluşan ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu anlaşılmıştır.Açıklanan nedenlerle, talep eden vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairemizce talebin %20 teminat mukabilinde kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Talep eden vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/09/2025 tarih ve 2025/1064 D.İş- 2025/1074 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle, 2-İhtiyati haciz talebinin KABULÜ İLE; İİK'nın 257 ve müteakip maddeleri gereğince borçlunun 11.957.994,30-TL'lik borca yeterli miktarda taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine İHTİYATİ HACİZ KONULMASINA, -İhtiyati haciz talep eden alacaklı tarafından İİK 259. ve HMK 87. maddeleri uyarınca yukarıda belirlenen ve kabul edilen 11.957.994,30-TL alacak miktarının takdiren %20'sine tekabül eden 2.391.598,86-TL tutarında nakdi veya Mahkemece kabul edilecek kati, süresiz ve muteber banka teminat mektubunu ilgili İlk Derece Mahkeme veznesine depo etmesi halinde ihtiyati haciz kararının yetkili icra müdürlüğünce infaz edilmek üzere ihtiyati haciz isteyene verilmesine, -İİK'nın 261. maddesi uyarınca karar tarihinden itibaren on gün içinde infaz edilmemesi halinde ihtiyati haciz kararının kendiliğinden kalkmış sayılacağına, 3-Dairemiz karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.013,90 TL ihtiyati haciz karar harcı talep eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç tahsiline yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İlk derece mahkemesinde alacaklı tarafından yatırılan 615,40 TL başvurma harcı, 1.013,90 TL ihtiyati haciz harcı ile 50,00 TL tebligat gideri olmak üzere; toplam 1.679,30 TL'nin borçludan tahsili ile ihtiyati haciz talep eden alacaklıya verilmesine, 5-Dairemiz karar tarihi itibariyle alacaklı vekili lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre takdir olunan 7.500,00 TL vekalet ücretinin borçludan tahsili ile ihtiyati haciz talep eden alacaklıya verilmesine, 6-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 615,40 TL istinaf karar harcının talep halinde ihtiyati haciz talep eden alacaklıya iadesine, 7-İstinaf eden tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 255,00 TL dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gidiş dönüş gideri ile tebligat masrafı olmak üzere; toplam 1.938,10 TL'nin borçludan tahsili ile ihtiyati haciz talep eden alacaklıya verilmesine, 8-Artan gider avansı olması ve talep halinde, avansı yatıran tarafa iadesine, 9-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 02/10/2025 tarihinde İİK 258/3 ve HMK'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.