6. Ceza Dairesi 2023/3001 E. , 2023/12932 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/271 E., 2016/22 K. SUÇLAR : Tehdit, hakaret, kasten yaralama HÜKÜMLER : Hüküm kurulmasına yer olmadığına, mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayıl…
**6. Ceza Dairesi 2023/3001 E. , 2023/12932 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/271 E., 2016/22 K. SUÇLAR : Tehdit, hakaret, kasten yaralama HÜKÜMLER : Hüküm kurulmasına yer olmadığına, mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerinin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1 ... Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.06.2015 tarihli ve 2015/2282 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası ve üçüncü fıkrasının (a) bendi, 106 ncı maddesinin birinci fıkrası, 125 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılma istemiyle kamu davası açılmıştır. 2. ... 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.01.2016 tarihli ve 2015/271 Esas, 2016/222 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hakaret ve tehdit suçlarından hüküm kurulmasına yer olmadığına, kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası ve üçüncü fıkrasının (a) bendi, 62 nci ve 51 inci maddeleri uyarınca erteli 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri 1.Sanık hakkında kasten yaralama suçundan eksik ceza tayini yoluna gidildiğine 2.Tehdit ve hakaret suçlarından mahkûmiyet hükmü kurulması gerektiğine 3.Vesaire İlişkindir. B. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri 1.Sanık hakkında mahkûmiyet için yeterli delil bulunmadığına 2.Suçun ispat için delillerin toplanmadığına 3.Vesaire İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Katılan 26.03.2015 tarihinde polis merkezine başvurarak eşi olan sanığın 12.02.2015 tarihinde kendisine darp edip hakaret ve tehdit içerikli sözler sarf ettiğini beyan ederek şikâyetçi olduğu, 26.03.2015 tarihli adli muayene raporuna göre basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralandığını tespit edildiği, yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında tehdit ve hakaret suçlarından açılmış bir dava bulunmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına, kasten yaralama suçundan ise mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır. 2. Katılanın olaydan 44 gün sonra alınan adli muayene raporuna göre basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralandığının tespit edildiği saptanmıştır. 3. Sanık tüm aşamalarda suçlamayı reddetmiştir. IV. GEREKÇE A. Hakaret ve Tehdit Suçlarından Kurulan Hükümler Yönü Yönünden 5271 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesine göre aynı Kanun'un 170 inci maddesine aykırı bir biçimde açılan kamu davasında iddianamesinin iadesine karar verilebileceği hükmü düzenlenmiştir. Somut olayda ... Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.06.2015 tarih ve 2015/2282 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında katılana yönelik tehdit ve hakaret suçlarından ayrı ayrı sevk maddeleri gösterilerek kamu davasının açıldığı ve yapılan yargılama sırasında tüm eksiklikler giderilip deliller toplandıktan sonra sonucuna göre sanık hakkında aynı Kanun'un 223 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen hükümlerden biri ile karar verilmesi gerektiği düşünülmeden yazılı şekilde karar verilmesin hukuka aykırı bulunmuştur. B. Kasten Yaralama Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Yargılanacak her uyuşmazlıkta; şüphelilik, uyuşmazlığın somut olması ve uyuşmazlığın çözümü şeklinde özellikler vardır. O halde önce olay öğrenilmelidir. Yani sübut konusunda bir hükme varılır. Sübut (veya ispat) meselesi maddi mesele olup, bu konu geçmişteki olayı zihnimizde yeniden yaratmak, yani nasıl meydana geldiğini belirlemektir. Olay belirlendikten sonra, olaya uygulanacak hukuki norm ve bunun olayın tipine uygun olup olmadığı konusunda sonuç çıkarılır. Maddi durumun tespiti, hukuki durumun tespitidir. Olayın faillerinin kim olduğu ve bunların ceza hukuku karşısındaki sorumlulukları öncelikle olayın belirlenmesi ile mümkündür. Olay ise deliller ile öğrenilebilir. Delillerin gösterdiği objektif bakımından bir (ihtimal)’dir. Buna rağmen ihtimal belli bir dereceye gelince kanaat (kanı) olacaktır. Şüphe yerini kanaate bıraktığında ispatta aranan belirlilik ortaya çıkar. Yani belirliliğe şüphenin yenilmesi ile ulaşılır. Ceza Muhakemesinin asıl amacı maddi gerçeği ortaya çıkarmaktır. Maddi gerçeğe ulaştıracak araç ise delillerdir. Deliller; Sanık açıklamaları, raporlar, tanık açıklamaları, sanık ve tanıktan başka kişilerin açıklamaları, kolluk, savcı ve hakim tutanakları, özel yazılı açıklamalar, görüntü ve (veya) ses kaydeden araçlarla açıklama ve belirtiler şeklinde ayrıma tabi tutulabilir. Şayet duraksama varsa, ortada yenilmesi gereken bir şüphenin olduğunun düşünülmesi gerekir. Bütün isnat araçları delildir. Soyut olarak da deliller eşdeğerdedir. Bu nedenle deliller yeterince araştırılmamış veya soruşturma eksik ise bu hususlar giderilmelidir. Soruşturma evresinde toplanmamış delilleri mahkemenin toplaması gerekir. Hakimin sanık lehine ve aleyhine olan delilleri araştırıp; tam bir inanışla özgürce değerlendirerek kuşkudan arınmış bir sonuca ulaşması gerekir. Kuşkular yenilmelidir. Yani hükümde varsayıma dayalı kuşkulu kalan hususlar olmamalıdır. Maddi gerçeğin olayın bir bütünü veya parçasını temsil eden kanıtlardan ortaya çıkarılması gerekir. Bir takım varsayımlara dayanılarak karar verilmesi ceza muhakemesinin amacına kesinlikle aykırıdır. Kuşku ve çelişki yenilmeden karar verilemez. Bir suç varsa bunun failini belirlemede ancak kanıtların yorumu ile cevaplanacaktır. Ceza mahkûmiyeti bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve bu ispat, hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa imkan vermemelidir. Yüksek ihtimal ile deliller yeterli toplanmadan bir ceza verilemez. Eylem veya eylemlerin bir suç olup olmadığının belirlenmesi için eylemin önce işlenip işlenmediğinin sorunu çözülerek başlanır. Bu da kanıtların yorumu ile cevaplanacaktır. Hakim hangi kanıtı nasıl yorumladığını, yorum ile nasıl bir kanıya ulaştığını, kararının gerekçesinde göstermek zorundadır. Somut olayda katılanın olaydan 44 gün sonra 26.03.2015 tarihinde polis merkezine başvurması üzerine aynı tarihli alınan adli muayene raporunda tarif edilen katılanın baş bölgesindeki sıyrıkların hangi tarihte oluştuğu, bu sıyrıkların iyileşen bir yara izinin olup olmadığına ilişkin bir saptamanın bulunmadığı anlaşılmıştır. Hal böyle olunca ortaya çıkan bu duraksamalı hal giderilmesi için katılana bu husus açıklattırılmadan ve olanaklı ise ilgili hekim dinlenilmeden eksik araştırma ile yetinilerek sanığın kasten yaralamadan suçundan mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.01.2016 tarihli ve 2015/271 Esas, 2016/22 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekili ve sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, Oy birliğiyle 02.10.2023 tarihinde karar verildi.