11. Hukuk Dairesi 2010/10714 E. , 2012/14235 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Adana 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09.03.2010 tarih ve 2008/92-2010/137 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 25.09.2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ..... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek kara…
**11. Hukuk Dairesi 2010/10714 E. , 2012/14235 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Adana 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09.03.2010 tarih ve 2008/92-2010/137 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 25.09.2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ..... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin 1961 yılından bu yana gıda sektöründe faaliyet gösterdiğini, "FORM” ve “ETİ FORM" ibareli markaların sahibi olduğunu, 1991 yılından bu yana aralıksız kullandığı ve tanınmış hale getirdiği "FORM" ibareli markalarıyla iltibas yaratacak şekilde ve kötü niyetli olarak davalının "FORMSAN" ibareli markayı adına tescil ettirdiğini, ayrıca "FORMSAN AC" ve "FORMSAN HC" ibareli markaların tescili için başvuruda bulunduğunu, müvekkili markalarının tanınmışlığından faydalanmak amacı güttüğünü, ayrıca unvanında kullandığını ileri sürerek, davalı adına tescilli "FORMSAN" ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve "FORM" ibaresinin unvanından terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın süresinde açılmadığını, ayrı alanlarda faaliyet gösterdiklerini, iddiaların yerinde olmadığını açıklayarak, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının uyuşmazlığa konu "FORMSAN+Şekil" ibareli markasını 24.02.2004 tarihinde tescil ettirdiği, davacı adına tescilli ‘FORM’ ibareli markaların tescillerinin daha önce olduğu, davalı markasının un, gıda maddelerinin dayanaklı ve taze kalmasını sağlayan maddeler, ekmeğin formunu, rengini iyileştirici, bayatlama sürecini geciktirici maddeler bulunduğu, davacı markalarının kapsamı emtialarda kullanılmayacağı, alıcılarının farklı olduğu, bu yönüyle karışıklığın bulunmadığı, unvanın amacına uygun kullanıldığı, ikince bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü ile ticaret unvanının terkinine karar verilmesi istemine ilişkindir. Davacı adına tescilli "FORM", "ETİ FORM", "FORMDAKAL", "FORMPUAN", "FORM YE FORMDA KAL" ve "FORMBALL" ibareli markaların bulunduğu, bu markaların 05., 29., 30. ve 32. sınıf emtiaları kapsadığı, "Form Gıda Su ve Tar. Ür. Mak. Bil. Nak. İth. İhr. Ltd. Şti." unvanıyla 28.08.2003 tarihinde ticaret siciline tescil edilerek tüzel kişilik kazanan davalı şirketin "FORMSAN" ibareli markasının 24.02.2004 tarihinde adına tescilinin yapıldığı, anılan markanın 01. ve 30. sınıf emtiaları kapsadığı, ana sözleşmesinde faaliyet konuları arasında her türlü su ürünlerinin, bitkisel ve hayvansal gıda maddelerinin üretimi, alım ve satımı ile pazarlanması, ithalatı ve ihracatının bulunduğu hususları uyuşmazlık konusu değildir. Davacı vekili, davalının markası ve unvanının, müvekkilinin markalarıyla iltibas yarattığını, ayrıca gerek markası gerekse unvanı itibariyle tanınmış markalarından yararlandığını ileri sürerek, markanın hükümsüzlüğüne ve unvanındaki "Form" ibaresinin ticaret sicilinden terkinine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, iki ayrı bilirkişi kurulundan rapor alınmış, ikinci bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. 556 sayılı KHK’nin 8/1-b maddesi hükmü uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescili için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescili için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal ve hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescili için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa, marka sahibinin tescile itirazı üzerine başvurunun reddine karar verilir. Benzerliğe rağmen tescil edilmiş ise, aynı KHK’nin 42/b maddesi uyarınca markanın hükümsüzlüğü dava edilebilir. İltibasın tespitinde, markaların farklılığından ziyade benzer kısımlarının değerlendirilmesi önemlidir. Marka hakkının ihlalinden söz edebilmek için, iltibas tehlikesi gerekli ve yeterlidir. Bu ihtimalin gerçekleşebilir olması önemlidir. Bunun tespitinde ortalama alıcılar dikkate alınacaktır. Öte yandan, olaya uygulanması gerekli mülga 6762 sayılı TTK’nun 57/5. maddesinde başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalarıyla iltibasa meydan verecek ad, unvan, marka, işaret gibi vasıtaları kullanmak haksız rekabet hali olarak düzenlenmiştir. Açıklanan bu hüküm uyarınca hak sahibi, markasının başkası tarafından haksız şekilde unvanında veya tanıtma vasıtalarında kullanılması halinde bu durumun önlenmesini, unvanın terkini talep edebilir. Somut uyuşmazlıkta mahkemece iki ayrı bilirkişi kurulundan rapor alınmıştır. Birinci bilirkişi raporunda taraf markaları arasında ibareler itibariyle 556 sayılı KHK’nin 7/1-b maddesi anlamda aynılık veya aynı sayılacak derecede benzerlik görülmemiş, ‘FORM’ kısımları itibariyle benzerliğin aynı KHK’nin 8/1-b maddesi kapsamında olduğu kabul edilerek, davalı markasının 30. sınıfa dahil emtia bakımından hükümsüzlüğünün gerektiği yönünde görüş bildirilmiş, unvan terkini istemiyle ilgili hiçbir değerlendirme yapılmamıştır. Davalı vekili, taraflar arasında görülen Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2007/86 esasında kayıtlı dosyada sunulan raporda markalar arasında 556 sayılı KHK’nin 8/1-b maddesi anlamında benzerlik bulunmadığı yönünde rapor verildiğini de açıklayarak alınan bu bilirkişi raporuna itiraz etmiş, itiraz üzerine alınan ikinci bilirkişi raporunda ise, markalar arasında hiçbir benzerlik görülmemiş, davalının unvanının, markasal kullanılmadığı, terkinin talep edilemeyeceği açıklanmış, mahkemece bu rapora itibar edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Ancak, raporlar arasında markalardaki ibareler bakımından tamamen, kullanılan emtialar bakımından kısmen meydana gelen çelişki giderilmemiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunun alınmasına neden olan ve davalı itirazında belirtilen Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi dosyasının sonucu araştırılmamıştır. Ayrıca, hukuki değerlendirmeler de yerinde görülmemiştir. Davacı adına önceden tescil edilen markalarda her ne kadar ‘ETİ’ ibaresi ile şekle yer verilmiş ise de ‘FORM’ ibaresi de esaslı unsur olarak kullanılmıştır. Davalının tescilli markasında da bu ibareye aynen yer verilmiştir. Markaların esaslı unsurlar itibariyle karşılaştırılmalarında aynı veya aynı sayılabilecek derecede benzer olmamakla beraber, okunuş, telaffuz, biçim ve bir bütün olarak yarattığı toplu kanaat dikkate alındığında 556 sayılı KHK’nin 8/1-b maddesi kapsamında benzer bulundukları, seri markalarmış gibi algı doğurabileceğinin kabulü gerekir. Ayrıca, tescilli markaya dayalı unvan terkininde, terkini talep edilen unvanın mutlaka markasal olarak kullanımı şart değildir. TTK’nun 57/5. maddesi uyarınca somut olayın özelliği, tarafların faaliyet alanı, markaların kullanıldıkları emtia ve hizmet sınıfları da dikkate alınarak bu unvan kullanımının, tescilli markayla iltibasa neden olup olmayacağı incelenmelidir. Bu durum karşısında, tarafların markalarının unsurları itibariyle 556 sayılı KHK’nin 8/1-b maddesi kapsamında benzerliğin bulunduğu kabul edilip, kullanıldıkları emtiaların aynı veya aynı türden sayılıp sayılmayacakları yönünde bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi ve davalı unvanın, davacı markalarıyla iltibasa neden olup olmayacağı yönlerinde denetime uygun rapor alınması, taraflar arasında Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2007/86 esasında kayıtlı dava dosyasının akıbetinin araştırılması, kanıtların bir bütün olarak yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddi yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 25.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.