İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/09/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; borçlu ... Holding A.Ş. şirketinin ... Menkul Değerler A.Ş.'ye olan fatura borcu sebebiyle İstanbul 31.İcra Müdürlüğü .... sayılı dosyası ile davalı şirkete karşı …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/227 KARAR NO : 2025/1120 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 03/11/2021 NUMARASI : 2020/755 Esas - 2021/814 Karar DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/09/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; borçlu ... Holding A.Ş. şirketinin ... Menkul Değerler A.Ş.'ye olan fatura borcu sebebiyle İstanbul 31.İcra Müdürlüğü .... sayılı dosyası ile davalı şirkete karşı ilamsız icra takibine girişildiğini ve borçlu şirket vekili tarafından 13.01.2020 tarihinde; alacaklı şirkete herhangi bir borçları olmadığını belirtilerek alacağın tamamı ile tüm ferilerine itiraz edildiğini, ilamsız icra takibinin itiraz üzerine durmasına karar verildiğini, alacaklı şirketin, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ve ilgili mevzuatın kendisine yüklediği edimleri ifa ile mükellef olan bir bir yatırım kuruluşu aracı kurumu olduğunu, davacı ile davalı-borçlu-... Holding A.Ş. 21.03.2019 tarihinde; davalı şirketin değerlenmesi amacıyla bir sözleşme akdedildiğini, müvekkil şirket tarafından gerçekleştirilecek değerleme hizmetinin karşılığında davalı şirket tarafından müvekkile sözleşmenin imzalanması ile birlikte 10.000TL+KDV değerleme raporunun teslimi ile 12.500TL+KDV olmak üzere toplamda 22.500TL+KDV ödeneceği konusunda taraflar anlaştıklarını, müvekkil şirket sözleşmenin imzalanmasının akabinde; 02.04.2019 tarihinde (... sıra nolu) ilk faturayı davalı şirkete kestiğini ve 03.04.2019 tarihinde davalı şirket yönetim kurulu başkanı ...'a ait ... Bankası hesabından müvekkil şirketin ... Bankası hesabına "Denge YH 215 Fatura Bedeli" açıklamasıyla 10.000TL+KDV (10.180,00TL) ödeme yapıldığını, 04.04.2019 tarihinde müvekkil şirket tarafından hazırlanan değerleme raporu davalı şirkete teslim edildiğini ve bu rapor yine aynı tarihte davalı şirket tarafından Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP)'da yayınlandığını, müvekkil şirket tarafından sözleşmeye uygun olarak kesilen ve davalı tarafa gönderilen 10.04.2019 tarihli 12.725,00TL tutarlı (... sıra nolu) ikinci fatura borçlu şirket tarafından ödenmediğini, borçlu tarafından ödenmesi gerekip de ödenmeyen 10.04.2019 tarihli 12.725,00 TL miktarlı faturanın mevcut olduğunu, bu faturaların müvekkil şirketin ticari defterlerinde ve muhasebe defterlerinde kayıt altında olduğunu, Ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk dava şartı haline getirilmiş olduğundan, arabuluculuk kurumuna başvurulmuş, anlaşma sağlanamadığını, davalı şirket müvekkil şirkete ödeme yapmamakta ısrarcı olması nedeniyle müvekkilimizin alacaklı bulunduğu hususu sabit olup, icra inkar tazminatına hükmedilmesini, bu nedenle davanın kabulü ile davalı-borçlunun icra dosyasına yaptığı itirazın iptaline ve takibin devamına, haksız ve kötüniyetli itiraz sebebiyle davalı-borçlunun %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil ile davacı taraf arasında akdedilen sözleşmeye istinaden müvekkilin ödemekle yükümlü olduğu herhangi bir borç bulunmadığını, icra takibine, borca ve ferilerine itiraz edildiğini, ... Holding A.Ş paylarının borsada işlem gören halka açık bir anonim şirket olduğunu, tarafların ticari defterlerinde inceleme yapılmak üzere dava dosyasının 16.04.2021 tarihinde bilirkişiye teslim edildiğini, müvekkilin herhangi nam ve isim altında bir borcunun bulunmadığını, İstanbul 31. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasından gönderilen ve müvekkile tebliğ edilen ödeme emrinde takip dayanağı olarak belirtilen 10.04.2019 tarihli faturanın yer aldığını, müvekkil Şirketçe 06.01.2020 tarihli dilekçe ile borca itiraz edildiğini, İcra Müdürlüğü’nün 13.01.2021 tarihli kararı ile takibin durdurulmasına karar verilerek, davacı/alacaklı tarafından sunulan talep doğrultusunda ödeme emrinin tekrar tebliğe çıkarıldığını, müvekkile dayanak belgeleri olmaksızın tebliğ edilen ödeme emrine haklı olarak itiraz edilmesi suretiyle durdurulduğunu, ödeme emrinin tebliğinde bir faturaya dayanılmış olmasına karşın bu faturanın tebliğ edilmediğini, dava konusu takibin müvekkil şirketin haklı itirazı üzerine durdurulduğunu ve bu itirazın yapıldığı ödeme emrinde iddia edilen alacağın sebebi ve dayanağı bulunmadığından alacak hiçbir şekilde likit kabul edilemeyecek olduğunu ve icra inkar tazminatına hükmedilmesinin koşullarının oluşmadığını, bu nedenlerle davanın reddine, icra takibi sebebiyle davacının %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Dosya kapsamından, taraflar arasında 21.03.2019 tarihinde Değerleme Hizmeti Sözleşmesi akdedildiği, sözleşmenin konusunun davacı tarafından davalı şirketin piyasa rayiç değerinin tespiti için değerleme yapılması ve bunun karşılığında davalının sözleşme imzalandığı an 10.000,00 TL+KDV ve değerleme raporunun teslim edilmesini takip eden 5 iş günü içerisinde 12.500,00 TL+KDV olmak üzere 22.500,00 TL+KDV tutarında değerleme danışmanlık ücreti ödemesine ilişkin olduğu, davacı tarafından değerleme raporunun hazırlanıp davalıya teslim edildiği, sözleşme uyarınca tanzim edilen ilk faturanın 03.04.2019 tarihinde ödendiği, uyuşmazlık konusu 10.04.2019 tarihli 12.725,00 TL bedelli faturanın değerleme hizmet bedelinden kalan bakiye alacağa ilişkin olarak taraflar arasındaki sözleşmenin 4. maddesi uyarınca tanzim edildiği, uyuşmazlığın bu faturadan kaynaklandığı anlaşılmıştır. Yargılama sırasında uyuşmazlığın çözümlenmesi amacıyla her iki tarafın da ticari defter ve kayıtların incelenmesine karar verilmiştir. Bilirkişi tarafından tanzim edilen raporda, tarafların ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulduğu ve sahiplerinin lehine delil olma vasfına haiz oldukları, takip konusu faturaların her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle 12.725,00 TL alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerine göre davacının 12.905,00 TL alacaklı olduğu, aradaki farkın davalının ilk faturaya ilişkin ödemeyi eksik girmesinden kaynaklandığı tespit edilmiştir. Uyuşmazlık konusu açısından yapılan değerlendirmede; davacının sözleşmeden kapsamında üstlendiği edimi yerine getirdiği, Değerleme Raporu'nun davalıya teslim edildiği, sözleşmenin 4. maddesinde kararlaştırılan değerleme danışmanlık ücretinin bakiye kısmına ilişkin düzenlenen faturanın ödenmediği, takip konusu faturaların tarafların ticari defter ve kayıtlarında yer aldığı, tarafların ticari defter ve kayıtlarının HMK m.222 hükmüne uygun olarak tutulması sebebiyle sahipleri lehine delil olma vasfına haiz olduğu, davalı tarafın takip konusu faturaları kabul edip kendi defterlerine işlediği, davalı tarafından borcun ödenmesi dair bir delil sunulmadığı anlaşılmakla davacının takip tarihi itibariyle faturalardan kaynaklı olarak 12.725,00 TL alacaklı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Tüm bu açıklanan nedenlerle; davanın kabulüne, itirazın iptaline, takibin 12.725,00 TL üzerinden devamına, asıl alacak 12.725,00 TL'ye takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen alacağın %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, ..." karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; eksik inceleme ile tanzim edilen, denetime elverişsiz bilirkişi raporunun hükme esas alınması usul ve yasaya aykırı olup kararın bu nedende ortadan kaldırılması gerektiğini, dosyada mübrez bilirkişi raporunda görev sınırları aşılarak hukuki yorum yapıldığını, huzurdaki davada alınan bilirkişi raporu eksik inceleme neticesinde tanzim edilmiş olup işbu raporun hükme esas alınmaması gerekmekte iken; anılan rapor doğrultusunda hüküm kurulmuş olmasının hukuka aykırı olduğunu, davaya konu faturalar, bizzat davacı tarafça tanzim edilen belgeler olup huzurdaki davada davalı şirketin davacı yana borçlu olduğuna dair delil niteliği taşımadığını, borca ve ferilerine ilişkin tüm itirazlarımız, ayrıca faturanın delil niteliği taşımadığına yönelik beyanlarımız saklı kalmak kaydıyla, dava konusu icra dosyasından davalı şirkete tebliğ edilen ve davalı yanca itiraz edilen ilk ödeme emrinde takip dayanağı fatura da yer almadığını, davacı şirketin herhangi bir nam ve isim altında davalı şirkete borcu bulunmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE :Dava, ticari hizmet sözleşmesine dayalı faturadan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacının faturaya konu hizmeti verip vermediği noktasındadır.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul 31. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, "fatura" sebebine dayalı olarak 12.725,00 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 27/12/2019 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir(TTK m. 4/2).6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. Maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.Bilirkişi aracılığıyla incelenen davacı ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle davalıdan 12.725,00 TL alacaklı durumdadır. Davalı ticari defterlerine göre ise, davacının takibe konu faturası davalının kayıtlarında yer almakta olup, takip tarihi itibariyle davacıya 12.905,00 TL borçlu görünmektedir. Taraf ticari defterleri arasındaki fark 10.180,00 TL ödemenin davalının defterlerinde 10.000,00 TL olarak kaydedilmesinden kaynaklanmaktadır. Davalı-borçlu, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder. Bu durumda davalı davacının faturalarını benimseyerek ticari defterine kaydettiğine göre, kendi ticari defter kayıtlarının aksini yazılı delille ispatlaması gerekir. Somut olayda böyle bir ispat bulunmadığına göre, davalı kendi ticari defterleri gereğince davacıya karşı takip konusu faturadan dolayı sorumludur. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Davalı, 2019 yılına ait ticari defterlerinin incelenmediğini ileri sürmüş ise de bilirkişi raporuna göre 2019 yılı kayıtları sunulmuş olup, bu kayıtlara göre takip konusu faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu belirlenmiş olması ile davalının savunması nazara alındığında da 2019 yılı ticari defterlerinin incelenmesinin sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Davacı tarafça, takip konusu fatura takip talebine eklenmiş olup, ödeme emri ile birlikte faturanın tebliğ edilmediği iddiası genel mahkemelerde değerlendirilemeyecektir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 218,00 TL harcın, alınması gerekli olan 869,24 TL harçtan mahsubu ile bakiye 651,24 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 11/09/2025