T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2025/408 - Karar No:2025/957 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/408 KARAR NO : 2025/957 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25/10/2021 NUMARASI : 2016/1428 E-2021/942 K DAVANIN KONUSU : Tazminat-Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 23/09/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 06/10/2025 Davacı vekili…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2025/408 - Karar No:2025/957 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/408 KARAR NO : 2025/957 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25/10/2021 NUMARASI : 2016/1428 E-2021/942 K DAVANIN KONUSU : Tazminat-Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 23/09/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 06/10/2025 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi zarar ve cezai şart alacağı istemlerine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davacı vekili ile bir kısım davalılar vekili ve bir kısım davalılar tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine eksiklik nedeniyle mahalline geri çevrilen dosya gelmiş olmakla yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili özetle; müvekkili firma ile ... Halk Otobüsçüleri Odası ve Oda'ya bağlı otobüs işletenleri arasında 15/09/2011 tarihli sözleşme akit edildiğini, anılan sözleşme Özel Halk Otobüsçüleri Odası (KÖHOO), Oda'ya kayıtlı otobüs sahipleri ve müvekkili firmaya hak ve borçlar yüklediğini, otobüs sahiplerinin sözleşmeye iştirakleri, KÖHOO'nın yönlendirmesi ile her bir otobüs işleteni (toplam 276 adet) ile ayrı ayrı aktedilen 15/09/2011 tarihli sözleşmenin devamı niteliğindeki sözleşmelerle sağlandığını; müvekkili firmayla sözleşme imzalayan otobüs işletenlerinin araçlarına LED TV montajının yapıldığını ve sözleşmenin 9. maddesine uygun olarak teknik destek verdiğini, montajların yapıldığı araçlarda bulunan ekranlarda sözleşmenin 7. maddesi uyarınca Oda'nın gösterdiği kamu kurum ve kuruluşlarının özel gün reklamlarının yayınlandığını, LED TV takılan her araca, reklam yayınlarının yapılabilmesi için 3G modem satın alındığını ve montajının yapıldığını, ancak 15/09/2011 tarihli sözleşme uyarınca KÖHOO, odaya kayıtlı 330 otobüse LED/İV takılması için araçların hazır bulunmasını sağlama taahhüdünü yerine getirmediğini sözleşmeyi ihlal ettiğini, bunun için müvekkilinin, ... 7. Noterliği'nin 20/11/2014 tarihve 15756 yevmiye nosu ile KÖHOO'na, kalan 54 aracın iletişim bilgilerinin bildirilmesi için ihtar çektiğini, sözleşmeyi ayakta tutmak adına eksik ifayı kabul ettiğini ve sözleşmenin 276 araç üzerinden devam ettirilmesini isteğini, 24 taksitte ödemesi gereken kamera bedelini 18 taksitte ödeyeceği ve ilk taksitleri ekranları çalıştıran araçlara ödediği, fakat işletenlerin parayı iade ettiği ve sözleşmeyi kabul etmedikleri ve sözleşmeyi haksız olarak fesih ettikleri KÖHOO'nın ise ... 7. Noterliği'nin 05/12/2014 tarih ve 40468 yevmiye nolu ihtarname ile cevap verdiğini ve cevabında 15/09/2011 tarihli sözleşmenin Oda tarafından tek taraflı fesih edildiğinin bildirildiğini, sözleşmeye göre KÖHOO'nın sözleşmeyi tek taraflı fesih etme hakkı olmadığını, fesih hakkının sadece işletenlerde olduğunu, işletenlerin sözleşmenin C. maddesi gereği server kayıtlarından da anlaşılacağı üzere ekranları çalıştırmayarak ve yatan parayı iade ederek sözleşmeyi haksız olarak fesih ettikleri davalı Oda'nın ve işletenlerin sözleşme yapılan 276 araçta reklam faaliyetlerinin devam etmesini engellediğini, LED TV montajı tamamlanan 276 araçtan Server kayıtları ile sabit olan 120 aracın kesintisiz ekranlarını çalıştırdığını, Oda'nın otobüs sahiplerine ekranları çalıştırmamaları doğrultusunda 13.03.2015 tarihinde SMS atarak talimat verdiğini, Oda'nın müdahalesiyle otobüs işletenleri LED ekranları kapattığını, müvekkilinin ticari faaliyetine son vermek zorunda kaldığını, müvekkilinin sözleşme gereği 330 araca LED TV montajı işinin tamamlanmasından sonra ödenmesi gereken 1.543,00 TL'nin ödenmesi için Oda'dan araç sahiplerinin hesap nolarını talep ettiğini, Oda'nın hesap numaralarını vermekten kaçındığını, müvekkilinin ulaşabildiği davalı işletenlere ait hesap nolarına 02.12.2014 tarihinde Türk Ekonomi Bankası üzerinden 100,00'er TL ödeme yaptığını ve araç işletenleri SMS ile mesaj göndererek haberdar ettiğini, Oda'nın otobüs iletenlerine mesaj göndererek paranın iadesini istediğini ve otobüs sahipleri tarafından da yapılan ödemenin iade edildiğini ve LED ekranların tamamının kapatıldığını, sözleşmeyi kusurları ile ihlal eden davalıların, sözleşmenin feshi ile müvekkilinin uğramış olduğu menfi zararın tazmin etmeleri gerektiğini, menfi zarar taleplerinin yanı sıra müvekkilinin davalı işletenlerden ayrıca cezai şart alacağının da mevcut olduğunu beyan ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, şimdilik 50.000,00 TL menfi zararın davalılarca sözleşmenin feshedildiği tarihten itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalı KÖHOO ile her bir işleten davalının sorumlu olduğu miktarla sınırlandırılmak üzere müştereken ve müteselsilen davalılardan tazminine; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 15/09/2011 tarihli sözleşmenin 12. maddesi uyarınca, davalı otobüs işletenlerce müvekkiline ödenmesi gereken şimdilik her bir araç için 100,00 TL olmak üzere toplam 27.600,00 TL cezai şartın davalı otobüs işletenlerden sorumlu oldukları miktarla sınırlı olmak üzere alınarak müvekkiline verilmesini talep etmiş, 04.12.2019 tarihli dilekçeyle taleplerini ıslah ederek 990.002,42 TL menfi zararın davalılarca sözleşmenin haksız olarak feshedildiği tarihten itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalı ... Halk Otobüsçüleri Esnaf Odası ile her bir işleten davalının sorumlu olduğu miktarla sınırlandırılmak üzere, müştereken ve müteselsilen davalılardan tazminine, 15.09.2011 tarihli sözleşmenin 12. maddesi uyarınca şimdilik her bir araç için 15.000,00 TL olmak üzere, toplam 4.035.000,00 TL cezai şartın sözleşmenin haksız olarak feshedildiği tarihten itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte her bir davalı otobüs işletenlerinden sorumlu oldukları miktarla sınırlı olmak üzere alınarak müvekkillere ödenmesine, karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... 11/10/2016 tarihli beyanında özetle, dava konusu sözleşme ile ilgisinin bulunmadığını, karşı tarafa herhangi bir edim yükümlülüğü olmadığını, sözleşmenin tarafı olmadığını, davanın reddini karar verilmes talep etmiştir. Davalı ... 12/10/2016 tarihli beyanında özetle, dava konusu sözleşmeden haberinin olmadığını, adına kayıtlı ... plakalı otobüsü yaklaşık 3 yıl önce ...'e satarak devrettiğini, tarafına husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, davanın reddini karar verilmesin talep etmiştir. Davalı ... beyanında özetle, ... Halk Otobüsleri Odası ile ilgili firma arasında yapılan anlaşmanın 15/09/201 yılında yapıldığını; 22/09/2014 tarihinde ... plakalı otobüse devir yapılarak ortak olduğunu, bu anlaşmadan haberinin olmadığını; bir borçtan sorumlu tutulmasının hakkaniyete ve hukuka uygun olmadığını beyan etmiştir. Davalı ... vekili 08/11/2016 tarihli beyanında özetle, herne kadar dava 474 kişiye ve Oda'ya ikame edilmiş ise de davalıların birçoğu ile davacı şirket arasında herhangi bir akit bulunmadığını, ayrıca birçok davalının aracında da led kamera takılmasının söz konusu olmadığını, vekilliğini üstlendikleri davalı üyeleri ile yapılan sözleşmenin davacı tarafından dosyaya ibraz edilmesi gerektiğini, 15/09/011 tarihinde davacı ile o dönem görev yapan oda yönetimi arasında halk otobüslerinde montajlı bulunan 387 adet güvenlik kamerasının bedeli olan 704.626,38 TL'nin davacı tarafından ödenmesi ve bu güvenlik kameralarının mülkiyetinin davacı firmaya geçmesi, halk otobüslerine iki adet endüstriyel LED ekran takılması ve bunun karşılığında LED ekranlarla verilecek her türlü reklam işinin davacıya bırakılması işinden dolayı 6 yıllığına sözleşme akit edildiğini, sözleşmenin geçerli olabilmesi için öncelikle ... Büyükşehir Belediyesi (KBB) denetimli Halk Otobüsleri Çalışma Yönetmeliği 22. maddesi doğrultusunda belediyenin onayının davacı tarafça alınması gerektiğini, belediyenin onayı olmaksızın belediyenin taraf olmadığı sözleşmenin geçersiz olduğunu, davacının belediyeden onay alamadığını, sözleşmenin yok hükmünde olduğunu, bu sözleşmede davacı tarafın üyelerine, Oda'ya ve Belediyeye hiçbir pay ödemeksizin reklam faaliyeti sürdürdüğünü, karşılıksız gelir elde ettiğini, KBB Makina İkmal Dairesi Başkanlığı'nın 06/03/2015 tarih ve 247/3409 sayılı yazısında 22. madde doğrultusunda ve bu yazıya istinaden davacıya Noter aracılığı ile 12/05/2015 tarihli ihtar gönderilerek, davacının izinsiz faaliyet göstermiş olması, Belediyeden onay almaması nedeniyle Belediyenin reklam cihazlarının sökülmesi ihtarı doğrultusunda akdin sona erdirildiğini, buna istinaden cihazların sökülerek alınması yönünde davacıya 7. Noterliği'nin 16407 yevmiye nolu, 01/06/2015 tarihli ihtarı ile durumun bildirildiğini, LED ekranı takılı ve açık olan üyelerine sözleşme gereği ödemeleri gereken güvenlik kamerası bedeli olan 1.543,00 TL ile KDV'nin ödenmesi için uzlaşmaya varılmaya çalışıldığını, taksitlendirme istenildiğini, sonuca ulaşılamadığını, Oda üyelerine ödeme yapılmadığını; davacı tarafça hiç bir üye ile olan sözleşme ibraz edilmediğinden varlığını kabul etmediklerini, LED ekranlara sağlanan teknik yardımın davacının anlaşmış olduğu bir kısım üyelerin aracına taktığı cihazın yani davacının kendisine ait cihazın otobüslerle uyumsuz olması nedeniyle yaşanan arızalar olduğunu, sonuç olarak, fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla, davacı tarafından sözleşme akdedilemeyen müvekkili yönünden sözleşme olmaması nedeniyle davanın usulden/esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Halk Otobüsçüleri Odası ve diğerleri vekili 09/11/2016 tarihli beyanında özetle; her ne kadar dava 474 kişiye ve Oda'ya ikame edilmiş ise de davalıların birçoğu ile davacı şirket arasında herhangi bir akit bulunmadığını, ayrıca birçok davalının aracında da led kamera takılmasının söz konusu olmadığını, vekilliğini üstlendikleri davalı üyeleri ile yapılan sözleşmenin davacı tarafından dosyaya ibraz edilmesi gerektiğini,15/09/2011 tarihinde davacı ile o dönem görev yapan oda yönetimi arasında halk otobüslerinde montajlı bulunan 387 adet güvenlik kamerasının bedeli olan 704.626,38 TL'nin davacı tarafından ödenmesi ve bu güvenlik kameralarının mülkiyetinin davacı firmaya geçmesi, halk otobüslerine iki adet endüstriyel LED ekran takılması ve bunun karşılığında LED ekranlarla verilecek her türlü reklam işinin davacıya bırakılması işinden dolayı 6 yıllığına sözleşme akdedildiğini, sözleşmenin geçerli olabilmesi için öncelikle ... Büyükşehir Belediyesi (KBB) denetimli Halk Otobüsleri Çalışma Yönetmeliği'nin 2. maddesi doğrultusunda belediyenin onayının davacı tarafça alınması gerektiğini, belediyenin onayı olmaksızın belediyenin taraf olmadığı sözleşmenin geçersiz olduğunu, davacının belediyeden onay alamadığını, sözleşmenin yok hükmünde olduğunu, bu sözleşmede davacı tarafın üyelerine, Oda'ya ve Belediyeye hiçbir pay ödemeksizin reklam faaliyeti sürdürdüğünü, karşılıksız gelir elde ettiğini, KBB Makina İkmal Dairesi Başkanlığı'nın 06/03/2015 tarihli ve 247/3409 sayılı yazısında 22. madde doğrultusunda ve bu yazıya istinaden davacıya noter aracılığı ile 12/05/2015 tarihli ihtar gönderilerek, davacının izinsiz faaliyet göstermiş olması, Belediyeden onay almaması nedeniyle Belediyenin reklam cihazlarının sökülmesi ihtarı doğrultusunda akdin sona erdirildiğini, buna istinaden cihazların sökülerek alınması yönünde davacıya 7. Noterliği'nin 16407 yevmiye nolu, 01/06/2015 tarihli ihtar ile durumun bildirildiğini, LED ekranı takılı ve açık olan üyelerine sözleşme gereği ödemeleri gereken güvenlik kamerası bedeli olan 1.543,00 TL + KDV'nin ödenmesi için uzlaşmaya varılmaya çalışıldığını, taksitlendirme istenildiğini, sonuca ulaşılamadığını, Oda üyelerine ödeme yapılmadığını, davacı tarafça hiç bir üye ile olan sözleşme ibraz edilmediğinden varlığını kabul etmediklerini, LED ekranlara sağlanan teknik yardımın davacının anlaşmış olduğu bir kısım üyelerin aracına taktığı cihazın yani davacının kendisine ait cihazın otobüslerle uyumsuz olması nedeniyle yaşanan arızalar olduğunu, sonuç olarak, fazlaya ilişkin dava ve talep haklan saklı kalmak kaydıyla, davacı tarafından sözleşme ikame edilemeyen müvekkilleri yönünden sözleşme olmaması nedeniyle davanın usulden reddini; diğer davalı müvekkilleri yönünden esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Tes. İnş. Elk. Nak. Oto. San. Tic. Ltd. Şti. ve ... vekili 18/11/2016 tarihli beyanında özetle, her ne kadar dava 474 kişiye ve Oda'ya ikame edilmişise de davalıların birçoğu ile davacı şirket arasında herhangi bir akit bulunmadığını, ayrıca birçok davalınınaracında da led kamera takılmasının söz konusu olmadığını, vekilliğini üstlendikleri davalı üyeleri ileyapılan sözleşmenin davacı tarafından dosyaya ibraz edilmesi gerektiğini, 15/09/2011 tarihinde davacı ile o dönem görev yapan oda yönetimi arasında halk otobüslerinde montajlı bulunan 387 adet güvenlik kamerasının bedeli olan 704.626,38 TL'nin davacı tarafından ödenmesi ve bugüvenlik kameralarının mülkiyetinin davacı firmaya geçmesi, halk otobüslerine iki adet endüstriyel LED ekran takılması ve bunun karşılığında LED ekranlarla verilecek her türlü reklam işinin davacıya bırakılmasıişinden dolayı 6 yıllığına sözleşme akit edildiğini, sözleşmenin geçerli olabilmesi için öncelikle ... Büyükşehir Belediyesi (KBB) denetimli Halk Otobüsleri Çalışma Yönetmeliği'nin 22. maddesi doğrultusunda belediyenin onayının davacı tarafça alınması gerektiğini, belediyenin onayı olmaksızın belediyenin taraf olmadığı sözleşmenin geçersiz olduğunu, davacının belediyeden onay alamadığını, sözleşmenin yok hükmünde olduğunu, bu sözleşmede davacı tarafın üyelerine, Oda'ya ve Belediyeye hiçbir pay ödemeksizin reklam faaliyeti sürdürdüğünü, karşılıksız gelir elde ettiğini, KBB Makina İkmal Dairesi Başkanlığı'nın 06/03/2015 tarih ve 247/3409 sayılı yazısında 22. madde doğrultusunda ve bu yazıya istinaden davacıya noter aracılığı ile 12/05/2015 tarihli ihtar gönderilerek, davacının izinsiz faaliyet göstermiş olması, Belediyeden onay almaması nedeniyle Belediyenin reklam cihazlarının sökülmesi ihtarı doğrultusunda akdin sona erdirildiğini, buna istinaden cihazların sökülerek alınması yönünde davacıya 7. Noterliği'nin 16407 yevmiye nolu 01/06/2015 tarihli ihtar ile durumun bildirildiğini, LED ekranı takılı ve açık olan üyelerine sözleşme gereği ödemeleri gereken güvenlik kamerası bedeli olan1.543,00 TL + KDV'nin ödenmesi için uzlaşmaya varılmaya çalışıldığını, taksitlendirme istenildiğini, sonuca ulaşılamadığını, Oda üyelerine ödeme yapılmadığını, davacı tarafça hiç bir üye ile olan sözleşme ibraz edilmediğinden varlığını kabul etmediklerini, LED ekranlara sağlanan teknik yardımın davacının anlaşmış olduğu bir kısım üyelerin aracına taktığı cihazın yani davacının kendisine ait cihazın otobüslerle uyumsuz olması nedeniyle yaşanan arızalar olduğunu; sonuç olarak, fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla, davacı tarafından sözleşme ikame edilemeyen müvekkilleri yönünden sözleşme olmaması nedeniyle davanın usulden reddini; diğer davalı müvekkilleri yönünden esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili 06/12/2016 tarihli beyanında özetle, her nekadar dava 474 kişiye ve Oda'ya ikame edilmiş ise de davalıların birçoğu ile davacı şirket arasında herhangi bir akit bulunmadığını, ayrıca birçok davalının aracında da Led Kamera takılmasının söz konusu olmadığını, vekilliğini üstlendikleri davalı üyeleri ileyapılan sözleşmenin davacı tarafından dosyaya ibraz edilmesi gerektiğini, 15/09/2011 tarihinde davacı ile o dönem görev yapan oda yönetimi arasında halk otobüslerinde montajlı bulunan 387 adet güvenlik kamerasının bedeli olan 704.626,38 TL'nin davacı tarafından ödenmesi ve bugüvenlik kameralarının mülkiyetinin davacı firmaya geçmesi, halk otobüslerine iki adet endüstriyel LED ekran takılması ve bunun karşılığında LED ekranlarla verilecek her türlü reklam işinin davacıya bırakılması işinden dolayı 6 yıllığına sözleşme akit edildiğini, sözleşmenin geçerli olabilmesi için öncelikle ... Büyükşehir Belediyesi (KBB) denetimli Halk Otobüsleri Çalışma Yönetmeliği'nin 22. maddesi doğrultusunda belediyenin onayının davacı tarafça alınması gerektiğini, belediyenin onayı olmaksızın belediyenin taraf olmadığı sözleşmenin geçersiz olduğunu, davacının belediyeden onay alamadığını, sözleşmenin yok hükmünde olduğunu, bu sözleşmede davacı tarafın üyelerine, Oda'ya ve Belediyeye hiçbir pay ödemeksizin reklam faaliyeti sürdürdüğünü, karşılıksız gelir elde ettiğini, KBB Makina İkmal Dairesi Başkanlığı'nın 06/03/2015 tarihli ve 247/3409 sayılı yazısında 22. madde doğrultusunda ve bu yazıya istinaden davacıya noter aracılığı ile 12/05/2015 tarihli ihtar gönderilerek, davacının izinsiz faaliyet göstermiş olması, Belediyeden onay almaması nedeniyle Belediyenin reklam cihazlarının sökülmesi ihtarı doğrultusunda akdin sona erdirildiğini, buna istinaden cihazların sökülerek alınması yönünde davacıya 7. Noterliği'nin 16407 yevmiye nolu ve 01/06/2015 tarihli ihtar ile durumun bildirildiğini, LED ekranı takılı ve açık olan üyelerine sözleşme gereği ödemeleri gereken güvenlik kamerası bedeli olan 1.543,00-TL ve KDV'nin ödenmesi için uzlaşmaya varılmaya çalışıldığını, taksitlendirme istenildiğini, sonuca ulaşılamadığını, Oda üyelerine ödeme yapılmadığını, davacı tarafça hiç bir üye ile olan sözleşme ibraz edilmediğinden varlığını kabul etmediklerini, LED ekranlara sağlanan teknik yardımın davacının anlaşmış olduğu bir kısım üyelerin aracına taktığı cihazın yani davacının kendisine ait cihazın otobüslerle uyumsuz olması nedeniyle yaşanan arızalar olduğunu, sonuç olarak, fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla, davacı tarafından sözleşme akit edilemeyen müvekkilleri yönünden sözleşme olmaması nedeniyle davanın usulden reddini, diğer davalı müvekkilleri yönünden esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Gıda İnşaat Madencilik Otomotiv Petrol Taşımacılık Sanayi Ticaret Limited Şirketi vekili 13/12/2016 tarihli beyanında özetle, her ne kadar dava 474 kişiye ve Oda'ya ikame edilmiş ise de davalıların birçoğu ile davacı şirket arasında herhangi bir akit bulunmadığını, ayrıca bir çok davalının aracında da led kamera takılmasının söz konusu olmadığını, vekilliğini üstlendikleri davalı üyeleri ileyapılan sözleşmenin davacı tarafından dosyaya ibraz edilmesi gerektiği, 15/09/2011 tarihinde davacı ile odönem görev yapan oda yönetimi arasında halk otobüslerinde montajlı bulunan 387 adet güvenlik kamerasının bedeli olan 704.626,38-TL'nın davacı tarafından ödenmesi ve bu güvenlik kameralarının mülkiyetinin davacı firmaya geçmesi, halk otobüslerine iki adet endüstriyel LED ekran takılması ve bunun karşılığında LED ekranlarla verilecek her türlü reklam işinin davacıya bırakılması işinden dolayı 6 yıllığına sözleşme akit edildiğini, sözleşmenin geçerli olabilmesi için öncelikle ... Büyükşehir Belediyesi (KBB) Denetimli Halk Otobüsleri Çalışma Yönetmeliği'nin 22. maddesi doğrultusunda belediyenin onayının davacı tarafça alınması gerektiğini, belediyenin onayı olmaksızın belediyenin taraf olmadığı sözleşmenin geçersiz olduğunu, davacının belediyeden onay alamadığını, sözleşmenin yok hükmünde olduğunu, bu sözleşmede davacı tarafın üyelerine, Oda'ya ve Belediyeye hiçbir pay ödemeksizin reklam faaliyeti sürdürdüğünü, karşılıksız gelir elde ettiğini, KBB Makina İkmal Dairesi Başkanlığı'nın 06/03/2015 tarihli ve 247/3409 sayılı yazısında 22. madde doğrultusunda ve bu yazıya istinaden davacıya noter aracılığı ile 12/05/2015 tarihli ihtar gönderilerek, davacının izinsiz faaliyet göstermiş olması, Belediyeden onay almaması nedeniyle Belediyenin reklam cihazlarının sökülmesi ihtarı doğrultusunda akdin sona erdirildiğini, buna istinaden cihazların sökülerek alınması yönünde davacıya 7. Noterliği'nin 16407 yevmiye nolu ve 01/06/2015 tarihli ihtar ile durumun bildirildiğini, LED ekranı takılı ve açık olan üyelerine sözleşme gereği ödemeleri gereken güvenlik kamerası bedeli olan 1.543,00 TL ve KDV'nin ödenmesi için uzlaşmaya varılmaya çalışıldığını, taksitlendirme istenildiğini, sonuca ulaşılamadığını, Oda üyelerine ödeme yapılmadığını; davacı tarafça hiç bir üye ile olan sözleşme ibraz edilmediğinden varlığını kabul etmediklerini; LED ekranlara sağlanan teknik yardımın davacının anlaşmış olduğu bir kısım üyelerin aracına taktığı cihazın yani davacının kendisine ait cihazın otobüslerle uyumsuz olması nedeniyle yaşanan arızalar olduğunu; sonuç olarak, fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla, davacı tarafından sözleşme akit edilemeyen müvekkili yönünden sözleşme olmaması nedeniyle davanın usulden reddini, diğer davalı müvekkilleri yönünden esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... 10/10/2017 tarihli beyanında özetle, dava ile ilgisinin olmadığını, herhangi bir sözleşmeye imza atmadığını, aracı 2011 yılında aldığını ve aynı yıl içinde devrettiğini; husumet yokluğu nedeniyle davanın reddini talep etmektedir. Davalılar ... vekili beyanında özetle, her ne kadar dava 474 kişiye ve Oda'ya ikame edilmiş ise de davalıların birçoğu ile davacı şirket arasında herhangi bir akit bulunmadığını, ayrıca bir çok davalının aracında da led kamera takılmasının söz konusu olmadığını; vekilliğini üstlendikleri davalı üyeleri ile yapılan sözleşmenin davacı tarafından dosyaya ibraz edilmesi gerektiğini, 15/09/2011 tarihinde davağı ile o dönem görev yapan oda yönetimi arasında halk otobüslerinde montajlı bulunan 387 adet yüvenlik kamerasının bedeli olan 704.626,38 TL'nin davacı tarafından ödenmesi ve bu güvenlik kameralarının mülkiyetinin davacı firmaya geçmesi, halk otobüslerine iki adet endüstriyel LED ekran takılması ve bunun karşılığında LED ekranlarla verilecek her türlü reklam işinin davacıya bırakılması işinden dolayı 6 yıllığına sözleşme akit edildiğini, sözleşmenin geçerli olabilmesi için öncelikle ... Büyükşehir Belediyesi (KBB) denetimli Halk Otobüsleri Çalışma Yönetmeliği'nin 22. maddesi doğrultusunda belediyenin onayının davacı tarafça alınması gerektiğini, belediyenin onayı olmaksızın belediyenin taraf olmadığı sözleşmenin geçersiz olduğunu, davacının belediyeden onay alamadığını, sözleşmenin yok hükmünde olduğunu; bu sözleşmede davacı tarafın üyelerine, Oda'ya ve Belediyeye hiçbir pay ödemeksizin reklam faaliyeti sürdürdüğünü, karşılıksız gelir elde ettiğini, KBB Makina İkmal Dairesi Başkanlığı'nın 06/03/2015 tarih ve 247/3409 sayılı yazısında 22. madde doğrultusunda ve bu yazıya istinaden davacıya noter aracılığı ile 12/05/2015 tarihli ihtar gönderilerek, davacının izinsiz faaliyet göstermiş olması, Belediyeden onaylamaması nedeniyle Belediyenin reklam cihazlarının sökülmesi ihtarı doğrultusunda akdin sona erdirildiğini, buna istinaden cihazların sökülerek alınması yönünde davacıya ... 7. Noterliği'nin 16407 yevmiye nolu ve 01/06/2015 tarihli ihtarı ile durumun bildirildiğini, LED ekranı takılı ve açık olan üyelerine sözleşme gereği ödemeleri gereken güvenlik kamerası bedeli olan 1.543,00 TL ve KDV'nin ödenmesi için uzlaşmaya varılmaya çalışıldığını, taksitlendirme istenildiğini, sonuca ulaşılamadığını, Oda üyelerine ödeme yapılmadığını, davacı tarafça hiç bir üye ile olan sözleşme ibraz edilmediğinden varlığını kabul etmediklerini, LED ekranlara sağlanan teknik yardımın davacının anlaşmış olduğu bir kısım üyelerin aracına taktığı cihazın yani davacının kendisine ait cihazın otobüslerle uyumsuz olması nedeniyle yaşanan arızalar olduğunu, sonuç olarak, fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla, davacı tarafından sözleşme ikame edilemeyen müvekkilleri yönünden sözleşme olmaması nedeniyle davanın usulden reddini, diğer davalı müvekkilleri yönünden esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Diğer davalılara usulüne uygun davetiye tebliğ edilmesine rağmen davaya cevap dilekçesi sunmamışlardır. İlk Derece Mahkemesince; davacının istemlerinin taraflar arasında düzenlendiği belirtilen halk otobüslerine led ekran ve güvenlik kamerası takılarak reklam yayını yapma sözleşmesine dayandırıldığı, bir kısım davalıların sözleşme altında imzalarının olmadığını, imza atanın kendisi olmadığını veya otobüs işletmesinin adi ortaklığa ait iken tüm ortaklar tarafından imza atılmadığını savundukları, davacı tarafça delil olarak dayanılan sözleşmelerin mahkemeye ibraz diği, bir kısım davalıların sözleşmelerdeki imzalar yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiğini ileri sürdüğü, hukukumuzda egemen ilkenin ‘‘şekil serbestisi’’ olduğu, kural olarak eser sözleşmesinin herhangi bir geçerlilik şartına tabi olmadığı, yasada aksi öngörülmedikçe, sözlü veya yazılı yahut resmî biçimde yapılabileceği, davada, yanlar arasında kurulduğu ileri sürülen akdî ilişkinin, TBK’nın 470. madde hükmünde tanımlandığı üzere bir eser sözleşmesi olduğu, ancak, bir kısım iş sahibi davalılar tarafından akdî ilişkinin inkâr edildiği, HMK’nın 200. ve izleyen maddeleri hükümleri gereğince taraflar arasında akdî ilişkinin kurulmuş olduğunu davacının yasal ve yazılı delille kanıtlamasının zorunlu olduğu, dosya kapsamından davaya konu edilenler de dahil olmak üzere 276 adet özel halk otobüsüne davacı tarafından led tv montajı yapıldığı, server bağlantısının gerçekleştirildiği, otobüslerin bir kısmında bir süre reklam ve ilan yayını yapıldığı, davalı Oda'nın önce bu cihazları otobüslerine taktırmaları için, daha sonra da reklam yayınına derhal son vermeleri için üyelerine duyuru yaptığı ve davacıya sözleşmenin feshi hususunda noter ihtarı gönderildiği, bu durumda davacı ile davalılar arasında eser sözleşmesi ilişkisi kurulduğunun kabulü gerektiği, ( Yargıtay 15. HD'nin 28/01/2015 gün ve 2014/6982 Esas ve 2015/455 Karar sayılı ilamı), sözleşmenin yazılı olmasının mutlak şart olmadığı, eylemli olarak davalıların otobüslerine davacı tarafından led tv montajı yapıldığı, server bağlantısının gerçekleştirildiği, otobüslerin bir kısmında bir süre reklam ve ilan yayını yapıldığı dikkate alındığında davacının delil olarak sunduğu halk otobüsü işletenleriyle yapılan sözleşmelerin altında halk otobüsü her bir işletenin imzası bulunmasa veya adi ortaklık işletmesinde tüm ortakların imzası olmasa dahi fiili ve eylemli olarak sözleşme ilişkisi kurulmuş olduğundan bir kısım davalıların yargılamanın sonlarına doğru imza incelemesi yaptırılması talebinin usul ekonomisine uygun görülmediğinden mahkemece reddedildiği, yine bir kısım davalıların ... Büyükşehir Belediyesi Denetimli Halk Otobüsleri Çalışma Yönetmeliği'nin 22. maddesi doğrultusunda davacı tarafça belediyenin onayının alınması gerektiğini; belediyenin onayı olmaksızın belediyenin taraf olmadığı sözleşmenin geçersiz olduğunu ileri sürdükleri, anılan yönetmeliğin 22. maddesinde "Belediyeden izin alınmadan hiç bir ilan ve reklam uygulaması yapılamaz. Reklamların gelir boyutu belediyemiz mali hizmetler daire başkanlığınca takip edilerek tahakkuk eden reklam bedelinin %40'ı belediyeye aittir. Özel halk otobüslerince uygulanacak reklamların genel ahlaka ve kamu düzenine aykırı olmaması gerekir. KBB ile genel müdürlük, işletme ve iştiraklerine ait her türlü ilan ve reklamlar ücrete tabi olmaksızın özel halk otobüslerine asılır. Bu konuda işletmeciye önceden haber verme zorunluluğu yoktur. İşletmeci, ilan ve reklamların muhafazasından mesuldur." seklinde olduğu, bu hükümden de anlaşılacağı üzere reklama ilişkin yasağın ... Özel Halk Otobüscüler Odası'na ait olduğu, hükümden davacının sözleşme imzalamak için belediyeden izin alması gerektiği sonucu çıkarılamayacağı, bu hükme göre sözleşme imzalanmadan önce Oda'nın otobüs işletenleri adına belediyeye başvurup izin alması gerektiği, Oda'nın bunu yapmadığı ve sözleşmeyi imzaladığı, dolayısı ile belediyeden izin alınmamasının, sözleşmenin geçersiz sayılmasını gerektirmeyip davalı Oda'nın ve dolayısıyla davalı halk otobüsleri işletenlerinin belediyeye karşı sorumlu olduğunu gösterdiği, açıklanan nedenlerle, mahkemece taraflar arasında eser sözleşmesinin kurulmuş olduğunun ve davalıların sözleşmenin feshinde haksız ve kusurlu olduklarının kabulüyle işin esasının incelenmesi gerektiğinin düşünüldüğü, bir kısım davalılar tarafından davacı tarafça otobüslere takılan sistemin otobüslerin akülerini patlattığını ileri sürmüşlerse de içinde konunun uzmanı teknik bilirkişilerin yer aldığı iki ayrı bilirkişi kurulundan alınan birbiri ile uyumyu raporlarda kurulan tesisin çektiği elektrik akımının akünün patlaması için yetersiz olduğu, sisteminin otobüsün aküsünü patlatamayacağının tespit edildiği, davacının ilk isteminin menfi zarara ilişkin olduğu, eser sözleşmesinden kaynaklanan ihtilâflarda iş sahibince sözleşmenin haklı nedenle feshi halinde sözleşme ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 106. maddesi gereğince iş sahibinin olumsuz (menfi) zararını isteyebileceği, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarında zararın hesaplanmasında izlenecek yöntemin fesih tarihinde yüklenicinin yapmadığı, kalan imalâtların ilk ihalede yükleniciden sonraki en düşük teklifi veren teklif sahibine verilmiş olması halinde ödenmesi gereken bedelin (kaçırılan fırsatın) bulunup, fesih tarihinden itibaren kalan işin aynı koşullarda ve makul bir süre içerisinde ihaleye çıkılmış ve sözleşme yapılmış olması halinde ikinci yükleniciye ödenecek bedel arasındaki fark ile ikinci ihale ve sözleşmenin yapılması için katlanılan giderler olacağının kabul edildiği, davacının, uyuşmazlığa konu sözleşme ile uzun süreli ekonomik fayda sağlamak üzere LCD led ekranlar satın alıp özel halk otobüslerine montajını yaptığı, sözleşme gereği faaliyetini yürütebilmek için server satın aldığı, teknik servis, bakım ve upgrade hizmeti aldığı, iş yeri kiraladığı, mahkemece iki ayrı bilirkişi kurulundan alınan ve birbiri ile uyumlu bilirkişi raporlarında davacının menfi zararları tüm özellik ve etkenleriyle incelenerek tespit edildiği, bilirkişi raporlarının dosya kapsamındaki delillerle uyumlu ve denetime elverişli olması nedeniyle mahkemece benimsenerek hükme esas alındığı, davacının ikinci isteminin sözleşmede kararlaştırılan cezai şart alacağına ilişkin olduğu, dosya kapsamına göre davacı yüklenici ile davalı Oda ve halk otobüsü işletenleri ile yapılan sözleşmede, sözleşmeye uyulmaması halinde her otobüs için 15.000,00 TL cezai şart ödeneceğinin kararlaştırıldığı, sözleşmenin anılan hükmünde davalı Oda aleyhine kararlaştırılan bir cezai şart düzenlemesi bulunmadığı, sözleşmede düzenlenen cezai şart bedelinin ise miktar ve ekonomik koşullar dikkate alındığında sözleşmenin tarafının ekonomik mahvına sebebiyet derecede bir rakam olmadığı gerekçesi ile; davasının kabulüne karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararın faiz ve vekalet ücreti yönünden hatalı olduğu ve kaldırılması gerektiği, mahkemece faiz başlangıcı, davalılar tarafından sözleşmenin haksız biçimde feshedildiği tarih esas alınarak hüküm kurulması gerekirken, dava tarihi ve ıslah tarihinin esas alınmasının doğru olmadığı, ayrıca birden fazla talep olmasına karşın tek bir vekalet ücretine hükmetmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, mahkemece davalıların sözleşmeyi haksız olarak feshettiği ve temerrüde düştüğü tarihten itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte alacağın tahsiline dair karar vermesi gerekirken hatalı değerlendirme sonucu verilen kararın kaldırılması gerektiği, dava dilekçesinde de belirttikleri üzere; müvekkil firma, taraflar arasında akdedilen sözleşme uyarınca üzerine düzen edimleri yerine getirmeye başladığı, sözleşme imzalamakla 15.09.2011 tarihli sözleşmeye taraf olan araç işletenlerinin araçlarına LED Ekranların montajını yaptığı, müvekkil firmanın ekranların bakım ve onarım işini üstlendiği, müvekkil firma sözleşme gereği yerine getirmesi gereken edimleri yerine getirmeye başlamasına karşın, araç sahiplerinin ekranları sürekli olarak açık tutmadığı, sözleşmeye aykırı olarak ekranlara müdahale ettiği, müvekkil firmanın reklam faaliyetlerini yürütmesine engel oldukları, her ne kadar Oda tarafından dile getirildiği üzere, davalı otobüs işletenlerince, müvekkil firma tarafından sözleşmeye aykırı olarak, sözleşmeyle kararlaştırılan ödemeler yapılmadığından bahisle LED Ekranların fişlerinin çekildiği belirtilmişse de, bu gerekçenin davalı otobüs işletenlerinin sözleşmeyi ihlal ettiği gerçeğini değiştirmeyeceğinin açık olduğu, 15.09.2011 tarihli sözleşmeye taraf olan otobüs işletenleri, müvekkil firma tarafından yapılacak olan ödemelerin 330 araca yapılacak montajın tamamlanmasını takiben 24 ay içinde yapılacağının ayırdında olup, bu şartlar altında sözleşmeyi imzaladıkları, bu halde, işletenlerin sözleşmenin 4/C maddesinde hiçbir yoruma mahal vermeyecek şekilde düzenlenen işletenin ekranların görüntü vermesini engelleyici müdahalelerden kaçınma edimini ihlal ettikleri ve sözleşme uyarınca bu ihlal nedeniyle sorumlu olduklarının açık olduğu, müvekkil firma tarafından, davalı otobüs işletenlerinin bu konuda uyarıldığı, sözleşme gereğince ekranlara müdahale etmemeleri, aksi halde cezai şart gereği kararlaştırılan tutarı ödemek zorunda kalacakları konusunda sözleşme imzalayan otobüs işletenlerin tamamına mesaj gönderildiği, buna karşın davalı Oda’nın da müdahalesiyle otobüs işletenleri LED ekranları kapattığı, müvekkil firmanın ticari faaliyetlerine son vermek zorunda kaldığı, davalı Odanın, ... 7. Noterliğinin 05.12.2014 tarih ve 40468 yevmiye numaralı işlemi ile müvekkiline göndermiş olduğu ihtarname ile 15.09.2011 tarihli sözleşmeyi tek taraflı feshetmek yönündeki iradesini bildirmeden önce de birçok defa sözleşmede müvekkil firma tarafından ödenecek meblağın muacceliyet tarihi tartışmaya yer vermeyecek şekilde yer almasına karşın, müvekkil firmadan ödemelere başlamasını istediği, müvekkil firmayı, sözleşmeyi feshetmekle, araç işletenlerin araçlarında ki LED Ekranları kapattırmakla tehdit ettiği, müvekkil firma tarafından 20.11.2014 tarihinde davalılara sözleşmenin gereklerine uygun hareket etmelerini aksi halde yapılan tüm masraflardan ve 15.000,00 TL tutarında cezai şarttan sorumlu olacaklarını bildiren ihtarname gönderildiği, ... 7. Noterliğinin 05.12.2014 tarih ve 40468 yevmiye numaralı işlemiyle sözleşmenin davalılar tarafından tek taraflı feshedildiği, ihtara rağmen davalıların sözleşmeyi 05.12.2014 tarihinde haksız olarak feshettiklerinden davalıların bu tarih itibariyle temerrüde düştüğü, eser sözleşmesi ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda faizin borcun ifa edileceği günün taraflarca kesin olarak kararlaştırılması halinde o tarihten (kesin vadeden), aksi halde davalı borçlunun yöntemine uygun ihtarla temerrüde düşürüldüğü tarihten başlatılması gerektiği, kesin vade veya ihtar yoksa temerrüdün dava tarihinde oluştuğu kabul edilerek faizin dava tarihinden başlatılması gerektiği, Yargıtay 15.Hukuk Dairesi'nin bu hususa yönelik emsal kararlarının olduğu (2018/ 5633 K, 2019/ 3399K), somut olayda müvekkili tarafından usulüne uygun olarak her bir araç işletenine ayrı ayrı göndermiş olduğu 20.11.2014 tarihli ihtarıyla, 15.000,00 TL cezai şart ve menfi zararlarının ödenmesinin istendiği, buna rağmen davalılar tarafından 05.12.2012 tarihinde sözleşmenin haksız olarak feshedildiği ve davalıların 20.11.2014 tarihli ihtarnameye cevaplarında; sözleşmenin geçerli olmadığını, geçerli olmayan sözleşmeden dolayı kendilerine sorumluluk yüklenemeyeceğini, cezai şarttan sorumlu olmadıklarını, kendilerine kusur atfedilemeyeceğini ve hiçbir şekilde ödeme yapılmayacağını belirttiklerinin anlaşıldığı, dava açılmadan evvel usulüne uygun ihtar çekildiği böylece davalıların temerrüte düştüğünün anlaşıldığı, mahkemece gerek menfi zarar gerekse cezai şart yönünden faiz başlangıç tarihinin sözleşmenin haksız olarak feshedildiği ve davalıların temerrüte düştükleri 05.12.2014 tarihinden itibaren işletmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile faizin dava tarihinden ve kalan kısmın ıslah tarihinden itibaren işletilmesinin kanuna ve yerleşik yargı içtihatlarına aykırı olduğu ve hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğu nedenleriyle mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Mirasçıları istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olmakla beraber yargılama aşamasında murisleri ...'ın vefat ettiği, davada karar verilmeden önce mirasçılar yönünden taraf teşkili sağlanmadan dosyaya mirasçılar dahili davalı olarak eklenmeden işlem yapıldığı için tarafları açısından mağduriyet oluştuğu, davada müvekkiller murisi ... davalı olarak görülmekteyse de dava devam ederken 01.09.2021'de vefat etmiş olmasına rağmen müvekkillerin mirasçı sıfatıyla davaya dahil edilmesine karar verilmesi gerekirken ölü kişi aleyhine davaya devam edilerek hüküm tesis edilmesinin hatalı olduğu, veraset ilamının dosyaya sunulduğu, ayrıca davanın esasıyla ilgili olarak da mahkemece delillerin takdirinde yanılgıya düşülmek suretiyle hatalı karar verildiği, mahkemece hükme esas alınan raporlar taraflarına tebliğ edilmediği için hak kaybına uğradıkları nedenleriyle mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmişlerdir. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; istinafa konu gerekçeli kararın müvekkiline 15.12.2021 tarihinde tebliğ edilmiş gibi görünse de yapılan tebligat usulsüz olduğu, işbu dilekçe tarihinin öğrenme tarihi olarak belirlenmesi gerektiği, Yargıtay 12. HD.'nin bu hususta emsal kararlarının olduğu (2021/5658 E 2021/6800 K, 2020 7758/3978), menfi zarar ve cezai şart alacağı talepli açılan davada yargılama neticesinde mahkemece haksız ve hukuka aykırı olarak davanın kabulüne karar verildiği ve kararın kaldırılarak reddine karar verilmesi gerektiği, bir kısım davalı müvekkil işletenlerin sözleşme altında imzalarının olmadığı, otobüs işletmesinin adi ortaklığa ait iken tüm ortaklar tarafından imza atılmadığı yönündeki itirazları değerlendirilmeyerek sözleşmenin kurulduğu ve buna dayanak değerlendirme yapılmasının hukuka aykırı olduğu, davacı tarafça delil olarak dayanılan sözleşmelerin aslı mahkemeye ibraz edilmemesine rağmen mahkemece ibraz edildiği yönünde hüküm kurulmasının doğru olmadığı, sözleşmelerdeki imzalar yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılması yönündeki taleplerinin de şekil serbestisi doğrultusunda geçerlilik şartına tabi olmadığı gerekçesiyle akdi ilişkinin fiilen kurulmuş olduğunun dayanak gösterildiği, oysa dosya kapsamında dinlenen tanık beyanlarından da anlaşılacağı üzere bir kısım araçlara ekran hiçbir şekilde takılmadığı gibi takılma teklifi dahi yapılmadığı, bir kısım araçların ise akü patlamalarına neden olduğu ve bu yüzden ekran takılı olsa dahi reklam yayını yapılamadığı, bilirkişi raporlarında dahi 276 araçtan 95 adetinin yayının olmadığının dosya içeriğinden tespit edildiği, reklam yapılıp yapılmama hususuna yönelik tespit yapılmasının mümkün olmadığı belirlemesi yapılmışken sözleşme olmamasına rağmen 276 araç yönünden akdi ilişkinin fiilen kurulmuş olduğu hükmünün kabul edilebilir olmadığı, kararın öncelikle akdi ilişki yokluğu nedeniyle kaldırılması gerektiği, yine mahkeme gerekçesinde "Davalı müvekkil Oda'nın önce bu cihazları otobüslerine taktırmaları için, daha sonra da reklam yayınına derhal son vermeleri için üyelerine duyuru yaptığı ve davacıya sözleşmenin feshi hususunda noter ihtarı gönderildiği anlaşılmakta olup, bu husus çekişmesizdir." şeklinde hüküm kurulmasını da kabul etmedikleri, müvekkili ... Otobüsçüler Esnafı Odası bilindiği üzere Anayasanın 135. maddesinde bu hususun açıkça ifade edildiği, gönderilen noter ihtarının da yalnızca müvekkil Oda yönünden gönderilmiş olduğu, diğer işletenler yönünden gönderilmiş bir ihtarnamenin mevcut olmadığı, ... Büyükşehir Belediyesi Makine İkmal Bakım ve Onarım Daire Başkanlığı'nın "Araçlarda reklam yapılması" konulu yazısı üzerine davacıya ekranların sökülmesi gerektiği bildirimi yapılmasıyla davacı tarafça da 330 araç sayısına tamamlanmadığı gerekçesiyle işbu istinafa konu davanın açıldığı, bu nedenle işletenler yönünden sözleşmenin feshi hususunun ayrıca değerlendirilmesi gerekmesine rağmen mahkemece bu hususun değerlendirilmemiş olmasının da hatalı olduğu, ... Büyükşehir Belediyesi Denetimli Halk Otobüsleri Çalışma Yönetmeliği'nin 22. maddesi doğrultusunda davacı tarafça belediyenin onayının alınması gerektiği, belediyenin onayı olmaksızın yapılan bir sözleşmede de izin yükümlüğünün davacı yerine müvekkil Odaya yüklenmesinin de hukuka aykırı olduğu, Yönetmeliğin 22. maddesi'nde "Belediyeden izin alınmadan hiç bir ilan ve reklâm uygulaması yapılamaz." şeklinde belirtilmiş olduğu, bu iznin ... Otobüsçüler Esnafı Odası tarafından alınması gerektiği yönünde açıkça bir hüküm bulunmadığı, ... Büyükşehir Belediyesi Denetimli Özel Halk Otobüsleri Çalışma Yönetmeliği'nin Kapsam başlıklı 2. maddesinde "Bu yönetmelik Belediye sınırları içerisinde toplu taşımacılık yapan belediye otobüslerini, özel halk otobüslerini, özel halk otobüslerinin araç şoförlerini, araç sahiplerini ve bu hizmeti alan kent halkını kapsar.." hükmünden de anlaşılacağı üzere bu yönetmelik hükümleri yalnızca halk otobüslerini, bu hizmeti alan herkesi kapsayacağı belirtilmiş olup, davacı şirket de bu kapsamda bu yönetmelik hükümlerine tabii olacağından davacı şirketin basiretli bir tacir gibi hareket ederek belediyeden sözleşme için izin alması gerektiği, ... Büyükşehir Belediyesi Makina İkmal Bakım ve Onarım Dairesi Başkanlığı tarafından gönderilen "Araçlarda Reklam Yapılması" başlıklı yazısında ilgili firmanın belediyenin izni dışında faaliyet göstermesi gerekçe gösterilerek reklam yayına derhal son verilmesi gerektiğinin bildirildiği, davacı tarafça otobüslere takılan sistemin otobüslerin akülerini patlattığına ilişkin itirazlarının mahkemece yetersiz incelemeyle değerlendirilmiş olmasının da hukuka aykırı olduğu, mahkemece içinde konunun uzmanı teknik bilirkişilerin yer aldığı iki ayrı bilirkişi kurulundan alınan birbiri ile uyumlu raporlar olduğu belirtilmiş ise de Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/86 Talimat dosyasından alınan raporda dosyadaki veriler üzerinden değerlendirme yapıldığı ve kök bilirkişi raporunun esas alındığı, kök bilirkişi raporunda ise deney düzeneği kurulduğunun belirtildiği, kurulan deney düzeneğinin neye göre kurulduğu, hangi materyaller kullanıldığı, kullanılan materyallerin otobüslerdeki sistemle eşdeğer olup olmadığının hiçbir şekilde belirtilmediği, dolayısıyla hiçbir veriye dayanmadan kurulan düzenekle yapılan deney sonucunun kabul edilemeyeceği, davacının menfi zararına ilişkin talebin kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğu, sözleşmeye istinaden 387 araca takılmak üzere 400 adet Araç Tipi Mobil Pc satın alındığı ve bedelinin tahsili talebinin de kabulünün doğru olmadığı, zira davacı tarafça 387 araçtan bozulan olup olmayacağı anlaşılmadan araç sayısının üzerinde satın alma işlemi yaptırılması ve bu bedellerin tahsili davacının yine karşılıksız yararlanma saikiyle davrandığını açıkça gösterdiği, davacının Led ekranların ve mobil pc lerin montajında ya da muhafazasında kullanmak üzere sarf malzemeleri alındığı ve bunlar için ödenen tutarlara bilirkişi raporunda yer verilerek davacının menfi zarar tespitinde bu bedellerin yer almış olmasının da gerçek hak durumuna uygun olmadığı, dosya kapsamında dinlenen tanık beyanlarında dahi ekranların otobüslerle uyumunda problemler yaşandığı, ... ve ... marka araçlara uyumlu kit ve ekipman olmadığı belirtilmiş olup, otobüs sahipleri tarafından başvurular yapılmış olmasına rağmen davacının edimini gereği gibi yerine getirmediği, dosya kapsamında akü patlamasının ekranların ilk takıldığı esnada aküden ekran için kablo çekilirken olduğu yönündeki tanık beyanlarının hiçbir şekilde dikkate alınmayarak teknik ve özel bir inceleme yapılmadan yalnızca bir düzenekle sistemin otobüs aküsünü patlatmayacağı kanaatinin bu yöndeki raporları hukuka uygun bir rapor olmaktan çıkardığı, hatta davacı tarafça ... ve ... marka araçlar sahiplerine sözleşme yapılmasına ilişkin herhangi bir başvuru yapılmadığı da tanık beyanlarında açıkça görüldüğü, davacının şirket montaj işlerinde, teknik servis ve bakım hizmetlerinde ve reklam yayınlarının daha sağlıklı sürdürülebilmesi amacıyla birtakım malzeme ve bakım hizmetleri satın alınmış olmasına ilişkin harcama bilgilerine yer verilmiş ise de, bu hizmetlerin de sözleşme kapsamında yapılmış olduğu veya yalnızca sözleşme doğrultusunda kullanıldığının tespitinde yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan hatalı rapor tanzimi yapıldığı, zira sözleşme dışında birçok ticari faaliyet gösteren davacının şirkete ait araçlarını, personel ihtiyaçlarını ve diğer buna benzer giderleri yalnızca sözleşme kapsamında kullanıp kullanmadığı hususunda da bir tespit bulunmadığı, sözleşmede davacı havuz hesabına 704.626,38 TL'yi sözleşme konu LED ekranların en az 330'una montajın tamamlanmasından sonra en geç 24 ay içerisinde 2. aydan itibaren başlamak üzere eşit taksitler halinde yapacağı belirtilmiş ise de, elde edilen reklam gelirlerinden gerek odaya gerekse üyelere hiçbir ödeme yapılmadığı, led ekranı takılı ve açık olan üyelere sözleşme gereği ödenmesi gereken güvenlik kamerası bedeli olan 1.543,00 TL+KDV'nin oda üyelerine ödenmesi talep edildiği, davacı tarafça 330 aracın led ekranının takılmadığından bahisle hiçbir şekilde ödeme yapılmadığı, güvenlik kamerası bedelinin ödenmemesi nedeniyle led ekranı açık olan üyelerin güvenlik kamerası satışından vazgeçmiş olması, aylık 330 araca karşılık o dönem 16.000,00 TL reklam kira bedeli karşılığından 276 araca led takılı araçlardan davacı tarafça reklam kira geliri sağlanması nedeniyle 16.000 TL:330x276=13.381,81 TL aylık kira bedeli karşılığından her ayın açık araç sayısı kadar belirlenecek kira bedelinin de hiçbir şekilde müvekkillere ödenmediği, bilirkişi raporlarında davacının sözleşmeyi ayakta tutma iradesinden ve işletenlere 24 taksitte ödemesi gereken bedeli 18 taksitte ödeme niyetinden ve ilk taksidi ödediğinden de bahsedilmiş ise de sözleşme hükümlerinde açık olarak belirtilmeyen hangi belirlemeye göre yapıldığı belirli olmayan bir husus karşılıklı olarak değil tek taraflı olarak davacı tarafından karar verildiği, ... 7. Noterliği'nin 05.12.2014 tarihli ihtarnamesi ile Oda adına bildirim yapılmış olup, bu ihtarnamenin diğer işletenleri bağlayıcılığı bulunmadığı, ... Büyükşehir Belediyesi'nin sözleşmenin feshini ve Belediyenin reklam cihazlarının sökülerek alınması yönündeki yazısı üzerine davacıya bu durumun bildirilmesiyle davacı tarafça işbu dava açıldığı, her biri ayrı ayrı sözleşme akdettiği iddia edilen işletenler yönünden çekilmiş bir ihtarname bulunmadığı, ... Büyükşehir Belediyesi Denetimli Halk Otobüsleri Çalışma Yönetmeliği'nin "Araçlarda Reklam Yapılması" başlıklı 22. Maddesi'nde belirtilen gerekçeler doğrultusunda Belediye'nin onayı alınmaksızın reklam yapılmasının yasak olması nedeniyle davacının belediyenin izni dışında faaliyet göstermiş olmasına istinaden de Belediye tarafından 7 gün içerisinde reklam yayınının sona erdirilmesi hususu işletenlere bildirilmiş ve 01.04.2015 tarihli Belediye'den gelen yazı ile de reklam cihazlarının sökülmesi talep edilmiş ve davacıya da bu husus bildirilmiş, işletenlerin iade için hazır olduğu, davacı tarafça derhal sökülmesi gerektiği, aksi halde belediye tarafından sökülmesi durumunda doğacak masraf ve zararlardan işletenlerin sorumluluğunun olmadığı bildirilmesine rağmen davacı tarafça kötü niyetli olarak işbu davanın açıldığı, işletenler yönünden 01.04.2015 tarihli reklam yayınının sona erdirilmesi ihtarından sonra davacıya reklam cihazlarının sökülmesi ve iade için hazır olunduğu bildirimi yapılması işletenler yönünden haklı nedenle fesih niteliğinde olup, davacının işletenlerde gerek menfi zarar gerekse de cezai şart alacağı bulunmadığı, davacı yüklenici ile davalı Oda ve halk otobüsü işletenleri ile yapılan sözleşmede, sözleşmeye uyulmaması halinde her otobüs için 15.000,00 TL cezai şart ödeneceği, bu düzenlenen cezai şart bedeli ise miktar ve ekonomik koşullar dikkate alındığında müvekkil otobüs işletenlerinin ekonomik mahvına sebebiyet verecek derecede yüksek bir rakam olduğu açık olmasına rağmen mahkemece kısmen veya tamamen iptaline karar verilmemiş olmasının hukuka aykırı olduğu, tüm bu açıklanan nedenler doğrultusunda, sözleşme asıllarının bulunmaması nedeniyle geçerli bir sözleşmeye dayanılamayacağından ve varlığı kabul edilemeyeceğinden, birçok sözleşmede müvekkiller adına imzalar olsa dahi bu imzaların müvekkillere ait olmadığından ve imza incelemesi yapılması gerektiğinden, imza bulunsa dahi araçlara ekran takılmamasından, birçok müvekkilin araç devri gerçekleştirdiğinden bu devirlerin Türkiye Noterler Birliği'nden araç plakaları yazılmak suretiyle sorulması ve sorumluların buna göre belirlenmesi, davacı tarafça 330 araca tamamlanmayıp led ekranının takılmadığından bahisle kötü niyetli ödeme yapılmamasından, ... ve ... marka araçlara uyumlu ekipman ve kit olmayıp, davacı şirket tarafından otobüs sahiplerine ulaşılmayarak sözleşme yapılması teklifinde dahi bulunulmayarak 330 araç sayısına davacı tarafça ulaşılamamasından ve 330 araca tamamlanmamasında davacının kusurlu ve kötü niyetli olmasından, ... Büyükşehir Belediyesi Makina İkmal Bakım Ve Onarım Dairesi Başkanlığı tarafından gönderilen "araçlarda reklam yapılması" başlıklı yazısında ilgili firmanın belediyenin izni dışında faaliyet göstermesi gerekçe gösterilerek reklam yayına derhal son verilmesi gerektiği işletenlerin bu durumu davacıya bildirmesine rağmen davacının haksız kazanç sağlamak adına bu davayı ikame etmesi, yapılan harcamalardan kullanılmayanların, davacının elde ettiği reklam gelirlerinin hakkaniyet doğrultusunda davacı şirkete katma değerinin de hesaplanması gerektiğinden ancak buna ilişkin bir hesaplama yapılmadığından ve bu hesaplama doğrultusunda şayet davacının varsa alacağı, bu alacaktan katma değerin mahsup edilmesi gerektiğinden 05.12.2014 tarihinde davacının sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle sözleşme müvekkili oda tarafından haklı nedenle 05.12.2014 tarihli ihtarnamesi feshedildiğinden ancak işletenler yönünden bir fesih olmadığından ve hükmedilen menfi zarar ile fahiş şartın hakkaniyete, gerçek hak durumuna aykırı olduğundan ve tek geçim kaynakları otobüs işletmeciliği olan 471 davalının ekonomik mahvına sebebiyet verileceği nedenleriyle mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ... ve diğerleri vekili istinaf başvurusunda özetle; bir kısım davalı müvekkil işletenlerin sözleşme altında imzalarının olmadığı, imza atanın kendileri olmadığı, otobüs işletmesinin adi ortaklığa ait iken tüm ortaklar tarafından imza atılmadığı yönündeki itirazlarının değerlendirilmeyerek sözleşmenin kurulduğu ve buna dayanak değerlendirme yapılmasının hukuka aykırı olduğu, zira davacı tarafça delil olarak dayanılan sözleşmelerin aslı mahkemeye ibraz edilmemesine rağmen mahkemece ibraz edildiği yönünde hüküm kurulmasının doğru olmadığı, sözleşmelerdeki imzalar yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılması yönündeki taleplerimizin de şekil serbestisi doğrultusunda geçerlilik şartına tabi olmadığı gerekçesiyle akdi ilişkinin fiilen kurulmuş olduğunun dayanak gösterildiği, oysa dosya kapsamında dinlenen tanık beyanlarından da anlaşılacağı üzere bir kısım araçlara ekran takılmadığı gibi takılma teklifi dahi yapılmadığı, bir kısım araçların ise akü patlamalarına neden olduğu ve bu yüzden ekran takılı olsa dahi reklam yayını yapılamadığı, bilirkişi raporlarında dahi 276 araçtan 95 adetinin yayının olmadığının dosya içeriğinden tespit edildiği, reklam yapılıp yapılmama hususuna yönelik tespit yapılmasının mümkün olmadığı belirlemesi yapılmışken sözleşme olmamasına rağmen 276 araç yönünden akdi ilişkinin fiilen kurulmuş olduğu hükmü kabul edilebilir olmayıp, kararın öncelikle akdi ilişki yokluğu nedeniyle kaldırılması gerektiği, mahkeme gerekçesinde "Davalı müvekkil Oda'nın önce bu cihazları otobüslerine taktırmaları için, daha sonra da reklam yayınına derhal son vermeleri için üyelerine duyuru yaptığı ve davacıya sözleşmenin feshi hususunda noter ihtarı gönderildiği anlaşılmakta olup, bu husus çekişmesizdir." şeklinde hüküm kurulmasını da kabul etmedikleri, gönderilen noter ihtarının da yalnızca müvekkil Oda yönünden gönderildiği, diğer işletenler yönünden gönderilmiş bir ihtarname mevcut olmadığı, ... Büyükşehir Belediyesi Denetimli Halk Otobüsleri Çalışma Yönetmeliği'nin 22. maddesi doğrultusunda davacı tarafça belediyenin onayının alınması gerektiği; belediyenin onayı olmaksızın yapılan bir sözleşmede de izin yükümlüğünün davacı yerine müvekkil Odaya yüklenmesinin hukuka aykırı olduğu, bu iznin ... Otobüsçüler Esnafı Odası tarafından alınması gerektiği yönünde açıkça bir hüküm bulunmadığı, ... Büyükşehir Belediyesi Denetimli Özel Halk Otobüsleri Çalışma Yönetmeliği'nin Kapsam başlıklı 2. Maddesinde "Bu yönetmelik Belediye sınırları içerisinde toplu taşımacılık yapan belediye otobüslerini, özel halk otobüslerini, özel halk otobüslerinin araç şoförlerini, araç sahiplerini ve bu hizmeti alan kent halkını kapsar.." hükmünden de anlaşılacağı üzere bu yönetmelik hükümleri yalnızca halk otobüslerini, araç sahiplerini değil, bu hizmeti alan herkesi kapsayacağı belirtilmiş olup, davacı şirket de bu kapsamda bu yönetmelik hükümlerine tabii olacağından davacı şirketin basiretli bir tacir gibi hareket ederek belediyeden sözleşme için izin alması gerektiği, ... Büyükşehir Belediyesi Makina İkmal Bakım ve Onarım Dairesi Başkanlığı tarafından gönderilen "Araçlarda Reklam Yapılması" başlıklı yazısında ilgili firmanın belediyenin izni dışında faaliyet göstermesi gerekçe gösterilerek reklam yayına derhal son verilmesi gerektiğinin belirtildiği, bu hususun müvekkili Odanın değil davacı firmanın izin alarak faaliyet göstermesi gerektiğini gösterdiği, davacı tarafça otobüslere takılan sistemin otobüslerin akülerini patlattığına ilişkin itirazlarının mahkemece yetersiz incelemeyle değerlendirilmiş olmasının da hukuka aykırı olduğu, mahkemece içinde konunun uzmanı teknik bilirkişilerin yer aldığı iki ayrı bilirkişi kurulundan alınan birbiri ile uyumlu raporlar olduğu belirtilmiş ise de Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/86 Talimat dosyasından alınan raporda dosyadaki veriler üzerinden değerlendirme yapıldığı ve kök bilirkişi raporunun esas alındığı, kök bilirkişi raporunda ise deney düzeneği kurulduğu belirtilmiş, kurulan deney düzeneğinin neye göre kurulduğu, hangi materyaller kullanıldığı, kullanılan materyallerin otobüslerdeki sistemle eşdeğer olup olmadığının hiçbir şekilde belirtilmediği, dolayısıyla hiçbir veriye dayanmadan kurulan düzenekle yapılan deney sonucu kabul edilemeyeceği, davacının menfi zararına ilişkin talebin kabul edilmesi de hukuka aykırı olup kararın kaldırılması gerektiği, sözleşmeye istinaden 387 araca takılmak üzere 400 adet Araç Tipi Mobil Pc satın alındığı ve bedelinin tahsili talebinin kabulünün doğru olmadığı, zira davacı tarafça 387 araçtan bozulan olup olmayacağı anlaşılmadan araç sayısının üzerinde satın alma işlemi yaptırılması ve bu bedellerin tahsili davacının yine karşılıksız yararlanma saikiyle davrandığını açıkça gösterdiği, dosya kapsamında dinlenen tanık beyanlarında dahi ekranların otobüslerle uyumunda problemler yaşandığı, ... ve ... marka araçlara uyumlu kit ve ekipman olmadığı belirtilmiş olup, otobüs sahipleri tarafından başvurular yapılmış olmasına rağmen davacının edimini gereği gibi yerine getirmediği, alınan raporlarda bu ekranların araçlara uyumlu olup olmadığı, herhangi bir ekipman gerekip gerekmediği noktasında özel ve teknik hiçbir inceleme ve değerlendirme yapılmadığı, yine araç sayısından çok çok fazla alınan tüm bu ekran, mobil pc ve sarf malzemelerinin sözleşme doğrultusunda kullanılmış olduğunun da bir ispatının olmadığı, davacının şirket montaj işlerinde, teknik servis ve bakım hizmetlerinde ve reklam yayınlarının daha sağlıklı sürdürülebilmesi amacıyla birtakım malzeme ve bakım hizmetleri satın alınmış olmasına ilişkin harcama bilgilerine yer verilmiş ise de bu hizmetlerin de sözleşme kapsamında yapılmış olduğu veya yalnızca sözleşme doğrultusunda kullanıldığının tespitinde yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan hatalı rapor tanzim edildiği, sözleşmede davacı havuz hesabına 704.626,38 TL'yi sözleşme konu LED ekranların en az 330'una montajın tamamlanmasından sonra en geç 24 ay içerisinde 2. aydan itibaren başlamak üzere eşit taksitler halinde yapacağı belirtilmiş ise de, elde edilen reklam gelirlerinden gerek odaya gerekse üyelere hiçbir ödeme yapılmadığı, Led ekranı takılı ve açık olan üyelere sözleşme gereği ödenmesi gereken güvenlik kamerası bedeli olan 1543 TL+KDV'nin oda üyelerine ödenmesi talep edilmiş, davacı tarafça 330 aracın led ekranının takılmadığından bahisle hiçbir şekilde ödeme yapılmadığı, güvenlik kamerası bedelinin ödenmemesi nedeniyle led ekranı açık olan üyelerin güvenlik kamerası satışından vazgeçmiş olması, aylık 330 araca karşılık o dönem 16.000 TL reklam kira bedeli karşılığından 276 araca led takılı araçlardan davacı tarafça reklam kira geliri sağlanması nedeniyle 16.000 TL :330x276=13.381,81 TL aylık kira bedeli karşılığından her ayın açık araç sayısı kadar belirlenecek kira bedeli de hiçbir şekilde müvekkillere ödenmediği, ... 7. Noterliği'nin 05.12.2014 tarihli ihtarnamesi ile Oda adına bildirim yapıldığı, ihtarnamenin diğer işletenleri bağlayıcılığı bulunmadığı, ... Büyükşehir Belediyesi'nin sözleşmenin feshini ve Belediyenin reklam cihazlarının sökülerek alınması yönündeki yazısı üzerine davacıya bu durumun bildirilmesiyle davacı tarafça işbu davanın açıldığı, her biri ayrı ayrı sözleşme akdettiği iddia edilen işletenler yönünden çekilmiş bir ihtarname bulunmadığı, Yönetmeliği'nin 22. Maddesi'nde belirtilen gerekçeler doğrultusunda Belediye'nin onayı alınmaksızın reklam yapılmasının yasak olması nedeniyle davacının belediyenin izni dışında faaliyet göstermiş olmasına istinaden de Belediye tarafından 7 gün içerisinde reklam yayınının sona erdirilmesi hususu işletenlere bildirildiği ve 01.04.2015 tarihli Belediye'den gelen yazı ile de reklam cihazlarının sökülmesi talep edildiği ve davacıya da bu hususun bildirildiği, işletenlerin iade için hazır olduğu, davacı tarafça derhal sökülmesi gerektiği, aksi halde belediye tarafından sökülmesi durumunda doğacak masraf ve zararlardan işletenlerin sorumluluğunun olmadığı bildirilmesine rağmen davacı tarafça kötü niyetli olarak bu davanın açıldığı, 01.04.2015 tarihli reklam yayınının sona erdirilmesi ihtarından sonra davacıya reklam cihazlarının sökülmesi ve iade için hazır olunduğu bildirimi yapılması işletenler yönünden haklı nedenle fesih niteliğinde olup, davacının işletenlerde gerek menfi zarar gerekse de cezai şart alacağı bulunmadığı, dosya kapsamına göre davacı yüklenici ile davalı Oda ve halk otobüsü işletenleri ile yapılan sözleşmede, sözleşmeye uyulmaması halinde her otobüs için 15.000,00-TL cezai şart ödeneceği, bu düzenlenen cezai şart bedeli ise miktar ve ekonomik koşullar dikkate alındığında müvekkil otobüs işletenlerinin ekonomik mahvına sebebiyet verecek derecede yüksek bir rakam olduğu açık olmasına rağmen mahkemece kısmen veya tamamen iptaline karar verilmemiş olmasının hukuka aykırı olduğu, tüm bu açıklanan nedenler doğrultusunda, sözleşme asıllarının bulunmaması nedeniyle geçerli bir sözleşmeye dayanılamayacağından ve varlığı kabul edilemeyeceğinden, birçok sözleşmede müvekkiller adına imzalar olsa dahi bu imzaların müvekkillere ait olmadığından ve imza incelemesi yapılması gerektiğinden, imza bulunsa dahi araçlara ekran takılmamasından, birçok müvekkilin araç devri gerçekleştirdiğinden bu devirlerin Türkiye Noterler Birliği'nden araç plakaları yazılmak suretiyle sorulması ve sorumluların buna göre belirlenmesi, davacı tarafça 330 araca tamamlanmayıp led ekranının takılmadığından bahisle kötü niyetli ödeme yapılmamasından, ... ve ... marka araçlara uyumlu ekipman ve kit olmayıp, davacı şirket tarafından otobüs sahiplerine ulaşılmayarak sözleşme yapılması teklifinde dahi bulunulmayarak 330 araç sayısına davacı tarafça ulaşılamamasından ve 330 araca tamamlanmamasında davacının kusurlu ve kötü niyetli olmasından, ... Büyükşehir Belediyesi Makina İkmal Bakım Ve Onarım Dairesi Başkanlığı tarafından gönderilen "araçlarda reklam yapılması" başlıklı yazısında ilgili firmanın belediyenin izni dışında faaliyet göstermesi gerekçe gösterilerek reklam yayına derhal son verilmesi gerektiği işletenlerin bu durumu davacıya bildirmesine rağmen davacının haksız kazanç sağlamak adına bu davayı ikame etmesi, yapılan harcamalardan kullanılmayanların, davacının elde ettiği reklam gelirlerinin hakkaniyet doğrultusunda davacı şirkete katma değerinin de hesaplanması gerektiğinden ancak buna ilişkin bir hesaplama yapılmadığından ve bu hesaplama doğrultusunda şayet davacının varsa alacağı, bu alacaktan katma değerin mahsup edilmesi gerektiğinden 05.12.2014 tarihinde davacının sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle sözleşme müvekkili oda tarafından haklı nedenle 05.12.2014 tarihli ihtarnamesi feshedildiğinden ancak işletenler yönünden bir fesih olmadığından ve hükmedilen menfi zarar ile fahiş şartın hakkaniyete, gerçek hak durumuna aykırı olduğundan ve tek geçim kaynakları otobüs işletmeciliği olan 471 davalının ekonomik mahvına sebebiyet verileceği nedenleriyle mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... ve diğerleri vekili istinaf dilekçesinde; mahkemece verilen kararın hatalı olduğu ve davanın reddine karar verilmesi geretiği, bir kısım davalı müvekkil işletenlerin sözleşme altında imzalarının olmadığı, imza atanın kendileri olmadığı, otobüs işletmesinin adi ortaklığa ait iken tüm ortaklar tarafından imza atılmadığı yönündeki itirazlarımızın değerlendirilmeyerek sözleşmenin kurulduğu ve buna dayanak değerlendirme yapılmasının hukuka aykırı olduğu, davacı tarafça delil olarak dayanılan sözleşmelerin aslı mahkemeye ibraz edilmemesine rağmen yerel mahkemece ibraz edildiği yönünde hüküm kurulmasının doğru olmadığı, bununla birlikte sözleşmelerdeki imzalar yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılması yönündeki taleplerinin de şekil serbestisi doğrultusunda geçerlilik şartına tabi olmadığı gerekçesiyle akdi ilişkinin fiilen kurulmuş olduğunun dayanak gösterildiği, dosya kapsamında dinlenen tanık beyanlarından da anlaşılacağı üzere bir kısım araçlara ekran hiçbir şekilde takılmadığı gibi takılma teklifi dahi yapılmadığı, bir kısım araçların ise akü patlamalarına neden olduğu ve bu yüzden ekran takılı olsa dahi reklam yayını yapılamadığı, dosya kapsamından davaya konu edilenler de dahil olmak üzere 276 adet özel halk otobüsüne davacı tarafından led tv montajı yapıldığı, server bağlantısının gerçekleştirildiği, davacı tarafından kanıtlanamadığı, kaldı ki bilirkişi raporlarında dahi 276 araçtan 95 adetinin yayının olmadığının dosya içeriğinden tespit edildiği, reklam yapılıp yapılmama hususuna yönelik tespit yapılmasının mümkün olmadığı belirlemesi yapılmışken sözleşmeme olmamasına rağmen 276 araç yönünden akdi ilişkinin fiilen kurulmuş olduğu hükmü kabul edilebilir olmadığı, yine yerel mahkeme gerekçesine "Davalı müvekkil Oda'nın önce bu cihazları otobüslerine taktırmaları için, daha sonra da reklam yayınına derhal son vermeleri için üyelerine duyuru yaptığı ve davacıya sözleşmenin feshi hususunda noter ihtarı gönderildiği anlaşılmakta olup, bu husus çekişmesizdir." şeklinde hüküm kurulmasını da kabul etmediklerini, müvekkil ... Otobüsçüler Esnafı Odası bilindiği üzere Anayasanın 135. Maddesinde de “Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları… kamu tüzel kişilikleridir” denilerek bu hususun açıkça ifade edildiği, kamu tüzel kişiliğine sahip müvekkil Oda'nın üyelerinin özgür iradelerine müdahale veya baskılama gibi bir durumu veya yükümü söz konusu olmadığı, gönderilen noter ihtarının da yalnızca müvekkil Oda yönünden gönderildiği, diğer işletenler yönünden gönderilmiş bir ihtarname mevcut olmadığı, ... Büyükşehir Belediyesi Makine İkmal Bakım ve Onarım Daire Başkanlığı'nın "Araçlarda reklam yapılması" konulu yazısı üzerine davacıya ekranların sökülmesi gerektiği bildirimi yapılmasıyla davacı tarafça da 330 araç sayısına tamamlanmadığı gerekçesiyle işbu davanın açıldığı, bu nedenle işletenler yönünden sözleşmenin feshi hususunun ayrıca değerlendirilmesi gerekmesine rağmen yerel mahkemece bu hususun değerlendirilmemiş olmasının hatalı olduğu, ... Büyükşehir Belediyesi Denetimli Halk Otobüsleri Çalışma Yönetmeliği'nin 22. maddesi doğrultusunda davacı tarafça belediyenin onayının alınması gerektiği; belediyenin onayı olmaksızın yapılan bir sözleşmede de izin yükümlüğünün davacı yerine müvekkil Odaya yüklenmesi de hukuka aykırı olduğu, Yönetmeliğin 22. Maddesi'nde "Belediyeden izin alınmadan hiç bir ilan ve reklâm uygulaması yapılamaz." şeklinde belirtilmiş olduğu, bu iznin ... Otobüsçüler Esnafı Odası tarafından alınması gerektiği yönünde açıkça bir hüküm bulunmadığı, bu çıkarımın yapılmasının da hatalı olduğu, ... Büyükşehir Belediyesi Denetimli Özel Halk Otobüsleri Çalışma Yönetmeliği'nin Kapsam başlıklı 2. Maddesinde "Bu yönetmelik Belediye sınırları içerisinde toplu taşımacılık yapan belediye otobüslerini, özel halk otobüslerini, özel halk otobüslerinin araç şoförlerini, araç sahiplerini ve bu hizmeti alan kent halkını kapsar.." hükmünden de anlaşılacağı üzere bu yönetmelik hükümleri yalnızca halk otobüslerini, araç sahiplerini değil, bu hizmeti alan herkesi kapsayacağı belirtilmiş olduğu, davacı şirket de bu kapsamda bu yönetmelik hükümlerine tabii olacağından davacı şirketin basiretli bir tacir gibi hareket ederek belediyeden sözleşme için izin alması gerektiği, davacı tarafça otobüslere takılan sistemin otobüslerin akülerini patlattığına ilişkin itirazlarının da yerel mahkemece yetersiz incelemeyle değerlendirilmiş olmasının da hukuka aykırı olduğu, mahkemece iki ayrı bilirkişi kurulundan alınan birbiri ile uyumlu raporlar olduğu belirtilmiş ise de Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/86 Talimat dosyasından alınan raporda dosyadaki veriler üzerinden değerlendirme yapıldığı ve kök bilirkişi raporunun esas alındığı, kök bilirkişi raporunda ise deney düzeneği kurulduğunun belirtildiği, kurulan deney düzeneğinin neye göre kurulduğu, hangi materyaller kullanıldığı, kullanılan materyallerin otobüslerdeki sistemle eşdeğer olup olmadığının belirtilmediği, davacının menfi zararına ilişkin talebin kabul edilmesinin ve sözleşmeye istinaden 387 araca takılmak üzere 400 adet Araç Tipi Mobil Pc satın alındığı ve bedelinin tahsili talebi de kabulünün hatalı olduğu, davacının sözleşme edimlerini yerine getirmediği, 330 araç sayısını tamamlamadığı, kusurlu ve kötü niyetli davranarak sözleşmenin devamını çekilmez hale getirdiği, sözleşmede davacı havuz hesabına 704.626,38 TL'yi sözleşme konu LED ekranların en az 330'una montajın tamamlanmasından sonra en geç 24 ay içerisinde 2. aydan itibaren başlamak üzere eşit taksitler halinde yapacağı belirtilmiş ise de, elde edilen reklam gelirlerinden gerek odaya gerekse üyelere hiçbir ödeme yapılmadığı, Led ekranı takılı ve açık olan üyelere sözleşme gereği ödenmesi gereken güvenlik kamerası bedeli olan 1543 TL+KDV'nin oda üyelerine ödenmesi talep edilmiş, davacı tarafça 330 aracın led ekranının takılmadığından bahisle hiçbir şekilde ödeme yapılmadığı, güvenlik kamerası bedelinin ödenmemesi nedeniyle led ekranı açık olan üyelerin güvenlik kamerası satışından vazgeçmiş olması, aylık 330 araca karşılık o dönem 16.000 TL reklam kira bedeli karşılığından 276 araca led takılı araçlardan davacı tarafça reklam kira geliri sağlanması nedeniyle 16.000 TL :330x276=13.381,81 TL aylık kira bedeli karşılığından her ayın açık araç sayısı kadar belirlenecek kira bedeli de hiçbir şekilde müvekkillere ödenmediği, ... 7. Noterliği'nin 05.12.2014 tarihli ihtarnamesi ile Oda adına bildirim yapıldığı, ihtarnamenin diğer işletenleri bağlayıcılığı bulunmadığı, ... Büyükşehir Belediyesi Denetimli Halk Otobüsleri Çalışma Yönetmeliği'nin 22. Maddesi'nde belirtilen gerekçeler doğrultusunda Belediye'nin onayı alınmaksızın reklam yapılmasının yasak olması nedeniyle davacının belediyenin izni dışında faaliyet göstermiş olmasına istinaden de Belediye tarafından 7 gün içerisinde reklam yayınının sona erdirilmesi hususu işletenlere bildirildiği ve 01.04.2015 tarihli Belediye'den gelen yazı ile de reklam cihazlarının sökülmesi talep edildiği ve davacıya da bu hususun bildirildiği, işletenlerin iade için hazır olduğu, davacı tarafça derhal sökülmesi gerektiği, aksi halde belediye tarafından sökülmesi durumunda doğacak masraf ve zararlardan işletenlerin sorumluluğunun olmadığı bildirilmesine rağmen davacı tarafça kötü niyetli olarak bu davanın açıldığı, 01.04.2015 tarihli reklam yayınının sona erdirilmesi ihtarından sonra davacıya reklam cihazlarının sökülmesi ve iade için hazır olunduğu bildirimi yapılması işletenler yönünden haklı nedenle fesih niteliğinde olup, davacının işletenlerde gerek menfi zarar gerekse de cezai şart alacağı bulunmadığı, dosya kapsamına göre davacı yüklenici ile davalı Oda ve halk otobüsü işletenleri ile yapılan sözleşmede, sözleşmeye uyulmaması halinde her otobüs için 15.000,00-TL cezai şart ödeneceği, bu düzenlenen cezai şart bedeli ise miktar ve ekonomik koşullar dikkate alındığında müvekkil otobüs işletenlerinin ekonomik mahvına sebebiyet verecek derecede yüksek bir rakam olduğu açık olmasına rağmen mahkemece kısmen veya tamamen iptaline karar verilmemiş olmasının hukuka aykırı olduğu, tüm bu açıklanan nedenler doğrultusunda, sözleşme asıllarının bulunmaması nedeniyle geçerli bir sözleşmeye dayanılamayacağından ve varlığı kabul edilemeyeceğinden, birçok sözleşmede müvekkiller adına imzalar olsa dahi bu imzaların müvekkillere ait olmadığından ve imza incelemesi yapılması gerektiğinden, imza bulunsa dahi araçlara ekran takılmamasından, birçok müvekkilin araç devri gerçekleştirdiğinden bu devirlerin Türkiye Noterler Birliği'nden araç plakaları yazılmak suretiyle sorulması ve sorumluların buna göre belirlenmesi, davacı tarafça 330 araca tamamlanmayıp led ekranının takılmadığından bahisle kötü niyetli ödeme yapılmamasından, ... ve ... marka araçlara uyumlu ekipman ve kit olmayıp, davacı şirket tarafından otobüs sahiplerine ulaşılmayarak sözleşme yapılması teklifinde dahi bulunulmayarak 330 araç sayısına davacı tarafça ulaşılamamasından ve 330 araca tamamlanmamasında davacının kusurlu ve kötü niyetli olmasından, ... Büyükşehir Belediyesi Makina İkmal Bakım Ve Onarım Dairesi Başkanlığı tarafından gönderilen "araçlarda reklam yapılması" başlıklı yazısında ilgili firmanın belediyenin izni dışında faaliyet göstermesi gerekçe gösterilerek reklam yayına derhal son verilmesi gerektiği işletenlerin bu durumu davacıya bildirmesine rağmen davacının haksız kazanç sağlamak adına bu davayı ikame etmesi, yapılan harcamalardan kullanılmayanların, davacının elde ettiği reklam gelirlerinin hakkaniyet doğrultusunda davacı şirkete katma değerinin de hesaplanması gerektiğinden ancak buna ilişkin bir hesaplama yapılmadığından ve bu hesaplama doğrultusunda şayet davacının varsa alacağı, bu alacaktan katma değerin mahsup edilmesi gerektiğinden 05.12.2014 tarihinde davacının sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle sözleşme müvekkili oda tarafından haklı nedenle 05.12.2014 tarihli ihtarnamesi feshedildiğinden ancak işletenler yönünden bir fesih olmadığından ve hükmedilen menfi zarar ile fahiş şartın hakkaniyete, gerçek hak durumuna aykırı olduğundan ve tek geçim kaynakları otobüs işletmeciliği olan 471 davalının ekonomik mahvına sebebiyet verileceği nedenleriyle mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklan menfi zarar ve cezai şart alacağı istemlerine ilişkin olup, mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davacı vekili ile bir kısım davalılar vekili ve bir kısım davalılar tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Sözleşmelerin nispiliği ilkesi gereği sözleşme, kural olarak o sözleşmede taraf olanları bağlar. Sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıklarda davanın tarafları da sözleşmenin taraflarıdır. Yargıtay içtihatlarında ve öğretide bu durum taraf sıfatı olarak adlandırılmaktadır. Taraf sıfatı, bir başka deyişle husumet ehliyeti, dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde değerlendirilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. Taraf sıfatının bu anlamda önemli özelliği ise, def'i değil itiraz niteliğinde olması nedeniyle taraflarca süreye ve davanın aşamasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve taraflar ileri sürmemiş olsalar bile mahkemece re'sen nazara alınmasıdır. Mahkemenin taraflar arasında dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatlarına sahip olmaları gerekir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa davanın esası hakkında bir karar verilemeyeceğinden, dava sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir. Bununla birlikte ; 04.05.1978 tarih ve 1978/4 Esas, 1978/5 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında da; ölen bir kimse hakkında açılan davaya bakılmasına, davacı tarafın isteği üzerine mirasçılarının duruşmaya davalı olarak çağrılmalarına, yahut ıslah yolu ile kendilerinin davalı sayılmasına mevzuatımızın yer vermediği, bu nedenlerle mirasçılar hakkında ayrı bir dava açılmasının zorunlu olduğu, hak aramak durumunda bulunan davacının davasını açarken davalı olarak gösterdiği kimsenin hayatta olup olmadığını özenle araştırmasının ödevi olduğu belirtilmiştir. Bu kapsamda dava şartlarından olan taraf ehliyeti, medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olmakla mümkündür. Medeni haklardan yararlanma ise kişinin sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düşme anında başlayıp ölümüne kadar devam eder. Taraflardan birisinin dava açıldıktan sonra ölmesi halinde mirasçılarının davaya katılımı ile yargılamaya devam olunur. Ancak kişi daha önce ölmüşse ölü kişiye karşı dava açılması mümkün değildir. Ölü kişiye karşı dava açılmasının mümkün olmadığı halde ölü kişi hakkında dava açılması durumunda açılmış davanın mirasçılarına yöneltilerek dinlenilme olanağı da bulunmamaktadır. Zira ölü kişinin taraf ehliyeti bulunmamaktadır. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 15.06.2022 tarih, 2022/2144 Esas, 2022/3355 Karar numaralı ilamı) Ayrıca, davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Anayasa'nın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukuki dinlenme hakkı; tarafların usulüne uygun şekilde duruşmalara davet edilmelerini ve yargılama aşamalarında taraflara söz hakkı tanınmak suretiyle yargılama yapılmasını ve hüküm verilmesini zorunlu kılar. HMK’nın 27. maddesi gereğince dava dilekçesinin, Tebligat Kanunu ve Tüzüğü hükümlerine uygun ve hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde davalıya tebliğ edilmesi, savunmasını yapabilme olanağının sağlanması, ondan sonra davacı iddiası ve davalı savunması çerçevesinde uyuşmazlığın esasının incelenip hükme bağlanması zorunludur. Çünkü, davada taraf teşkili, dava koşulu olduğu gibi, dava dilekçesinin yasaya uygun biçimde davalıya tebliğ edilmemesi, savunma hakkını ortadan kaldıracak nitelikte bir usul hatasıdır. Yine dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde TMK 28/1. maddesi gereğince ölen kişinin taraf ehliyeti son bulacağından ölü kişi adına hüküm kurulamaz. Yalnız ölen tarafı ilgilendirmeyen, yani mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların mal varlığı haklarını etkileyen davalara ise ölen tarafın mirasçıları tarafından veya ölen tarafın mirasçılarına karşı devam edilerek adil yargılanma hakkı kapsamında taraf teşkili sağlanarak yargılamaya devam edilmesi gerekmektedir. Yine, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141. maddesinde davaların mümkün olan sürat ile sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğu belirtilmekle, davaların makul bir süre içerisinde bitirilmesi gerekliliği açıkça düzenlenmiştir. Anayasada yer alan düzenlemeye paralel bir düzenleme, HMK'nın 30. maddesinde de yer almaktadır. Sözü edilen maddeye göre de; hakim yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini sağlamakla yükümlüdür. Açıklanan bilgiler kapsamında somut olay değerlendirildiğinde; her ne kadar davacı vekili mahkemeye sunduğu dilekçesi ile davalı olarak gösterilen ... isimli davalıların ölü olmaları ve iş bu davada davalı gösterilmelerinin kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyor olması nedeniyle bu davalıların mirasçılarının dahili davalı olarak davaya dahil edilmesini talep etmiş ve mahkemece de 28.11.2016 tarihli ara karar ile davanın sözleşmenin feshine dayalı alacak istemine ilişkin olduğu, davada 473 adet davalının bulunması ve dosyaya celbedilen nüfus kayıtlarına göre öldüğü anlaşılan ...'un davaya yakın tarihlerde ölmüş bulunmaları nedeniyle bu kişilerin işbu davada davalı gösterilmelerinin HMK'nın 124. maddesindeki maddi bir hatadan kaynaklanan dürüstlük kurallarına aykırı nitelik taşımayan taraf değişikliği niteliğinde olduğu gerekçesi davacı vekilinin iradi taraf değişikliği talebinin kabulüne karar verilmiş ise de ; mahkemenin ara karar gerekçesinin 04.05.1978 tarih ve 1978/4 Esas, 1978/5 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında belitrilen davacının davasını açarken davalı olarak gösterdiği kimsenin hayatta olup olmadığını özenle araştırmasının ödevine aykırı olması ve hatanın maddi hataya dayanmaması nedeni ile HMK'nın 124. maddesindeki maddi bir hatadan kaynaklanan dürüstlük kurallarına aykırı nitelik taşımayan taraf değişikliği niteliğinde olmadığı, bu nedenle mirasçıların davaya dahil edilmesinin hatalı olduğu anlaşılmıştır. Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde ise TMK 28/1. maddesi gereğince ölen kişinin taraf ehliyeti son bulacağından ölü kişi adına hüküm kurulamaz. Yalnız ölen tarafı ilgilendirmeyen, yani mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların mal varlığı haklarını etkileyen davalara ise ölen tarafın mirasçıları tarafından veya ölen tarafın mirasçılarına karşı devam edilir. Yukarıda belirtilen hukuki ve fiili durumlar ışığında, 25.10.2021 tarihinde mahkemece karar verildiği, karar tarihinden önce 01.09.2021 tarihinde davalı ...'ın vefat ettiği, mahkemece davalı ...'ın mirasçılarının katılımı sağlanarak, karar verilmesi gerekiren mirasçılar davaya dahil edilip taraf teşkili sağlanmadan taraf ehliyeti son bulan ölü kişi hakkında davalının mirasçılarının adil yargılanma hakkını etkileyecek şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Yine; davacı davalı ... Halk Otobüsçüleri Odası ve otobüs işletenleri ile sözleşmeler imzaladıklarını beyan ederek sözleşmenin haksız feshinden kaynaklanan menfi zarar ve sözleşmelerin 12. maddesinde hüküm altına alınan cezai şartın tazminini talep etmiş ve dosyaya sözleşme örnekleri sunmuş ise de bir kısım davalılar sözleşmeyi imzalamadıklarını, sözleşmenin altındaki imzaların kendilerine ait olmadığını iddia etmişler ve mahkemece de davacı tarafça delil olarak dayanılan sözleşmelerin mahkemeye ibraz edildiği, bir kısım davalıların sözleşmelerdeki imzalar yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiğini ileri sürdüğü, hukukumuzda egemen ilkenin ‘‘şekil serbestisi’’ olduğu, kural olarak eser sözleşmesinin herhangi bir geçerlilik şartına tabi olmadığı, yasada aksi öngörülmedikçe, sözlü veya yazılı yahut resmî biçimde yapılabileceği, davada, yanlar arasında kurulduğu ileri sürülen akdî ilişkinin, TBK’nın 470. madde hükmünde tanımlandığı üzere bir eser sözleşmesi olduğu, ancak, bir kısım iş sahibi davalılar tarafından akdî ilişkinin inkâr edildiği, HMK’nın 200. ve izleyen maddeleri hükümleri gereğince taraflar arasında akdî ilişkinin kurulmuş olduğunu davacının yasal ve yazılı delille kanıtlamasının zorunlu olduğu, dosya kapsamından davaya konu edilenler de dahil olmak üzere 276 adet özel halk otobüsüne davacı tarafından led tv montajı yapıldığı, server bağlantısının gerçekleştirildiği, otobüslerin bir kısmında bir süre reklam ve ilan yayını yapıldığı, davalı Oda'nın önce bu cihazları otobüslerine taktırmaları için, daha sonra da reklam yayınına derhal son vermeleri için üyelerine duyuru yaptığı ve davacıya sözleşmenin feshi hususunda noter ihtarı gönderildiği, bu durumda davacı ile davalılar arasında eser sözleşmesi ilişkisi kurulduğunun kabulü gerekçesi ile imza incelemesi yaptırılmamasına karar verilmiş ise de yazılı sözleşmenin haksız feshinden bahisle uğranılan zarar ve sözleşmede düzenlenen cezai şarttan sorumlu tutulmaları için davalıların sözleşmede imzalarının olması ve sözleşmenin içeriğini kabul etmeleri gerekmektedir. Bu nedenle imza inkarında bulunan davalıların bu itirazları incelenmeden hatalı değerlendirme ile eser sözleşmesi kurulduğundan bahisle yazılı sözleşmenin haksız feshinden kaynaklanan menfi zarar ile sözleşmelerin 12. maddesinde kararlaştırılan cezai şarttan sorumlu tutulmaları sözleşmenin nispiliği ilkesine aykırı olmuştur. Ayrıca, HMK'nın 30. maddesine göre hakim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini sağlamakla yükümlüdür. Sözleşmelerin otobüs işletenleri esas alınarak ayrı ayrı imzalanmış olması, bu durumda her sözleşmenin geçerliğinin, fesih durumlarının ve maddelerinin, taraf teşkilinin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği de dikkate alınarak yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesinin sağlanması için her bir otobüs yönünden davaların tefrikinin de değerlendirilmemesi doğru olmamıştır. Bu durumda mahkemece yapılacak iş; HMK'nın 30. maddesi gözetilerek yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesinin sağlanması için her otobüs yönünden davaların tefrik edilmesi, ölü kişi hakkında açılan davalar hakkında davanın usulden reddine karar verilmesi, karar tarihinden önce 01.09.2021 tarihinde ölen davalı ...'ın ve ölen başka davalı mirasçıları var ise ölen davalıların mirasçılarının da davaya dahil edilerek taraf teşkilinin sağlanması, sözleşmenin nispiliği ilkesi gereği her bir sözleşme kapsamında değerlendirme yapılarak, taraf sözleşmedeki imzaya itiraz etti ise sözleşmenin aslı getirilerek imza incelemesi de yaptırılarak sonucuna göre davalıların sözleşmenin haksız feshinden ve sözleşmedeki cezai şarttan sorumlu tutulup tutulamayacakları değerlendirilerek ve taraf itirazları da denetime elverişli şekilde giderilecek şekile sonucuna göre karar verilmesinden ibarettir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekili, davalı ... vekili, davalılar ... ve diğerleri vekili, davalı ... ve diğerleri vekili ile davalı ... mirasçılarının diğer istinaf nedenleri incelenmeksizin istinaf başvurularının kabulüne, mahkeme kararının HMK.'nun 353/1-a.4-6 maddeler gereğince kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- Davacı vekili, davalı ... vekili, davalılar ... ve diğerleri vekili, davalı ... ve diğerleri vekili ile davalı ... Mirasçılarının istinaf başvurularının kabulüne, 2- ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25.10.2021 gün ve 2016/1428 E, 2021/942 K sayılı kararının HMK’nın 353/1-a.4-6 maddeler gereğince kaldırılmasına, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-İstinaf talep eden taraflarca yatırılan istinaf karar harçlarının istek halinde yatırana iadesine, 5-İstinaf talep eden taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve ödedikleri istinaf başvuru harçlarının ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 23.09.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip