T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/2329 - 2025/2600 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/2329 KARAR NO : 2025/2600 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 18/06/2025 NUMARASI : 2025/78 E. - 2025/226 K. DAVANIN KONUSU : Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sına…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/2329 - 2025/2600 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/2329 KARAR NO : 2025/2600 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 18/06/2025 NUMARASI : 2025/78 E. - 2025/226 K. DAVANIN KONUSU : Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18/06/2025 tarih ve 2025/78 E. - 2025/226 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin "..." ibareli seri markalarını 35 yılı aşan süredir faaliyet alanı ve tescil kapsamına giren emtiada kullandığını, müvekkili şirketin "..." markasını tanınır hale getirdiğini, müvekkilinin bu markaları göstererek, davalı şirketin 2019/52270 sayılı ve "..." ibareli marka başvurusuna yapılan itirazın diğer davalı ... 2020-M-6660 sayılı YİDK kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu davalı markasının müvekkili şirkete ait bir markaymış izlenimi yarattığını, davalı şirket markasının müvekkili şirket markasının da tescilli olduğu 25. sınıfta başvuruya konu edildiğini, davalı markasında bulunan "..." ibaresinin ise markaya ayırt edicilik katmadığını, "..." ibaresinin dar kesim giyim ürünleri için sıklıkla kullanıldığını, "..." ibaresinin müvekkilinin bu özellikte ürünleri için kullandığı bir markaymış gibi algılanacağını, tüketici nezdinde markalar arasında iltibas ve/veya markaların aynı veya ilintili olduğu algısı oluşacağını, davalı kullanımının müvekkili şirkete ait "..." marka ürünlerin piyasa ve tüketici nezdindeki konumuna zarar verdiğini ve markanın ayırt ediciliğini olumsuz yönde etkilediğini ileri sürerek, YİDK’nın 2020-M-6660 sayılı kararının iptaline, 2019/52270 sayılı "..." ibareli markanın sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı Şirket vekili, müvekkili şirketin Amerikalı eski bir jimnastikçi ve eşi tarafından kurulduğunu, "...” markasının bir güç ve kondisyon aktivitesi markası olarak müvekkili şirket kurucusu tarafından yaratıldığını, eğitim programları düzenlenmesi vb. alanlar yanında mal ve bağlantılı hizmetler için müvekkili tarafından kullanılan tanınmış bir marka olduğunu, müvekkilinin faaliyete başladığı günden beri "..." ibaresini hem marka, hem ticaret unvanı ve hem de alan adlarının çekirdek/kılavuz unsuru olarak kullandığını, "..." markasını ilk kez 2006 yılında EUIPO nezdinde tescil ettirdiğini, ... nezdinde de marka tescillerinin bulunduğunu, www.....com alan adının 1999 yılında tescil edildiğini, müvekkilinin Türkiye’de www.....com.tr alan adını 27.05.2015’te tescil ettirdiğini, müvekkili markasının tanınmış olduğuna dair yabancı mahkeme kararları ile ... kararları bulunduğunu, davacı şirketin müvekkili şirkete ait "..." ibareli üç başvurusuna itiraz edildiğini, itirazlarının reddedildiğini ve davacı tarafça ret kararlarına karşı dava açılmadığını, davacı şirketin huzurdaki davayı açmakta menfaati bulunmadığını, davacı şirketin müvekkilinin 25, 28 ve 41. sınıflarda kazanılmış hakkının bulunduğu taraf markalarının 15 yılı aşkın süredir birlikte var olduklarını, "..." markası için tescilli kazanılmış hakkının bulunduğunu, müvekkili şirketin "..." markasının gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkili şirket tarafından kullanım ispatı talebine karşı davacının 165273, 19903, 2006/08869, 2006/46227 ve 2013/105646 nolu markaların kullanımını ispat edemediğini, SMK'nın 6/1. maddesi şartlarının oluşmadığını, eldeki davada da kullanım ispatı talep ettiklerini, davacı markalarının tanınmış olmadığı, kötüniyet iddialarının dayanağının da bulunmadığı savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin içtihatları uyarınca kazanılmış haktan söz edilebilmesi için; kazanılmış hak teşkil eden markanın tescilli olarak uzun süre kullanılması, bir başka deyişle kullanım ve tescilinin taraflar arasında artık çekişme konusu olmaktan çıkmış olması; bu markaya dayalı olarak yapılan başvurunun da, kazanılmış hak teşkil eden markanın asli unsuru muhafaza edilerek, işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yarattığı izlenim korunmak suretiyle oluşturulması; sonraki başvurunun, önceki markanın kapsadığı mal/hizmet ile aynı veya aynı tür emtiaları içermesi, kapsamını genişletme yoluna gidilmemesi; müktesep hak iddialarına mesnet alınan markaların fiili kullanımlarının ispat edilmiş olması şartlarının arandığı; ayrıca, müktesep hakka ilişkin ilkeler uygulanırken, başvuru sahibinin, son başvurusuna konu işaretin, davalı veya bir başkasına ait tescilli markalara yanaşmaması ve onlarla iltibas oluşturma çabasına girmemesinin gerektiği; bunlara göre, davalının müktesep hak iddialarına mesnet aldığı markaların tescil tarihlerinin hiçbirisinin üzerinden, dava konusu edilen davalı markasının başvuru tarihi olan 24.05.2019 tarihi itibariyle 5 yılın geçmemiş olduğu; dolayısıyla; davacının bu markalarının, öncelikle, tescil tarihleri itibariyle, yukarıda yer verilen müktesep hak kriterlerinden birinci ile uyumlu olmadığının söylenebileceği; ayrıca, davalının bu markalarının fiili kullanımlarına ilişkin gerek dava dosyasına, gerekse de ... nezdinde tutulan marka işlem dosyasına herhangi bir delil sunmadığı, davalının önceki tarihlerde tescile bağlanmış olan markalarından kaynaklanan ve huzurdaki davada himaye görmesi gereken müktesep bir hakkının bulunmadığı; "birlikte var olma"nın markaların sicilde eş zamanlı varlığı yerine çakışan işaretlerin eş zamanlı kullanımı olarak anlaşılması gerektiği; çünkü sicilin gerçek piyasa durumunu yansıtmadığı; iki markanın piyasada bir arada bulunmasında belirli şartların sağlanması gerektiği; karıştırılma olasılığının bulunmamasının özellikle, söz konusu markaların piyasada barış içerisinde bir arada yaşamlarını gerekli kıldığı; barış içerisinde yaşamadıkları ve yıllarca ulusal mahkemelerde markaların benzerliği konusunda sorun yaşandığı durumlarda "birlikte var olma" ilkesinden söz edilemeyeceği; somut uyuşmazlıkta ise; davalı tarafın, "..." markasının bahsi geçen tarihten önce, kendisi tarafından fiilen kullandığına ilişkin, dava ve/veya marka işlem dosyasına herhangi bir delil sunmadığı; sonuç olarak, davalının, "birlikte var olma" ilkesinden kaynaklanan ve somut uyuşmazlıkta himaye görmesi gereken bir hakkının ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, ... YİDK'nın 06.08.2020 tarih ve 2020-M-6660 sayılı kararının 25. sınıf emtialar yönünden iptaline, davaya konu markanın 25. sınıf emtialar yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, tarafların markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik bulunmadığını, "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, başvurunun bir bütün olarak algılandığını, davacı tarafın tanınmışlık iddiasının da yerinde olmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, bilirkişi raporunda kazanılmış hakkın uygulanması için gereken şartların hatalı tespit edildiğini, müvekkili markasının tanınmışlığının ve 25. sınıftan kaynaklanan kazanılmış hakkının gözardı edildiğini, müvekkilinin 2012/90175 ve 2014/00346 sayılı markalarıyla dava konusu marka arasında 7 ve 5 yıl gibi zaman dilimi bulunduğunu, bu markaların 25. sınıf malları da kapsadığını, kazanılmış hak için kullanım şartının aranmadığını, bilirkişi heyeti ve mahkemenin 5 yıl şartı aramasının yerleşik içtihatlara aykırı olduğunu, davacının 2013/105646 sayılı markasının da kullanım ispatına tabi olduğunu, bu markanın kullanıldığına dair delil sunulmadığını, 2018/41492 sayılı markanın da kısmen kabule gerekçe alınamayacağını, davacının müvekkilinin markalarına uzun süre sessiz kaldığını, ayrıca taraf markalarının SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzer de olmadığını, markaların bölünerek incelenemeyeceğini, "..." ibaresinin tek başına müvekkilinin markasına ayırt edicilik kattığını, "..." ibareli çok sayıda marka bulunup, davacının tekel hakkı ileri süremeyeceğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Katılma yoluyla davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin markasını tanınmışlık seviyesinin yüksek olduğunu, dava konusu markanın tüm sınıflarda hükümsüzlüğünün gerektiğini, müvekkilinin markasının diğer sınıflarda da korunması gerektiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK marka kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibaresinin her iki taraf markasında ortak olarak yer aldığı ve bu ibarenin markaların tüketiciler tarafından daha çok dikkat edilen başlangıç kısmında konumlandırıldığı, her ne kadar dava konusu markada "..." ibaresi de kullanılmış ise de, bu ibarenin çekişmeli 25. sınıf mallarda dar kesim kıyafetleri tanımlamak için kullanıldığı, dolayısıyla başvuruyu mesnet markalardan uzaklaştırmadığı, dava konusu markada ayırt ediciliği sağlayacak başkaca bir unsurun da yer almadığı, taraf markalarının benzer mal ve hizmetlerde kullanılması ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimaline sebebiyet verecek olup, davacının kullanım ispatına tabi olmayan mesnet markaları dikkate alındığında, emtia benzerliğinin sadece 25. sınıf mallar yönünden gerçekleştiği, davacı tarafın tanınmışlık iddiasının ise kanıtlanamadığı; öte yandan, davalı şirketin başvuru tarihinden önce tescil edilen "..." ibareli markaları bulunmakta ise de, dava konusu 2019/52270 sayılı markanın başvuru tarihi itibariyle, davalı şirketin eski tarihli markalarının tescil tarihi üzerinden beş yıllık sürenin geçip dolmadığı, bu hale göre öncelikle uzun süreli kullanım şartını sağlamayan davalı markalarının başvuru için kazanılmış hak oluşturmadığı, ilk derece mahkemesi kararında tartışıldığı gibi sessiz kalma yoluyla hak kaybı ve birlikte var olma koşullarının da oluşmadığı anlaşılmakla, taraf vekilleri istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40'ar-TL maktu istinaf karar ve ilam harcı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf aşamasında taraflar tarafından yapılan yargılama giderlerinin tarafların uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 26/12/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 24/01/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.