TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 27/04/2023 NUMARASI : 2020/765 Esas 2023/370 Karar DAVA : İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/01/2018 KARAR TARİHİ : 06/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/03/2026 Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/1476 Esas 2026/250 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1476 KARAR NO : 2026/250 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 27/04/2023 NUMARASI : 2020/765 Esas 2023/370 Karar DAVA : İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/01/2018 KARAR TARİHİ : 06/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/03/2026 Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... A.Ş. ile yaptığı devir sözleşmesi uyarınca alacaklı sıfatını haiz olduğunu, ... Aş.tarafından Kayseri 5.İcra Müdürlüğü'nün 2014/22850 E.sayılı dosyası ile davalı aleyhine başlatılan takibin davalının yetkiye ve borca itirazı üzerine durduğunu, alacaklının yerleşim yerinin Kayseri olduğunu, Develi İcra Dairelerinin yetkili olduğu iddiasının kanuna aykırı olduğunu, borçlunun haksız ve kötü niyetli olduğunu iddia ederek 8.955,64 TL üzerinden itirazın iptali ile takibin devamına, anapara üzerinden hesaplanacak % 41 temerrüt faizi ve BSMV vergisinin borçludan tahsiline,%20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı yanca davaya süresinde cevap verilmemiş ise de, bilirkişi raporuna karşı itirazlarını bildirdiği 21/01/2009 tarihli dilekçesinde davalı vekilince takip konusu kredi sözleşmesindeki imzanın müvekkiline ait olmadığı ve bu nedenle müvekkilinin sözleşmeden dolayı sorumluluğunun bulunmadığı bildirilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davalının dava dışı asıl borçluya asıl kefalet nedeniyle takip konusu borçtan sorumlu olduğu, alacağın likit olduğu, davacının takip yapmakta kötü niyetli olmadığı , Kayseri 5.İcra Müdürlüğü'nün 2014/22850 E.sayılı sayılı icra takip dosyasında, toplam 8.057,82 TL üzerinden davalı borçluların yapmış olduğu itirazın iptali gerekeceği sonucuna varılarak davanın kısmen kabulü ile , Kayseri 5.İcra Müdürlüğü'nün 2016/14190 E.sayılı sayılı icra takip dosyasına davalının toplam 8.057,82 TL'lik nakdî alacak miktarına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin bu miktar üzerinden asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek % 35,28 faiz uygulanarak devamına, fazlaya ilişkin talebinin reddine, itirazın iptaline karar verilen toplam alacak miktarı 8.057,82 TL nin %20'si oranında ( 1.611,56 TL) icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının takibe ve davaya konu borçtan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, bilirkişi raporunda genel kredi sözleşmesi ile davalının müteselsil kefil olduğu ve takibe konu borçtan ve ferilerinden sorumlu olacağı belirtilse de, kredi sözleşmesindeki imzanın davalıya ait olmadığını, genel kredi sözleşmesine imza atmadığını ve asıl borçlunun asıl borcundan da haberdar olmadığını, evrak aslının davacı tarafından dosyaya sunuşamadığını ve fotokopi üzerinden inceleme yapıldığını, fotokopi üzerinden yapılan imza değerlendirmesinin hükme esas alınamayacağı ortada iken yerel mahkemece fotokopi üzerinden yapılan değerlendirme esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Dosya kapsamında yer alan bilirkişi tarafından tanzim genel kredi sözleşmesi fotokopisi üzerinden yapılan inceleme neticesinde tanzim olunan 10/04/2023 tarihli raporda özetle; inceleme konusu “...” isim yazısı hizasında bulunan RCİR AVUC Meblağ” bölümündeki “60.000 TL.” rakamları yanında atılı bulunan imzanın, ...'nün kuvvetle mümkün muhtemel elinden çıktığı kanaatine varıldığını inceleme konusu belgenin fotokopi olması nedeniyle daha ileri derecede bir kanaat beyanında bulunulabilmesi mümkün olamadığını, inceleme konusu “...” isim yazısı hizasında bulunan “Kefil Olunan Meblağ” bölümündeki “60.000 TL.” rakamları ile ...'nün mukayese rakamları arasında karşılaştırma yapılmış, ancak rakamların başlama ve bitim noktalarının tespiti yapılamamış olup, hem rakamların sayı olarak az olması hem de fotakopiden başlama ve bitim noktalarının tespit edilememesi nedeniyle müspet veya menfi bir kanaat beyanında bulunulabilmesinin mümkün olmadığının bildirildiği görülmüştür. Davacı yanca asıl borçlu şirkete kefaleti nedeniyle davalı aleyhine genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcun tahsili amacıyla icra takibi başlatılmış, davalının da itirazı üzerine takip durmuş ve süresinde açılan itirazın iptali davası mahkemenin 2018/68 E sayılı sırasına kaydedilmiş, mahkemenin 31/01/2019 tarih, 2018/68 E 2019/83 K sayılı kararı ile davacının davasının kısmen kabulüne karar verilmiş, ilgili kararın davalı tarafça istinafı üzerine Dairemizin 16/09/2020 tarih, 2019/565 E, 2020/796 K sayılı ilamı ile davalının imza itirazı hakkında inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş ve akabinde dosya yukarıda belirtilen esasa kaydedilmiştir. Dairemiz kaldırma kararı gereği imza incelemesi yapılabilmesi amacıyla , mahkemece 10/06/2021 tarihli celsede ''davalının imzasını içerir genel kredi sözleşmesi ve eklerinin aslını sunmak üzere veya bulunduğu yerleri bildirmek üzere davacı tarafa 1 aylık kesin süre verilmesine, verilen kesin süre içerisinde beyanda bulunulmaması halinde HMK m.220 kapsamında belge içeriği diğer bir deyimle davalının imzasının sahte olduğuna ilişkin davalı beyanına itibar edilebileceğinin ihtarına (ihtarat yapıldı)'' şeklinde süre verilmesine ve yine aynı celse temlik eden dava dışı banka şubesine dava ve takip konusu genel kredi sözleşmesi ve eklerinin imza incelemesine esas olmak üzere aslının temin edilerek gönderilmesi hususunda müzekkere yazılmasına rağmen sözleşme aslının davacı tarafça temin edilerek dosyaya sunulamadığı , mahkemece imza incelemesinin sözleşme fotokopisi üzerinden yapıldığı anlaşılmıştır. Somut olayda; temlik eden banka ile dava dışı asıl borçlu ... Ltd Şti arasında imzalanan 60.000,00 TL limitli, 10/01/2012 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında davalının aynı limitle kefili olduğundan bahisle , kefil sıfatıyla davalı aleyhine takip başlatılarak borcun tahsili talep edilmiş ise de , dava konusu genel kredi sözleşmesinde bulunan müşterek borçlu müteselsil kefil imzası davalı tarafından inkar edilmiştir. Uyuşmazlık, genel kredi sözleşmesinde kefil sıfatıyla atılan imzanın davalının eli ürünü olup olmadığı, davalının kefalete dayalı sorumluluğunun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Sözleşmedeki imzanın davalıya ait olduğunu ispat yükü temlik alan davacı üzerindedir. İspat yükü üzerinde bulunan davacı, öncelikle genel kredi sözleşmesinde kefil sıfatıyla atılan imzanın davalıya ait olduğunu ve taraflar arasında geçerli bir kefalet ilişkisi bulunduğunu kanıtlamak zorundadır. Yargılama sırasında bankaya yazılan müzekkere cevabında sözleşmenin aslına arşiv kayıtlarında rastlanılmadığı belirtilmiş, temlik alan davacı tarafından sözleşmenin aslının bulunamadığı bildirilmiştir. Davacı tarafından sözleşme aslı sunulmadığından , fotokopi üzerinden bilirkişi incelemesi yapılarak sözleşmedeki imzanın davalının eli ürünü olup olmadığı hususunda yukarıda ayrıntısı ile yazılı olduğu şekilde rapor tanzim edilmiştir. İmza incelemesinin belge aslı üzerinde yapılması gerekir. Oysa mahkemece imza incelemesi yönünden hükme esas alınan bilirkişi raporunun fotokopi üzerinden inceleme yapılarak düzenlendiği anlaşılmaktadır. Mahkemece bu yönler nazara alınmadan fotokopi üzerinden inceleme yapan bilirkişi raporuna göre karar verilmesi isabetsizdir. Hal böyle olunca, davacının belge aslını ibraz edememesi halinde iddiasını ispat edememiş ve diğer taraftan davalının şahsi hesabına kredi aktarımı yapıldığına ilişkin bir delil de sunulmamış olduğu, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre davalının genel kredi sözleşmesi kapsamında kefil sıfatıyla sorumluluğu ispat edilemediğinden mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. Tüm bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; A)1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2- Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/04/2023 tarih ve 2020/765 Esas 2023/370 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, B)1-Davacının davasının REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/(2) madde uyarınca 8.095,24 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa ödemesine, 5-Kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, C)1-İstinafa başvuran davalı tarafından yatırılan 269,85 TL istinaf maktu karar harcının kararın kesinleşmesi ve talep halinde davalı tarafa iadesine, 2-İstinafa başvuran davalı tarafından yapılan 738,00 TL istinaf başvuru gideri ve 233,00 TL istinaf yargılama gideri olmak üzere toplam 971,00 TL istinaf giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi.06/03/2026 Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -