T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2023/1150 Esas KARAR NO:2026/205 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2020/233 Esas - 2022/958 Karar TARİH: 22/12/2022 DAVA :İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:05/02/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanu…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2023/1150 Esas KARAR NO:2026/205 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2020/233 Esas - 2022/958 Karar TARİH: 22/12/2022 DAVA :İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:05/02/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin alacağın tahsili amacıyla İstanbul Anadolu 22. İcra Dairesinin ... sayılı dosyası ile borçlu hakkında ilamsız icra yoluyla icra takibine geçtiğini, borçlunun süresi içinde borçlu olmadığını iddia ederek borca itiraz edip takibi durdurduğunu, borçlunun itirazının haksız ve dayanaksız olduğunu, zira borçlunun cari hesap dayanağı, 27.12.2019 tarihli ... seri nolu 123.062,50 TL bedelli, 27.12,2019 tarihli ... seri no.lu 87.000,00 TL bedelli 27.12.2019 tarihli ... seri no.lu 9.156,70 TL bedelli toplam 219.219,20 TL fatura içeriği mallan davalının fiilen teslim aldığını, takip tarihine kadar ve halen de takibe konu 180.869,20 TL tutan ödemediğini, dava şartı Arabuluculuk sürecinde taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını, arabuluculuğun anlaşmazlıkla sonuçlandığını, haksız ve dayanaksız itirazın iptalini, takibin devamına, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde müvekkilinin cari hesap dayanağı, 27.12.2019 tarihli ... seri no.lu 123.062,50 TL bedelli 27.12.2019 tarihli ... seri no.lu 87.000,00 TL bedelli 27.12.2019 tarihli ... seri no.lu 9.156,70 TL bedelli fatura muhteviyatı mallan davacıdan satın almış ve fiilen de teslim almış olduğunu iddia etse de bunun kabulünün mümkün olmadığını, davacı şirket her ne kadar e-fatura gönderdiğini, müvekkilinin cari hesabına işlenmişse de müvekkiline herhangi bir mal teslimi yapılmadığını, fatura içeriği mal teslim alınmadığını, müvekkili tarafından faturaya yasal süresi içinde sehven itiraz edilmediğini, fatura içeriğine yasa) süresinde itiraz edilmemiş olmasının sadece fatura muhteviyatındaki verilerin doğru olduğu karinesi doğurduğunu, bu konuda çeşitli Yargıtay kararları bulunduğunu, itirazın iptalini, talebin ve inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 22/12/2022 tarih ve 2020/233 Esas - 2022/958 Karar sayılı kararında; " Tüm dosya kapsamından, davanın cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali talebine ilişkin olduğu, uyuşmazlığın esasen davacının davalı adına düzenlediği 3 adet faturadan dolayı davalıdan alacaklı olup olmadığı, 3 adet faturaya konu malın davalıya teslim edilip edilmediği noktalarında toplandığı, davacı tarafın davalı şirket adına dava dışı ... ile anlaştıklarını, davalı şirketin sicil kaydının incelenmesinde ...'ın şirket ortağı veya yetkilisi olmadığı, getirtilen SGK kayıtlarında ...'ın davalı şirket çalışanı da olmadığı, davacı tarafından düzenlenen 3 adet faturanın davacı tarafça defterlere kaydedildiği ve Vergi Dairesine form BS olarak bildirdiği, davaya konu faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı, davalı şirketin bağlı bulunduğu Pendik Vergi Dairesinden davalı şirketin 2019/Aralık ve 2020/Ocak-Şubat-Mart aylan BA-BS Formlarının celbedildiği, davalının takip ve dava konusu faturaların ait olduğu 2019/Aralık ayı BA Formunda davacı ile ilgili bir bildirimde bulunmadığı, davalının düzenlediği nakliye faturalarının ise ait olduğu 2019/Aralık ayına ait davalı tarafından düzenlenen BS Formunda; davacı yana 3 adet fatura ile KDV hariç 32.500,00 TL tutarında mal ve hizmet sattığını beyan ettiği Mahkememizce davacı tanığı olarak ...'ın dinlenildiği,Tanık ...'ın; " ben davalı şirketin yetkilisi veya ortağı değilim, sadece bazen davalı ... ile iş yapardım, aynı zamanda dava dışı ... firması ile çalışırdım, ... firmasından tanıdığım ... Bey bir hurda söküm işi olduğunu ve bu işi yapıp yapamayacağımı söyledi, bende kendim hurda söküm işi yaptığımdan yapabileceğimi söyledim, resmiyette ... firması ile davalı ... firması anlaşmıştır, ... söküm işini yapmıştır, ben de orda bizzat çalıştım, ben ... firması için davalı ... Makine adına hurda sökümünü yaptık, çıkan hurdaların bir kısmının davacı ... kendi istediği yerlere götürmüştür, ben ... Makinede resmiyete çalışmıyorum, ancak davalı ... sahibi ... Bey'le bu iş için anlaştım, ben ... adına görüşmeleri davacı ... ile yaptım, duruşma sırasında bana göstermiş olduğunuz e-mail yazışmalarını ... ile ben yaptım, zaten benim e-mail yazışmalarında yazmış olduğum hususları aynı şekilde davalı ...'de davacı ...ile görüşmüş ve teklif olarak sunmuşlardır, bu görüşmelerin hespinden davalı ... yetkilisi ... Bey'in haberi vardır, hurdalar sökülüp kamyonlara konuluyordu, daha sonra tartılıyordu ve kantar evrakları ...'nın ofisine götürülüyordu, bu aşamadan sonra hurdaların nereye götürüldüğünü veya davalı ... Makineye teslim edilip edilmediğini ben bilemiyorum, ben hurdaların söküm, tartım ve kantar düzenleme kısmında bulunuyordum, bu hurdalar birkaç kamyon değildi, hurdalar ve makineler belkide 100 kamyondan fazlaydı, bu iş baya uzun sürmüştü, makine kısımlarına gelecek olursak davacı ... bir kısım makineleri ...'da kendi yerine göndermişti, 2 adet makineyi davalı ... satın almak istedi, bunun için fiyat teklifi verdik, ben şahsen davacı ... ile görüşüyordum, ancak benden sonra davalı ... yetkilisi ... Bey'de ... ile görüşüyordu, bana duruşma sırasında göstermiş olduğunuz Şahsi Kefalet Başlıklı 31/12/2019 tarihli belgedeki kefil kısmında yazan isim ve imza bana aittir, ancak benim bu belgeden haberim yoktur, davacı ... firması bana bu ilişkiden birkaç ay sonra elimizde belge olsun diye birkaç belge imzalatmışlardı, bende o sırada bana gösterilen evrakları imzalamıştım, muhtemelen bu belgede onlardandır, yine duruşma sırasında bana göstermiş olduğunuz fatura altındaki "..., teslim aldım" yazılı ve imzalı isim ve imza bana aittir, dediğim gibi bunları bana davacı ... elimizde belge olsun diye bana imzalatmıştır, her ne kadar 27/12/2019 tarihli ... nolu sevk irsaliyesinde ve 27/12/2019 tarihli ... nolu sevk irsaliyesinde teslim alan kısımlarında "... adına teslim aldım, ..." yazısında isim ve imza bana aittir, bunu ben yazdım, bu sevk irsaliyesini yine davacı ... bana olaydan 4-5 ay sonra ellerinde belge olsun diye imzalatmıştır, 2 adet makineyi davalı ... satın almak istemiştir, davacı ... bu iki adet makineyi davalı ... Makinenin Orhanlıdaki fabrikasına/işyerine teslim etmiştir, çünkü makineleri kamyona ben yükleyip gönderdim, davalı şirket yetkilisi ... Bey bana anlaşma yapmam hususunda yetki vermiştir, zaten ...'yla kendisine görüşmekteydi, ben ... Bey'den habersiz iş yapmadım, davacı ... o zaman teslim ettiği hiçbir ürün için sevk irsaliyesi vs. İmzalatmadı diye biliyorum, yine ...'de yaptığı nakliyeler için herhangi bir evrak imzalatmamıştır, ben ...'nu tanımıyorum, iki tane makine davalı şirkete gönderilmiştir, bunu biliyorum, ancak dediğim gibi hurdaları biz kamyona yükleyip kantar fişlerini kesiyorduk, bundan sonra hurdalar nereye, kime, nasıl gitti bilmiyorum. " şeklinde beyanda bulunduğu,Davacı şirketin bu malların ... plakalı araçla taşındığını beyan ettiği ve şöfor ...'nun dinlenilmesini talep ettiği, tanık ... yapılan meşruhatlı tebligata ve ihzar müzekkeresine rağmen duruşmaya katılmadığı, bu nedenle tanık ...'nun dinlenilmesinden vazgeçildiği, yine mahkememizce dinlenilmesine karar verilen tanıklar ... ve...'ın davetiyeye rağmen duruşmaya katılmadıkları, ihzar müzekkeresi çıkarıldığı, davacı vekilinin söz konusu tanıkların tanıklık yapmak istememeleri nedeniyle söz konusu konusu tanıkların dinlenilmesinden rücu edilmesini talep etmesi üzerine mahkememizce davacı tanıkları ...ve ...'ın dinlenilmesinden vazgeçilmesine karar verildiği, Davacı vekilinin talebi üzerine davalı şirket yetkilisi ... 'ın mahkememizce isticvaben dinlenildiği, Davalı şirket yetkilisi ... ; "ben davalı şirketin yetkilisiyim, ... davalı şirkette çalışmaz, ancak zaman zaman kendisiyle iş yaparız, bu iştede ... davacı firmayla görüşmemizi sağlamıştır, biz davacı şirketten 2 adet makine satın almak istiyorduk, davacı firma bu makineleri bize hurda fiyatının biraz üzerinde satacaktı, davacı firma ile aradaki görüşmeyi ... benim bilgim doğrultusunda yapmıştır, başlangıçta ... e-posta ile davacı firmaya fiyat teklifi vermiştir, bu bizim bilgimiz doğrultusundadır, yine aynı teklifi bizde davacı firmaya verdik, ancak ben süreç içerisinde makineleri almaktan vazgeçtim, bu durumu da karşı tarafa sözlü olarak bildirdik, davacı taraf kesinlikle bize herhangi bir makine teslim etmemiştir, zaten dediğim gibi ben makineleri almaktan vazgeçmiştim, zaten davacı tarafın teslim ettiği bir makine olsaydı buna ilişkin yazılı kayıtların olması gerekirdi, zira davacının iş yerinden çıkan kamyonların bile kaydı tutulmaktadır, biz davacı adına nakliye işini yaptık, ...'nın ...'daki deposuna teslimat yaptık, buna ilişkin faturalarımızı kestik, aramızda dava süreci olduğundan biz o faturalarla alakalı henüz herhangi bir işlem yapmadık, ama davacı şirketten nakliyeden kaynaklı alacağımız mevcuttur, davacı firma ... ... firmasına sattığı makineler ve hurdaların bedelini bizden tahsil etmeye çalışmaktadır, ...'ın sevk irsaliyelerinde teslim alan kısmında "... adına teslim aldım" kısmındaki beyanının kabul etmiyoruz, zira ... davalı şirket çalışanı değildir, zaten kendisi de bana okumuş olduğunuz beyanda bunların zorla imzalattırıldığını beyan etmiştir, yine aynı şekilde ...'ın kefil olarak imzaladığı belgedeki beyanlarının da bizle bir alakası yoktur, bana okumuş olduğunuz 04/02/2020 tarihli e-posta ile davacı şirket çalışanı ...'a ... Makine olarak size borcumuz yok, borç konuşmamıza istinaden ... Bey'in firması üzerinden kapanacaktır şeklindeki e-postayı bizzat biz gönderdik, ancak ben burda faturanın elimize son gün ulaşması nedeniyle bu fatura içeriğinden bilgimiz olmadığını, bu nedenle defterlere işleyemeyeceğimizi söyledim, dediğim gibi faturaya konu mallar bize teslim edilmemiştir, e-fatura elime son gün ulaştığından bizim itiraz etme imkanımız olmamıştır" şeklinde beyanda bulunduğu, Her ne kadar davacı taraf cevaba cevap dilekçesinde 'Müvekkili şirketin ruhsat sahibi olduğu ... tesisini 02.09.2020 tarihinde imzalanan rödövans sözleşmesine istinaden ... ... A.Ş firmasına teslim ettiğini, sözleşmeye göre -... AŞ.'nin tesisteki parçaları komple sökeceği, işine yarayan parçaları tesiste kullanacağı, kullanmadıklarını ise müvekkilinin istediği bir alanda stoklayacağı, kullanılmayan malzemelerin müvekkili tarafından yararlı olanlarının tespit edilerek bir diğer tesis olan ... Tesisine götürüleceği, kalan parçaların da hurdaya satılacağı, ... Tesisin sökümü ve yeni tesisin kurulumu için davalı ile anlaştığı, davalı şirketin bu anlaşmadan sonra tesisten çıkan davacının satacağı parçalara talip olduğu, ayrıca ... Tesisinde kullanacağı makinelerin naklini yapmak istediğini belirttiği, bu kapsamda ...'ın kendisini davalı şirket ortağı olarak tanıtarak fiyat verdiği, ... ile e-mail üzerinden yazışma yapılarak fiyatlarda mutabık kalındığı, müvekkili şirketçe taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olarak mal tesliminin yapıldığı, faturaların kesildiği aynı zamanda davalı şirket tarafından...Tesisine nakliye yapılmasına karşılık davalı şirket tarafından kesilen hizmet faturalarının davacı şirkete iletildiği ve davalı şirketin bu nakliye faturalarının davacı alacağından düşülerek işbu davaya konu edildiğinin belirtildiği ve bu kapsamda davacı tarafça dilekçe ekinde Yer Teslim Tutanağını delil olarak dosyaya sunduğu,Yer teslim tutanağı incelendiğinde; yer teslim tutanağında teslim eden olarak davacı şirket kaşe ve imzasının, teslim alan olarak dava dışı ...... AŞ kaşe ve imzasının bulunduğu, bu belgede davalı şirkete yönelik herhangi bir bilgi olmadığı, Davacı şirketin cevaba cevap dilekçesi ekinde 31/12/2019 tarihli "Şahsi Kefalet" başlıklı 31.12.2019 tarihli belge sunmuş olup, bu belgenin içeriğinin; "... tarafından ... Ltd Şti' ye kesilen; ... 27.12.2019 123.062,50 TL... 27.12.2019 87.000,00 TLYukarıdaki faturaların ödemeleri ile ilgili olarak ortağı olduğu ...A.Ş ne şahsen ve ... Şti adına kefilim." şeklinde olduğu ve alacaklı olarak davacı şirket imzasının, kefil olarak ...'ın adının yazılı olup ... imzasının bulunduğu, mahkememizce dinlendiği esnada ...' a söz konusu belge gösterilmiş olup ...'ın bu belgeyi imzaladığını kabul ettiği, ancak söz konusu belge ekinde ...'ın davalı şirketin yetkilisi ve ortağı olduğuna dair Ticaret Sicil Belgesi ve imza sirküleri bulunmadığı, davacının bu konuda basiretli bir tacir gibi hareket etmediği, kaldı ki ...'ın davalı şirket yetkilisi ve ortağı da olmadığı, davacı vekilinin 05.10.2020 tarihli beyan dilekçesi ekinde delil olarak; 27.12.2019 tarihli ... no.lu sevk İrsaliyesini, 27.12.2019 tarihli ... no.lu sevk irsaliyesini, 27.12.2019 tarihli ... no.lu sevk irsaliyesini dosyaya sunmuş olup, yukarıda belirtilen 3 adet sevk irsaliyesinde Teslim Alan kısmında ... ismi ve imzası yer almakta olduğu, ayrıca ... adına teslim aldım ibaresi bulunduğu, , başlangıçta ... görüşme ve anlaşma aşamasında davalı şirket adına hareket etmişse de mahkememizce yapılan incelemede ...'ın davalı şirket yetkilisi, ortağı veya mal teslim almaya yetkili olan çalışanı olmadığı, her ne kadar davacı vekili davalının "ikinci cevap dilekçesine karşı beyanlarımız" konulu dilekçesinde ...'ın kendisini davalı şirketin yetkilisi olarak tanıtması nedeni ile hem hizmet hem satış sözleşmesi aşamalarında davalı şirket adına hareket ettiğini ileri sürmüşse de ...'ın davalı şirket yetkilisi veya davalı şirket adına hareket ettiğini gösteren herhangi bir belgeyi davacı tarafa sunmadığı, bu hususta davacı tarafça da herhangi bir delil ibraz edilmediğiMahkememizce dinlenen ... ve davalı şirket yetkilisi ...'ın beyanlarından anlaşıldığı üzere ...'ın zaman zaman davalı şirket için iş yaptığı, davalı şirketin davacı şirketten 2 adet makine satın almak istediği, bu kapsamda ...'ın davalı firma adına davacı şirket ile görüşmeler gerçekleştirdiği, davacı tarafça sunulan e-mail yazışmalarının davacı taraf ile ... arasında yapıldığı, hem makinelerin satın alınmasına ilişkin teklifin hem de davalı şirket tarafından verilecek olan nakliye hizmetine ilişkin görüşmelerin ... tarafından yürütüldüğü, bu hususlardan davalı şirket yetkilisi ...'ın haberdar olduğu, bu kapsamda davalı tarafından davacı şirkete nakliye hizmetinin verildiği, bu hususun her iki tarafın da kabulünde olduğu, davacı tarafından davalıya teslim olunduğu iddia olunan fatura konusu malların davalıya teslim edilip edilmediği hususunun ihtilaflı olduğu, bu kapsamda her ne kadar davacı taraf ... tarafından imzalanan 31/12/2019 tarihli şahsi kefalet ve 27/12/2019 tarihli ... nolu sevk irsaliyesinde ve 27/12/2019 tarihli ... nolu sevk irsaliyesinin teslim alan kısımlarında "... adına teslim aldım, ..." ibaresi bulunan ... tarafından imzalanması nedeni ile malların teslim edildiğinin ispat edildiğini ileri sürmüşse de davalı şirket yetkilisi aşamalarda makineleri almaktan vazgeçtiğini, makinelerin davalı şirkete teslim edilmediğini, ...'ın davalı şirket çalışanı olmadığını beyan ettiği, yine ...'ın sevk irsaliyelerindeki isim ve imzasının kendisine ait olsa da bu sevk irsaliyelerini olaydan 4-5 ay sonra davacı tarafın ellerinde belge olsun diye kendisine imzalattıklarını beyan ettiği, hurdalar yönünden de; hurdaların kamyonlara yüklendiğini ancak kamyonların nereye ve kime teslimat yaptığını bilmediğini beyan ettiği, belge ekinde ... ın davah şirketin yetkilisi ve ortağı olduğuna dair Ticaret Sicil Belgesi ve imza sirküleri bulunmadığı, davacının bu konuda basiretli bir tacir gibi hareket etmediği,Sonuç olarak belirtilen tüm deliller değerlendirildiğinde; makinelerin teslimine yönelik 2 adet fatura olduğu, davalı şirket yetkilisinin makineleri sonradan almaktan vazgeçtiğini beyan ettiği, makinelerin davalıya teslim edildiğinin davalı tarafça ispatlanamadığı, bu kapsamda sevk irsaliyesinde bulunan ...'ın beyanına itibar edilmediği, yine hurdaya yönelik 1 adet faturaya konu sevk irsaliyesindeki ... beyanına itibar edilmediği, hurdaların davalıya teslim edildiğinin ispatlanamadığı, faturaların ispatlanamaması nedeniyle dava dilekçesinde yemin deliline dayandığı görülmekle, davacı vekiline davalı tarafa yemin teklif etme hakkının hatırlatıldığı, davacı vekilini yemin deliline dayanmak istemediklerini beyan ettiği, dolayısıyla ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerektiği, davalı tarafın kötüniyet tazminat talebinde bulunduğu, davacı taraf takip başlatmakta haksız olsa da kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından davalı tarafın kötüniyet tazminat talebinin reddine karar vermek gerektiği anlaşılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, '' 1-Davanın REDDİNE, 2-Davalı tarafın kötüniyet tazminat talebinin reddine, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirket yetkilisinin mahkemece alınan beyanlarında davacı şirket ile aralarında makine satışı ile ilgili sözleşme olduğunu, dava dışı ... ile zaman zaman beraber çalıştığını, dava dışı ...'ın kendisi adına müvekkil şirketle mailleştiğini ve ... ile ... Makina arasındaki ticari işler için ...'a bilgi ve yetki verdiğini kabul ettiğini; dosyaya sundukları maillerden de görüleceği üzere davalı şirket yetkilisi ... 'ın hazırladığı Teklif Formu'nun içeriğinin bizzat ...'ın teklif mailinden kopyala yapıştır yapılarak davacı firmaya sunulduğunu; hatta davacı firma ile ... arasında bu malların fiyatları hususunda pazarlık dahi yapılmış olup ...'nin teklif formunda yer alan tüm fiyatların pazarlık yapılmış hali ile eklendiğini; davalının ikrarının yanı sıra dosyada bulunan mail yazışmaları ile de dava dışı ...'ın davalı şirket tarafından, ... ile arasında kurulan ticari ilişkinin yürütülmesi için yetkildendirildiğinin ispat edildiğini, Davalı şirket yetkilisi, mahkemece alınan beyanında makineleri almaktan vazgeçtiğini iddia etmişse de, tarafları tacir olan her ilişkide; diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarların TTK md. 18/3 uyarınca noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılmak zorunda olduğunu; davalı şirketin davacı şirkete sözleşmeden dönme hususunda herhangi bir bildirim yapmadığını, bu konuda dosyaya herhangi bir yazılı delil de sunulamadığını; davalı tarafın faturalara itiraz etmeyerek fatura içeriğini kabul ettiğini; hatta davalının müvekkiline gönderdiği "Borç konuşmamıza istinaden savaş beyin firması üzerinden kapanacaktır" maili ile davalının borçtan haberdar olduğunun, aradaki ticari ilişkinin devam ettiğinin; mail ile kabul ettiği borcun dava dışı ... ile aralarındaki münasebetten dolayı ... tarafından ödenmesinin istediğinin anlaşıldığını, sözleşmeden dönen tarafın kendisine gönderilen faturalara itiraz etmemesinin ve bu faturalara ilişkin olan borcun tahsili için davacı ile iletişime geçmiş olmasının da satın almaktan vazgeçme iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu ispat ettiğini, Davacının, anlaşmaya uygun olarak teslim borcunu yerine getirdiğini, makinelerin davalıya teslim edildiği hususunun, davalı şirket tarafından yetkilendirilen ...'ın imzaladığı irsaliyeler ile ispatlandığını; her ne kadar davalı şirket yetkilisi ...'ın yetkisiz olduğunu belirtmiş ise de, taraflar arasında satış sözleşmesi yapıldığını ve bu sözleşmeyi yaparken ...'ın davalı şirket adına hareket etmeye yetkilendirildiğini; yani davalı şirket tarafından ...'ın, müvekkiline davalı şirket temsilcisi olarak tanıtıldığını ve muhatap gösterildiğini; TBK md. 40/2 maddesinin "Temsilci, hukuki işlemi yaparken bu sıfatını bildirmezse, hukuki işlemin sonuçları kendisine ait olur. Ancak, karşı taraf bir temsil ilişkisinin varlığını durumdan çıkarıyor veya çıkarması gerekiyor ya da hukuki işlemi temsilci veya temsil olunandan biri ile yapması farksız ise, hukuki işlemin sonuçları doğrudan doğruya temsil olunana ait olur." düzenlemesini içerdiğini, davalı şirket yetkilisinin de ikrar ettiği üzere bu nedenle ... ile davalı şirket arasında temsil ilişkisi olduğu ve bu ilişkinin davacıya bildirildiği sabit olup, bu ilişkiye istinaden doğan hukuki işlemin sonucunun doğrudan doğruya temsil olunan davalıya ait olduğunu; ödeme konusunda davalı şirket ile temsilcisi ... arasında bir ihtilaf çıktığını; davalı şirketin temsilcisi ile arasındaki ihtilafın sorumluluğunun davacıya yüklenemeyeceğini, Davalı şirketin davacı firmadan hurda ve iki adet makine almakla borçlandığını ve eş zamanlı olarak nakliye yaptığını ve nakliye bedeli kadar da alacaklı olduğunu; davacının da bu alacak ve borç kayıtlarını birbiri ile mahsup ederek cari hesaptaki alacak bakiyesini icraya koyduğunu, davalı şirket bu mahsuba hiç bir zaman itiraz etmediği gibi, aradan çok uzun bir zaman geçmiş olmasına karşın nakliye bedellerini davacı firmadan halen dahi talep etmediğini, davalı şirketin mahsubu zımnen kabul etmiş olmasının müvekkilin alacağını kabul ettiğini gösterdiğini, Taraf defterlerinin incelenmesi ile alınan 13/04/2021 tarihli bilirkişi raporunda davalı şirketin 2019 yılı ticari defterlerinin incelenirken 2019 yılına ait ticari defterlerinin yevmiye defterinin kapanış onamasının görülemediğini; raporun 4. sayfasında bu hususun belirtildiğini, dolayısıyla davalının sunduğu ticari defterlerin davalı lehine delil olma vasfını haiz olmadığını; cevap dilekçesinde takibe dayanak cari hesaptaki faturaların sehven deftere işlendiğini belirten davalının, daha sonradan yapılan bilirkişi incelemesinde beyan ettiğinin tam tersi olarak faturaları deftere işlememiş olduğunun tespit edildiğini; davalının kapanış tasdiklerini yaptırmadığı için defterlerine kolayca fatura ekleyip çıkarabilecek durumda olduğunu: bu nedenle hüküm kurulurken davalının defterlerinin usulüne uygun olarak tutulmadığı hususunun da göz önünde bulundurulması gerektiğini; HMK madde 222'de belirtildiği üzere açılış veya kapanış onayları bulunmayan ticari defter kayıtları sahibi aleyhine delil teşkil edeceğini; İleri sürerek, yukarıda açıklanan ve resen dikkate alınacak sair nedenlerle; istinaf taleplerinin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, davalının inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasında varlığı iddia olunan makine ve hurda satışı ilişkisinden doğan bakiye açık hesap alacağının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı yan dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarında; taraflar arasındaki açık hesaba konu tamamı 27/12/2019 tarihli 123.062,50-TL ve 9.156,70-TL bedelli hurda satış faturaları ile 87.000,00 TL bedelli makine satış faturaları toplam 219.219,20-TL tutarlı malların davalıya teslim edildiğini, davalıdan alınmış nakliye hizmeti karşılığında kesilen fatura bedellerinin açık hesaptan mahsubu sonucu bakiye 180.869,20-TL alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe haksız itiraz edildiğini, davalının dava dışı ... aracılığı ile makine ve hurdaların satışı hususunda mail yolu ile davacı ile anlaştığını, satış faturalarına konu malların da ... tarafından irsaliyeli faturalaya imza atılmak suretiyle davalı şirket adına teslim alındığını, ...'ın davalı şirket yetkilisi tarafından verilen temsil yetkisi ile hareket ettiğini, davanın kabulü gerektiğini savunmuştur. Davalı yan cevap dilekçesi ve aşamalardaki savunmalarında; takibe konu edilen faturalardaki malların davalı şirkete teslim edilmediğini, irsaliyelerde imzası bulunan ...'ın şirketin yetkilisi veya çalışanı olmadığını, anılan faturalarının iptalinin mail yolu ile davacından istendiğini ileri sürmüştür. Mahkemece taraf delilleri toplanmış, icra dosyası, taraf şirketlerin 2019 yılı Aralık ayına ilişkin ba-bs formları, satış faturaları, irsaliyeler, e-mail yazışmaları dosya arasında alınmış, davacı tanığı ... dinlenmiş, davalı şirketin sicil kayıtları ve SGK akyıtları celbeilmiş, davalı şirket yetkilisi isticvap edilmiş, taraf şirketlerin defter ve kayıtları ile dosya üzerinde mali bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve tüm deliller tek tek değerlendirilerek yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği belgelere göre; açık hesaba konu satış faturalarının davalı şirket defterlerinde kayıtlı olmadıkları gibi, vergi dairesine de bildirilmedikleri, tanık ...'ın davalı şirket yetkilisi veya çalışanı olmadığı, dosyaya mübrez 27/12/2019 tarihli ilki metal hurda, ikincisi kablo hurda ve üçüncüsü elek makinesi ile dik milli kırıcı açıklamalı sevk irsaliyelerinde ... ismi altında "... Makina adına teslim aldım" ibaresi ve imzasının bulunduğu, dinlenen davacı tanığı ...'ın anılan sevk irsaliyelerinin dört beş ay sonra davacı tarafından kendisine imzalatıldığını beyan ettiği, mahkemece dinlenen davalı şirket yetkilisinin, ...'ın kendi izni ve bilgisi dahilinde davalı şirket adına davacının ...'daki deposuna nakliye işi ve ayrıca hurda ve makine satışı hususunda davacı şirketten teklif aldığını ve teklif ilettiğini, davacıya nakliye hizmetinin verildiğini, ancak makine ve hurdaların satın alınmasından vazgeçildiği, öte ayndan davalı şirkete hurda ve makine teslimi de yapılmadığını beyan ettiği anlaşılmıştır. Edirne'den ...'a nakliye işinin bedeli ile makine ve hurda satışında hurda birim fiyatı ve iki adet makinenin satış fiyatı hususlarında ...'ın davalı adına davacı ile görüştüğü, nakliye işinin gerçekleştirilmiş olduğu ihtilaf konusu da değildir. Davalının savunmasında belirttiği nakliye anlaşmasının satış faturalarına konu emtia ile doğrudan ilgisi bulunmadığı, nitekim davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesi ekinde sunduğu ve davalının davacıya kestiği üç adet "... tesisi nakliye " açıklamalı nakliye faturasının 24/12/2019, 20/12/2019 ve 18/12/2019 tarihli oldukları, davacının takibe konu ettiği metal ve kablo hurdası satışı ile makine satışı faturaları ve irsaliyelerinin ise 27/12/2019 tarihli oldukları görülmüştür. Davacı taraflar arasında makine ve hurda satışı hususunda sözleşmenin kurulduğunu, davalı şirket yetkilisi ise satın alımdan vazgeçildiğini, kaldı ki kendilerine hurda ve makine teslimi yapılmadığını savunduğuna göre, artık davacı ile davalı arasında makine ve hurdaların satışı hususunda bu hususta kendisine temsil yetkisi verilen ... aracılığı ile bir satış sözleşmesi yapıldığını ispat ettiği kabul edilmelidir. Ancak sözleşmenin varlığının ispatı, sözleşmeden doğan borcun ifa edildiğinin ispatı anlamına gelmemektedir. Diğer ifade ile sözleşmeden doğan teslim borcunu ifa ettiğini ispat yükü halen davacı üzerindedir. Davalı tarafından satış sözleşmesinin bağıtlanması hususunda dava dışı ...'a temsil yetkisi verilmiş olması, tek başına, yetkinin kapsamında sözleşmenin davalı adına ...'a ifasının da bulunduğunu göstermez. TBK'nun 41/2 fıkrasına göre temsil yetkisi üçüncü kişilere bildirilmişse, yetkinin içeriği ve derecesi bu bildirime göre belirlenecektir. TBK'nun 42/3 fıkrası uyarınca temsil olunan verdiği yetkiyi üçüncü kişilere açıkça veya dolaylı şekilde bildirmişse, yetkinin sınırlandırıldığını veya tamamen geri alındığını iyi niyetli üçüncü kişilere karşı ileri süremeyecektir. Somut olayda davalı şirket tarafından davacıya ...'ın temsil yetkisinin kapsamı ve derecesi açıkça bildirilmiş değildir. Bu durumda davalı adına davacı ile yapılan e-mail yazışmalarının kapsamına bakılarak, davacının, temsil yetkisinin kapsamına hem sözleşmenin kurulması hem de sözleşmenin ifası aşamasına ilişkin işlemlerin girdiğini düşünmekte haklı olup olmadığı, diğer ifade ile davalının davacıya temsil yetkisinin kapsamının sözleşmenin ifası aşamasını da kapsadığını dolaylı yoldan bildirdiğinin kabul edilip edilemeyeceğini değerlendirmek gerekecektir. E-mail yazışmalarında ...'ın yalnızca makinlerin satış fiyatı ile hurdaların birim satış fiyatı hususunda davacıdan aldığı teklifi davalıya ilettiği, davalının teklifini de davalı adına davacıya ilettiği, sözleşmenin ifası aşamasına yönelik hiçbir yazışma olmadığı, emtianın nereden ne şekilde teslim alınacağına dair bir görüşme de bulunmadığı, bu durumda davacının güven ilkesine göre; ...'ın temsil yetkisinin kapsamına satış sözleşmesine konu emtianın teslim alınması, diğer ifade ile ifanın davalıya değil de davalı adına onun temsilcisine yapılması hususunu da kapsadığını düşünmekte haklı görülemeyeceği, irsaliyelerde yer alan imzanın teslim olgusunu ispata yeterli olmadığı anlaşılmıştır. Öte yandan dinlenen davacı tanığı ...'ın irsaliyelerin kendisine davacı tarafından dört beş ay sonra imzalatıldığına, hurdaların kime teslim edildiğini bilmediğine yönelik beyanı, yine makinelerin davalının ...'daki işyerine teslimi için kendisi tarafından araca yüklendiğini, bu nedenle makinelerin teslim edilmiş olduğunu beyan etmesine rağmen, davalının belirtilen işyerine teslimat yapıldığına dair dosyada herhangi bir delil bulunmadığı da nazara alındığında, davacının teslim olgusunu ispat edemediğine yönelik mahkeme kabulünde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacının aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde değildir.Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 05/02/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.