T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/339 KARAR NO : 2025/1562 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 19/11/2024 NUMARASI : 2024/279 Esas - 2024/858 Karar DAVANIN KONUSU: Yabancı mahkeme kararının tanınması Taraflar arasındaki yabancı mahkeme kararının tanınması davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenler…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/339 KARAR NO : 2025/1562 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 19/11/2024 NUMARASI : 2024/279 Esas - 2024/858 Karar DAVANIN KONUSU: Yabancı mahkeme kararının tanınması Taraflar arasındaki yabancı mahkeme kararının tanınması davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen hükme karşı, davalılar vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalılar tarafından, müvekkilleri aleyhine Lefkoşa Kaza Mahkemesinde 799/2015 dava numaralı davasıyla, davacılardan ... firmasının Ekonomi Bakanlığı ve Ulaştırma Bakanlığı ile imzaladığı 26/12/12 tarihli ihale şartlarına aykırı davrandığı ve kendi menfaati için hareket ettiği için maddi, manevi, özel ve/veya genel zarar ziyan ve tazminat talepli olarak davacı müvekkilleri aleyhine dava ikame edildiğini; bu davanın Lefkoşa Kaza Mahkemesinin kararıyla reddolunduğunu; KKTC ile ülkemiz arasında karşılıklılık prensibinin mevcut olduğunu; tanınması istenen yabancı mahkeme kararının mutlak ticari dava olmasından dolayı görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemeleri olduğunu; davalı firma tarafından aynı taleplerle ilgili olarak müvekkilleri ... ve Emrullah aleyhine dava ikame edildiğini iddia ederek; Lefkoşa Kaza Mahkemesinin 799/2015 dava numaralı kararının Türkiye'de tanınmasına, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar vekili, savunmasında özetle; huzurdaki davada asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğunu; davaya konu yabancı mahkeme kararının MÖHUK'un 50. maddesi vd. hükümlerinde aranan dava şartları bulunmadığından tanınmasının kabil olmadığını; söz konusu hükmün tespit, eda ya da inşai bir hüküm içermediğini; tanınması talep edilen kararın kesinleşme belgelerinin ibraz edilmediğini; zorunlu dava arkadaşlığına uyulmadığını; tanınması istenen yabancı mahkeme kararının kesin delil teşkil etmesinin mümkün olmadığını savunarak; davanın usul ve esastan reddiyle yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...somut olayda davacı tarafın tanınmasını istediği mahkeme kararının bu ülke makamınca usulen onanmış aslı veya ilamı veren yargı organı tarafından onanmış örneği ve onanmış tercümesini, ilamın kesinleştiğini gösteren bu ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile onanmış tercümesini dosyaya sunduğu, tanınması istenilen mahkeme kararında davalıların davacılar aleyhine dava açtığı işbu davanın vazgeçme ile sonuçlandığı, davacı yanın işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunduğu..." gerekçesiyle davanın kabulüne, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davada asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğunu, ilk derece mahkemesince göreve ilişkin bir inceleme yapılmadığını, bu hususta bir izahata yer verilmediğini; tanınması istenen yabancı mahkeme kararına taraf olan kişiler arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğunu, mahkemece bu hususa uyulmadığını; davaya konu yabancı mahkeme kararının tanınmasının kabil olmadığını, MÖHUK'un 50. vd. maddelerinde aranan dava şartlarının bulunmadığını; tanınması istenen yabancı mahkeme kararının tespit, eda ya da inşai bir hüküm içermediğini; kararın esasa ilişkin olmayıp usuli bir karar olduğunu, usuli bir hükmün tanınmasında hukuki yararın bulunmadığını; tanınması talep edilen kararın kesinleşmiş olmasının zorunlu olduğunu, ancak dava dilekçesinde bu kararın kesinleştiğini gösteren hiçbir belge ya da onay bulunmadığını; dosyaya sunulan hukuki mütalaanın dikkate alınmadığını, dosyada bilirkişi raporu alınmamış olmasına karşın mütalaanın incelenmeden karar verildiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usule ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, karın kaldırılmasına ve davanın usule ve esasa ilişkin nedenlerle reddine karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, MÖHUK'un 58. maddesi uyarınca yabancı mahkeme kararının tanınması talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya kapsamından; Lefkoşa Kaza Mahkemesi 799/2015 dava numaralı dosyasında yapılan, davacıları ... Yapı ve Ticaret Ltd. Şti. ve ..., davalıları ise ...İşletmeciliği İnşaat San. ve Tic. Şti., ..., ..., l ..., ... İnşaat Taahhüt San. ve Tic. AŞ. ve Kaner Travel Ltd. olan yargılamada; yargılamanın davacıların davasını geri çekmesiyle "red ve iptal" kararıyla nihayete erdiği; söz konusu kararın ise 11.03.2023 tarihinde tarafların hükmü istinaf etmemesinden kaynaklı olarak kesinleştiği; tanınması istenen ilâmın, ilâmı veren yargı organı olan Lefkoşa Kaza Mahkemesi tarafından onanmış Türkçe oijinalinin dosya kapsamında mevcut olduğu, mahkeme ilâmının kesinleşme şerhini de ihtiva ettiği; taraflar arasında İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan 2022/259 Esas sayılı dava dosyasının derdest olduğuna dair belgelerin dosya içerisinde olduğu; davalılar vekilince 18.11.2024 tarihli dilekçe ile sunulan hukuki mütalaanın mevcut olduğu görülmüştür.Davalıların ileri sürdüğü istinaf sebepleri incelendiğinde:Davalılar vekili her ne kadar ticari konulara ilişkin olsa dahi tanıma davalarının asliye hukuk mahkemelerinde görüleceğini ileri sürmüşse de MÖHUK'un 51/1 maddesinde, bu tür davalarda görevli olan mahkemelerin "asliye mahkemeleri" olduğu belirtilmekle yetinilmiştir. O hâlde bu madde hükmüne göre görevli asliye mahkemesinin, uyuşmazlığın türüne göre hangisi olduğurur tespit edilmesi gerekecektir. Kanun lafzında ifade edilen "asliye mahkemeleri"ni, salt asliye hukuk mahkemeleri olarak yorumlamak mümkün değildir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari nitelik taşıdığı, her iki tarafın tacir olduğu göz önüne alındığında, eldeki davayı asliye ticaret mahkemesinin görmüş olmasında usule aykırılık görülmemiş, aksi yöndeki istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.Davalıların, tanınması istenen yabancı mahkeme kararına taraf olan kişiler arasında zorunlu dava arkadaşlığının bulunduğuna yönelik istinaf nedeni değerlendirildiğinde; HMK'nın 59. maddesi mecburi dava arkadaşlığı düzenlemektedir. Bu maddeye göre, bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken hâllerin mevcudiyedinde mecburi dava arkadaşlığından söz edilebilecektir. Eldeki uyuşmazlıkta ise taraflar arasındaki dava arkadaşlığının yukarıdaki madde hükmü uyarınca mecburilik vasfını taşıdığı söylenemez. Zira taraflar arasındaki uyuşmazlığın niteliği de nazara alındığında, yabancı mahkeme kararında taraf olarak gözükenlerin mecburi dava arkadaşı olarak eldeki tanıma davasında taraf olma zorunluluğu bulunmamaktadır. Davanın taraflarından, tanıma kararını almakta hukuki yararı bulunan herhangi biri, tanıma kararı verilmesi talebiyle mahkemeye başvurabileceğinden, davalılar vekilinin aksi yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Davalıların, tanınması istenen yabancı mahkeme kararının MÖHUK'un 50. vd. hükümlerinde aranan şartları taşımadığına yönelik itirazı incelendiğinde; MÖHUK'un 58. maddesi yabancı mahkeme kararlarının tanımasını, tenfiz şartlarını taşımasına bağlamıştır. İki kurum arasındaki tek fark, tanımada 54 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendinin uygulanmayacağıdır. O hâlde, tanınması istenen yabancı mahkeme kararının Kanun'da aranan şartları taşıyıp taşımadığı değerlendirildiğinde; taraflar arasında Türkiye'de görülmekte olan başka bir dava olduğu, davacıların bu sebeple Lefkoşa Kaza Mahkemesi tarafından verilen kararın Türkiye'de tanınmasını talep ettikleri; tanınması istenen kararın, kararı veren yargı organı olan Lefkoşa Kaza Mahkemesi tarafından onanmış Türkçe orijinalinin dosya kapsamında mevcut olduğu, mahkeme kararının kesinleşme şerhini de ihtiva ettiğinin görüldüğü; bu kapsamda tanınması istenen mahkeme kararının MÖHUK'un 50. vd. maddesinde aranan şartları kümülatif olarak sağladığı dosya kapsamından anlaşılmıştır. Davalıların, dosyaya sunmuş oldukları hukuki mütalaanın dikkate alınmadığına yönelik istinaf nedeni değerlendirildiğinde: HMK'nın 33. maddesi uyarınca hâkim, Türk hukukunu resen uygular. Hukuki konularda her türlü kaynaktan yararlanır. Davalıların sunduğu hukuki mütalaa incelenmiş ve değerlendirilmiş olup, kararda varılan kanaatin hukuki gerekçeleri ortaya konulmuştur. Bu nedenle, ilk derece kararında hukuki mütalaadan söz edilmemesi, esasa etki eden bir usule aykırılık olarak değerlendirilmemiştir.Davalılar vekili, davacıların tanıma kararı almakta hukuki yararının bulunmadığını, bu nedenle tanıma talebinin reddi gerektiğini ileri sürerek kararı istinaf etmiştir. Tanınması istenen yabancı mahkeme kararında, "...Dava geri çekildiğinden red ve iptal edilmesine EMİR VE HÜKÜM VERİR." ibaresinin yer aldığı, karardan davacıların davasının geri çekilme nedeniyle reddedildiği anlaşılmaktadır. Geri çekilmenin sonucunun, Türk hukukundan farklı olarak davanın açılmamış sayılması veya bu anlama gelen bir sonuca bağlanmadığı görülmektedir. Kaldı ki eldeki davanın konusu, yabancı mahkeme kararının tanınması isteminden ibarettir. Tanıma kararı sonucunda davacı, yabancı mahkeme kararını ve bu karar ilişkin yargılama dosyasını, delil olarak başka bir dosyaya sunduğunda, bu kararın kesin hüküm ya da delil değerini, bu kararın sunulduğu mahkeme değerlendirecektir. Usuli sebeplerle reddede dair bir mahkeme kararının tanınmasına engel bir düzenleme yoktur. Yabancı mahkeme kararının red ve iptal hükmü içermesi nedeniyle, davacıların tanıma bakımından hukuki yararlarının bulunduğu sonucuna varılmış, davalıların bu yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararının ikinci sayfasının üçüncü paragrafında yer alan "...düzenleme karşısında dosya tetkik edilmiş, tanınması talep olunan Fransa Paris İstinaf Mahkemesinin 2. Bölüm 5. Dairesinin 18/06/2019 tarih ve 2019/175 sayılı karar aslının ve apostil şerhinin, onanmış tercümesinin, anılan kararın temyiz incelemesinden feragat edildiğine ilişkin Yargıtay Birinci Daire Başkanlığının 12/03/2020 tarihli karar ve onanmış tercümesinin dava dilekçesi ekinde sunulmuş olduğu belirlenmiştir." şeklindeki bölümün eldeki tanıma davasıyla ilgili olmadığı anlaşılmış, bu bölümün gerekçeli kararda almasının maddi hatadan kaynaklandığı ve sonuca etkili olmadığı kanaatine varılmış, bu husus eleştirilmekle yetinilmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekiled karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalılar tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-Davalılar tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine,5-Dosyanın, karar kesinleştiğinde, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 02.10.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi. KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.