T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1041 KARAR NO : 2025/1834 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 02/06/2021 NUMARASI : 2017/286 E. - 2021/321 K. DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Taşıma sözleşmesi kaynaklı) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabul…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1041 KARAR NO : 2025/1834 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 02/06/2021 NUMARASI : 2017/286 E. - 2021/321 K. DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Taşıma sözleşmesi kaynaklı) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekilleri, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin yurtiçi ve yurtdışı kargo taşımacılığı alanında hizmet verdiğini, davalıya taşıma hizmeti verdiğini, davalıya verdiği kargo hizmeti neticesinde fatura karşılığı 6.433,33 TL tutarında asıl alacağı bulunduğunu, davalının ödeme yapmaması üzerine İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalıya usulüne uygun tebligat yapıldığı, davalı yanca davaya cevap dilekçesi sunulmadığı görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı ile davalı arasında , çerçeve taşıma ve lojistik hizmet sözleşmesine dayanan, sürekli ticari ilişkinin bulunduğu, davacı yanca yapılan işlerden kaynaklı olarak davalı aleyhine İstanbul 14. İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası ile 6.433,33 TL nin ödenmesi talebiyle ilamsız icra takibi başlatıldığı, her ne kadar davacı tarafın ticari defterleri üzerinde mali müşavir bilirkişi ile yapılan inceleme neticesinde davalıdan takip tarihi itibariyle 6.433,33 TL alacaklı olduğu belirtilmişse de, mahkememizce hükme esas alınan, denetlenebilir 02/11/2020 tarihli bilirkişi raporuna göre , davacı tarafça düzenlenen faturalardan 22/03/2016 tarihli fatura içeriğinde taşıma, çıkış ve varış yeri, yükün vasıfları ve sair bilgilerin yer almadığı, bu fatura ile uyumlu olduğu iddia edilen Çin-Türkiye taşımasına ilişkin evrakların dosyaya sunulmadığı, davacının, 130,77 TL lik miktar bakımından yapılan işin, taşıma senetleri ve taşıma faturası ile ispat edildiği, bakiye 6.302,56 TL lik kısma ilişkin olarak yapılan işin ve alaacğın ispat edilemediği, bu sebeple davalının aleyhine başlatılan icra takibine yapmış olduğu itirazın kısmen iptalinin gerektiği , yine alacağın likit olmadığı , hesaplama ve inceleme gerektirdiği ve bu sebeple icra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne, koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul 14.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 130,77 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına,fazlaya ilişkin talebin reddine, koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dosyada mevcut deliller üzerinde inceleme yapılmadan oluşturulan bilirkişi raporlarına itirazları dikkate alınmaksızın eksik inceleme sonucu hukuka aykırı olarak hüküm verildiğini, dayanak 3 adet fatura ile fatura teslim ve mal teslim evrakları bulunduğunu, söz konusu taşıma işine ve teslime ilişkin yabancı dildeki evrakların Türkçe onaylı tercümelerinden açıkça anlaşılacağı üzere 22.03.2016 tarihli ve 6.302,56 TL'lik faturanın, 20.03.2016 tarihinde toplam 63 kutu ve 882 kg ağırlığındaki kompresör motorunun Çin'den Türkiye'ye havayolu ile taşınması işi karşılığında düzenlenen fatura olduğunu, bu taşıma işine ilişkin taşımanın yapıldığını gösterir Türkçe tercümeleri bulunan havayolu yük beyanı vb.evrakların dosyada mübrez olduğunu, nitekim tarafların söz konusu taşımanın 2200 USD karşılığı yapılması hususunda mutabık kaldığını, bu sebeple işbu taşıma hizmetine konu 22.03.2018 tarihli faturada belirtildiği üzere o günkü Dolar kuru 2,8648 USD olup 2,8646x2200=6.302,56 TL karşılığı davalıdan alacağın bulunduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporu ile 22.03. 2016 tarihli taşıma işinin gerçekleşmediği tespit edilmişse de bahse konu taşımaya ilişkin faturanın açıklama kısmında "..." açıklamasından anlaşılması gerekenin havalimanına teslim olduğunu, söz konusu taşıma işinin yapıldığı hususunun dosya kapsamında mevcut taşıma belgelerinden de açıkça anlaşıldığını, ''Havayolu Yük Beyanı" belgesinde taşımanın hangi sefer sayılı uçakla yapıldığının dahi görülebildiğini, dolayısıyla, söz konusu taşıma işinin yapıldığının dosya kapsamındaki belgelerden açıkça anlaşılabildiğini, bu hususta itirazda bulunmalarına rağmen, bilirkişinin bu tespitinin aydınlatılması için uzman bir bilirkişiden ek rapor alınmaksızın itiraza uğramış bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının açıkça hukuka aykırı ve eksik incelemeye neden olduğunu, yeniden inceleme yapılmasını talep etmelerine dava dosyasına tekrar tekrar sundukları deliller incelenmeksizin rapor oluşturulduğunu, gerekli inceleme yapılmaksızın oluşturulan bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının açıkça haksız ve hukuka aykırı karar verilmesine yol açtığını, davacının usulüne uygun tutulan defterlerinde alacağın kayıtlı olduğunu, kesin delil olan davacı defterlerinin dikkate alınmamasının, davalının defterlerini sunmadığının nazara alınmamasının hatalı olduğunu, cari hesap ekstresine dayalı olarak açılan huzurdaki itirazın iptali davasında ispat yükünün davalı tarafa geçtiğini, bilirkişi raporunda hukuki değerlendirme yapılmasının da hatalı olduğunu, dava konusu alacağın likit olduğu açıkça ortada olmasına rağmen icra inkar tazminatı taleplerinin gerekçesiz şekilde reddedilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davacı tarafından davalıya verilen taşıma hizmeti nedeniyle oluşan doğan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekillerince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili; davacının, davalıya taşıma hizmeti verdiğini, edimini yerine getirmesine rağmen taşıma hizmeti karşılığı ödemesi gereken bedelin ödenmediğini ileri sürmüştür. Davalı taraf usulüne uygun tebliğe rağmen davaya cevap vermemiş olup bu durumda HMK'nın 128. maddesi gereğince davalı, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakaların tamamını inkâr etmiş sayılmıştır. Dosya kapsamında bulunan İstanbul 14.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 6.433,33 TL asıl alacak yönünden 27.05.2016 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak açık hesaptan kaynaklanan alacağın gösterildiği, ödeme emrinin 08.06.2016 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 14.06.2016 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. HMK'nın 190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6.maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Somut olayda davacı taraf taşıma hizmeti verdiğini ve karşılığında alacağı bulunduğunu ispatla yükümlüdür. . Davacı taraf davalı yana verdiği taşıma hizmeti sebebiyle düzenlediği 18.05.2016 tarihli ve 64,22 TL, 11.05.2016 tarihli, 66,55 TL bedelli ve 22.03.2016 tarihli, 6.302,56 TL bedelli üç adet faturadan kaynaklanan borçlarının ödenmediğini ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Mahkemece taşıma uzmanı ...'dan alınan 29.07.2019 tarihli bilirkişi raporunda ve bu rapora davacı itirazları üzerine alınan 10.12.2019 tarihli ek raporda; davacının 6.302,56 TL bedelli taşıma faturasına konu hizmeti verdiğini ispatlayıcı belge bulunmadığı, diğer iki fatura konusu hizmetin ise verildiğinin tespit edildiği kanaati bildirilmiştir. Davacı vekilince bu rapora itiraz edilmesi üzerine dosya yeni bir bilirkişiye tevdi edilmiş olup taşıma uzmanı ...'den alınan 02.11.2020 tarihli bilirkişi raporunda da davacının sunduğu belgelere göre davacının 18.05.2016 tarihli ve 64,22 TL, 11.05.2016 tarihli, 66,55 TL bedelli faturalara konu hizmeti verdiğinin anlaşıldığı, ancak 22.03.2016 tarihli, 6.302,56 TL bedelli faturaya konu hizmetin verildiğinin sunulu belgelerden anlaşılamadığı, sırf '' ... ... ..... '' ifadesi bulunmasının hava kargo kapsamında kapıdan alınmış, hava limanında teslim edilmiş gibi düzenlenen faturanın işin görülmesi ve kimin için ne işi olduğunu, nereden nereye taşıma olduğunu ortaya koymadığı kanaati bildirilmiştir. Alınan bilirkişi raporları denetime ve hüküm kurmaya elverişli olup dosya kapsamına göre davacının 22.03.2016 tarihli, 6.302,56 TL bedelli fatura konusu taşıma hizmetini verdiğini ispatlayamadığı anlaşıldığından bu alacak kalemi yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacı delillerini hasretmediğinden davalının ticari defterlerini ibrazdan kaçınmış olması, davacı iddiasının ispatlanmış kabul edilmesi için yeterli olmayıp davalının ticari defterlerini ibraz etmemesi ispat yükünü ters çevirmeyecektir. Ayrıca somut olayda, dosya kapsamı itibariyle alacağın likit olmadığı anlaşıldığından icra inkar tazminatına hükmedilmemesi de doğru olmuştur. Bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2- Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 346,90 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 20.11. 2025 KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a. maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.