7. Hukuk Dairesi 2012/3600 E. , 2012/6932 K. "" Hasımsız olarak görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava, atanmış mirasçılık belgesi verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de verilen karar usul hükümlerine uygun düşmemiştir. HMK’nun 294. maddesi hükmüne göre mahkemece verilecek kararların açık olara…
**7. Hukuk Dairesi 2012/3600 E. , 2012/6932 K.** **"İçtihat Metni"** Hasımsız olarak görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava, atanmış mirasçılık belgesi verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de verilen karar usul hükümlerine uygun düşmemiştir. HMK’nun 294. maddesi hükmüne göre mahkemece verilecek kararların açık olarak ve yüze karşı okunmak suretiyle tefhim edilmesi gerekir. Kural olarak tefhim gününde hükmün gerekçesi ile birlikte açıklanması gerekmekte ise de, gerekçeli kararın hemen yazılması her zaman mümkün olamayacağından mahkemenin önce vereceği kısa kararı yargılama oturumunda tefhim etmesi daha sonra gerekçeli kararı yazarak bu yasal zorunluluğu tamamlaması mümkün bulunmaktadır. Ne var ki, asıl olan kısa karardır. Sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olarak yazılması gerekir. 10.4.1992 gün ve 7/4 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nda da bu hususa değinilmiş, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olmasının başlı başına bozma nedeni olacağı, yerel mahkemenin çelişkiyi gidermek kaydı ile bozma kararından sonra önceki kararı ile bağlı olmaksızın vicdani kanaatine göre yeni bir hüküm oluşturması gerektiği kabul edilmiştir. Dosya incelendiğinde kısa kararda mirasçılardan ...'na 2/12, ...'na ise 9/12 pay verildiği halde gerekçeli kararda sırasıyla 3/12 ve 8/12 pay verildiğine göre kısa kararla gerekçeli kararın çeliştiği kuşkusuzdur. Az yukarda açıklanan hukuksal olgular gözönüne alındığında verilen hükmün usul hükümlerine ve anılan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’na açıkça aykırı olduğu kuşkusuzdur. Hal böyle olunca davacı ...'nın yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin ödenen temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 10.10.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.