T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/300 Esas KARAR NO : 2025/1465 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2020/76 Esas - 2022/772 Karar TARİHİ: 27/10/2022 DAVA: Genel Kurul Kararının Yok Hükmünde Olduğunun Tespiti KARAR TARİHİ: 25/09/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf k…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/300 Esas KARAR NO : 2025/1465 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2020/76 Esas - 2022/772 Karar TARİHİ: 27/10/2022 DAVA: Genel Kurul Kararının Yok Hükmünde Olduğunun Tespiti KARAR TARİHİ: 25/09/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, şirketin 26/12/2016 tarihli olağan genel kurul toplantısının yapılacağından müvekkilinin haberdar edilmediğini, bu nedenle müvekkilinin 26/12/2016 tarihinde toplantıya katılmadığını ancak katılmış gibi hazır bulunanlar listesinde imza atıldığını, imzanın müvekkiline ait olmadığını, muhtemelen imza yetkisi azledilen ... isimli şahsın müvekkili adına imza attığını, keza imzada "Kaya" ibaresi olmasının bu tahmini güçlendirdiğini ancak böyle bir durumda dahi ilgili tutanağa vekaleten ibaresi eklenmek zorunda olduğunu, müvekkilinin asaleten imza atmış gibi gösterildiğini, ticaret sicil gazetesinde de ortakların tamamının toplantıya katıldığının yazıldığını, bu sebeplerle müvekkilinden habersiz adına işlem yapılan dava konusu genel kurulun iptalinin zaruri olduğunu, belirterek 26/12/2016 tarihli genel kurulun iptali ve olağanüstü genel kurul yapılması kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 27/10/2022 tarih ve 2020/76 Esas - 2022/772 Karar sayılı kararında; "......Yukarıda yazılı Bölge Adliye Mahkemesi ilamında belirtildiği üzere, dava; davalı şirketin 26/12/2016 tarihli genel kurul kararının iptali olarak açılmış isede dava dilekçesinin muhtevasından hazurun cetvelindeki imzanın kendisine ait olmadığını belirtip sahtecilik iddiası ile genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun tespiti istemine ilişkindir.Mahkememizce davalı şirketin ticaret sicil dosyası, 26/12/2016 tarihli genel kurul toplantı tutanağı, hazirun cetveli getirtilmiş olup, incelenmesinde; 2016 yılı olağanüstü genel kurul toplantısının 26/12/2016 tarihinde yapıldığı, "26/12/2016 tarihinde yapılan 2016 yılı olağanüstü genel kurul toplantısında hazır bulunanlar listesi"ne göre davacının, davalı şirketin toplam 50.000 adet olan hissesinin 25.500 adedine sahip olduğu, geri kalan 24.500 hissenin ...'a ait olduğu, anılan hazirun cetvelinde davacının ismi karşısında imzanın yer aldığı görülmüştür. Davacı, 26/12/2016 tarihli genel kurul toplantısının yapılacağından haberdar edilmediğini, 26/12/2016 tarihli genel kurula kendisinin asaleten veya vekaleten katılmadığını, kendisi katılmış gibi hazirun cetvelinde ismi altına imza atıldığını, imzanın sahte olduğunu öne sürmüştür. Sahtecilik iddiasında imza incelemesi yapılması gerekmekte olup, mahkememizce uyuşmazlık konusu olan 26/12/2016 tarihli hazirun cetvelinin düzenleme tarihinden önceki dönemde davacının resmî kurumlar önünde atılmış imzasını içeren belge asılları toplanmış, davacının mahkeme huzurunda imza örnekleri alınmış ve tüm belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 30/05/2022 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında "...İnceleme konusu, ... adına imza içeren ...nin “26.12.2016 Tarihinde Yapılan 2016 Yılı Olağanüstü Genel Kurul Toplantısında Hazır Bulunanlar Listesi” ... adına atılmış imza ile ...'a ait mevcut mukayese imzalar arasında ; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından da farklılıklar saptandığından söz konusu “26.72.2016 Tarihinde Yapılan 2016 Yılı Olağanüstü Genel Kurul Toplantısında Hazır Bulunanlar Listesi” nde ... adına atılmış imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'IN ELİ ÜRÜNÜ OLMADIĞI..." yönünde görüş belirtilmiştir. Bilirkişi raporu gerekçeli, denetlenebilir ve uyuşmazlığı çözmeye yeterli görüldüğünden mahkememizce de benimsenmiş ve hükme esas alınmıştır. Bilirkişi raporunda 26/12/2016 tarihli hazirun cetvelinde davacının ismi karşısında yer alan imzanın davacının eli ürünü olmadığı anlaşılmıştır.Genel kurul toplantısının hukuken geçerli olabilmesi için bütün pay sahiplerinin Türk Ticaret Kanunu'nda (md. 414), diğer özel kanunlarda ve ana sözleşmede belirtildiği şekilde toplantıya çağırılmaları şarttır. TTK 414 maddesi uyarınca genel kurulu toplantıya çağrının esas sözleşmede gösterilen şekilde ilan ve toplantı günleri hariç olmak üzere toplantı tarihinden en az 2 hafta önce Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlanan ilan ile yapılacağı hüküm altına alınmıştır. Bunun tek istisnası TTK'nun 416. maddesinde öngörüldüğü üzere bütün pay sahipleri veya temsilcilerinin toplantıda hazır bulunmaları ve hiçbirinin toplantı yapılmasına ve karar alınmasına herhangi bir şekilde itiraz etmemesi halidir. Toplantı çağrısı kanun veya ana sözleşmeye göre, yetkili organ veya kişiler tarafından pay sahiplerine ve/veya temsilcilerine yöneltilen ve genel kurul toplantısına çağrı ile bu toplantının yerini, zamanını, gündemini ve katılma koşullarını içeren ilan veya mektup şeklinde yazılı bir irade beyanı veya bildirimi olup, hukuken zorunludur. Öte yandan yokluğun tespiti davası Türk Ticaret Kanunu'nda özel olarak düzenlenmemiştir. "Yokluk" kavramı hukukumuzda yerleşmiş olup, özel hukuk işlemleri için olduğu gibi genel kurul kararlarının kesin hükümsüzlüğü konusunda da kullanılmaktadır. Yokluk halinde hukukî işlem bir veya daha fazla unsurunun yokluğu nedeni ile şeklen dahi olsa mevcudiyet (varlık) kazanamamaktadır. Genel kurul kararlarının yokluğu, hukukî yararı bulunan herkes tarafından ve kural olarak bir süreye bağlı olmaksızın itiraz şeklinde veya dava yolu ile ileri sürülebilir. Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya döndüğümüzde; davacının davalı şirketin 26/12/2016 tarihinde yapılan 2016 yılı olağanüstü genel kurul toplantısına çağrılmadığı, anılan toplantıya katılmadığı, anılan toplantıya ilişkin düzenlenen hazirun cetvelinde yer alan imzanın davacıya ait olmadığı, tüm bu sebeplerden dolayı davalı şirketin 26/12/2016 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan tüm kararların yok hükmünde olduğu kabul edilmiştir. Diğer yandan her ne kadar davacı dava dilekçesinde davaya konu genel kurulun iptali ile ivedilikle olağanüstü genel kurul yapılması kararı verilmesi talebinde bulunmuş ise de bu talebin olağanüstü genel kurula çağrıya izin verilmesi talebine ilişkin olup, ayrı bir dava konusu olması nedeni ile mahkememizce bu hususta karar verilemeyeceğinden tüm bu sebeplerden dolayı aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile, ''1-Davanın kabulüne, davalı şirketin 26/12/2016 tarihli genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun tespitine,Fazlaya ilişkin talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda aleyhe olan tüm hususlara itiraz ettiklerini, 26.12. 2017 tarihli Olağan Genel Kurulun yapılması nın zaman açısından mümkün olmadığını, tarafları, konusu ve hukuki sebebi aynı olan İstanbul 7. Asliye Tic. Mah. 2021/461 E- 2021/10103 K sayılı kararının "Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Müvekkil ..., ... Mad. İnş. Mak. Pet. Ürn. Nak. San. Ve Tic. Ltd. Şti. firmasının ortağı sıfatıyla ilgili şirket bünyesinde görev yaptığını, Müvekkilinin bu sırada şirket işlerinin vakit kaybedilmeden daha kolay yürümesi amacıyla ve acil işlerin varlığı sebebiyle, 2012 yılında ... isimli şahsı şirket içi işlerde yetkilendirmiş ve kendi adına imza yetkisi içeren vekaletname verdiğini, 2013 yılında müvekkilinin, sağlık sebepleri nedeniyle şirket ortaklığından çıkmak istediğini ve hisselerinin devralınması talebini diğer şirket ortaklarına ilettiğini, bu talebine yanıt dahi verilmemesi üzerine de, 22.05.2013 tarihinde imza yetkisi verdiği ... isimli şahsı verdiği yetkilerden azlettiğini ve verdiği yetkileri geri aldığını, Müvekkilinin, aradan geçen süre zarfında hem sağlık sebepleri dolayısıyla konunun takibini yeteri kadar yapamadığını, hem de şirket ortaklarıyla mahkemelik olmamak adına daima sulh olma yolunu seçtiğini, hem sözlü olarak hem de yazılı taleplerine uzun bir süre yanıt alamayan müvekkilinin ... isimli şahsı azletmiş olmasına rağmen, hala şirket işlerinde kendisi adına imza atıldığını, kendisine ait iş deneyim belgesinin halen ihalelerde habersiz ve izinsiz olarak kullanıldığını ve yine kendisinden habersiz şirket içi işlemler yapıldığını şifahen öğrendiğini, şirket yetkilileri tarafından izni olmadan ve geri aldığı yetkilere rağmen halen adına imza atıldığını öğrenen müvekkil, yeniden konunun peşine düşmüş ve 27.01.2016 tarihinde adı geçen şirketin iki adresine de ihtarname yollayarak, 2013 yılında kendi adına imza atılmasına ilişkin verdiği yetkileri geri aldığını hatırlatmış, hisselerinin ivedilikle devralınmasını ve durumun Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlanmasını isteyerek, yasal yollara vuracağı konusunda yetkilileri bir kez daha resmi yollarla uyardığını, Şirketin her iki adresine gönderilen ihtarname de yetkililerce tebliğ alındığını, dolayısıyla davalı yetkililerinin azilnameden haberdar olmama ihtimali bulunmadığını, bir taraftan sağlık sorunlarıyla uğraşmaya devam eden müvekkil, ilgili firmadan hiçbir suretle haber alamaması üzerine araştırma yapmış ve şirketin merkezinin kendisinden habersiz önce İstanbul'a taşındığını, akabinde de isminin ... ... ... A. Ş. olarak değiştirildiğini tespit ettiğini, kendileri bu konuda defalarca bilgilendirilen davalı firma yetkilileri, müvekkilin izni ve haberi olmadan, iptal edilen vekaletnameye dayanarak müvekkil adına imzalar atarak firmayı İstanbul'a taşımış, firmanın adını ve firmadaki hisse oranlarını değiştirdikleirni, bu tespit üzerine, müvekkil tarafından 31.08.2016 tarihinde davalı ...Ş.'ye yeniden ve son kez ihtarname yolladığını, davalı tarafından tebliğ alınan ihtarnamede; adına imza atan şahsın da 2013 yılında azledildiği bir kez daha hatırlatılmış, önceki ihtarlardaki talepler yenilenmiş, ihtar ekine ilgili azilname örneğini de eklediğini, aradan geçen süre zarfında şirket yetkililerinin hiçbir şekilde geri adım atmaması ve hisseleri devralmaması üzerine iş bu ortaklıktan çıkma talebi içeren davayı açma zarureti hasıl olduğunu, müvekkile ait iş bitirme belgesi halen idareler nezdinde şirketçe, müvekkilin izni olmadan kullanıldığını, yukarıda sayılan tüm işlemler müvekkilden habersiz ve izni olmadan onun adına imza atılarak yapıldığını, davalı firmada kontrol yetkisi bulunmayan müvekkil, etki edemediği kararların sonuçlarına katlanmak zorunda olmadığını, şirketteki tüm işlemlerin, resmi uyarılara rağmen kendisinden habersiz ve izinsiz sürdürüldüğünü, davalı şirketin, idare ve temsil yetkisinin kullanılmasında ağır ihmal ve hukuksuzluk söz konusu olduğunu, Müvekkilinin, şirket işleyişinden ve şirkete ilişkin hiçbir değişiklik ya da işlemden haberdar edilmediğini, son olarak noter aracılığı ile çekilen ihtarname ile davalı şirketin olağan üstü genel kurul gündemiyle toplantısı ve şirket yönetiminin yeniden belirlenmesi istendiğini, davalıya tebliğ edilen ihtara rağmen yine gerekli işlemler yapılmadığını, Mahkemece de takdir edileceği üzere, bu şartlarda herhangi bir ortaklık ilişkisinden ve sağlıklı bir şirket yönetiminden söz etmek mümkün olmadığını, şirketin son yapılan genel kurulunda alınan hiçbir karardan müvekkilin haberi olmayıp, geçersiz vekaletname ile adına işlem yapıldığını, bu sebeple olağanüstü genel kurul kararının alınması zaruri olduğunu belirterek geçersiz vekaletnameye dayanılarak belirlenen şirket yönetim kurulunun ve 11 Mart 2016 tarihinde yapılan ve asaleten katıldığının belirtildiği ancak bulunmadığı, genel kurulun da hukuken yok hükmünde olması doğrultusunda, şirket yönetim kurulunun yeniden belirlenmesi amacıyla öncelikle vakit kaybetmemek amacıyla duruşma yapılmaksızın, dosya üzerinden olağanüstü genel kurul yapılması kararı verilmesine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle müvekkil, ... ... A.Ş davada taraf olmadığını, Müvekkil şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, sıfat yokluğundan davanın reddi gerektiğini, davacı tarafça yapılan tebligatların usulsüz olduğunu, Müvekkil ... ... ... A. Ş. asla bir tebligat yapılmamış, davacı tarafın, ... şahsına yaptığı tebligatların, müvekkil şirketi bağlamayacağını, davacının taraf, müvekkil firmanın usulsüz şekilde isim değişikliğine gittiği, hisse oranlarını değiştirdiği, şirket merkezinin kendi rızası dışında İstanbul'a taşındığı iddialarının gerçek dışı olduğunu, Davacının iş bitirme belgesi nedeni ile ... Mal. înş. Pet. Ürn. Nak. San. Ltd. Şti'ne %51 hisse ile ortak yapıldığını ve bu iş bitirme belgesi ile ihaleler alındığını, davacının daha sonra ...'ya vekalet vererek ortağı olduğu ... Ltd. Şti.'ne, bir daha uğramadığını, ...'nın ...deki hisse oranları değişmediğini, ... ... ... ... A.S'nin %51 ortağı olduğunu, daha sonra davacının, şirket ortaklarından habersiz, yasak olmasına rağmen, aynı iş bitirme belgesi ile ... A.S. firmasına ortak olduğunu ve İzmir'de ihalelere girmiş ve İzmir'de ihale aldığını, bunun üzerine şirket ortakları neden böyle yaptığını, böyle bir şeyin yasak olduğu, Kamu İhale Yasasına aykırı olduğu, ... Mad. İnş. Ltd. Şti. adına alınan ihalelerin hak edişlerinde sorun yaşanacağını, geçici ve kesin iş kabullerinde problem olacağını, işleri zora sokacağı yönündeki beyanları üzerine, davacı hiçbir açıklama yapmadan, sürekli sağlık problemlerini ileri sürerek, şirket ortakları ile görüşmekten kaçındığını, Davacı, Kamu İhale Yasasına aykırı olmasına rağmen ... Max A. Ş. şirketine ortak olması nedeni ile ve yaptığı bu hukuksuzluktan kurtulmak için, müvekkil firmadan kurtulmaya çalıştığını, müvekkil firmanın adresi belli olmasına rağmen bir kere dahi asla uğramadığını, dava konusu firmanın Karadeniz çevre yolunda 310.000.000TL lik ihale aldığını, şu an çalışmaların devam ettiğini, müvekkil firma aldığı işin büyüklüğü, dikkatte alındığında, davacının işin sorumluluğu bilincinde olmadan hareket etmekte olduğunu, belirtilen nedenler ve re'sen dikkatte alınacak huşular karşısında davanın reddine, yargılama gideri ve ücreti vekaletin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Taraf vekillerince davaya ilişkin tüm delilleri belge ve dayanakları ile birlikte dosyaya sunulmuştur. Taraf iddialarının yerindeliği bakımından inceleme yapılarak rapor tanzimi için dosya bilirkişi kuruluna tevdi edilmiş olup dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporunda; Davacı yanın ... isimli şahsa 03.02.2012 tarihinde verdiği imza vekaletini, 22.05.2013 tarihinde Ankara 35. Noterliğinin ... yevmiye numaralı azilnamesi ile sonlandırıldığı, bu durumu davalı şirkete Ankara 38. Noterliğinin 27.01.2016 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile bildirdiği, anılan ihtarnamenin 01.02.2016 tarihinde şirketin kayıtlı olduğu adreste daimi çalışanına tebliğ edildiği, Tebliğden sonra davalı şirketin 27.02.2016 tarihli genel kurul kararı ile şirketin hisse yapısı ve temsil yetkilerinde değişiklik yaparak, keyfiyeti 07.03.2016 tarihinde tescil ettirdiği, bunun üzerinde davacı yanın 31.08.2016 ve 17.11.2016 tarihlerinde davalı şirkete gönderdiği ihtarnameler ile olağanüstü genel kurul çağrısı yapılarak, şirket hisselerinin devir alınmasını talep ettiği tüm bunlarla birlikte takdiri Mahkemeye ait olmak üzere, davacı yanın iptalini istediği genel kurul kararının 26.02.2016 tarihli olduğu, kararın 07.03.2016 tarihinde tescil edildiği, buna mukabil huzurdaki davanın 15.12.2016 tarihinde açıldığı dikkate alındığında, davanın 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı yönündeki tespit ve değerlendirmelerini bildirmiştir. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, davacı tarafça rapora itiraz dilekçesi dosyaya sunulmuştur. Mahkememizce 20.09.2018 tarihli duruşma 1. nolu ara karar ile davacının rapora itirazlarının hukuki mahiyette olduğundan yeni heyetten rapor aldırılması talebinin reddine, itirazların Mahkemece değerlendirilmesine karar verilmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davacı, ortağı olduğu davalı şirketin yönetimini ve şirket içi işlerinin daha kolay yürütülmesi için ... isimli şahsa 03.02.2012 tarihinde imza vekaleti verdiği, imza vekaletini 22.05.2013 tarihli Ankara 35. Noterliğinin ... yevmiye numaralı azilnamesi ile sonlandırdığı, bu durumu davalı şirkete Ankara 38. Noterliğinin 27.01.2016 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile bildirdiği, tebliğden sonra davalı şirketin 26.02.2016 tarihli genel kurul kararı ile geçersiz vekalete dayanarak şirketin hisse yapısı ve temsil yetkilerinde değişiklik yaptığı iddiasıyla ilgili genel kurul kararının iptalini talep etmiştir. Taraflarca gösterilen deliller toplanmış davalı şirket sicil dosyası, ana sözleşmesi ve iptali istenen genel kurul toplantısında alınan karar örneği ile hazirun cetveli dosyaya alınmıştır. Davaya konu 26.02.2016 tarihli, genel kurul toplantısında alınan kararların iptali yönünden TTK'nın 445. Maddesinde belirtilen 3 aylık yasal süresi içinde dava açılmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiş" Mahkememiz kararı davacı vekili tarafından İstinaf edilmiş olup; İstanbul BAM 12.HD'nin 2019/623 E - 2021/749 K ve 25/05/2021 tarihli kararı ile "Dava; olağan üstü genel kurula izin verilmesi istemine ilişkin olmasına rağmen ilk derece mahkemesince26.02.2016 tarihli genel kurul kararının iptaline ilişkin bir dava olarak görülüp sonuçlandırılmıştır.Hükmün genel kurul kararının iptali davası olarak karara bağlanması yargılamaya hakim olan ilkeler arasında yer alan taleple bağlılık ilkesine aykırıdır. Davanın,olağanüstü genel kurula çağrıya izin verilmesine ilişkin olduğu gözetilerek deliller bu yönde değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmek üzerekararın kaldırılmasına ,dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir" gerekçesiyle mahkememiz kararı kaldırılmış olmakla dosya yeniden mahkememize tevzi edilerek yeni esasa kaydedilmiştir.Tüm dosya ve deliller birlikte değerlendirildiğinde açılan dava, Olağanüstü genel kurul toplantısına çağrıya izin verilmesi istemine ilişkindir.TTK 410 mad.'de "Genel Kurul süresi dolmuş olsa bile, yönetim kurulu tarafından toplantıya çağrılabilir "TTK 412 mad.de "Pay sahiplerinin çağrı veya gündeme madde konulmasına ilişkin istemleri yönetim kurulu tarafından reddedildiği veya isteme yedi iş günü içerisinde cevap verilmediği taktirde, aynı pay sahiplerinin başvurusu üzerine, genel kurulun toplantıya çağrılmasına şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesi karar verebilir " hükümlerini içermektedir. Bu hükümler doğrultusunda genel kurulu toplantıya çağırmaya yönetim kurulu yetkili olup TTK 412 mad'de talebin yönetim kurulunca reddedilmesi veya cevapsız bırakılmış olması gerekmektedir. Davaya konu şirketin sicil kayıtları incelendiğinde davacı ... 'ın yönetim kurulu başkanı ve münferiden şirket yetkilisi olduğu anlaşılmakta olup mahkemeden izin almadan genel kurulu toplantıya çağırmada zaten tam ve esas yetkili olduğu, TTK 412 mad.'ye göre mahkemeden genel kurulu toplantıya çağırmaya izin talep etmesinde hukuki yararının bulunmadığı, hukuki yarar olmadığından dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının Hukuki yarar bulunmadığından dava şartı yokluğundan HMK 114-115 Mad. gereğince açılan davanın USULDEN REDDİNE 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 59,30 TL maktu karar harcından peşin alınan 29,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 30,10 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 5,100,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına5-Davalı tarafından yapılan toplam 45,05 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Taraflarca kullanılmayarak artan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ilgili taraflara iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı." denilmekle emsal teşkil ettiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dairemizin 2017/402 Esas - 2018/274 Karar sayılı 15/03/2018 tarihli kaldırma kararımız doğrultusunda mahkemece yapılan yargılama sonucunda istinafa konu karar verilmiştir.Dava, çağrısız genel kurul kararının yoklukla malul olduğunun tespiti istemine ilişkindir.Mahkemece, davanın kabulüne, davalı şirketin 26/12/2016 tarihli genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun tespitine, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davalı şirket 2 ortaklı olup 26/12/2016 tarihinde yapılan 2016 yılı olağanüstü genel kurul toplantısı hazurun cetveline göre davalı şirketin sermaye ve paylarının toplam itibari değerinin 5.000.000,00 TL., toplam hisse adedinin ise 50.000 adet olduğu, 25.500 adet hissenin ...'a, 24.500 adet hissenin ise ...'a ait olduğu,davalı şirketin davaya konu 26/12/2016 tarihinde yapılan 2016 yılı olağanüstü genel kurul toplantı tutanağında TTK'nun 617/3 ve 416/1'inci madde hükümleri uyarınca tüm ortakların hazır bulunması nedeniyle Genel Kurul Toplantısının çağrısız olarak gerçekleştirildiği belirtilmiştir.Davacı taraf dava dilekçesi ile, davalı şirketin 26/12/2016 tarihli genel kurul toplantısına kendisinin ne asaleten nede vekaleten katılmadığını, hazurun cetvelindeki imzanın kendisine ait olmadığını, kendisi katılmış gibi ismi altına imza atıldığını ve imzanın sahte olduğunundan alınan genel kurul kararınında yok hükmünde olduğunu ileri sürmüştür.Dairemizin kaldırma kararı sonrasında mahkemece grafolog bilirkişiden alınan raporda; "...İnceleme konusu, ... adına imza içeren ...nin “26.12.2016 Tarihinde Yapılan 2016 Yılı Olağanüstü Genel Kurul Toplantısında Hazır Bulunanlar Listesi” ... adına atılmış imza ile ...'a ait mevcut mukayese imzalar arasında ; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından da farklılıklar saptandığından söz konusu “26.72.2016 Tarihinde Yapılan 2016 Yılı Olağanüstü Genel Kurul Toplantısında Hazır Bulunanlar Listesi” nde ... adına atılmış imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'IN eli ürünü olmadığı..." yönünde görüş belirtilmiştir.Dava, çağrısız genel kurul kararının yoklukla malul olduğunun tespiti istemine ilişkindir. TTK 617/3. maddesi atfıyla TTK 416.maddesi uyarınca çağrısız genel kurulun yapılabilmesi için tüm ortakların genel kurula katılmış ve itirazlarının bulunmaması gerekmektedir. Somut uyuşmazlıkta, davacı genel kurula katılmadığını, hazirun cetvelinde yer alan imzanın kendisine ait olmadığını, ileri sürmektedir. Mahkemece aldırılan grafolog bilirkişi raporuna göre de, 26/12/2016 tarihli hazirun cetvelinde davacının ismi karşısında yer alan imzanın davacının eli ürünü olmadığı anlaşılmıştır. Dava konusu genel kurul, kanunun emredici hükümlerine aykırı olarak toplandığından, genel kurul kararı yok hükmündedir. Bu nedenle mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/9132 Esas- 2018/1912 Karar sayılı kararı ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2014/13214 Esas - 2014/19993 Karar sayılı kararı benzer mahiyettedir.)Davalı vekilinin istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü İstanbul 7. Ticaret Mahkemesi’nin 2016/1198 Esas (yeni esas 2021/461) sayılı dosyası ile görülen dava İstanbul BAM 12 HD. nin 25/05/2021 tarih ve 2019/623 Esas- 2021/749 Karar sayılı kaldırma kararında da belirtildiği üzere olağan üstü genel kurula izin verilmesi istemine ilişkindir. İş bu davanın konusu ile farklıdır. Davalının emsal gösterdiği kararın eldeki dava konusu ile ilgili olmadığı anlaşılmıştır.Sonuç itibariyle, ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde davalı vekilinin istinaf nedenlerinin ayrıntılı olarak karşılandığı, yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 25/09/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.