T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/119 - 2026/272 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/119 KARAR NO : 2026/272 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 19/10/2023 NUMARASI : 2023/109 E. - 2023/316 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/119 - 2026/272 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/119 KARAR NO : 2026/272 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 19/10/2023 NUMARASI : 2023/109 E. - 2023/316 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 19/10/2023 tarih ve 2023/109 Esas - 2023/316 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin 2005/06886 sayılı ve "..." ibareli başvurusuna anılan markasına dayalı olarak yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa tarafların markalarının ayırt edilemeyecek düzeyde benzer olduklarını, markalar arasında iltibas bulunduğunu, dava konusu başvuruda yer alan 25 ve 35. sınıf bulunan mal ve hizmetlerin, müvekkilinin markasının tescilli olduğu mal ve hizmetlerle bağlantılı olduğunu, müvekkili markasının ve markanın üzerinde kullanıldığı dizinin Türkiye nezdinde bilinir ve tanınır olduğunu, davalının markasal kullanımının müvekkili şirketin itibarını zedeleyebileceğini, "..." ibareli markanın müvekkili ile özdeşleştiğini ve tanınmış bir marka haline geldiğini, davalının marka başvurusunda kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, ... YİDK'in 2022-M-18065 sayılı kararın iptali ile dava konusu başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı vekili, tarafların marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığı gibi emtia benzerliği şartının da gerçekleşmediğini, davacının markasını kullandığını ispatlayamadığı gerekçesiyle verilen dava konusu YİDK kararının yerinde olduğunu, davacının diğer iddialarının da yerinde bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu başvuru sahibi davalının işlem dosyasına sunduğu karşı görüş dilekçesinde ve davaya cevap dilekçesinde, davacının mesnet 2005/06886 sayılı marka yönünden “kullanmama def’i'nde bulunduğu ve işbu markanın kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetlerin kullanımının ispatlanmasını talep ettiği, davacı şirketin, gerek dava aşamasında gerekse itiraz aşamasında, markanın kullanımını gösterir bir belgeyi dosyaya sunmadığı, davacı vekili aşamalardaki dilekçelerinde Youtube, Wikipedia, IMDB sayfasından alınan bir kısım görseller, Twitter ve Ekşi sözlük sayfalarından alınan yorumlar gibi görseller sunulmuş ise de bu belgelerin tarih aralığı şartını sağlayıp sağlamadığının tespit edilemediği gibi bu belgeler ile yerleşik Yargıtay içtihatları da gözetilerek, ciddi kullanımın ispatlanamadığı , davacı taraf 2005/06886 sayılı markasını kullandığını ispatlayamadığından, YİDK karar iptali ve hükümsüzlük davası bakımından, işbu markanın 6769 sayılı SMK madde 6/1 anlamında değerlendirmeye alınamayacağı, 6769 sayılı SMK madde 6/1 şartlarının somut olayda bulunmadığı, davacı tarafından, gerek dava aşamasında gerekse itiraz aşamasında gerçek hak sahipliğini gösteren herhangi bir belgenin dosyaya sunulmadığı, dolayısıyla iddia edilen gerçek hak sahipliğinin ispatlanamadığı,,davalının başvurusunun, davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği kanaatine varılamadığından, dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı gibi taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı ve dolayısıyla tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı, kötü niyet iddiasının da yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili, müvekkilinin mesnet markasının kullanıldığının sunulan delillerle ispatlandığını, müvekkilinin markasını, 2004 yılında yayımlanmaya başlayan dizide kullandığını ilgili dizinin 2009 yılına kadar devam ettiğini, dizininin sona ermesi ile marka kullanımının sonlanmadığını, youtube üzerinden dizinin bölümlerinin ve kesitlerin yayınlanmaya devam ettiğini, yayınlanan tüm videoların çok yüksek izlenme oranlarına ulaştığını, markanın kullanıldığı dizi, youtube üzerinden yayınlamaya devam ettiğinden birçok haber yapıldığını ve yapılmaya devam ettiğini, bu nedenle markalarının SM'Knın 6/1 maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, markalar arasında iltibas bulunduğunu, müvekkilinin markası tanımış olduğundan SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının da oluştuğunu, davalının müvekkilinin markasından haberdar olmasına rağmen ayırt edilemeyecek derecede benzer olan dava konusu başvuruyu aynı sınıflarda tescil ettirmek isteminin kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir. GEREKÇE :1-Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu başvuru sahibi davalının, davacının başvuruya itirazı üzerine sunduğu karşı görüşünde, SMK'nın 19/2 maddesi uyarınca davacının itirazına mesnet 2005/06886 sayılı markasının, tescilli olduğu tüm mal ve hizmetler bakımından, kullanımının ispatı talebinde bulunduğu, dava konusu başvuru tarihi ve davacının itirazına mesnet markasının tescil tarihi gözetildiğinde, davacının itirazına mesnet markasının kullanım ispatına tabi olduğu, davacının itirazına mesnet markasının iltibas değerlendirmesinde dikkate alınabilmesi için, tescilli olduğu tüm mal ve hizmetler yönünden Türkiye’de ciddi biçimde kullanıldığının ispatlanması gerektiği, mahkemece alınan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere davacının bu kapsamda işlem dosyasına sunduğu deliller ile mesnet markasını, tescilli olduğu mal ve hizmetler bakımından, ciddi biçimde kullandığını ispatlayamadığı, bu duruma göre davadaki YİDK kararının iptali istemi yönünden kullanımı ispat edilmeyen davacının itirazına mesnet markasının iltibas değerlendirmesinde nazara alınmasının mümkün olmadığı, diğer taraftan yine mahkemece alınan bilirkişi raporunda açıklandığı üzere gerek işlem gerekse de dava dosyasına sunulan delillerle davacının mesnet markasının, dava konusu başvuru tarihi itibariyle, tanınmış olduğunun ispatlanamadığı, bir an için aksinin kabulünde dahi davacının markasının tanınmış olduğunu ileri sürdüğü "dizi film" sektörü ile dava konusu başvuru kapsamında yer alan 25 ve 35 sınıf mal ve hizmetler arasında bir ilişki bulunmaması gözetildiğinde SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının somut olayda gerçekleşmediği, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2015/8401 E- 2016/1717 K sayılı ilamının da aynı yönde bulunduğu, dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığının da ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında yer alan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 2-Ancak, mahkemece dava konusu marka sahibi davalı Şirketin cevap dilekçesinde kullanmama def'i ileri sürdüğü kabul edilerek, davadaki marka hükümsüzlüğü istemi yönünden de davacının mesnet markasını kullandığını ispatlayamadığı ve bu nedenle iltibas değerlendirmesinde dikkate alınamayacağı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmişse de davalı Şirketin ne cevap dilekçesinde ne de savunmasını serbestçe genişletebileceği ikinci cevap dilekçesinde usulüne uygun şekilde ileri sürülmüş olan kullanmama def'i bulunmamaktadır. Zira, SMK’nın 29/2. maddesi uyarınca, kullanmama def'i, açık, net ve koşulsuz olarak yapılmalı, kullanımın ispatı istenilen markaların tescil numaralarının açıkça belirtilmesi gerekmektedir (Döndü Deniz Bilir, Marka Kullanmama Defi, Fikri Mülkiyet Çalıştayı Bildiriler Kitabı, 2019, s.235). Somut olayda ise yukarıda açıklandığı gibi dava konusu marka sahibi davalı Şirketin cevap ve ikinci cevap dilekçelerinde, belirtilen şekilde kullanmama def'i ileri sürülmediği gibi davalı vekilinin cevap ve ikinci cevap dilekçelerindeki YİDK sürecinde öne sürülen kullanım ispatı talebi ile ilgili olduğu açıkça anlaşılan beyanlarının, hükümsüzlük davasında iler sürülmüş "kullanmama def'i" olarak kabulü de mümkün değildir. Bu durumda, mahkemenin davadaki hükümsüzlük istemi yönünden, davacının mesnet markasının kullanılmadığının ispatlanamadığından iltibas değerlendirmesinde dikkate alınamayacağı yönündeki kabulü yerinde yerinde değildir. Davadaki hükümsüzlük istemi yönünden dava konusu başvuru ile davacının mesnet markası arasında iltibas bulunup bulunmadığının değerlendirmesine gelince; 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (Karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, dava konusu başvuru "....com" , davacının davaya mesnet 2005/06886 sayılı markası da "..." ibarelerinden oluşmaktadır. Görüldüğü üzere dava konusu markada, davacının mesnet markasında asli unsur olarak yer alan "..." ibaresi, aynen asli unsur olarak yer almaktadır. Dava konusu markada yer alan "com" ibaresi yeterli ayırt ediciliği sağlamadığından, tarafların marka işaretlerinin SMK'nın 6/1 maddesi anlamına benzer olduğu kanaatine varılmıştır. Tarafların marka kapsamlarının karşılaştırmasına gelince, mahkemece alınan bilirkişi raporundaki emtia karşılaştırması tablosundan anlaşılacağı üzere, davacının 2005/06886 sayılı markası 9 ,38 ve 41 sınıf mal ve hizmetler yönünden tescilli olup, dava konusu marka kapsamında yer alan 25. ve 35 ( bazı malların satışına özgü mağazacılık hizmetleri) sınıf mal ve hizmetler davacının mesnet markası kapsamında yer almamaktadır. Davacının markası kapsamında yer alan 9, 38 ve 41 sınıf mal ve hizmetler ile dava konusu marka kapsamında yer alan 25 ve 35. Sınıf mal ve hizmetler, yakın/ilişkili olmadıklarından benzer de değillerdir. Açıklanan nedenlerle markalar arasında emtia benzerliği şartının gerçekleşmediği kanaatine varılmıştır. Bu duruma göre, mahkemce davadaki marka hükümsüzlüğü istemi yönünden, yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle tanınmışlık ve kötü niyet iddialarına ilişkin olarak isabetli bulunan gerekçeler yanında, her ne kadar tarafların marka işaretleri arasında "..." ibaresinin asli unsuru olarak yer almasından kaynaklı olarak benzerlik bulunsa da markalar arasında emtia benzerliği bulunmadığından, SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davadaki marka hükümsüzlüğü isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı gerekçe ile karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2.maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf itirazlarının hükmün gerekçesine yönelik olarak kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE 2-Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 19/10/2023 gün ve 2023/109 Esas - 2023/316 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA, 3-Davanın REDDİNE, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcının, peşin olarak alınan 179,90-TL harçtan mahsubu ile bakiye 552,10-TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden istinaf eden davacı aleyhine hüküm kurulamayacağından ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre belirlenen 25.500,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 7-Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yapılan herhangi bir gider bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip resen taraflara iadesine (HMK m.333), 9-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, kararın kesinleşmesinden sonra ve talebi halinde davacıya iadesine, 10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 06/02/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/02/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.