11. Hukuk Dairesi 2022/7524 E. , 2024/3747 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1742 Esas, 2022/1882 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/31 E., 2020/138 K. Taraflar arasındaki tasarım hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, B…
**11. Hukuk Dairesi 2022/7524 E. , 2024/3747 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1742 Esas, 2022/1882 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/31 E., 2020/138 K. Taraflar arasındaki tasarım hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 1947 yılında Fransa'da kurulduğunu, 40'tan fazla ülkede çeşitli sporlar için ürünler ürettiğini, DM .... tescil numaralı çoklu tasarımların müvekkili adına tescilli olduğunu, davalı tarafından hukuka aykırı ve kötü niyetli olarak, müvekkili adına tescilli çoklu tasarımların kopyası mahiyetindeki çoklu tasarımları Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde tescil ettirdiğini, davalının tescil ettirdiği tasarımların yenilik ve ayırt edicilik unsurlarını taşımadığını, küçük ayrıntılarda değişikliğin kabul edilemeyeceğini, davalının müvekkilinin tanınmışlığından faydalanmaya ve haksız gelir elde etmeye çalıştığını, kötü niyetle hareket ettiğini, müvekkiline ait tasarımlar ile dava konusu tasarımlar karşılaştırıldığında tasarımların bilgilenmiş kullanıcı genel izlenimi itibariyle birebir aynı olduğunun görülebileceğini, söz konusu tasarımları Dünyada ilk olarak müvekkilince kullanıldığını, başka firmaların da ilgili tasarımları kullanmasının davalıya haksız kullanma hakkı vermeyeceğini, ayrıca tüm mütecavizlere karşı hukuki yollara başvurduklarını ileri sürerek davalı adına TÜRKPATENT nezdinde tescilli 2017/04331 tescil numaralı çoklu tasarımlarından 5 numaralı tasarımın ve 2018/04024 tescil numaralı olan çoklu tasarımdan 41 ve 62 numaralı tasarımların hükümsüzlüğünü talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin tasarımlarının tamamının yenilik ve ayırt edicilik niteliklerini taşıdığını, davacının karşılaştırma yaparken sadece yan yüzeydeki geometrik biçimleri dikkate aldığını, gerektiği gibi bütünsel değerlendirildiğinde müvekkilinin ürünlerinin bilgilenmiş kullanıcı nezdinde ayırt edicilik kazandığının tespit edilebileceğini, dava konusu tasarımların outdoor ayakkabılarının bağlama biçimini ön plana çıkartan geometrik desenin bir moda akımı olduğunu, Dünyaca ünlü birçok markanın bu tasarımı kullandığını, cevap dilekçesinde sunulan Roma dönemine ait ayakkabı tasarımında da aynı gösterilen bağlama ve germe biçiminin getirdiği zorunluluktan ortaya çıkan bir geometrik biçim olduğunu, anonim karakterler taşıdığını, davacının bu tasarımı tekeline alamayacağını, tasarımlar arasında iltibastan söz edilemeyeceğini, müvekkilinin tescilli tasarımlarını kendi web adresi üzerinden satışa sunmasının kötü niyetli olmadığını, davacının Roma döneminden kalma bir tasarımı kendisinin yaptığını iddia etmesinin kötü niyetini gösterdiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tasarımı ile davacı tasarımının bilgilenmiş tüketici nezdinde benzer oldukları, bu anlamda ürünlerin değişik kısımlarının parça parça incelenmesi suretiyle bütüne ulaşma şeklindeki bilirkişi raporunun usulüne uygun görüldüğü, davalının davacıya ait tasarımın yeni olmadığı yönündeki savunmasının ise davacıya ait tasarımın hükümsüzlüğüne ilişkin bir davanın dosya içerisinde bulunmaması, davacının tasarımının tescilli olduğu sürece hukuki korumadan yararlanması nedeniyle yerinde olmadığı gerekçesiyle davalı adına tescilli 2017/04331 (5), 2018/04024 (41 ve 62) tescil numaralı tasarımların hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporuna ilişkin itirazların değerlendirilmediğini, gerekçeli karardaki davacı tasarımlarının ayırt edici olmadığının ancak dava yoluyla ileri sürülebileceğine dair gerekçenin savunma hakkını kısıtladığını, her iki tasarımın yer aldığı ürünlerdeki tek ortak noktanın, ayakkabı sayalarındaki üçgenimsi geometrik şekiller olduğunu, yalnızca ayakkabının yan yüzeyinde tek bir bölge ele alınarak değerlendirme yapılamayacağını, anılan şekillerin anonim tasarımlar olması ve aralarında azımsanmayacak düzeyde farklılıklar bulunması nedeniyle müvekkilinin tescilli tasarımlarının, davacı tasarımları ile iltibas oluşturmadığını, Roma döneminden kalan ayakkabı tasarımına ait görselden açıkça anlaşılacağı üzere yeni bir moda akımı olduğunu, outdoor ayakkabıların sayalarında kullanılan şekillerin, resimde gösterilen bağlama ve germe biçiminin getirdiği zorunluluktan ortaya çıktığını, anonim karakterler taşıdığını, bilirkişi raporunda ürünün parçalar halinde incelendiğini, bilirkişiler tarafından ayakkabının tasarımında bütününün değerlendirilmesinin gerektiğini, örnek olarak burnu, fordu, tabanı, yan ve üst görünüşleri yani bütünsel görünüşü dururken yalnızca yan yüzeyde trekking ayakkabılarında biçimsel yönden ortak özellik taşıyan ve tabanla sayanın yan yüzeyindeki outdoor ayakkabılarının genel olarak bağlama biçimin ön plana çıkartan geometrik desenin bir moda akımı olduğunu, dünyaca ünlü diğer marka ayakkabılarda da kullanıldığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı adına DM 085379 tescil numaralı çoklu tasarım belgesinin tescilli olduğu, davalı davacının tasarımlarının anonim olduğu ileri sürmüşse de, hükümsüzlük davası açmadığı, bu davada davacı tasarımlarının diğer firmaların tasarımları ile karşılaştırmasının yapılarak yenilik incelemesi yapılamayacağı, Roma döneminden beri kullanıldığı ileri sürülen bağlama biçimine ilişkin görsellerin de, davacı tasarımının anonim olduğunu göstermediği, davalının tasarımlar arasındaki ortak özelliğin “ayakkabı sayalarındaki üçgenimsi geometrik şekiller” olduğu, bilirkişilerce ürünlerin bütün olarak incelenmesi gerekirken, ürünlerin parçalar halinde incelendiğini ileri sürdüğü, davacının ayakkabı tasarım tescillerinin incelenmesinde, ayakkabı tasarımlarının yan yüzeylerindeki çizgi/desen tasarımlarının koyu renk çizgilerle belirgin hale getirildiği, tasarım inceleme kılavuzu hükümleri dikkate alındığında, ürünün bir parçasının korunmasının talep edilmesi halinde korunma talep edilen kısımların açıkça gösterilmesi gerektiği, fotoğraf veya çizim olarak sunulan görsel anlatımlarda, koruma talep edilen özelliklerin, sınırlarının açıkça çizilerek gösterilebileceği, sınırın dışındaki özelliklerin, koruma kapsamı dışında olduğunun kabul edileceği, bu durumda, somut olayda koyu renk ile işaretlenen kısımların korumasının talep edildiğinin anlaşıldığı, davalının ayakkabı ürününün tümü yönünden inceleme yapılmasını talep etmesinin yerinde görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; hatalı bir biçimde, bilirkişi raporuna ilişkin itirazların değerlendirilmediğini, sadece görünürde bir inceleme yapılmış olan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verildiğini, bir kişinin kendisini savunması için dava açma yükümü getirilmesinin savunma hakkını kısıtladığını, davacının tasarım tescilinin yenilik ve ayırt edicilik taşımadığı itirazlarını dava açmaya gerek kalmadan ileri sürebileceklerini, ürünlerdeki tek ortak noktanın, ayakkabı sayalarındaki üçgenimsi geometrik şekiller olduğunu, yalnızca ayakkabının yan yüzeyinde tek bir bölge ele alınarak değerlendirme yapılamayacağını, bu şekillerin de anonim olduğunu, aralarında azımsanmayacak düzeyde farklılıklar bulunması nedeniyle müvekkilinin tescilli tasarımlarının, davacı tasarımları ile iltibas oluşturmadığını, Roma döneminden bir ayakkabı tasarımına ait şeklin yeni bir moda akımı olması nedeniyle davacının, piyasada mevcut bir çok firmanın ve müvekkilinin outdoor ayakkabıların sayalarında kullanılan şekillerin bağlama ve germe biçiminin getirdiği zorunluluktan ortaya çıkan bir geometrik biçim olduğunu, anonim karakterler taşıdığını, davacının Roma döneminden kalma bir tasarımı kendisinin yaptığını iddia etmesinin kötü niyetini açıkça ortaya koyduğunu, bir tasarımın, sınai mülkiyet konusu olabilecek her türlü unsurun bir bütün olarak incelenmesi ve değerlendirilmesi gerektiğini, bilirkişi raporunda da açıkça yazıldığı üzere ürünün parçalar halinde incelendiğini, bilirkişilerin uzmanlıklarının bulunmadığını, örnek olarak burnu, fordu, tabanı, yan ve üst görünüşleri yani bütünsel görünüşü dururken yalnızca yan yüzeyde trekking ayakkabılarında biçimsel yönden ortak özellik taşıyan ve tabanla sayanın yan yüzeyindeki outdoor ayakkabılarının genel olarak bağlama biçimin ön plana çıkartan geometrik desenin bir moda akımı olduğunu, dünyaca ünlü diğer marka ayakkabılarda da kullanıldığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, tasarım hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 6769 sayılı Kanun'un 56 ncı ve 77 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.