11. Hukuk Dairesi 2023/4942 E. , 2024/2176 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/237 Esas, 2023/19 Karar HÜKÜM : Ret Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetk…
**11. Hukuk Dairesi 2023/4942 E. , 2024/2176 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/237 Esas, 2023/19 Karar HÜKÜM : Ret Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin yetkilisi olduğu AFM İnş. Tic. Ltd. Şti. ile davadışı senet lehtarı ... arasında 27.09.2012 tarihinde gayrimenkul satış sözleşmesi tanzim edildiğini, sözleşme gereği ...' in AFM Ltd. Şti.' nin banka hesaplarına gerekli ödemelerini yaptığını, ancak AFM İnş. Tic. Ltd. Şti'nin daireleri teslim edemediğini, bunun üzerine ödenen meblağın iadesi mümkün olmadığından bahse konu şirketi borçlandırmaya yetkili müvekkili tarafından şirket adına ...' in lehtar olduğu iki adet senet verildiğini, senetler vadesinde ödenmeyince ... tarafından AFM İnş. Ltd. Şirketi'ne protesto keşide edildiğini, senetlerin daha sonra davalıya ciro edilmiş olup, davalı tarafından İnegöl 2. İcra Müdürlüğünün 2013/4519 sayılı icra dosyasından icra takibine konulduğunu, müvekkilinin senetlerde borçlu veya kefil olmadığını, senetlerdeki şirket kaşesi üzerindeki iki adet imzanın varlığına dayanılarak müvekkilinin ad ve soyadının sonradan yazılarak, müvekkilinin senet borçlusu gösterilmeye çalışıldığını, protesto keşidesinden sonra ciro edilerek davalıya devredilmiş olması nedeniyle senetlerin devrinin alacağın temliki hükümlerine tabi olup, taraflar arasında alacağın temlikine ilişkin bir sözleşme bulunmadığını, senetlerin müvekkili adı olmayan ilk halinin fotokopisinin müvekkilinde olduğunu beyanla, müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, müvekkili hakkında yapılan icra takibinin iptaline ve davalı aleyhine icra tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde;davaya konu senetlerde biri şirkete, diğeri şahsa ait olmak üzere iki ayrı imza olduğunu, senetlerin müvekkiline bu şekilde verildiğini, davacının bahsettiği iç ilişkilerin müvekkilini ilgilendirmediğini, davacı tarafça icra takibine itiraz edilmediğini, ayrıca dava dışı şirketin dosyadaki satış sözleşmesinde tek imza kullandığının görülmekte olduğunu, bu nedenle senetlerdeki 2 nci imzanın davacıyı bağlayacağını belirterek davanın reddini, davacı aleyhine %20 tazminata karar verilmesini istemiştir. III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Mahkemece Verilen İlk Karar Mahkemece 23.09.2014 tarih, 2014/98 E., ve 2014/548 K. sayılı kararı ile kural olarak, senette keşideci bölümünde şirket temsilcilerinin (aynı kişinin) elinden çıkmış iki imzasının bulunması halinde ve imzalayanın şirket temsilcisi olması durumunda, imzalardan şirket kaşesi üzerine atılanın şirket, açığa atılan diğer imzanın da imza sahibinin şahsı adına atılmış olduğunun kabulünün zorunlu olduğu, zira, senetteki borçtan sorumlu olmak için keşidecinin tek imzasının yeterli olduğu, şirket kaşesi dışına atılan imzanın aval olarak değerlendirileceği(HGK' nın 05.10.2011 tarih ve 2011/12-480 sayılı kararı), dava konusu bononun ön yüzünde yer alan şirket kaşesinin üzerinde iki imza bulunduğu, bu bakımdan sorumluluğun davadışı şirkete ait olup, ikinci imzanın şirket kaşesi dışında bir yere atılmaması nedeniyle davacının şahsi sorumluluğunun sözkonusu olamayacağı, her ne kadar tahrifat iddiası yönünden İnegöl 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/266 E. sayılı dosyasında ceza yargılaması devam etmekte ise de, davacının ad ve soyadının sonradan yazılarak senet metninde tahrifat yapıldığı iddiasının yukarıda yapılan açıklamalar karşısında dava sonucuna da tesiri bulunmadığı, davalının senetleri ödememe protestosundan sonra ele geçirmiş olduğu, bu devrin alacağın temliki hükümlerine göre değerlendirilmesi ve ceza dosyasına göre lehtar olan davadışı ... hakkında sahtecilik suçundan dava açılmış olmasına göre, davalının davacıya karşı takibinde haksız olsa da kötü niyetli hareket ettiği ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, İnegöl 2. İcra Müdürlüğü'nün 2013/4519 sayılı icra takip dosyasında davacının takip konusu senetlere yönelik toplamda 75.000,00 TL asıl alacak ve bu alacağa bağlı fer'iler yönünden borçlu olmadığının tespitine, takibin davacı yönünden iptaline, davacının tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. B. Bozma Kararı Yargıtay Kapatılan 19. Hukuk Dairesinin 10.11.2015 tarih, 2015/13156 E. ve 2015/14423 K. sayılı kararıyla dava konusu senet üzerindeki davacının isminin sonradan yazıldığına ilişkin sahtecilik iddiasıyla ceza mahkemesinde dava açıldığı, bu davanın derdest olduğunun anlaşıldığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 74 üncü maddesi uyarınca ceza mahkemesindeki maddi olguyu tespit eden mahkûmiyet kararı hukuk hakimini bağlayıcı nitelikte olduğu, mahkemece, ceza mahkemesi sonucunda verilecek kararın kesinleşmesi beklenmesi gerektiği gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. C.Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, İnegöl 1. Asliye Ceza Mahkemesini 2022/707 E., 2022/897 K. sayılı dosyasının incelenmesinde; "...her ne kadar sanık hakkında Resmi Belgede Sahtecilik suçundan cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de; sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden sanığın üzerine atılı suçu işlediği sabit olmadığından 5271 sayılı CMK'nun 223/2-a maddesi uyarınca BERAATİNE,..." şeklinde karar verildiği, ceza mahkemesi kararlarının, hukuk mahkemesindeki davaya etkisini düzenleyen 6098 sayılı Kanunu'nun 74 üncü maddesinde hakimin, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı, ceza hakimi tarafından verilen beraat kararıyla bağlı bulunmadığı, aynı şekilde, ceza hakiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararının da, hukuk hakimini bağlamadığı düzenlenmesi bulunduğu, bu düzenleme nedeni ile ceza mahkemesinin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle fiilin hukuka aykırılığın konusu ile hukuk hakiminin bağlı olacağı, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını tespit eden ceza mahkemesi kararının taraflar yönünden kesin delil niteliğinde olacağı yönündeki Bölge Adliye Mahkemesi kararları da gözetilerek eldeki davada senedin geçerli ve sıhhatli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; sadece davalının ceza mahkemesinde beraat ettiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ceza mahkemesince beraat kararının suçun yasal unsurlarının oluşmaması nedeniyle verildiğini, yani senetlere davacının adının ve soyadının sonradan yazıldığı ilave edildiği kabul edilmiş ise de sadece davacının adının yazılmış olmasının yasada yazılı senette tahrifat suçunu oluşturmayacağının kabul edildiğini, verilen beraat kararının maddi vakıanın tespitine ilişkin olmadığını, bu nitelikteki beraat kararının hukuk mahkemesini bağlamayacağını, ceza mahkemesinin Yargıtayın bozma kararında gösterdiği nedenden dolayı suçun maddi unsurları oluşmadığından beraat kararı verdiğini, ancak Yargıtayın sanığın katılanın adını sonradan yazmış olduğunu kabul ettiğini, Yargıtay devamla borçlu ya da kefil sıfatıyla imzası bulunmayan senetlerden dolayı katılana borçlu sıfatı yüklenemeyeceği anlaşılmakla diyerek senetlerin katılan açısından geçersiz olduğunu tespit ettiğini, bu durumda mahkemece beraat kararı ile bağlı olmaksızın iddialarının ve delillerinin incelenerek gerek ... gerek davalı gerekse başka kişilerce senetlere sonradan anlaşmaya aykırı olarak eklemeler yapılıp yapılmadığının tespit ile yapılan eklemelerin davacıyı borç altına sokup sokmadığına karar verilmesi gerektiğini, delillerin incelenmesi noktasında; 2 adet bononun tanzim edildiği ilk durumunu gösterir ve davacı tarafından doldurulmuş halini gösteren fotokopilerin dosya içerisinde mevcut olduğunu, bu hali ile incelendiğinde senetler üzerinde borçlu olarak iki adet şirket kaşesinin mevcut olduğunu, kaşelerden bir tanesi üzerinde iki adet imzanın mevcut olduğunu, imzaların her ikisinin de kaşe üzerinde olup açığa atılan imzanın mevcut olmadığını, ödememe protestosunda senedin tanzim edildiği ilk durumuna göre yazılanların mevcut olduğunu, senet borçlusu şirket olup davacının adı ve soyadının mevcut olmadığını, noter tarafından da sonradan ödememe protestosu çekilmiş olmadığını, takibe konu senetlerde ise davalının ad ve soyadının senet metnine yazılı olduğunun görüldüğünü, bu durumda ödememe protestosu ile karşılaştırıldığında eklemenin ödememe protestosundan sonra icra takibinden önce senetlerin ... veya davalı elinde iken yapıldığının aşikar olduğunu, sadece bu hali ile dava konusu senetlerden davacının borçlu olmayacağının açık olduğunu, imza/yazı incelemesi yapılmaksızın davacı lehine karar verilmesi gerektiğini, bilirkişi raporu incelendiğinde; senet üzerinde 3 farlı kimyaya sahip kalem kullanıldığı, 03.06.2013 tarihinin ... eli ürünü olduğunu, ''... TC:...'' yazısının ise ne davacıya ne ...'e ne de davalıya ait olmadığının görüldüğünü, neticede ...'e verilen senetlerde davacının ad-soyadının bulunmadığını, bunların sonradan ödememe protestosu keşide edildikten sonra yazıldığını, davacı tarafından şirketi borçlandırıcı şekilde atılan her iki imzanın da kaşe üzerinde olduğunu, açığa atılan imza olmadığının sabit olduğunu, bu hali ile ilk mahkeme kararı ve bozma kararından tespit edildiği üzere davacının borçlu veya kefil sıfatının bulunmadığını, Yargıtay içtihatlarına göre kaşe haricinde açığa atılan mevcut ise hem şirket hem şirket yetkilisinin şahsen sorumlu olacağını, buna karşın sadece kaşe üzerinde imza mevcut ise açığa atılan imza mevcut değil ise senet borcundan şirket yetkilisinin şahsen sorumlu olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı aleyhine başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 2004 sayılı İcra İflas Kanunun 72 nci maddesi. 2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 74 üncü maddesi. 3. Değerlendirme 1. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir. 2.Takip dayanağı senetlerde keşideci bölümünde şirket temsilcilerinin elinden çıkmış iki imzasının bulunması halinde ve imzalayanın şirket temsilcisi olması durumunda imzalardan şirket kaşesi üzerine atılanın şirket, açığa atılan diğer imzanın da imza sahibinin şahsı adına atılmış olduğunun kabulü zorunludur. Zira senetteki borçtan sorumlu olmak için keşidecinin tek imzası yeterli olup birden fazla imza atılmasına gerek bulunmamaktadır. Bu açıklamalar ışığında sorumluluk doğması için keşidecinin atacağı tek imza yeterli olup, bononun ön yüzündeki ikinci imzanın atılması zorunluluğu olmadığından şirket kaşesi dışına atılan imza aval olarak değerlendirilir. Hal böyle olunca, her ne kadar olay nedeniyle tahrifat iddiası yönünden İnegöl 1. Asliye Ceza Mahkemesinde dava açılmış ve ‘… sanığın, ödemiş olduğu peşinat bedellerini sanıktan tahsil edebilmek için bonolara katılanın adına imza atılmaksızın sadece adının yazılmış olduğu, borçlu ya da kefil sıfatıyla imzası bulunmayan senetlerden dolayı katılana borçlu sıfatı yüklenemeyeceği anlaşılmakla, sanığın üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı anlaşıldığından sanık hakkında CMK 223/2-a maddesi gereğince beraatına karar vermek gerekmiştir.’ gerekçesi ile sanığın beraatına karar verilmiş ise de; bononun keşidecinin imzasının senet metninde yer almasının zorunlu unsur olduğu, keşidecinin isminin senet metninde yer almasının senedi geçersiz kılmayacağı, dava konusu bononun ön yüzünde yer alan şirket kaşesinin üzerinde iki imza bulunduğu, bu bakımdan sorumluluğun dava dışı şirkete ait olup ikinci imzanın şirket kaşesi dışında bir yere atılmaması nedeniyle davacının şahsı sorumluluğundan bahsedilemeyeceğinden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken senedin geçerli ve sıhhatli olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 18.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.