T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/1582 KARAR NO : 2026/285 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/05/2022 NUMARASI : 2020/500 Esas 2022/425 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ : 05/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 05/02/2026 Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen kar…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/1582 KARAR NO : 2026/285 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/05/2022 NUMARASI : 2020/500 Esas 2022/425 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ : 05/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 05/02/2026 Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından davalı şirkete verilen hizmet karşılığında davalı şirket tarafından müvekkili ile aralarında akdedilen sözleşme, haksız ve mesnetsiz olarak feshedilmeden önce kesilen 31/12/2016 tarihli 23.794,70TL bedelli ve 31/01/2017 tarihli 21.941,70 TL bedelli fatura alacağını, davalı şirket tarafından müvekkiline ödenmediğini ve davalı şirket aleyhine ilamsız icra takibi ikame edildiğini, davalı şirket tarafından davacı müvekkili gerek sözleşmenin haksız feshiyle, gerek davaya konu kesilen fatura bedelinin ödenmemesi sebebiyle mağdur edildiğini, davacı müvekkili lehine başlatmış olduğu icra takibine, davacı şirket tarafından takipteki borca, faize, faiz oranına ve borcun tam ferilerine itiraz edildiğini, davalı şirketin üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmeyerek müvekkilinin zarar göstermesine sebebiyet verdiğini, borçlunun itirazı varit olmadığını, haksız ve kötü niyetli olduğunu, bu nedenlerle Kemalpaşa İcra Müdürlğünün 2019/1508 esas sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu haksız ve yersiz itirazın iptali ile alacağın ferileriyle birlikte tahsiline, takibin devamına, alacağın %20sinden aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama harç giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini vekaleten arz ve talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın temelini oluşturan icra takibine dayanak fatura incelendiğinde, keşidecinin “.... İşletmesi” olduğu görüldüğünü, buna mukabil dava dilekçesi incelendiğinde, davacının “...” olarak gösterildiği görüldüğünü, davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığından ve bu husus dava şartı olduğundan davanın reddine karar verilmesini, ayrıca davacının, müvekkili şirketten hiçbir alacağı bulunmadığını, aksine müvekkili şirket, 4.065,85 TL tutarında alacaklı, icra takibi ile davaya konu 31.12.2016 tarih ve 23.794,70 TL bedelli fatura ile 31.01.2017 tarih ve 21.941,70 TL bedelli fatura gerçeği yansıtmadığını, unsurları belirtilen faturalara ilişkin herhangi bir mal veya hizmet alımı da bulunmadığını, ispat yükü davacı tarafa ait olup 6100 s. HMK m.200’de yer alan senetle ispat kuralı çerçevesinde alacağını ispat etmesi gerektiğini, unsurları belirtilen faturalar müvekkili şirkete tebliğ de edilmediğini, davacının kendi kendine keşide edip tebliğ dahi etmediği faturaların herhangi bir delil niteliği de bulunmadığını, davanın temelini oluşturan icra takibi incelendiğinde, dayanak belgenin 31.12.2016 tarih ve 23.794,70 TL bedelli fatura ile 31.01.2017 tarih ve 21.941,70 TL bedelli fatura olduğu görüleceğini, takip talebi incelendiğinde, 7.929,50 TL tutarında işlemiş faiz alacağı talebinde bulunulduğu görüleceğini, 31.12.2018 ve 25.06.2019 tarihli borca itiraz dilekçeleri incelendiğinde, işlemiş faize yönelik itirazımızın da bulunduğu görüleceğini, davanın harca esas değeri incelendiğinde ise, 53.665,90 TL olarak gösterildiği ve dolayısıyla işlemiş faiz miktarının da talep edildiğini, faturaya dayılı takiplerde sözleşme ile vade belirlenmemiş veya ihtarname ile temerrüt sağlanmamış ise ancak takip tarihinden itibaren faiz işletilebileceğini, bu durum karşısında, işlemiş faiz alacağı talebinde bulunulamayacağını, 7.929,50 TL tutarındaki işlemiş faiz alacağı talebinin de reddi gerektiğini, davacı yan her ne kadar icra inkar tazminatı talebinde bulunmuş ise de, var olduğu iddia olunan alacak likit olmadığını, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, likit olmayan alacağın varlığı halinde icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, buna mukabil, %20’den az olmamak kaydı ile davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi taleplerinin olduğunu, davanın reddine, %20’den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE: "...Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalının davacıya dayanak fatura nedeni ile borcu olup olmadığının tespiti ile davacının davalı aleyhine icra takibi yapmakta haklı olup olmadığı noktalarında toplandığı, mahkememizce hükme esas alınan kök ve ek bilirkişi raporlarında da her iki taraf ticari defterlerinin gerekli özeni gösterilemeden tutulduğu, davalı tarafından davacıya yapılan banka ödemeleri vs. kendi ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı gibi, davacı kayıtlarınında ise davalı alt hesaplarının hayali olarak kapatıldığından hesaplamalarda davalı tarafından sunulan belgeler esas alınarak yapıldığı ve davacı tarafından davalıya keşide edilen 2016/11 dönemi faturaların hem davacı hem davalı faturalarının tümünün her iki taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, 2016 yılında davalı tarafından davacıya kayıt edilen banka ödeme dekontlarının hiçbirinin davacı defterlerinde kayıtlı olmadığı, her ay sonu genel mahsup kayıtları ile borç ve alacak bakiyelerinin anlamsızca ve hayali olarak kapatıldığı, ancak davacı taraf cari hesap özetini hazırlarken dosyaya sunulu tüm banka ödeme belgelerinin davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu hesaplanırsa davacı tarafın davalıya 4.065,85 TL borç kaydının olacağı, ancak davacı tarafından davalı keşide edilen 31.12.2016 tarihli 94954 seri numaralı 23.794,70 TL+31.01.2017 tarihli 94955 Seri numaralı 21.941,70 TL olmak üzere toplam 45.736,40 TL faturanın davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve böylelikle davalı tarafın davacıya 41.670,55 TL alacaklı olacağı hesaplandığı, fakat davacı tarafından davalıya keşide edilen 45.736,40 TL tutarında ki 2 adet faturanın davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı tespit edildiği, davacı tarafından davalıya keşide edilen 45.736,40 TL tutarındaki son iki futanın davalı tarafa V.U.K ve T.T.K. uygun şekilde tebliğ edildiği ve bu hizmetin davacı tarafa verildiğin ispatlaması gerektiği, Ancak davaya konu uyuşmazlıkta ispat yükü kendisinde olan davacının bilirkişi kök ve ek raporunda belirtilen hususları ispatlaması gerektiği halde ispatlayamadığı, yeterli kanaat oluşturabilecek herhangi bir delil sunmadığı, iddiasını somutlaştırıp ortaya koyamadığı, soyut beyanla yetindiği anlaşılmakla, davacının davasını ispat edemediği mahkememizce kabul edilmiş olduğundan davacının davasının reddine, davacı tarafından yapılan takibin haksız ve alacağın likit olduğu kabul edildiğinden ihtilafa ve takibe konu olan 53.665,90 TL alacağın %20 si oranında kötüniyet tazminatının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile; "1-Davacının davasının REDDİNE, 2-Davacı tarafından yapılan takibin haksız ve alacağın likit olduğu kabul edildiğinden ihtilafa ve takibi konu olan 53.665,90-TL alacağın %20 si oranında kötü niyet tazminatının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine," şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; delil listelerinde dayandıkları delillerinin toplanmadığını, tanıklarının dinlenmediğini, yemin delilinin hatırlatılmadığını, hakimin davayı aydınlatma ödevini yerine getirilmediğini, hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporunun hükme esas alınmadığını, taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin ispatlanmış olmasına rağmen davaya konu faturalara istinaden hizmet verilip verilmediğinin mahkeme araştırılmadığını, müvekkili ile aynı/emsal durumda olan babası .... tarafından davalı aleyhine aynı tarihlerde ikame edilen İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/518 Esas sayılı dosyasında davanın tüm talepler yönünden kabulüne karar verildiğini, mahkemece, yalnızca dosyaya ibraz ettikleri banka kayıtları ve ticari defterler üzerinden bilirkişi raporu alınarak, hüküm kurmaya elverişli olmayan rapor esas alınarak hüküm tesis edildiğini, Yargıtay yerleşik içtihatlarında yemin delilinin hatırlatılmamasının bozma sebebi olarak kabul edildiğini, davalının öncelikle müvekkili ile aralarındaki sözleşmesel ilişkiyi inkar etmesi ve faturanın tebliğ edilmediğini iddia etmesinin tamamen kötü niyet ürünü olduğunu, tarafların ticari defterleri ve dosyada mübrez deliller dikkate alındığında davalının haksız ve mesnetsiz iddialarının tamamen borçtan kurtulmaya yönelik olduğunun açık olduğunu, aralarındaki sözleşmesel ilişkinin de açıkça işbu dosya nezdinde ispatlandığını, davalı tarafça, tebliğ alınarak önce işlenen ve işlendi kaşesi vurulan, daha sonra tek taraflı olarak tutmuş olduğu ticari defter kayıtlarından çıkartılarak müvekkiline geri gönderilen faturalara ilişkin olarak müvekkiline borçlu olmadığı iddiasının kabulünün mümkün olmadığını, davalının kendi içinde dahi çelişki taşıyan ticari kayıtlarının davalı lehine delil olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, faturadan kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir. İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Yemin delili, HMK'nın 225. ve devamındaki maddelerde düzenlenmiş olup yemin kesin delil niteliğindedir. Bir vakıayı ispat yükü kendisine düşen taraf, o vakıayı başka delillerle ispat edemezse, diğer tarafa yemin teklifinde bulunabilir. Yemin, iddianın ispatı yönünden başvurulacak son bir ispat vasıtasıdır. Yemin deliline dayanan taraf, iddia veya savunmasının diğer delillerle ispatlanmamış olması nedeniyle bu delile sıra gelmiş olduğunu başka türlü bilemeyeceğinden; Hakim, ispat yükü üzerine düşen tarafın, iddiasını yazılı delillerle ispat edemediği kanaatine vardığı takdirde, ispat yükü üzerine düşen tarafa, dava ya da cevap dilekçesinde dayandığı yemin delilini de resen hatırlatmalıdır. Aksi halde, ispat yükü üzerine düşen tarafın tüm delilleri toplanıp, değerlendirilmemiş olacağından, yemin teklifi hakkı kullandırılmadan karar verilemez. Bununla birlikte iddia veya savunmasını ispat edemeyen tarafa yemin teklif etme hakkının hatırlatılabilmesi için yemin deliline açıkça dayanılmış olması zorunludur. Davacı tarafça, sözleşme feshedilmeden önce kesilen 31/12/2016 tarihli 23.794,70TL bedelli ve 31/01/2017 tarihli 21.941,70 TL bedelli fatura alacağının davalı şirket tarafından ödenmediği, Kemalpaşa İcra Müdürlüğünün 2019/1508 esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığı, itiraz üzerine takibin durduğu iddiasıyla, itirazın iptali talebiyle dava açılmış olup, davalı taraf cevap dilekçesinde borcun bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir. Bir satım ilişkisinde satıcı taraf sattığı malın-hizmetin miktarını ve alıcıya teslimini, alıcı ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Takip ve dava konusu faturalarda teslim alan imzası bulunmadığı, davalı defterinde kayıtlı olmadıkları, davalı tarafından BA formu ile bildirilmedikleri görülmüştür. Bu açıklamalar uyarınca mahkemece; davacı vekilince dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanıldığı, ispat yükü kendisinde olan davacının toplanan delillere göre alacağın varlığı ve miktarını ispat edemediği gözetilerek karşı tarafa yemin teklif etme hakkı hatırlatılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir. Sonuç olarak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek derecede önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 353/a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava dosyasının kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine kesin olarak karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE, 2-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/05/2022 tarih, 2020/500 Esas ve 2022/425 Karar sayılı hükmünün 6100 sayılı HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından, davacı yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-İstinaf yoluna başvuran davacıdan alınan 80,70 TL istinaf maktu karar harcının istek halinde İADESİNE, 6-İstinaf yoluna başvuran davacıdan alınan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 7-İstinaf yargılama giderlerinin esas kararla birlikte ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. 05/02/2026