İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/02/2026 Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirkette 02/05/2019 tarihine kadar yönetim kurulu başkanı olduğunu, ancak müvekkilinin davalı şirketin iş ve işlemlerine müdahalesi ve bu hususta aldığı bir karar bulunmadığını, davalı şirketin hali hazırda olduğu gibi 2018-2019 yıllarında da bizzat yö…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/380 KARAR NO: 2026/348 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 20/10/2022 NUMARASI: 2021/210 Esas - 2022/760 Karar DAVA: Genel Kurul Kararının İptali DAVA TARİHİ : 29/03/2021 İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/02/2026 Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirkette 02/05/2019 tarihine kadar yönetim kurulu başkanı olduğunu, ancak müvekkilinin davalı şirketin iş ve işlemlerine müdahalesi ve bu hususta aldığı bir karar bulunmadığını, davalı şirketin hali hazırda olduğu gibi 2018-2019 yıllarında da bizzat yönetim kurulu üyeleri..., ..., ... ve... tarafından yönetildiğini, buna rağmen 30/12/2020 tarihinde yapılan 2018 ve 2019 yıllarına ilişkin olağan genel kurulda 6,7,8,9 ve 17 numaralı kararlarında müvekkilinin ibra edilmediğini,yönetim kurulu üyelerinin ibra edildiğini,yetki sahibi olan ve doğrudan sorumlu olan işbu yöneticilerin sorumluluktan kurtulmak için genel kuruldan bu şekilde karar çıkmasını sağladıklarını, ibranın kapsamına giren iş ve işlemlerde hiçbir müdahalesi, hiçbir bilgisi bulunmayan müvekkili bakımından ibra etmeme kararı verilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu belirterek davalı şirketin 30/12/2020 tarihinde yapılan 2018 ve 2019 yıllarına ilişkin olağan genel kurul toplantısının 6,7,8,9 ve 17 numaralı kararlarının iptaline, müvekkilinin ibrasına, dava dışı..., ..., ... ve... hakkında ibra edilmeme kararı verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili; davacının Ekim 2017'den Mayıs 2019'a kadar müvekkili şirketin yönetim kurulu başkanlığını yaptığını, şirketi "münferiden, herhangi bir sınırlamaya tabi olmaksızın" temsil ve ilzama yetkili olduğunu, davacı dışında 2018 ve 2019 yıllarında şirketi temsil ve ilzama yetkili başka bir kişi bulunmadığını, davacının hukuka aykırı iş ve işlemleri ile müvekkili şirketi zarara uğrattığını,şirketin öz kaynaklarını yitirdiğini, hem de binlerce yatırımcısını mağdur ettiğini,davaların aleyhe sonuçlanması sonucu müvekkili şirketin ödemekle yükümlü tutulacağı bedelin yaklaşık 9.000.000-TL civarında olduğunu,zarara sebebiyet veren davacının ibra edilmemesinde hukuka aykırılık olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; davalı şirketin 30.12.2020 tarihli genel kurul toplantısına davacının katılmadığı, dava tarihinde davalı şirket yönetim kurulu üyesi olmadığı, TTK'nın 446/1-d maddesine göre genel kurul kararının uygulanmasının yönetim kurulu üyelerinin herhangi birinin kişisel sorumluluğuna yol açacaksa, her bir üyenin iptal davası açabileceği,yönetim kurulu üyelerinin ibrası ya da azli gibi icrası gerekmeyen kararların iptalinin talep edilemeyeceği, bu nedenlerle davacının TTKnın 446 maddesinin 1-a, c ve d bentlerinde sayılan dava açmaya yetkili kişilerden olmadığı, davacının TTK'nın 446/1-b hükmündeki hallere dayanmadığı, buna göre davacının TTKnın 446. maddesine göre genel kurul kararlarının iptali davası açma hakkı bulunmadığı, ayrıca yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmemelerine karar verilmesi talep edilmiş ise de mahkemenin genel kurul yerine geçerek ibra edilmeme kararı veremeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili; genel kurulda sadece müvekkilinin ibra edilmediğini, aksine şirketin faaliyetlerini bizzat yürüten diğer yönetim kurulu üyelerinin ibra edildiğini, bizzat yönetimde yetki sahibi olan ve doğrudan sorumlu olan işbu yöneticilerin sorumluluktan kurtulmak adına yanlış yönlendirme yaptıklarını, bu nedenle genel kuruldan bu şekilde karar çıkmasını sağladıklarını, şirketin ilgili hesap dönemine ait iş ve işlemlerin akışı her yönüyle incelendiğinde bu durumun ortaya çıkacağını, inceleme sonucunda şirketin zarara uğratılmış ise sorumluların ..., ..., ... ve...'ın olduğunu, ilgili faaliyet dönemindeki ibranın kapsamına giren iş ve işlemlerde hiçbir müdahalesi, hiçbir bilgisi bulunmayan müvekkili bakımından ibra etmeme kararı verilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE:Dava, davalı şirketin 2018 ve 2019 yıllarına ilişkin 30/12/2020 tarihli genel kurulunda alınan 6, 7, 8, 9 ve 17 nolu kararın iptali istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nın 445. ve 446. maddelerinde; toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahiplerinin, yönetim kurulu ile kararların yerine getirilmesi kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa, yönetim kurulu üyelerinden her birinin kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine iptal davası açabileceği belirtilmiştir.İptal davası açabilmek için; toplantıya katılmak,red oyu vermek ve muhalefetini tutanağa geçirtmek şartları birlikte bulunmalıdır.Davalı şirketin 2018 ve 2019 yılına ilişkin olarak 30.12.2020 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında 6 nolu gündem maddesi ile, 2018 yılına ait faaliyet raporunun katılanların oy birliğiyle kabulüne, 7 nolu gündem maddesi ile, 2019 yılına ait faaliyet raporunun katılanların oy birliğiyle kabulüne, 8 nolu gündem maddesi ile, 2018 yılına ait yönetim kurulu üyesi davacı ...'ın katılanların oy çokluğuyla ibra edilmemesine, diğer yönetim kurulu üyelerinin oybirliğiyle ibra edilmesine, 9 nolu gündem maddesi ile, 2019 yılına ait yönetim kurulu üyesi davacı ...'ın katılanların oy çokluğuyla ibra edilmemesine, diğer yönetim kurulu üyelerinin oybirliğiyle ibra edilmesine, 17 nolu gündem maddesi ile, idari para cezası uygulanmasında sorumlu olduğu gerekçesiyle davacıya rücu edilmesine, diğer yönetim kurulu üyelerine rücuya gerek olmadığına dair katılanların oybirliğiyle karar alınmıştır.Mahkemece, davacının genel kurul kararının iptali için TTK.nın 446. maddesinin 1-a, b c ve d bentlerinde sayılan dava açmaya yetkili kişilerden olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de davacı davalı şirketi eski yönetim kurulu üyesi olup, ibra edilmeme ve şirkete uygulanan idari para cezası nedeniyle sorumluluğuna gidilmesine ilişkin kararın kişisel sorumluluğunu gerektirdiği kuşkusuzdur. Kendi hukuki durumunu etkileyecek bu kararın alınmasında TTK'nın 436. maddesi gereğince oy kullanma yasağının bulunması nedeniyle bu karara muhalefet şerhi koymasına gerek kalmaksızın iptal davası açma hakkı bulunmaktadır (Yargıtay 11. HD'nin 21/11/2006 tarih, 2006/10836-12054 sayılı kararı).Davacı vekilinin istinaf başvurusu bu yönüyle haklı görülmüştür. Yönetim kurulu üyesi hakkında ibra edilmeme ve sorumluluk davası açılmasına karar verildiği bir durumda sorumluluk davası açılmamışsa, pay sahibi ilgili yönetim kurulu üyesinin ibra edilmeme ve sorumluluk davası açılması yönündeki kararın iptali için dava açmakta hukukî yararı bulunmaktadır (Yargıtay 11. HD'nin 16/12/2024 tarihli, 2023/5361 esas 2024/9065 karar sayılı kararı). Somut uyuşmazlıkta davacı hakkında ibra edilmeme ve sorumluluk davası açılmasına karar verilmiş ise de hakkında sorumluluk davası açılmadığından davacının bu kararın iptalini istemekte hukuki yararı bulunmaktadır. Genel kurulda 6 ve 7 numaralı 2018,2019 yıllarına ilişkin faaliyet raporunun onaylanmasına ilişkin alınan karar yönünden ise; davacının genel kurul toplantısına katılmadığı, çağrıdaki ve gündemin ilanındaki usulsüzlüğe dayanmadığı, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediği yönünde bir iddiası olmadığı,kararların davacının sorumluluğuna yol açacak nitelikte olmadığı anlaşılmakla 6,7 no'lu kararların iptalini talep etme hakkı bulunmamaktadır. Alınan bilirkişi raporunda, davacının görev yaptığı dönemde davacının kusur ya da kastı ile şirkette özvarlık azalışına neden olduğu, davacının 35.000.000-TL'lik varlık satışı ile zarar yarattığı, 125.000.000-TL'lik hissenin ...'e fahiş fiyat ile satıldığı hususlarının davacının sorumluluğunu doğurucu nitelikte olduğu iddialarının ispata muhtaç kaldığı, ancak davalının iştiraki .......... Limited'e ait ....... ...AŞ hisselerinin ........'e devrinden kaynaklı 52.251.100-TL alacağın yönetici olarak sorumluluğu bulunan davacı tarafından akıbetinin açıklığa kavuşturulmadığı, davalı şirketin ... ...AŞ'de sahibi olduğu % 49 hissenin, .......... Limited'e ait % 51 hisseye nazaran 70.000.000-TL civarında düşük bedelle satıldığı hususları tespit edilmiş olup, bu işlemlerden dolayı davacının kusurlu olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Dava konusu genel kurulda katılanların oy birliği ile karar alınmış olup yönetim kurulu üyeleri ibra oylamasına katılmamıştır. Bunun dışında genel kurulda alınan kararın kararların yasaya, ana sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olmadığı, kararın geçersizliği sonucunu doğuran bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla genel kurul kararının iptali şartları oluşmamıştır. Öte yandan diğer yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmemesine karar verilmesi talep edilmiş ise de bu husus TTK'nın 408. maddesi gereğince genel kurulun devredilemez yetkisi kapsamında olduğundan mahkemece genel kurul yerine geçilerek karar alınamayacağından yerinde değildir. Açıklanan nedenlerle; davacının 8, 9 ve 17 no'lu kararlar yönünden dava açma hakkı bulunduğu halde aksi yönde gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına yeniden karar verilerek davanın reddine karar verilmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ./10/2022 Tarih, 2021/... Esas - 2022/... Karar sayılı kararın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın reddine," İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ; "Alınması gereken 732-TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından yatırılan 59,30-TL'nin mahsubu ile bakiye 672,70-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, Davalı vekili için takdir olunan 9.200-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine," Yatırılan 179,90-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davacıya iadesine, Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 26/02/2026