İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/02/2026 İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, 14/10/2015 tarihinde, davalılardan ...'un sürücüsü ve işleteni olduğu, …
8. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2025/2123 KARAR NO: 2026/258 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 29/05/2025 NUMARASI: 2024/704 Esas - 2025/634 Karar DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Maddi -Manevi Tazminat İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/02/2026 İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, 14/10/2015 tarihinde, davalılardan ...'un sürücüsü ve işleteni olduğu, davalı sigorta şirketine ... poliçesi ile sigortalı olan ... plaka sayılı otomobil ile müvekkili davacının yolcu olarak bulunduğu, davalı ...'in işleteni, davalı ...'in sürücüsü olduğu ... plaka sayılı servis minibüsünün çarpışması sonucunda meydana gelen trafik kazası neticesinde müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50.000,00-TL maddi, 200.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 14/10/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; 28.06.2021 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat talebini 548.062,72-TL olarak ıslah etmiştir.Davalı ... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde ... poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkil şirketin sorumluluğunun poliçedeki limitler ve sigortalı araca atfedilecek kusur oranı ile sınırlı olduğunu, zarar görenin müterafik kusuru ve hatır taşımasının somut olay yönünden değerlendirilmesi gerektiğini, belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin maliki olduğu ... plakalı okul servisini davacının durdurup araca zorla bindiğini, hostesin ısrarla bu aracın sadece çocukları taşıdığını, inmesi gerektiğini söylemesine rağmen araçtan inmediğini, çocukların okula geç kalmaması için mecburen öğretmen olan davacı ile yola çıkıldığını ve kazanın meydana geldiğini, servis şoförünün kusursuz olduğunu, kazada davalı ...'un kusurlu olduğunu, davacının zorla servise binerek ayakta seyahat ettiğini ve yaralandığını, kendi yaralanmasında kendisinin kusuru olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; diğer davalının mevzuata aykırı olarak davacıyı öğrenci olmadığı halde okul servisine bindirdiğini, sonuç itibariyle davacı o araçta yolculuk yapmasaydı bu tür zararların hiç birinin meydana gelmeyeceğini, zira servisteki 18 öğrenciye hiçbir şey olmadığını, davacının yaralanmasının sorumluluğunun davacı ve diğer davalı sürücü ...'e ait olduğunu, talep edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.İlk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulüne dair kararına karşı, davacı vekili, davalı sigorta şirketi vekili, davalı ... vekili ve davalı ... tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması neticesinde, Dairemizin 23/06/2022 tarih, 2022/786 Esas, 2022/915 Karar sayılı ilamı ile; ".. yerel mahkemece Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalından "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümlerine göre usulüne uygun, denetime ve karar vermeye elverişli olacak şekilde davacının maluliyet derecesi ve oranının belirlenmesi amacıyla yeni bir rapor alınıp hasıl olacak sonuca göre, usuli kazanılmış haklar da gözetilmek suretiyle karar verilmek üzere kararın kaldırılmasına karar vermek gerektiği'' gerekçesi ile, ilk derece mahkemesinin kararının HMK'nın 353/1.a-6 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, karar verilmiş, Dairemizin kaldırma kararı sonrasında yapılan yargılama neticesinde ilk derece mahkemesince; 1-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE; A) Maddi tazminata ilişkin davanın ıslah edilmiş miktar üzerinden talebin kabulü ile, 263.520,30-TL iş göremezlik tazminatının sigorta şirketi dışındaki davalılar yönünden 14.10.2015 tarihinden itibaren, sigorta şirketi yönünden dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine, -(Davalılar ..., ... ve sigorta şirketinin müştereken ve müteselsilen sorumluluğunun 209.848,56-TL'si ile sınırlı olduğunun tespitine,) -(Sigorta şirketinin poliçe limitiyle sorumlu olduğunun tespitine) B) Manevi tazminata ilişkin davanın KISMEN KABULÜ ile davacı ... için 40.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işeyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ..., ...'ndan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 2-Davacının fazlaya ilişkin maddi manevi tazminat taleplerinin REDDİNE, karar verilmiş, karara karşı davacı vekili, davalı sigorta şirketi vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; Dairemizin 11/07/2024, 2024/1116 Esas-2024/1216 Karar sayılı ilamıyla; "Somut olayda davacı devlet okulunda öğretmen olarak görev yapmakta olup, mahkeme tarafından geçici işgöremezlik tazminatı yanında sürekli işgöremezlik tazminatına da hükmedilmiştir. Mahkemece dairemizin kaldırma kararından sonra belirlenen %23 maluliyet oranı ve 9 ay geçici iş göremezlik süresine göre hükme esas alınan 28.08.2023 tarihli hesap bilirkişi raporunda davacının kaza tarihindeki bordrosuna göre geliri net asgari ücretin 2,46 katı olup, kaza tarihinden kaldırma kararından önceki rapor tarihine (16.06.2021) kadar ki süreler için dosyada mübrez bodrolara göre (2015-2020 yılları arası) bilinen dönem hesabı yapıldığı ve pasif dönemin 60 yaşında başladığı kabul edilerek hesaplama yapıldığı anlaşılmıştır. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. Bu durumda mahkemece bilinen dönem için esas alınmak üzere davacının çalıştığı kurumdan kaza tarihinden kaldırma kararından sonraki aktüer bilirkişi raporu tarihine (28.08.2023) kadarki gelirleri ile ilgili bordroları istenilmek suretiyle ve davacı devlet memuru olduğundan 65 yaş ikmaline kadar çalışabileceği göz önüne alınarak aldırılacak ek bilirkişi raporunun sonucuna göre (diğer hesaplama verileri aynı kalmak kaydıyla ve tarafların kazanılmış haklarına halel gelmemek kaydıyla) sürekli işgöremezlik tazminatına hükmedilmesi gerekirken bunun gözetilmemesi doğru görülmemiştir.( Bkz. Yargıtay 4. HD'nin 2023/7944 Esas, 2023/12657 Karar sayılı ilamı ve Yargıtay 17. HD'nin 2014/22409 Esas-2017/7045 Karar sayılı 20.06.2017 tarihli ilamı) Bundan ayrı, Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda BK.nın 43. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Hâkim, tazminattan mutlaka indirm yapmak zorunda değilse de, bunun dahi gerekçesini kararında tartışması ve nedenlerini göstermesi gerekir. Hatır taşıması indirimi davacının, kaza sırasında yolcu olduğu aracın ZMM sigortacısı yönünden, şartları var ise uygulanacak bir indirim olup, dosya kapsamına göre, davalı ...AŞ kazaya karışan karşı araç ...'si olmakla, davacının yolcu olduğu aracın ...'si olmadığından bu hususun da karar yerinde gözetilmesi gerektiği..." gerekçesiyle; ilk derece mahkemesinin kararının 2 defa kaldırılmasına karar verilmiştir. Dairece verilen kaldırma kararından sonra 2024/704 Esasına kayıtlanan davanın yargılaması neticesinde mahkemece; -Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE; -Maddi tazminata ilişkin davanın ıslah edilmiş miktar üzerinden talebin kabulü ile, 548.062,72-TL sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatının sigorta şirketi dışındaki davalılar yönünden 14.10.2015 tarihinden itibaren, sigorta şirketi yönünden dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine, -(Sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti olan 290.000,00 TL ile sınırlı olduğunun tespitine) -Manevi tazminata ilişkin davanın KISMEN KABULÜ ile davacı ... için 80.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işeyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ... ile ... mirasçıları olan ..., ... ve...''ndan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, -Davacının fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin REDDİNE, karar verilmiştir. Karara karşı davalı ... vekili, davalı...Şirketi vekili, davacı ... vekili ve davalı ... mirasçıları ..., ... ve... vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı ... vekilinin istinaf nedenleri; mahkemece alınan kusur raporunda davacıya atfedilen bir kusur bulunmadığı, davacıya atfedilen %20 müterafik kusur oranının doğru olmadığı, hatır taşınmasının somut olayda koşullarının oluşmadığı, red edilen talepler yönünden aleyhine 30.000,00-TL vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu, daha önce verilen istinaf kararı sonrasında alacak miktarının arttığı, ancak ikinci ıslah talebinin reddedildiği, oysa istinaf kaldırma kararı sonrası ıslah yolunun açık olduğu, yeni bir yargılamaya başlandığı, usul ekonomisi gereği ıslah talebinin kabul edilmesi gerekirken, reddedilmesinin hatalı olduğuna yöneliktir. Davalı ... vekilinin istinaf nedenleri; müvekkiline atfedilen kusuru ve iş bu kusura yönelik mahkemece verilen müşterek ve müteselsil sorumluluğun kabul edilmediği, kusur kabul edilmemekle birlikte mahkemece tespit edilen %20 kusur üzerinden KTK'nın 88/2.maddesi hükmü uyarınca müvekkilinin ancak bu oran üzerinden sorumlu tutulabileceği, kazanın oluşumunda müvekkilinin hiçbir kusurunun bulunmadığına yöneliktir.Davalı .......... Şirketi vekilinin istinaf nedenleri; sigortalı araç sürücüsünün %20 oranındaki kusuru nispetinde sorumluluğa hükmedilmesi gerekirken, bunun yapılmamış olmasının hatalı olduğu, her iki fiilden doğan sorumluluğun ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, müşterek ve müteselsil sorumluluk hükmünün kurulmasının hatalı olduğu, davacı yanın kusur açısından müteselsil sorumluluk hükümlerine dayanmadığı, kusurun tamamı üzerinden müteselsilen tazminat talep edildiğine ilişkin dava dilekçesinde herhangi bir ibarenin bulunmadığı, davacı öğretmen olup, dava konusu kazanın okul-öğrenci servisinde okula gitmekte iken meydana gelmiş olması nedeniyle iş kazası niteliğinde olduğu, bu nedenle SGK'ya müzekkere yazılarak davacı yanın rücuya dayalı ödeme alıp almadığının sorulması, henüz iş kazası başvurusu yapılmadıysa davacılara bu yönde süre verilmesi ve bekletici mesele yapılması gerekirken hatalı şekilde doğrudan hüküm kurulduğu, öğretmen olan davacının gelir kaybından bahsedemeyeceği, ek gelire ilişkin ispata elverişli bir belge bulunmadığı, davacının devlet memuru olması nedeniyle geçici olarak çalışmadığı dönemde de maaşını tam olarak alması nedeniyle, geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilmesinin sebepsiz zenginleşmeye yol açacağı, yapılan hesaplamanın hatalı olduğu, gerçek zararın belirlenmesi için TRH ve 1,8 teknik faiz ile hesaplama yapılması gerektiği, SGK'dan rücuya tabi bir ödeme alındığı bilirkişi tarafından tespit edilmiş olup mahsubunun gerektiği, en son verilere göre hazırlanan rapora 2016 veya daha öncesi bir tarihten faiz işletilmesinin doğru olmadığı, faiz taleplerinin reddinin gerektiği, aksi halde hüküm veya rapor tarihinden faize hükmedilmesinin uygun olacağı, poliçe limitiyle sorumlu olan müvekkili aleyhine hükmedilecek ferilerinde poliçe limitine oranlanması gerektiği hususlarına yöneliktir. Davalı ... mirasçıları ..., ... ve... vekilinin istinaf nedenleri ise; kusurun davacıda olduğu, servis şoförünün servise binmenin yasak olduğunu söylemesine rağmen, davacının servis aracına bindiği, davanın tüm tazminatlar yönünden reddine karar verilmesi gerektiği hususlarına yöneliktir.Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.(1)Toplanan delillerin ilk derece mahkemesinin kararı ve gerekçesi ile birlikte, istinaf başvuru sebepleri de göz önüne alınarak incelenmesi ve değerlendirilmesi neticesinde, dosyadaki bilgi ve belgelere göre ilk derece mahkemesince delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile çıkarılan sonuç ve oluşturulan hükümde (-aşağıda açıklanacak husus hariç olmak üzere-) usul ve yasaya aykırılık olmamasına, trafik kazasına bağlı tazminat hesaplamalarında Dairemizin kaldırma kararı doğrultusunda alınan ve TRH 2010 bakiye yaşam tablosu ile progresif rant yöntemine uygun olarak hazırlanan 08.04.2025 tarihli aktüer ek raporuna göre karar verilmiş olup raporda herhangi bir hatalı hesaplama olmamasına, trafik kazasının oluşumunda tarafların kusur durumunun, dosya kapsamı ve kazanın oluş şekline uygun, denetime açık, açıklayıcı, ayrıntılı, gerekçeli ve hüküm vermeye elverişli bilirkişi heyet raporu ile tespit edilmiş olmasına ve söz konusu raporun hükme esas kabul edilerek sigortalı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda %20 oranında kusurlu kabul edilmesinde bir hata bulunmamasına, 2918 sayılı KTK'nın 88 ve TBK'nın 61 ve devamı madde hükümleri ile yine TBK'nın 162 ve devamı madde hükümlerine göre; sigortacı dahil, haksız eylem sorumlularından her biri teselsül hükümleri uyarınca tam tazminatla yükümlü olduklarından, kusursuz olan veya bir miktar kusurlu bulunan davacı taraf, yasanın verdiği müteselsil talep hakkından açıkça vazgeçmedikçe, kendi kusuru dışında kalan tüm kusur sorumlularının tamamına veya bir kaçına ya da birine karşı dava açarak uğradığı zararın tamamının giderilmesini isteyebileceğinden, davacı taraf dışında kalan diğer kişi veya kişilere ait kusur oranlarının ne olduğunun zarar sorumlularının kendi iç ilişkilerini ilgilendiren bir husus olup, kusursuz olan zarar görene karşı ileri sürülemeyen, ancak rücuda dikkate alınabilecek bir durum olduğundan, istinaf eden davalılar ve davalı sigorta şirketinin bu yönü ile müteselsil sorumluluk gereğince tazminatın tamamından sorumlu tutulmasında bir hata olmamasına, yerleşik yargısal içtihatları gereğince bedensel zararın bir türü olan geçici iş göremezlik tazminatından davalı sigorta şirketinin tedavi (sağlık) giderine ilişkin poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu olmasına, SGK Cibali Sağlık ve Sosyal Güvenlik Merkezinin 26.05.2016 tarihli müzekkere cevabına göre davacıya herhangi bir ödeme yapılmamış olmasına göre rücuya tabi bir ödememeden bahsedilemeyecek olmasına, somut olayda olduğu gibi kısmi davada ancak bir kez ıslah dilekçesi sunulabilecek olmasına göre, istinaf eden taraf vekillerinin bu yönlere isabet eden istinaf itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir. (2)Müterafik kusur ve hatır taşımasına yönelik istinaf nedenlerinin incelenmesinde;Müterafik kusur; 6098 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi uyarınca zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış (müterafik kusur hâli söz konusu) ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.Somut olayda, davacının yolcu konumunda olduğu servis aracında ayakta yolculuk yapmak suretiyle seyahat etmesi nedeniyle zararın artmasında katkısının bulunduğu gözetilerek 6098 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi gereğince Yargıtay ilgili Dairesinin ve Dairemizin yerleşik uygulamasına göre % 20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle tazminat miktarının belirlenmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Hatır taşıması;Menfaat karşılığı olmayan taşımalarda, kaza tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51.madde hükmü uyarınca (benzer düzenleme 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 43.maddesinde de mevcuttur) tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Ancak bir hatır taşımasından söz edebilmek için de yaralanan ya da ölen karşılıksız taşınmış olmalıdır. Bu bakımdan hatır taşıması ilişkisinin değerlendirilmesinde, taşıma ya da kullanmanın kimin çıkar ve yararına olduğunun saptanması önemli olup, yarar ekonomik olabileceği gibi ortak toplumsal yararları da ilgilendirilebilir. Taşıma ve kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin (sürücü) bir çıkarı veya yararı bulunması halinde hatır taşımasından söz edilemeyecektir.Bu açıklamadan sonra somut olaya dönüldüğünde, davacının yolculuk yaptığı servis aracında yolculuk yaparken bir bedel karşılığında taşındığı veya bu taşımanın araç sürücüsü ve işleten yararına olduğu, davacı tarafından ileri sürülüp kanıtlanamadığına göre, mahkemece taşımanın bir hatır taşıması olduğu kabul edilerek belirlenen tazminat miktarından, yerleşmiş yargısal uygulamalar doğrultusunda %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılarak karar verilmiş olması doğrudur.(3)Manevi tazminata ilişkin vekilinin istinaf itirazının incelenmesinde; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56/1. maddesine göre, hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi tazminat adı ile hak sahibi yararına takdir edeceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, malvarlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. O halde, tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerektiği kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde, takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden; hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Bu durumda; kazanın meydana geldiği tarih (14/10/2015), oluş şekli, sonuçları, kusur durumu, davacının yaralanmasının niteliği ve kaza tarihindeki yaşı (davacı kaza neticesinde basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı, vücudunda kemik kırıklarının yaşam fonksiyonlarına etkisinin orta(3) derecede, ve 9 aya kadar iyileşebilecek biçimde yaralanarak %23 maluliyete uğramış olup, kaza tarihinde 46 yaşındadır), olay tarihindeki paranın alım gücü, tarafların dosyaya yansıyan sosyoekonomik durumları ile yukarıda açıklanan ilkeler birlikte değerlendirildiğinde davacının manevi tazminata ilişkin talebinin tamamen kabulüne karar verilmesi olanaklı değilse de; böyle bir kazanın davacının kalan yaşamındaki etkisi ve manevi tazminatın bir sebepsiz zenginleşme aracı olmaması yanında tatmin duygusuna ulaşılacak kadar olması gereği dikkate alındığında hüküm altına alınan manevi tazminat miktarında bir isabetsizlik olmadığı anlaşılmıştır. (4)Davalı sigorta şirketinin harç, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin kendileri yönünden hatalı tespit edildiğine yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde; Davacı ...'ın yaralanması ile sonuçlanan trafik kazasına karışan ... plaka sayılı aracın davalı sigorta şirketi nezdinde ... sigortalı olduğu ve kaza tarihi itibariyle davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun kapsamını belirleyen poliçe limitinin 290.000,00-TL olduğu konusunda taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı gibi limitin 290.000,00-TL ile sınırlı olduğu dosya kapsamından da anlaşılmaktadır. Her ne kadar yerel mahkemece doğru olarak davalı sigorta şirketinin poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olduğuna karar verilmiş ise de davalı sigorta şirketi, maddi tazminata ilişkin olarak poliçe limiti ile sınırlı sorumluluğa sahip bulunduğundan, hükmedilen sadece bu miktarla sınırlı olacak şekilde diğer davalılarla birlikte harç, yargılama gideri ve avukatlık ücretiyle sorumlu tutulabilir. (Bknz. Yargıtay 17.HD'nin 2019/6611 Esas,2020/4503 Karar sayılı ilamı) Yerel mahkemece açıklanan bu husus üzerinde durulmadan ve herhangi bir oranlama yapılmadan hükmedilen tüm tazminatlar üzerinden hesaplanan harç, yargılama gideri ve maddi tazminata ilişkin avukatlık ücretinin tamamı bakımından diğer davalılarla birlikte sorumluluğu yoluna gidilmesi doğru olmamıştır. Bu husustaki istinaf başvurusu yerindedir. (5)Davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde;Mahkemece davacı vekilinin maddi tazminata yönelik talebinin ıslah dilekçesi doğrultusunda tam olarak kabulüne karar verilmiş olduğu ancak hüküm kısmının 8 nolu bendinde '' ..reddedilen maddi tazminat yönünden; karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesince tayin ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil eden davalılara verilmesine..'' karar verilmiş olması isabetli olmamıştır.Sonuç olarak; yukarıda (4 )ve (5 )nolu bentlerde gösterilen biçimde gerçekleşen isabetsiz uygulamanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı vekili ve davalı sigorta şirketi tarafından yapılan istinaf başvurusunun açıklanan nedenlere münhasır kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK.m.3531-b/2 hükmü uyarınca kaldırılması, esas hakkında yeniden hüküm tesisi gerekmiştir. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1/Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/05/2025 tarih, 2024/704 Esas, 2025/634 Karar sayılı kararına karşı davalı ..., davalı ...Şirketi vekili ve davalı ... mirasçıları ..., ... ve... vekilinin istinaf başvurularının; yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda (1), (2) ve (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda (5) nolu bentte açıklanan nedene münhasıran KABULÜNE, davalı ...Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda (4) nolu bentte açıklanan nedene münhasıran KABULÜNE (HMK.m.353/1-b/2) a/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı ve davalı ...Şirketi tarafından yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talepleri halinde kendilerine ayrı ayrı iadesine, b/İstinaf yasa yoluna başvuran davalı ... ve davalı ... mirasçıları ..., ... ve... tarafından yatırılması gereken 42.902,96-TL harçtan peşin yatırılan 20.437,58-TL harcın düşümü ile bakiye 22.465,38-TL harcın davalı ... ve ... mirasçıları ..., ... ve...'ndan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına, c/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, d/İstinaf yasa yoluna başvuran taraflar tarafından istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin takdiren kendi üzerinde bırakılmasına, 2/Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/05/2025 tarih, 2024/...... Esas, 2025/..... Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, a/Maddi tazminata ilişkin davanın KABULÜ ile; (28/06/2021 tarihli ıslah dilekçesiyle bağlı kalınarak ) 548.062,72-TL sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatının, davalılar ..., ... ile ... mirasçıları olan ..., ... ve... yönünden kaza tarihi olan 14/10/2015 tarihinden itibaren, sigorta şirketi yönünden dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan (davalı sigorta şirketi yönünden 290.000,00-TL poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla) müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine, b/Manevi tazminata ilişkin davanın KISMEN KABULÜ ile; 80.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 14/10/2015 tarihinden itibaren işeyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ... ile ... mirasçıları olan ..., ... ve...'ndan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, c/Davacının fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin REDDİNE, d/Tahsilde mükerrerlik olmaması koşuluyla- Kabul edilen tazminat miktarları üzerinden alınması gerekli 42.902,96-TL karar ve ilam harcından davacı tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan 4.269,38-TL harç ile 8.506,00-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 12.775,96-TL harcın mahsubu ile bakiye 30.127,58-TL harcın davalılardan, (davalı sigorta şirketinin sorumluluğu 13.909,90-TL ile sınırlı olmak kaydıyla) müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına, e/Davacı tarafça yatırılan 4.269,38-TL peşin ile 8.506,00-TL ıslah ve 29,20-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 12.804,58-TL harcın davalılardan (davalı sigorta Şirketinin sorumluluğu 5.911,87-TL ile sınırlı olmak üzere) müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara VERİLMESİNE, f/Maddi tazminat talebi yönünden; davacı yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13(1) maddesi uyarınca hükmedilen maddi tazminat için takdir edilen 86.209,41-TL vekalet ücretinin davalılardan ( davalı sigorta şirketinin sorumluluğu 46.400,00-TL ile sınırlı olmak kaydıyla) müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, g/Kabul edilen manevi tazminat yönünden; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince tayin ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalılar ... mirasçıları olan ..., ... ve..., ..., ...'dan alınarak davacıya VERİLMESİNE, h/Reddedilen manevi tazminat yönünden; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince tayin ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar ... mirasçıları olan ..., ... ve..., ..., ve ...'a VERİLMESİNE, ı/Davacı tarafça yapılan toplam 15.161,10-TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 12.724,04-TL'sinin (davalı sigorta şirketinin sorumluluğu 5.877,47-TL ile sınırlı olmak kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına, i/Davalı ... tarafında yapılan 250,00-TL bilirkişi ücreti ile 700,00-TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 950,00-TL yargılama gideri, davalı sigorta şirketi tarafından yapılan 550,00-TL posta ve tebligat gideri ile davalı müteveffa ... tarafından yapılan 200,00-TL posta ve tebligat giderinin davanın kabul ve ret durumuna göre davalılar üzerinde bırakılmasına, j/Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 361 ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.18/02/2026