11. Hukuk Dairesi 2008/6045 E. , 2010/2117 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26/12/2007 tarih ve 2007/484-2007/947 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 23.02.2010 gününde davacı avukatı ...ile davalı avukatı ... geldiler, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukat…
**11. Hukuk Dairesi 2008/6045 E. , 2010/2117 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26/12/2007 tarih ve 2007/484-2007/947 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 23.02.2010 gününde davacı avukatı ...ile davalı avukatı ... geldiler, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalıların Almanya ve Liechtenstein'da kurdukları şirketler aracılığı ile yüksek oranlarda faiz garantisi ve geri ödeme güvencesiyle milyonlarca DM para topladığını, aynı garantilerin verildiği davacıdan 60.00 DM tahsil eden davalıların ihtarnameye rağmen parayı davacıya iade etmediğini ileri sürerek, 60.000 DM (30.677,51 Euro) karşılığı 55.220 YTL'nın faiziyle birlikte davalılardan tahsiline, davacı ile davalılar arasında TTK, SPK, Bankalar Kanunu ve diğer mevzuata aykırı şekilde kurulan ilişkinin hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, davacının para verdiğini iddia ettiği dava dışı şirketin müvekkili şirketten bağımsız tüzel kişiliğe sahip bir şirket olduğunu, davacının muhatabının dava dışı Jetpa AG olup, müvekkillerine husumet yöneltilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının katılım bedelini yatırarak ortaklık sözleşmesi imzaladığı, kendisine kâr payı ortaklık sertifikası veren şirketin Jetpa International Marketing and Treding AG şirketi olup, ayrı bir tüzel kişiliği bulunduğu, davalılar ile ortaklık ilişkisi olmasının davalı şahsa imza yetkilisi sıfatı vermeyeceği sonucuna varılarak, pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir. Davacı vekili, davalı ...’ün tek imza ile yetkilisi olduğu Jetpa Grubu’nun Almanya’da Jetpa International Marketing and Trading GmbH’ni, Liechtenstein’da Jetpa International Marketing and Trading AG’ni kurduğunu, adı geçen şirketler aracılığı ile yurt dışında toplanan paraların Türkiye’de kurulu olan davalı ... AŞ’ne aktarılmak suretiyle davalıların şahsi hesaplarına aktarıldığını, davacıdan da aynı usulle Jetpa International Marketing and Trading AG aracılığı ile alınan paranın ihtarnameye rağmen iade edilmediğini iddia ederek, davalıların hukuka aykırı para topladıklarının tespiti ile taraflar arasındaki mevzuata aykırı kurulan ilişkinin hükümsüzlüğüne, 60.000 DM karşılığı olan 55.220 YTL’nın faiziyle birlikte davalılardan tahsilini istemiştir. Yargılama sırasında davacı vekili, sanıklar arasından davalı ...’ün de bulunduğu Bakırköy 8.Ağır Ceza Mahkemesinde 2002/614 E numarası ile açılan davada adı geçen sanığın mahkûmiyetine karar verildiğini iddia ederek, ceza mahkemesi kararını ve o dosyada alınan bilirkişi raporunu dosyaya sunmuştur. Bakırköy 8.Ağır Ceza Mahkemesinin 2002/614 E, 2006/359 K sayılı dosyasında, “Jetpa Holding AŞ’ne ait hisselerin büyük kısmına Jetpa GmbH’nin sahip olduğu, Jetpa AG’nin de Jetpa GmbH’nin hisselerinin büyük kısmına sahip olduğu” tespitinden sonra “sanık ...’ün yurt dışındaki Jetpa GmbH şirketinin sessiz ortaklarından topladığı paraları, ortak olduğu Jetpa Holding AŞ’ne sermaye taahhüdünü yerine getirmek için Türkiye’ye aktardığı, Jetpa Holding AŞ’nin de bu paraların hisse alımından dolayı borçlu göründüğü ...ve ...’a borçlarını ödemek üzere kullandırıldığı, Fadıl Akgündüz’ün yurt dışından topladığı ve çeşitli hesaplar yardımı ile yurt içinde Holding hesabına geçirdiği paraların bir kısmını değişik şirketlerine kullandırdığı ve bir kısım paraları da şahsi hesaplarına geçirdiği, tüm bu şirketlerin tek imza yetkilisinin sanık ... olduğu, Jetpa AG’nin tasfiye işleminin başladığı ve mahkemece iflasının kabul edildiği, Jetpa GmbH şirketinden Türkiye’ye büyük oranda döviz getirdiğinin belirlendiği, sanık ...’ün broşürler ve ortaklara yazdığı mektuplarla hileli, milli ve dini duyguları kullanarak aldatıcı hareketlerde bulunduğu, ilk başlarda müştekilere kâr payı şeklinde yapılan ödemelerin de bir aldatmaca olduğu, gerçekte müştekilere kâr payı ödemediği, sanık eyleminin nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu” gerekçesiyle sanık ...’ün mahkumiyetine karar verildiği, ancak temyiz inceleme aşamasında olan kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır. İşbu dava dosyası içine sunulan Dairemiz kararlarında bahsi geçen ceza mahkemesi kararı ve bilirkişi raporu tartışılmamış olup, işbu davada emsal olarak kabul edilemez. 21.12.1998 tarihli “Ortaklık Sözleşmesi”, “Kâr payı ortaklık sertifikası” ve “tahsilat makbuzu” başlıklı belge ile 60.000 DM ödemek sureti ile davacı ile dava dışı Jetpa International Marketing and Trading AG arasında “sessiz ortak” tabir edilen bir ortaklık ilişkisi kurulmuştur. Temyiz aşamasında sunulan belgelerden de adı geçen yabancı şirketin iflasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Akdi ilişkinin davacı ile dava dışı şirket arasında olup, davacılara karşı bir talepte bulunulamayacağı gerekçesi ile dava reddedilmiş ise de, davalıların dava dışı şirket ile organik bağı bulunduğu ve yabancı şirket kasasında bulunan paraların hukuka aykırı olarak davalı şirkete ve oradan da davalı gerçek kişi hesabına aktarıldığı iddia edildiğine göre, mahkemece, BK’nun 53.maddesi gereğince ceza mahkemesi tarafından belirlenen maddi vakıaların hukuk hakimini de bağlayacağı gözetilerek, ceza mahkemesi tarafından verilen kararın kesinleşip kesinleşmediği, kesinleşmesi halinde, tespit edilen maddi vakıaların neler olduğu; ceza mahkemesi kararının kesinleşmemesi halinde, taraf vekillerine kanıtlarını sunması için süre verilerek, sunulacak kanıtlar ile ceza mahkemesi dosyasındaki tüm belgeler birlikte incelenmek ve gerektiğinde uzman kişilerden oluşan heyetten bilirkişi raporu alınarak, davacının uğradığını iddia ettiği zarardan davalıların sorumlu olup olmayacağının belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın reddedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 750,00 TL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.