11. Hukuk Dairesi 2023/2914 E. , 2024/5542 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/440 Esas, 2023/398 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/167 E., 2022/1108 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince b…
**11. Hukuk Dairesi 2023/2914 E. , 2024/5542 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/440 Esas, 2023/398 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/167 E., 2022/1108 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 02.07.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat İpek Gülce Önal Karaca dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında düzenlenen tek satıcılık sözleşmesinin davalı tarafça gereği gibi ifa edilmediğini, bu kapsamda müvekkili tarafından haklı nedenle feshedilen sözleşme kapsamında müvekkilinin oluşan olumlu zararının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla şimdilik 501.000,00 TL olarak davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 35.1 maddesinde tahkim şartı bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar davacı taraf, sözleşmenin 35.1 maddesinde düzenlenen tahkim şartını gerek Brezilya hukukuna gerekse Türk hukukuna göre geçersiz olduğunu iddia etmiş ise de; tahkim şartını içeren sözleşmenin 35.1 maddesinde tahkim heyetinin kaç kişiden oluşacağı, tahkimde hangi yönetmeliğin uygulanacağı ve tahkim yerinin neresi olacağının kararlaştırıldığı, bu bağlamda tarafların uyuşmazlığın tahkimle çözülmesi hususundaki iradelerini açıkça ortaya koydukları, dolayısıyla sözleşmede belirtilen tahkim şartının geçerli olduğu, davalı tarafın ilk itiraz olarak tahkim şartını ileri sürdüğü, bu bağlamda davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki tek satıcılık sözleşmesinde bir tahkim kaydı karalaştırılmış olsa da bu kayıdın gerek Brezilya hukukuna gerekse Türk hukukuna göre geçersiz olduğunu, taraf iradeleri uyuşmakla birlikte şekil kurallarına veya kanunun emredici hükümlerine aykırı olan sözleşmelerin hukuken kurulduklarını ancak geçersiz olduğunu, yerel mahkemece bu yönde bir değerlendirme yapılmadığını, taraflar arasındaki tek satıcılık sözleşmesine uygulanacak hukuk olarak Brezilya hukuku seçilmiş olduğundan, tahkim kaydının geçersizliğinin öncelikle Brezilya hukuku açısından değerlendirilmesi gerektiğini, taraflar arasındaki tek satıcılık sözleşmesinin Brezilya hukuku açısından genel işlem koşulu içeren sözleşme niteliği taşıdığını, sözleşme müzakere edilmeksizin tamamen davalı tarafça hazırlandığını, müvekkilinin sözleşme hükümlerine müdahale edemediğini, Brezilya hukukunda genel işlem koşulu içeren sözleşmelerin "Katılma sözleşmelerinin karakteristik özelliği, sözleşme tarafları arasında eşitsizlik bulunmasıdır; en temelde taraflardan biri, daha önce hazırladığı koşul ve hükümleri diğer tarafa dayatır. Bu nedenle, sözleşmenin içeriği ve hükümlerine ilişkin bir müzakere bulunmamaktadır; dolayısıyla karşı taraf, diğer tarafın önerisini kabul etmekle sınırlandırılmıştır. Her şeyden önce bu tarz sözleşmelerde, ekonomik üstünlüğüne dayalı olarak taraflardan birinin sözleşme hükümlerini tek taraflı olarak hazırladığı; ekonomik açıdan güçsüz olan sözleşme tarafının karşı tarafın dayattığı genel sözleşme hükümlerini onayladığı farz edilir." şeklinde tanımlandığını, Brezilya Tahkim Kanunu'nun (9.307/1996 sayılı Kanun) 4. maddesinin 2. fıkrasında, genel işlem koşulu içeren sözleşmelerde yer alan tahkim kaydının geçerli olabilmesi bazı şekil kuralları öngörüldüğünü, Brezilya Yargıtayı'nın (Adalet Yüksek Mahkemesi - S. T. J.) pek çok kararında, genel işlem koşulu içeren sözleşmelerde Brezilya Tahkim Kanunu md. 4/2'de aranan şartlar sağlanmaksızın kararlaştırılan tahkim kaydının geçersiz olduğuna hükmedildiğini, taraflar arasındaki tek satıcılık sözleşmesi incelendiğinde görüleceği üzere sözleşmenin 35.1. maddesinde kararlaştırılan tahkim kaydının, Brezilya Tahkim Kanunu md. 4/2'de aranan şekil şartlarını taşımadığını, müvekkili tarafından ayrıca tahkim süreci başlatılmadığından, anılan tahkim kaydının Brezilya hukukuna göre geçersiz olduğunu, tek satıcılık sözleşmesinde kararlaştırılan tahkim kaydının Türk hukukuna göre de geçersiz olduğunu, tahkim kaydında, sözleşmeden doğan uyuşmazlıkların Brezilya-Kanada Tahkim Merkezi kurallarına göre çözümleneceğinin, tahkim yerinin Sao Paulo, tahkim dilinin ise Portekizce olduğunun kararlaştırıldığını, tarafların işletme merkezlerinin bulunduğu yer, şirket yetkililerinin ana dili gibi hususlar gözetildiğinde, ilgili tahkim kaydının "asimetrik tahkim kaydı" niteliği taşıdığını, davalı şirketin merkezinin aynı zamanda tahkim yeri olarak seçilen Sao Paulo şehrinde olduğunu, şirket yetkilisinin Brezilya vatandaşı olduğunu ve Brezilya'nın resmi dilinin Portekizce olduğunu, buna karşın müvekkili şirketin İstanbul'da kurulu, yetkilileri Türk vatandaşı olan kimseler olduğunu ve Portekizce dil bilgileri bulunmadığını, diğer yandan Portekizce, sözgelimi İngilizce gibi uluslararası ticarette sıklıkla tercih edilen bir dil olmadığı gibi Sao Paulo veya Brezilya-Kanada Tahkim Merkezi, örneğin ICC Tahkimi veya Londra yahut Paris gibi uluslararası ticari uyuşmazlıkların çözümünde sıklıkla seçilen ve uzmanlık yahut bağımsızlık gibi özel niteliklerinden ötürü öne çıkan yerlerden de olmadığını, bu haliyle tahkim kaydının genel işlem koşullarının içerik denetiminin düzenlendiği Türk Borçlar Kanunu md. 25 hükmüne aykırılık taşıdığını, kesin hükümsüzlük yaptırımına tabi olduğunu, sözleşme tarafları dikkate alınarak seçilen tahkim dili ile tahkim yerinin özellikleri gözetildiğinde, taraflar arasında bir uyuşmazlık ortaya çıktığında müvekkilinin Sao Paulo şehrinde ve Portekizce dilinde yapılacak bir tahkim yargılamasında, davalı şirkete nazaran dürüstlük kurallarına aykırı bir şekilde önemli ölçüde dezavantajlı konumda bulunacağının açık olduğunu, tek satıcılık sözleşmesinde bulunan tahkim kaydı, müvekkilinin mahkemelere erişim hakkı ile hukuki dinlenilme hakkını ölçüsüz bir şekilde sınırlamakta ve taraflar arasında bulunması gereken silahların eşitliği ilkesini, herhangi bir haklı ve makul gerekçesi olmaksızın davalı şirketin lehine olacak şekilde bozduğunu, tek satıcılık sözleşmesinde yer alan tahkim kaydı, Türk hukukuna göre de geçersiz olduğunu, tahkim kaydının geçersiz olduğu durumlarda yetkili Türk mahkemesinin ilgili tahkim kaydının geçersizliğine hükmetmesi ve dosyanın esasına girmesi gerektiğini ileri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tahkim iradesinin tahkim sözleşmesinin kurucu unsuru olduğu, tahkim iradesinin bulunmadığı uyuşmazlıkların tahkime elverişli olduğunu kabul edebilmenin mümkün olmadığı, ayrıca uyuşmazlığın belirli olması gerektiği, somut olayda, sözleşmenin 35.1 maddesinde, bu sözleşmenin yürütülmesi, ifası veya yorumlaması sonucu veya bunlarla bağlantılı olarak doğan/doğacak tüm anlaşmazlıkların söz konusu kurallara uygun olarak atanan 3 hakem tarafından çözülmesinin düzenlendiği, tahkim şartı bulunduğu sürece uyuşmazlığın nihai olarak tahkimde çözümlenmesi gerektiği, o halde tahkim sözleşmesinin geçerli bir sözleşme olduğu, davaya konu uyuşmazlığın sözleşmeye göre açık ve net bir şekilde tahkim koşuluna bağıtlandığı, davacı vekilinin tahkim şartının geçersiz olduğuna yönelik istinaf sebebinin yerinde görülmediği, gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, taraflar arasında imzalanan tek satıcılık sözleşmesinin davalı tarafça gereği gibi ifa edilmemesi nedeniyle sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği nedenine dayalı olarak açılan denkleştirme bedeli ve olumlu zararın tazmini talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.