T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1214 Esas KARAR NO: 2026/418 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2020/429 Esas- 2023/232 Karar TARİH : 20/03/2023 DAVA:ALACAK (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 02/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yo…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1214 Esas KARAR NO: 2026/418 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2020/429 Esas- 2023/232 Karar TARİH : 20/03/2023 DAVA:ALACAK (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 02/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının... numaralı Taksitli Ticari Kredi sözleşmesine kefil olduğunu, kredi sözleşmesi hükümlerine aykırı davranarak kredi taksitleri vadelerinde ödemediğini, borçlu ve davalı kefile, ...Genel Müdürlüğü tarafından keşideci sıfatıyla .... Noterliği'nce... yevmiye numaralı 09.01.2019 tarihli ihtarname ile muaccel hale gelen borcun 7 gün içinde ödenmesi, aksi takdirde sözleşme hükümleri ve yasal mevzuat gereğince yasal takibe geçileceğinin bildirildiğini, borçlunun kendisine verilen 7 günlük süre içerisinde ödeme yapmadığını, gönderilen bu ihtarname ile kredi borcunun tamamı fer'ileriyle birlikte muaccel hale geldiğini, davalıya gönderilen ihtarnameye rağmen, davalı sözleşme hükümlerini yerine getirmeyerek kefil olduğu müvekkili bankadan kullanmış olduğu krediye ilişkin borcunu ödemediğini, davalı ile banka arasında imzalanan Kredi Sözleşmesi'nin ilgili hükümleri gereğince, davalı aleyhine .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile takibe geçilerek davalı tarafa ödeme emri gönderildiğini, davalı tarafın 03.03.2020 tarihli itiraz dilekçesi ile tüm dosya borcuna, işlemiş olan faiz miktarına, faiz oranına ve borcun tüm ferilerine haksız olarak itiraz ettiği ve icra takibi durduğunu, davalının itirazlarının haksız, mesnetsiz ve sırf alacağın tahsilini geciktirmek amaçlı olduğunu belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalı tarafın itirazının iptali ile .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasından açılan icra takibinin devamına, % 20'den az olmamak icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İcra takibine itiraz ettiğini, ödeme emrinde borcun sebebi olarak ”Bankamız ile imzalanan sözleşme / sözleşmeler, ihtarname / ihtarnameler, hesap özeti/hesap özetleri " olarak gösterildiğini, ancak bu belgeler ya da tasdikli örneği icra ve dava dosyasında olmadığı gibi, davalıya da gönderilmediğini, davacının alacağı, dava dışı ... ile davacı banka arasında akdedilmiş olan Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklandığını, muayyen bir borç ikrarını içeren belgeye dayanmaksızın banka defter ve kayıtlarına dayalı yapılan ilamsız takibe itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasında alacaklı banka alacağının varlığını, miktarını ve koşullarını ispatlamakla yükümlü olduğu, kefil olarak borçlu gösterilen davalı müvekkili açısından kredilerle ilgili olarak konusunda uzman bir bilirkişi ya da bilirkişi kurulundan banka kayıtları üzerinde yaptırılacak inceleme sonucunda borcun varlığının, hangi sözleşmeden kaynaklandığının, miktarının ve koşullarının açıkça belirlenmesi ve sonucuna göre davalıların kefalet sorumluluğunun bulunup bulunmadığının saptanmasına olanak sağlayacak bir rapor alınması gerektiği, asıl borçlunun borcunu ödemediği müteselsil kefile ihbar edilmedikçe asıl borçlunun temerrüdü nedeniyle oluşan temerrüt faizinden müteselsil kefil sorumlu tutulamayacağı, davacı banka tarafından talep edilen faiz, bsmv, haksız, fahiş, hukuka ve kanuna aykırı olduğu, bu nedenle, faize, faiz oranına ve işlemiş ve işletilecek faize ve alacağın diğer tüm ferilerine itiraz ettiği, Kaynak Kullanım Destekleme Fonu (KKDF) hakkındaki Bakanlar Kurulu Kararına göre kanuni ve idari takibe alınan kredilere KKDF kesintisi yapılamayacağından banka hesabın kat'ı tarihinden sonrası için KKDF alacağı talebinde bulunamayacağı, Yargıtay'ın birçok kararında belirtildiği üzere müteselsil kefilin de, BSMV'nden sorumluluğu olmadığı, BK. m. 104.1ll'e göre temerrüt faizine faiz yürütülemeyeceği, sonuç olarak davacı bankanın alacağının ve ferilerinin varlığı ve miktarı ve koşullarının kesin olarak saptanması gerektiğinden, davacı banka tarafından müvekkiline hesap kat ihtarnamesi gönderilmediğinden ve kefil olduğu ve muaccel hale gelmiş bir borcunun olduğu kendisine ihtaren bildirilmediğinden söz konusu ilamsız takibe haklı olarak itiraz etme zorunluluğu doğduğu, müvekkilin kötü niyetli olduğu iddiaları kesinlikle doğru olmadığı, davacının bu konudaki haksız ve mesnetsiz iddialarını kabul etmediği, davalı icra takibine itirazında haklı olduğundan davacı banka aleyhine ?420'den az olmamak üzere haksız takip tazminatına, kötü niyet tazminatına hükmedilmesini ve davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 20/03/2023 tarih ve 2020/429 Esas- 2023/232 Karar sayılı kararında;"........Alınan bilirkişi rapor ve ek raporu ile yapılan hesaplamada davacı bankanın davalıdan 12.02.2019 takip tarihi itibariyle 97.796,15-TL ana para, 3.042.54-TL işlemiş faiz, 152,13-TL BSMV, 394,98-TL noter ihtarname masrafı olmak üzere toplam 101.385,80-TL alacaklı olduğu hesaplanmıştır. Takip tarihinden sonra uygulanacak temerrüt faizi oranının ise % 64 olduğu bildirilmiştir. Rapora itibar etmemek için bir neden görülmediğinden hükme esas alınmıştır.İcra takibine yapılan itiraz haksız olduğundan ve likit (belirlenebilir) hüküm altına alınan alacak üzerinden % 20 hesabıyla davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile, '' Davanın KISMEN KABULÜNE, 1-Davacının ..... İcra Müdürlügünün ... sayılı dosyası ile davalı/borçlu aleyhine başlattığı icra takibine İTİRAZIN KISMEN İPTALİNE, Takibin 97.796,15-TL asıl alacak, 3.042,54-TL işlemiş faiz, 152,13-TL BSMV, 394,98-TL Noter ihtarname masrafı olmak üzere toplam 101.385,80-TL üzerinden DEVAMINA, Asıl alacağa takip tarihinden itibaren %64 temerrüt faizi UYGULANMASINA, İcra takibine yapılan itiraz haksız olduğundan ve likit (belirlenebilir) hüküm altına alınan alacak (101.385,80-TL) üzerinden % 20 hesabıyla 20.277,16-TL İcra inkar tazminatının davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı tarafından icra takip dayanağı olarak gösterilen sözleşme, ihtarname, hesap özetinin icra takibine eklenmediğini ve davalıya tebliğ edilmediğini, yine davanın dayanağı olan kredi sözleşmesi dava dosyasına ibraz edilmediğini, hangi kredi için takip yapıldığının, hangi kredi için dava açıldığının, ticari kredi mi, kredili mevduat hesabı mı, kredi kartı mı dava dosyasından anlaşılmadığını, davacı bankanın dava konusu krediye ilişkin akdi faiz ve temerrüt faizi oranlarının bile tespit edilemediğini, bilirkişi raporunda da bu durumun anlaşıldığını, davalıya ihtarnamenin tebliğ edilmemesi sebebiyle davalı açısından alacağın muaccel olmadığını, davacının alacağını ve miktarını ispat etmesi gerektiğini ve bu hususun teknik bir konu olması sebebiyle bilirkişi raporu alınması gerektiğini, davacı bankanın davalıdan taksitli ticari kredi sebebiyle alacak talebinde bulunduğunu, davacı bankanın da yapmış olduğu gibi, uygulamada Bankalar, kefilin imzası olsun veya olmasın tüm GKS'leri birleştirip tek bir alacak olarak kefelet limiti ile talepte bulunmakta olduğunu, bu taleplerine de .....'lerde matbu olarak yer alan "kredi alanın doğmuş ve doğacak tüm borçlarının teminatı olarak ... TL'ye kadar kefilim" maddelerine dayandırmakta olduğunu, bu maddenin hukuken geçersiz olduğunu ve bu konuda çokça Yargıtay kararı bulunmakta olduğunu, kefaletin, belirli veya en azından kefaletin verildiği anda belirlenebilir olması halinde geçerli olduğunu, ancak somut kredi sözleşmesinde belirli olmadığından davalının sorumluluğunun doğmadığını, faiz oranının fahiş olduğunu, bankanın tek başına faiz oranını belirleme yetkisinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu ve gabin niteliğinde olduğunu, Kaynak Kullanım Destekleme Fonu(KKDF) hakkındaki Bakanlar Kurulu Kararına göre kanuni ve idari takibe alınan kredilere KKDF kesintisi yapılamayacağından banka hesabın kat’ı tarihinden sonrası için KKDF alacağı talebinde bulunamayacağını, davalının BSMV sorumluluğunun bulunmadığını, BK. m. 104.III'e göre temerrüt faizine faiz yürütülemeyeceğini, Yargıtay'ın haklı olarak üzerinde durduğu husus, temerrüt tarihinden takip veya dava tarihine kadar işleyen temerrüt faizinin takip sırasında asıl alacağa eklenerek bu ikisinin toplamı üzerinden tekrar temerrüt faizi istenemeyeceğini, böyle bir uygulama BK. m. 104/III'a aykırı olacağını, icra inkar tazminatının koşulları oluşmadığı gibi aksinin kabulü halinde de sadece asıl alacak üzerinden hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacı ile dava dışı asıl borçlu ... arasından akdedilen davalının müteselsil kefil olduğu genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı ile dava dışı asıl borçlu ... arasında 04/05/2017 tarihli 160.000,00 TL limitli genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesi akdedildiği, davalının sözleşmeye 160.000,00 TL limitle müteselsil kefil olduğu, kefalet sözleşmesinin TBK'nın 583 ve 584 maddesinde düzenlenen tüm şartları taşıdığı ve geçerli olduğu, davalının dava dışı asıl borçlunun mevcut ve doğacak borçlarına kefil olduğuna ve faiz belirleme yetkisine ilişkin maddeleri de dahil kefalet yükümlülüklerine ilişkin maddelerini okuduğunu ve Banka yetkilileri tarafından bilgilendirildiğini, bu yükümlülükleri anladığını ve müzakere etmek suretiyle kabul ettiğini belirterek kredi sözleşmesini serbest iradesi ile imzaladığını, bunun yanında dava konusu dava dışı asıl borçluya kullandırılan taksitli ticari kredi ödeme planının da davalı tarafından kabul edilerek imzalandığı, dolayısıyla genel işlem koşullarının ve gabin şartlarının oluşmadığı, kefil olunan kredi sözleşmesinin ve kullandırılan kredinin belirli olduğu, bankanın işleminin usul ve yasaya aykırı olmadığı, icra takip dayanağından gösterilen kredi sözleşmesi, taksitli ticari kredi ödeme planı, ödenen ve ödenmeyen kredi taksitleri, kat ihtarı, ihtarnamenin tebliğ şerhleri, masraflara ilişkin belgelerin dava dosyasına sunulduğu, icra takip talebinde alacağın taksitli ticari krediden kaynaklandığının belirtildiği, dayanak belgelerin icra takip talebine eklenmemesinin icra takibi geçerli olduğu sürece itirazın iptali davasını usulsüz hale getirmeyeceği, hesabın kat edilmesinin kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın muacceliyeti için yeterli olduğu, ayrıca ihtarın tebliği şartının zorunlu olmadığı, kefile ihtarnamenin tebliğ edilememesi halinde temerrütünün icra takibinden itibaren başladığı, hükme esas alınan bilirkişi ek raporunda da buna uygun olarak hesaplama yapıldığı, tacir olan bankanın TTK'nın 20 maddesi uyarınca ücret ve faiz talebinde bulunma hakkının bulunduğu, sözleşmenin 10.5 maddesi dikkate alınarak Mahkemeye banka tarafından bildirilen ve kredilere fiilen uygulanan en yüksek akdi faiz oranın iki katı oranında temerrüt faizinin belirlenmesinin sözleşmeye uygun olduğu, yine kat tarihinden temerrüt tarihine kadar işlemiş akdi faiz alacağının asıl alacakla kapitalize edilmeksizin hesaplama yapılmasının usul ve yasaya uygun olduğu, sözleşmede KKDF ve BSMV'den asıl borçlu ve dolayısıyla kefilin sorumlu olduğunun hüküm altına alındığı, davacı alacağının genel kredi sözleşmesi, ödeme planı ve kat ihtarı likit olup icra inkar tazminatı şartlarının oluştuğu, davalının icra takibindeki tüm alacağa itiraz etmiş olması sebebiyle icra inkar tazminatının hüküm altına alınan asıl alacak ve ferileri üzerinden hükmedilmesinin yerinde olduğu anlaşılmakla Mahkemece bu hususlar gözetilerek verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 6.925,66 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 1.731,41 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.194,25 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 02/03/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.