Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2024/1243 E. , 2024/2133 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2024/1243 Karar No:2024/2133 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Sanayi Ticaret Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Maden ve Petrol İşleri Ge
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2024/1243 E. , 2024/2133 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2024/1243 Karar No:2024/2133 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Sanayi Ticaret Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'nce 08/07/2019 tarihinde gerçekleştirilen Denizli ili hudutlarında bulunan ER:... sayılı II. Grup maden sahası arama ruhsatı ihalesinin uygun bulunmamasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Bağlı, İlgili ve İlişkili Kuruluşlar Taşınmaz Komisyonu (Taşınmaz Komisyonu) kararı ile anılan kararın bildirilmesine ilişkin ... tarih ve E... sayılı MAPEG işleminin ve davacı şirketin ruhsat başvurusunun reddine dair ... tarih ve E... sayılı MAPEG işleminin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacı şirketin işletme ruhsatı başvurusunun mevzuata uygun olduğu, davalı idarece bu başvurunun hangi gerekçeyle reddedildiğine dair herhangi bir açıklama yapılmadığı, objektif, ciddi ve hukuken kabul edilebilir herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığı, ruhsat başvurusunun takdir yetkisine dayanılarak reddedildiği anlaşıldığından, dava konusu işlemlerde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, dava konusu işlemlerde sebep ve konu unsurları yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı, 2018/8 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi uyarınca işlem tesis edilmesinin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: USUL YÖNÜNDEN: MADDİ OLAY : Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'nce 08/07/2019 tarihinde Denizli ili hudutlarında bulunan ER:... sayılı II. Grup maden sahası arama ruhsatı ihalesi gerçekleştirilmiştir. İhaleye tek istekli olarak katılan davacı tarafından kapalı zarf içerisinde sunulan teklif mektubu ile 55.000,00-TL teklif edilmiş, ihale komisyonunun 08/07/2019 tarihli kararı ile bu bedel üzerinden ihale davacı şirketin üzerinde bırakılmış, ihale bedeli yatırma takip çizelgesi düzenlenerek ihale tamamlanmış, davacı şirket işletme ruhsatı düzenlenmesi talebiyle davalı idareye başvurmuştur. İhale komisyonunun ihaleyi sonuçlandıran kararı, 2018/8 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi uyarınca Taşınmaz Komisyonu'na sunulmuş, ... tarih ve ... sayılı Taşınmaz Komisyonu kararı ile dava konusu ihalenin uygun bulunmadığına karar verilmiştir. İhale onayının uygun bulunmamasına yönelik Taşınmaz Komisyonu kararı ... tarih ve E... sayılı MAPEG işlemiyle davacıya bildirilmiştir. ... tarih ve E... sayılı MAPEG işlemiyle, Taşınmaz Komisyonunca ihale onayı uygun bulunmadığından ruhsat başvurusu hakkında yapılacak bir işlem olmadığına karar verilmiştir. Bunun üzerine söz konusu işlemlerin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, idarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları idarî dava türleri arasında sayılmış; 14. maddesinin üçüncü fıkrasında, dilekçelerin görev ve yetki, idarî merci tecavüzü, ehliyet, idarî davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, süre aşımı, husumet ve Kanun'un 3. ve 5. maddelerine uygun olup olmadıkları yönlerinden sırasıyla inceleneceği belirtilmiş; 15. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, yetkili olmayan mahkemeye açılan davanın yetki yönünden reddine karar verileceği kurala bağlanmıştır. 2577 sayılı Kanun'un "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda söz konusu yargılama usûlünün uygulanacağı; (g) bendinde, verilen nihaî kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde temyiz yoluna başvurulabileceği kurala bağlanmıştır. 2577 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun'un 19. maddesiyle değiştirilen "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin 1. fıkrasında, idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabileceği; 6. fıkrasında, bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğu, 8. fıkrasında, ivedi yargılama usûlüne tâbi olan davalarda istinaf yoluna başvurulamayacağı kuralları yer almıştır. 2577 sayılı Kanun'un "İdarî davalarda genel yetki" başlıklı 32. maddesinin birinci fıkrasında, "Göreve ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla, bu Kanun'da veya özel kanunlarda yetkili idare mahkemesinin gösterilmemiş olması hâlinde, yetkili idare mahkemesi, dava konusu olan idarî işlemi veya idarî sözleşmeyi yapan idarî merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir."; 34. maddesinin birinci fıkrasında ise, "İmar, kamulaştırma, yıkım, işgal, tahsis, ruhsat ve iskan gibi taşınmaz mallarla ilgili mevzuatın uygulanmasında veya bunlara bağlı her türlü haklara veya kamu mallarına ilişkin idarî davalarda yetkili mahkeme taşınmaz malların bulunduğu yer idare mahkemesidir." kurallarına yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: a) Yetkili yargı yeri yönünden yapılan incelemede; İdari davalarda genel yetki, 2577 sayılı Kanun'un 32. maddesinde düzenlenmiş olup 32. maddenin birinci fıkrasına göre, iptal davalarında yetki konusundaki genel kural, dava konusu idari işlemi tesis eden idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesinin yetkili olmasıdır. 2577 sayılı Kanun'un 33. ile 37. maddeleri arasında ise, kamu görevlileri ile ilgili davalarda, taşınmaz ve taşınır mallara ilişkin davalarda, tam yargı davalarında ve vergi uyuşmazlıklarında geçerli olan özel yetki kuralları düzenlenmiştir. 2577 sayılı Kanun'un 34. maddesinde, taşınmaz mallarla ilgili mevzuatın uygulanmasından kaynaklanan iptal ve tam yargı davaları ile konusu taşınmaz mal olan idarî sözleşme uyuşmazlıklarından ve ayrıca kamu mallarına ilişkin idari davalardan söz edilmiştir. Maddenin öngördüğü yetki kuralı özel ve kesin nitelikte olduğundan; anılan davaların mutlaka uyuşmazlık konusu taşınmaz malın bulunduğu yerdeki idare mahkemesinde görülmesi gerekmekte, 32. maddenin birinci fıkrasındaki genel yetki kuralının bu alanda geçerliliği bulunmamaktadır (YENİCE Kâzım / ESİN Yüksel, Açıklamalı-İçtihatlı-Notlu İdari Yargılama Usulü, 1983, Ankara, s.656). Aslında, 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinde düzenlenen idarî dava türlerinden hiç birinin konusu taşınmaz mallar değildir. Dolayısıyla, 34. maddede yer alan "taşınmaz mallara ilişkin davalar" ifadesinden anlaşılması gereken, taşınmaz malları konu edinen idarî davalar değil; "idarî uyuşmazlığın kaynağı olan taşınmaz mallarla ilgili bir isteği karşılayan" ya da "taşınmaz mallar üzerindeki bir hakkı ihlâl eden" idarî işlemleri konu edinen idarî davalardır (CANDAN Turgut, Açıklamalı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 2017, Ankara, s.929). Bu durumda, idarî dava türlerinden olan iptal davalarında, yetkili mahkemenin tespitinde kural olarak 32. maddede belirlenen ilkenin uygulanmasının esas olduğu; bu genel kuraldan ayrılmanın ancak istisna öngören özel bir yetki kuralının varlığı hâlinde mümkün olduğu; 2577 sayılı Kanun'un 34. maddesinde düzenlenen özel yetki kuralının ise taşınmaz mallarla ilgili mevzuatın uygulanmasını veya taşınmaza bağlı hakları konu alan işlemlere karşı açılan davalara yönelik olduğu açıktır. Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından MAPEG tarafından gerçekleştirilen maden sahası arama ruhsatı ihalesinin uygun bulunmamasına ilişkin Taşınmaz Komisyonu kararı ile anılan kararın bildirilmesine ilişkin işlemin ve ruhsat başvurusunun reddine dair işlemin iptalinin istenildiği, uyuşmazlığın esas itibarıyla ihale onayının uygun bulunmamasına ilişkin Taşınmaz Komisyonu kararından kaynaklandığı, Taşınmaz Komisyonu kararının bildirilmesine ve ruhsat başvurusunun reddine ilişkin işlemlerin ihale onayının uygun bulunmamasına ilişkin Taşınmaz Komisyonu kararının doğal sonucu olduğu ve ihale onayının uygun bulunmamasına ilişkin uyuşmazlığın çözümlenmesiyle birlikte çözüme kavuşacakları, dolayısıyla uyuşmazlığın, 2577 sayılı Kanun'un 34. maddesinin birinci fıkrası kapsamında imar, kamulaştırma, yıkım, işgal, tahsis, ruhsat ve iskân gibi taşınmaz mallarla ilgili mevzuatın uygulanmasına veya taşınmaza bağlı hak kapsamında bulunan bir işleme yönelik olmadığı, dolayısıyla uyuşmazlığın çözümünde 2577 sayılı Kanun'un 32. maddesinin birinci fıkrası kapsamındaki genel yetki kuralı uyarınca, ihale onayını uygun bulunmayan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Taşınmaz Komisyonu'nun bulunduğu yerdeki Ankara İdare Mahkemesi'nin yetkili olduğu, uyuşmazlığın Denizli İdare Mahkemesi'nce çözümlenmesinde usul hükümlerine uygunluk bulunmadığı anlaşılmaktadır. b) Yargılama usûlü yönünden yapılan incelemede; Aktarılan düzenlemelere göre ivedi yargılama usûlüne tâbi olan işlemlerden doğan uyuşmazlıklarla ilgili olarak ilk derece mahkemelerince verilen kararlara karşı hangi tarihte verildiğine bakılmaksızın temyiz kanun yoluna başvurulabileceği, bunlar dışında kalan uyuşmazlıklarla ilgili olarak 20/07/2016 tarihinden sonra verilen kararlara karşı kural olarak istinaf kanun yoluna başvurulabileceği, ancak 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinde tahdidî olarak sayılan uyuşmazlıklarla ilgili kararlara karşı istinaf kanun yolundan sonra temyiz kanun yoluna da başvurulabileceği açıktır. Mahkeme kararına karşı istinaf kanun yoluna mı yoksa temyiz kanun yoluna mı başvurulabileceğinin belirlenmesi için öncelikle dava konusu uyuşmazlığın ivedi yargılama usûlüne tâbi olup olmadığının tespiti zorunludur. 2577 sayılı Kanun'a 6545 sayılı Kanun'un 18. maddesiyle eklenen "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda ivedi yargılama usulünün uygulanacağı kurala bağlandığından, ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklardan ne anlaşılması gerektiğinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. İhale işlemlerine ilişkin idarî usûlü düzenleyen temel kanunlardan olan 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 4. maddesinde, ihalenin, "Bu Kanunda yazılı usûl ve şartlarla, işin istekliler arasından seçilecek birisi üzerine bırakıldığını gösteren ve yetkili mercilerin onayı ile tamamlanan sözleşmeden önceki işlemleri"; 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 4. maddesinde ise, "Bu Kanunda yazılı usul ve şartlarla mal veya hizmet alımları ile yapım işlerinin istekliler arasından seçilecek birisi üzerine bırakıldığını gösteren ve ihale yetkilisinin onayını müteakip sözleşmenin imzalanması ile tamamlanan işlemleri" ifade ettiği belirtilmiş, 3213 sayılı Maden Kanunu'nun "İhale" başlıklı 30. maddesinde, herhangi bir sebeple hükümden düşmüş, terk edilmiş veya taksir edilmiş alanlar ile II. Grup (b) bendi ve IV. Grup madenler dışındaki yeni alanların ihale yoluyla ruhsatlandırılacağı kurala bağlanmış olup bu kanuni tanımlamalar ve istikrar kazanan içtihatlar dikkate alınarak ihale ilanı ile başlayıp sözleşmenin imzalanması ile tamamlanan süreçte tesis edilen işlemlerin ivedi yargılama usûlüne tâbi ihale işlemleri olduğunun kabulü gerekir. Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından MAPEG tarafından gerçekleştirilen maden sahası arama ruhsatı ihalesinin uygun bulunmamasına ilişkin Taşınmaz Komisyonu kararı ile anılan kararın bildirilmesine ilişkin işlemin ve ruhsat başvurusunun reddine dair işlemin iptalinin istenildiği, uyuşmazlığın esas itibarıyla ihale onayının uygun bulunmamasına ilişkin Taşınmaz Komisyonu kararından kaynaklandığı, Taşınmaz Komisyonu kararının bildirilmesine ve ruhsat başvurusunun reddine ilişkin işlemlerin ihale onayının uygun bulunmamasına ilişkin Taşınmaz Komisyonu kararının doğal sonucu olduğu ve ihale onayının uygun bulunmamasına ilişkin uyuşmazlığın çözümlenmesiyle birlikte çözüme kavuşacakları anlaşıldığından, ihale sürecindeki işlemlerden kaynaklanan uyuşmazlıklara ivedi yargılama usûlünün uygulanacağından uyuşmazlığın ivedi yargılama usûlü uygulanarak çözümlenmesi gerektiği, İdare Mahkemesi'nce verilen kararın 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesi uyarınca ivedi yargılama usulü kuralları gereğince doğrudan temyize tabi olduğu, ivedi yargılama usulüne tabi olan davalarda anılan Kanun'un 45/8. maddesi uyarınca istinaf kanun yoluna başvurulmasının mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, tüm bu hususlar birlikte dikkate alındığında, dava konusu uyuşmazlık hakkında yetkili mahkemece 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesi uyarınca ivedi yargılama usûlü kuralları uygulanarak karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, davanın yetki yönünden reddedilerek dava dosyasının Ankara İdare Mahkemesi'ne gönderilmesini teminen İdare Mahkemesi kararının kaldırılarak Mahkemesi'ne iadesi gerekirken esasın incelenmesi suretiyle verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında usul hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalının temyiz isteminin kabulüne; 2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesine, 14/05/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.