T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2026/285 KARAR NO:2026/379 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAH. TARİHİ:06/05/2025 NUMARASI:2022/471 Esas - 2025/364 Karar DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:11/03/2026 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili d…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2026/285 KARAR NO:2026/379 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAH. TARİHİ:06/05/2025 NUMARASI:2022/471 Esas - 2025/364 Karar DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:11/03/2026 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı şirketin, davacıdan kamyon, eskavatör kiraladığını ve çalıştırdığını, bu çalışma karşılığında davalının davacıya 68.233,33-TL asıl alacak, 12.281,94 KDV olmak üzere toplam 80.514,00-TL borçlandığını yine davalı firmanın taşeronu olarak çalışan ... İnşaat vasıtasıyla da 13.000,06 TL'lik hırdavat ve nalburiye ile ... işini yapan ... vasıtasıyla da 1.000,60-TL'lik elektrik malzemesi aldıklarını, davalının davacıya 115.873,04-TL borçlu olduğunu, borcun ödenmesi amacıyla faturanın davalı şirkete gönderildiğini, ödeme yapılmaması üzerine davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını davalı tarafın kötü niyetli itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek icra takibine yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, % 20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, masraf ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafça faturalarda belirtilen işleri müvekkili firmaya yapan kişi olmadığını , davacı tarafın faturalarda yaptığını iddia ettiği işlerin davacı tarafça yapılmadığını, faturalarda belirtilen mal veya hizmetlerin davacı tarafça müvekkiline satılıp teslim edilmediğini, davacı yaptığını iddia ettiği işleri müvekkiline yapmadığını, dava dosyasında faturadan başka somut delil bulunmadığını, davacı tarafın bildirdiği ... ve ... isimli kişilerin müvekkil şirket adına tek başına sözleşme imzalamaya, mutabakat metni hazırlamaya veya imzaya, mal veya hizmet satın almaya yetkilerinin bulunmadığını, açıklanan nedenlerle haksız ve mesnetsiz davanın usul ve esas yönünden reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;...Davacı tarafça dava konusu 31.12.2014 tarihli ... no.lu 13.000,06 TL tutarlı,31.12.2014 tarihli ... nolu 1.000,64 TL tutarlı, 31.12.2014 tarihli ... nolu 80.514,94 TL tutarlı ve 31.12.2014 tarihli 15.846,22 TL tutarlı olmak üzere toplam 110.361,32 TL faturaların düzenlenmiş olduğu,Davacı ...'e ait 2012-2013-2014-2015 BS formlarına göre, davalı adına 2012 yılında 15 adet 72.001-TL 2013 yılında 9 adet 73.633 TL ve 2014 yılında 6 adet 10.473TL KDV hariç Mal/Hizmet satım faturaları tanzim ettiği BS formu ile beyan ettiği, Davalı ... Ltd ünvanlı firmanın 2012-2013-2014-2015 yıllarına ilişkin BA formlarınına göre; davacıdan 2012 yılında 15 adet 72.001-TL 2013 yılında 9 adet 73.633 TL ve 2014 yılında 2 adet 10.473TL KDV hariç Mal/Hizmet alımını BA formu ile beyan ettiğinin görüldüğü, Tarafların karşılaştırmalı BA-BS formlarında 2012-2013 yıllarının birbiri ile örtüştüğü, davacının 2014 yılında davalı adına BS formu ile 6 adet KDV Hariç 104.000 TL tutarlı bildirim olduğu halde davalı tarafından 2014 yılında davacıdan mal/hizmet alımına ilişkin 2 adet KDV hariç 10.4473 TL tutar beyan ettiği, Taraflar arası 2014 yılında KDV dâhil 110.361,32 TL tutar ve fatura adet bildirim fark bulunduğu,2014 yılı BA-BS formlarının birbiri ile örtüşmediği anlaşılmaktadır.Bu nedenle Mahkememizce davacı yan tarafından davalı ya düzenlenen dava konu edilen 31.12.2014 tarihli ... nolu 13.000,06 TL tutarlı,31.12.2014 tarihli ... nolu 1.000,64 TL tutarlı, 31.12.2014 tarihli... nolu 80.514,94 TL tutarlı ve 31.12.2014 tarihli 15.846,22 TL tutarlı olmak üzere tarafların mutabık olmadıkları toplam 110.361,32 TL tutarlı faturaların davacı yan tarafından davalı yana haksız düzenlenmiş olduğunun mahkememizce kabul edildiği, Davalı şirketin 2014,2015 yıllarına ait Ticari (Yevmiye)defter kayıtlarında 2014 yıllında, davacı yandan 2 adet alman kaynaklı fatura kayıtları tespiti yapılmış olup, davalı şirketin 31.12.2015'li sonu itibarıyla Ticari (Yevmiye) defter kayıtlarına istinaden (320.01.041) cari Hesap'a göre davacı yana 64.800.00-TL borçlu olduğunun tespit edildiği, davalı defterinde kayıtlı olmayan faturaların davalı tarafça BA formunda bildirilmediği, davacının 110.361,32 TL'lik fatura alacağının ispatlayamadığı kanaati ile, Davanın Kısmen Kabulüne, İstanbul Anadolu 21. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 64.800.00-TL asıl alacak üzerinden devamına, Kabul edilen 64.800.00-TL üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine" dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili tarafından süresinde sunulan istinaf dilekçesinde; Davacı müvekkili ...'in davalı ... Şti.’ne ait inşaat sahasında kamyon, iş makinesi, ekskavatör, araç-gereç ve çeşitli hırdavat malzemelerini bizzat davalının talimatı ve proje müdürünün yönlendirmesi doğrultusunda temin ettiğini, işlerin yürütülmesi için fiilen çalıştığını ve bu hizmetlerin karşılığında 31.12.2014 tarihli ..., ..., ... ve ... numaralı faturaları düzenlediğini, faturaların PTT aracılığıyla yeniden gönderildiğini, tebliğ edildiğini fakat bu kez davalı tarafından hiçbir itirazda bulunulmadığını, faturaların tebliğinden itibaren 8 gün içerisinde itiraz edilmemesinin fatura içeriğinin kabul edildiği anlamına geleceğini, davalının muhasebe müdürü ... tarafından imzalanan cari hesap ekstresi ile borç mutabakat metninde davacıya olan borç kalemi açıkça yer almakla; yine Proje Müdürü ... tarafından imzalanan hakediş raporunda davacının iş makineleri ve malzeme teminine ilişkin çalışmalarının karşılığının hesaplandığının görüldüğünü, Proje Müdürü ... dosya kapsamında tarafların ortak tanığı olarak dinlenmiş olup "iş makinası ve kamyonları konusunda kendisinin yetkili olduğunu, hakediş evraklarındaki imzanın kendisine ait olduğunu, işlemleri genel merkezden yetki alarak gerçekleştirdiğini, malzeme konusunda da ...' ın yetkili olduğunu" beyan ettiğini, davalı şirketin de tanık olarak bildirdiği ...' ın beyanlarının davalı şirketi bağlayıcı bir delil niteliğinde olduğunu, cari hesap sözleşmesi ve tanık beyanları ile tarafların açık hesap usulü çalıştığının görülebileceğini, faturaya konu malzemelerin teslim edildiğine dair dosyada mübrez teslim fişlerinin yer aldığını, BA-BS formlarının yalnızca vergisel nitelikte bildirimler olup ticari uyuşmazlıklarda tek başına bağlayıcı delil olmadığından mahkeme gerekçesine de iştirak edilemediğini, davalı şirketin kısmi ödeme yaptığının banka kayıtları ile doğrulandığını, bakiye kısmın davacı yana ödenmediğini, davacı yanın alacaklı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 2-Davalı vekili tarafından süresinde sunulan istinaf dilekçesinde; Mahkemece haksız yere düzenlenmiş olarak kabul edilen faturaların itirazının iptali istenen icra takibine dayanak yapılan belgeler olduğunu, davalı şirket aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu olayda eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE:Dava, fatura bedellerinin tahsili amacıyla davalı aleyhine başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminat talebine ilişkindir.Mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda, 2016/359 E. 2020/1092 K. sayılı ilam ile davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiş ve taraf vekilleri tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması nedeniyle dairemizce yapılan inceleme sonucunda 2021/1083 E. 2022/603 K. sayılı ilam ile;''....Bilirkişi heyetince düzenlenen raporlar incelendiğinde, davalı şirketin 2014 yılı defterlerinde banka ve peşin ödemeler sonrası 31.12.2014 tarihi itibari ile kalanın 83.515,53 TL olarak hesaplandığı ancak davacı tarafa ait 320.01.041 takip edilen cari hesapta 31.12.2014 tarihli kapanış fişi maddesi incelendiğinde bakiye kalanı olmadığı görüldüğü bu haliyle cari hesaplar arasında açılış ve kapanış fişinde tutarsızlık olduğu, davalının 2015 yılı ticari defterlerin incelenmesinde 01.01.2015 tarih ve bir numaralı açılış fişi maddesinde bu kere davacı cari hesap bakiyesinin 83.5151,53 TL olarak kayıtlı olduğu ve bunun herhangi bir belgeye dayanmadığı belirtilmiştir.İş bu nedenle, tarafların BA-BS kayıtlarının ilgili vergi dairelerinden istenilerek dosya arasına alınarak incelenmesi gerekmektedir.Açıklanan nedenlerle, BA-BS kayıtları dosya arasına kazandırılarak, davacının davalı aleyhine takip başlatmasında haklılık durum ve oranının, sunulan deliller nazara alınarak bakiye borçtan kalan miktar var ise denetime elverişli olarak karar verilmesi gerektiğinden taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1.a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına,'' dair karar verilmiştir. Dosyanın safahatı hakkında inceleme: -Kaldırma kararından önce düzenlenen raporlar ve yapılan tespitler:İstanbul Anadolu 21. İcra Dairesi'nin .... sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacının takip alacaklısı sıfatıyla davalı aleyhine 110.361,86 TL fatura alacağı ve 4.571,69 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 114.933,55 TL alacağa yönelik takip başlattığı, ödeme emrinin davalıya 24.06.2015 tarihinde tebliğ edildiği ve davalı vekilince 30.06.2015 tarihli itiraz dilekçesi sunulduğu anlaşılmıştır.Kadıköy .... Noterliği'nce düzenlenen 06.02.2013 karar tarihli ortaklar kurulu kararına göre ... sayılı Elektrik Piyasası Kanunu hükümleri çerçevesinde Ordu ili Mesudiye ilçesi dahilinde enerji üretimi gayesi ile inşa edilmekte olan 18,15 MW kurulu güçteki ... projesi bünyesinde inşaat mühendisi olarak görev yapmakta olan ...’ın proje müdürü olarak atanmasını dair karar verilmiş ve toplantıya katılanların ... ile... olduğu belirtilmiştir. Proje müdürünün görev tanımı yapılarak işbu görev tanımı içerisinde şantiyede gerçekleştirilen hizmet ve imalatlara ilişkin hak ediş ve kesin hesaplarının zamanında, sözleşmeye ve şirket çıkarlarına uygun ve doğru olarak hazırlanmasının sağlanması, kontrolü, yönetimi onaylattırılmasında yer aldığı görülmüştür. 10.02.2015 tarihli ''Mutabakat Tutanağı'' başlıklı belgede ... Ticaretten 13.05.2011 tarihinden 15.03.2013 tarihine kadar ... enerji santrali yapımı için alınan malzemeden son ödeme olarak 13.000 TL borcun kaldığı ve bunun ... Ticaretle mutabık kalındığı belirtilmiş olup, ... Ticaret ile ... İnşaat kaşeleri basılarak üzerine imza atılmıştır.İcra Takibine konu faturanın 31/12/2014 düzenleme tarihli olduğu, konu olarak ise hırdavat nalburiye (... İnşaatın aldığı malzeme), iş makinesi kamyon kiralama sebebiyle düzenlendiği yazılıdır. 22.03.2016 tarihli cari hesap ekstresinin alt kısmında "... Ticaretten alınan malzemenin veresiye fişleri cari hesap hareket listesindeki dökümlerle karşılaştırıldı. Şirketten yapılan ödemeler ve diğer kalemler kontrol edildi. Hesaplarda mutabık kalındı. 31.12.2014 itibarı ile ... Ticarete kalan bakiye 115.873,04 TL’dir" yazılmış olup ... Ticaret kaşesi ile davalı şirketin kaşesi vurulmuş ve davalı şirket köşesinin üstünde ... ismi yazılarak imzalanmıştır.1 No lu ... Ticaret hak ediş başlıklı belgede; ..., ... ve ... plakalı araçların çalıştığı gün ve günlük tutarlar belirtilerek toplam KDV hariç 68.233,33 TL hesaplanmış ve ... Ticaret dışında, ... (muhasebeci) ... (proje müdürü) tarafından imza edilmiş ve ... Enerji Kiralık Araç/Makine Kesintilerine dair belgenin alt kısmının da ... (muhasebeci) ... (proje müdürü) tarafından imza edildiği görülmüştür.İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünce düzenlenen sicil kayıtlarına göre davalı şirketin münferiden 26.01.2011 ile 26.01.2020 tarihleri arasında yetkilisi olarak ... belirtilmiştir.Kadıköy SGK tarafından mahkemeye gönderilen hizmet döküm cetvelinin incelenmesinde, şirket yöneticisi olarak ... belirtilmiş, 2012 yılı 3. ve 12. aya ait listede yer alan çalışan listesinde ... ve ... isimlerine rastlanılmamıştır.Tanık ... talimatta alınan beyanında özetle; ... santralinin de muhasebeci olarak çalıştığı, bildiği kadarıyla kiralık makine ve kamyon hakkedişlerinde sıkıntı olmadığı ve hakkedişlerin şantiye şefi olan ... tarafından yapıldığı, kamyon ve makinelerin çalıştığı güne kadar puantaj tutulduğu, sözleşme bedeli üzerinden hak edişin tamamlandığı, yapılan hakkedişler de tutulan puantaj ve hakkedişler ile günlük raporlar arasında bir uyumsuzluk bulunmadığı, patronun hak edişleri ile raporu arasında uyumsuzluk olduğunu gördüğünden daha sonra ödeme yapacağını belirttiği ve hak edişlerdeki bu uyumsuzluk giderilmediğinden herhangi bir ödeme de yapılmadığını belirtmiştir.Tanık... özetle beyanında; davalı şirket de 2011-2013 yılının sonuna kadar saha mühendisi ve proje sorumlusu olarak çalıştığı, davacının inşaat nalburiye iş makinesi işiyle iştigal ettiği ve her türlü ihtiyacın karşılanmasına yönelik davacı ile çalışıldığı, malzeme konusunda muhasebeci ...'ın yetkili olduğu, hak ediş evrakı hakkında imzanın kendisine ait olduğu hangi aracın ne kadar çalıştığını gösteren puantaj cetvelindeki imzanında kendisine ait olduğu, ödemelerin merkez tarafından gerçekleştirildiği için hangisini ödenip ödenmediğini bilmediğini, hak edişin proje bittiğinde düzenlendiği ve projenin 2013 yılının aralık ayında bittiğini belirtmiştir.Tanık ... özetle beyanında; şantiyede muhasebeci olduğu ve bir ay sonunda kendisi tarafından faturaların toplanıldığı, ödenmesi için merkez ofise gönderildiği, dosya kapsamında bulunan alışveriş listesindeki hırdavat nalburiye kalemlerinde bir sıkıntı olmadığı ve geriye kalan kamyon makine hakkedişlerini ve firmaya çalışan taşeron firmaların yapmış olduğu alışverişlerin bu firmalar tarafından ödenmediği için davalı firmaya rücu edildiği, cari hesap hareketleri başlıklı belgedeki imzanın kendisine ait olduğunu belirtmiştir. Davacının 2012-2013-2014 ve 2015 yıllarına ait ticari defterlerin incelenmesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerin yasa ve mevzuata uygun olarak yasal süre içerisinde yapıldığı, davacı ve davalı arasında bu dönemlere ilişkin ticaret satımından kaynaklı işlemlerin yapıldığı, ibraz edilen 2012-2013-2014 ve 2015 yılına ait ticari defter kayıtlarında davalı ile ilgili satımdan kaynaklanan fatura kayıtları tespiti yapılmış olup davacının 31.12.2014 yılı sonu itibariyle defter kayıtlarına istinaden KDV dahil 110.361,86 TL alacaklı olduğu görüş ve tespitinde bulunulmuştur.Davalı tarafın ticari defterleri incelenerek (mali müşavir, inşaat mühendisi) bilirkişi heyetince düzenlenen kök raporda özetle; davalı tarafın ibraz edilen ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin mevzuata uygun zamanda yapıldığı, 31.12.2015 yılı sonu itibariyle ticari defter kayıtlarına göre davacı tarafa 64.800 TL borçlu olduğunun tespit edildiği belirtilmiştir.Bilirkişi heyetince düzenlenen ek raporda; Kadıköy ... Noterliği'nce düzenlenen 06.02.2013 tarih ve ... yevmiye numaralı yetki belgesinde net olarak ... hak edişleri imzalayabileceği yönünde ifade olmasa da piyasada genelde hak ediş kontörü görevinde bulunan kişilerin hak edişleri imzalayarak üst yönetimi onaylatıyor olması sebebiyle ...'ın imza yetkisinin olduğuna dair kanaatinin oluştuğu, ancak üst yönetimi onaylatılacaktır denilen hak ediş belgesinde üst yönetimden kimsenin imzasının olmadığını, bu konudaki hukuki değerlendirmenin mahkemede olduğu, işbu hak edişin kabul edilmesi durumunda davacının davalı firmadan hak edişten kaynaklı alacağının 68.233,33 TL + KDV olduğu, davalı firmanın 10.02.2015 tarihli "mutabık tutanağı" sebebiyle davacıya borçlu olma koşullarının oluşmadığı, dava dosyasında davacının ...'a sattığı iddia edilen elektrik malzemesine istinaden düzenlenen 31.12.2014 tarih ve 1.000,64 TL tutarlı fatura sunulduğu ancak ... kim olduğu yönünde bilgiye sahip olunmadığı, bu nedenle malzemelerin davalı firma şantiyesine gidip gitmediğinin de incelenemediği, dava konusu 3.12.2014 tarih ve ... numaralı 15.846,22 TL tutarlı faturayla ilgili dava dosyasına herhangi bir sevk irsaliyesi, yazışma sunulmadığı için bu faturayla ilgili de herhangi bir teknik değerlendirme yapılmadığı belirtilmiştir. -Kaldırma kararından sonra düzenlenen raporlar ve yapılan tespitler:Mali müşavir ... tarafından düzenlenen ek raporda özetle; 31.12.2014 tarihli 13.000,06 TL bedelli, 1.000,64 TL bedelli, 80.514,94 TL bedelli ve 15.846,22 TL bedelli faturaların davacı tarafça haklı olarak düzenlendiğine kanaat getirilmesi halinde davacının toplam 110.361,36 TL alacaklı olduğu, aksi halde ise yani iş bu faturaların haksız olarak düzenlendiğine dair kanaat oluşması halinde davalının , davacıya 64.800,00 TL borçlu olduğu belirtilmiştir. Yukarıda belirtilen kaldırma kararı uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından Mesudiye Mal Müdürlüğü'nün 11/08/2022 tarih ve ... sayılı yazısı ekinde dairelerinin ... T.C Kimlik numaralı mükellefi ...”in 2012,2013,2014 ve 2015 yıllarına mal alışları ilişkin BS formları ile Üsküdar Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 16/08/2022 tarih ve ... sayılı yazısı ekinde dairelerinin ... Vergi Kimlik numaralı davalı mükellefi .... Şti'nin 2012,2013,2014 ve 2015 yıllarına mal alışları ilişkin BA formları dosyaya celb edilmiştir. Mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiş ve taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Sunulan istinaf sebeplerinin incelenmesi:Somut davada, davacının yapı malzemeleri satan ve iş makinaları kiralayan şirket olduğu ve davalının ... inşa eden firma olduğu, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu anlaşılmaktadır.Uyuşmazlığa konu faturalar incelendiğinde, ... numaralı 80.514,94 TL bedelli faturanın '' iş makinası kamyon kiralama''... numaralı 15.846,22 TL bedelli faturanın '' hırdavat nalburiye''... numaralı 13.000,06 TL bedelli faturanın '' hırdavat nalburiye-... İnşaatın aldığı malzeme''... numaralı 1.000,64 TL bedelli faturanın '' hırdavat nalburiye-... Hattı ... '' açıklamasıyla 31.12.2014 tarihinde düzenlenmiştir. Sunulan dava dilekçesinde, 4 adet faturanın davalı şirkete kargo ile gönderildiği, ancak davalı şirketin faturaları iade ettiği, bunun üzerine PTT ile iadeli taahhütlü olarak gönderildiği ve bu sefer faturaların itiraza uğramadığı ileri sürülmüştür.Dosya kapsamında PTT gönderi takibine ilişkin evrak yer almaktadır. Her ne kadar davacı tarafça belge dökümü sunulmuş ise de, takibe konu faturaların iş bu gönderi ile davalı tarafa teslim edildiği anlaşılamamaktadır. Nitekim, gönderide hangi faturaların davalı tarafa teslim edildiği açık değildir. ''... Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir.'' (Yargıtay 15.Hukuk Dairesi 11.11.2020 tarih 2019/3926 E 2020/2954 K sayılı ilam) Yukarıda yer alan açıklamalar ışığında, faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamadığı nazara alınarak, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması gerektiği açıktır. Tarafların ticari defterlerinin incelenmesi sonucunda, davalı ticari defterine göre (2014-2015 yılı) uyuşmazlığa konu faturaların defterde kayıtlı olmadığı ve cari hesaptan kaynaklı 64.800,00 TL borçlu olduğu, davacı ticari defterine göre ise, davacının incelenen ticari defterlerine ve kayıtlarına göre toplam 110.361,86 TL davacının davalıdan alacaklı olduğu yönünde tespit yapılmıştır. Davacının BS davalının BA formları incelendiğinde 2012-2013 yılının uyumlu olduğu, ancak 2014 yılında davacının davalı adına BS formu ile 6 adet KDV hariç 104.000 TL tutarlı bildirim yapılmasına rağmen davalı tarafından 2014 yılında davacıdan mal/hizmet alımına ilişkin olarak 2 adet KDV hariç 10.473,00 TL beyan edilmiş olması nazara alındığında, davacının 64.800,00 TL miktar yönünden alacaklı olduğu anlaşılmaktadır. İş bu nedenle aksi yöndeki istinaf sebebinin reddine dair karar verilmiştir. -İcra İnkar tazminatı yönünden inceleme:Genel bir kavram olarak “likid (liqiude) alacak”; “tutarı belli (muayyen), bilinebilir, hesaplanabilir alacaktır” Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için; ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek durumda olması gerekir. Bu koşullar yoksa, likit bir alacaktan söz edilemez (YHGK 14.07.2010 gün ve 2010/19-376 E. 397 K. sayılı ilamı).Davaya konu edilen alacağın likid alacak olduğu ve bu bağlamda icra inkar tazminatı şartlarının oluştuğu, davalı vekilince aksi yönde sunulan istinaf başvuru sebebinin dosya kapsamına uygun olmadığına karar vermek gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle; HMK'nin 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususunda re'sen ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak inceleme yapılmış, kamu düzenine aykırı herhangi bir husus tespit edilmemiştir. Davalı ve davacı vekilinin istinaf dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçelerle yerinde olmadığı anlaşılmakla istinaf başvurularının HMK'nin 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir. Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar Dairemizce de uygun bulunarak, davalı yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.l bendi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı ve davalı tarafından ayrı ayrı yatırılan 1.683,10 TL (toplam 3.366,20 TL) istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından davacı tarafından yatırılan 615,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcının davalı tarafından yatırılan 1.106,62 TL'den mahsubu ile bakiye 374,62 TL'nin ilk derece mahkemesince davalıya iadesine, 5-İstinaf yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına, 6-Yatırılan gider avansından kalan kısmın taraflara ilk derece mahkemesince iadesine, 7-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 7550 sayılı Yasa'nın 20.maddesi ile değişen 6100 sayılı HMK'nın Ek 1.maddesi ve HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere istinaf karar harcı yönünden oy çokluğu, esasa yönelik ve sair incelemeler yönünden oybirliği ile karar verildi.11/03/2026 MUHALEFET ŞERHİ:492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olduğu" belirtilmiştir.Harçlar Kanunu Genel Tebliği, (1) Sayılı Tarife Yargı Harçları'nın III- karar ve ilam harcı başlıklı 1/a maddesinde "Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı",1/e maddesinde "(değişik:5235/m. 52) yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı" belirtilmektedir.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 27.12.2021 tarih ve 2021/9035 E. 2021/7367 K. sayılı ilamında da ''... Bölge Adliye Mahkemesi'nce verilen karara yönelik olarak yapılan temyiz başvurusu üzerine HMK'nin 344 maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekiline usulüne uygun şekilde tebliğ edilen muhtıra kapsamında 1 haftalık kesin süre içerisinde gerekli harç ve giderlerin yatırılmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesince HMK'nin 366/1 maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 344/1 maddesi uyarınca davacının temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin olarak verilen 05/11/2021 tarihli ek kararda hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nin 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi 05/11/2021 tarihli ek kararının onanmasına'' dair karar verildiği nazara alındığında; nisbi değere tabi bulunan davalarda, davanın kabulüne/kısmen kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhine davalı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulması halinde Bölge Adliye Mahkemesi'nce davalının istinaf başvurusunun esastan reddi ile nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerektiği düşüncesiyle, sayın çoğunluğun bu konuya ilişkin görüşüne katılmamaktayım.