11. Hukuk Dairesi 2020/5626 E. , 2021/3041 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nce bozmaya uyularak davanın kısmen kabulüne dair verilen 11.03.2020 tarih ve 2019/1683 E- 2020/287 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen
**11. Hukuk Dairesi 2020/5626 E. , 2021/3041 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nce bozmaya uyularak davanın kısmen kabulüne dair verilen 11.03.2020 tarih ve 2019/1683 E- 2020/287 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davacının davalı şirkette %16 oranında pay sahibi olduğunu, davalı şirketin 2015 yılına dair olağan genel kurul toplantısının 03/08/2016 tarihinde yapıldığını, ancak, davacı şirket temsilcilerinin toplantının yapıldığı yerde bulunmalarına rağmen oy kullanmalarının haksız ve hukuka aykırı şekilde engellendiğini, davacı şirket yetkili temsilcilerinin toplantı öncesinde ibraz ettikleri vekaletnamede pay adedinin yer almadığı, noter tasdikli imza sirkülerinin vekaletnameye eklenmemiş olduğu gerekçesiyle davacı şirket yetkili temsilcilerin toplantıya alınmadığını, oysa ibraz edilen vekalet ve imza sirkülerinin yeterli bulunduğunu, genel kurul toplantısına katılma, oy kullanma, bilgi alma ve denetçi talebinde bulunma gibi kanundan kaynaklanan vazgeçilmez ve müktesep hakları ihlal edilen davacı şirketin haksız olarak toplantıya katılmaması sonucunda alınan tüm kararların TTK'nın 447. maddesi kapsamında batıl olduğunu ileri sürerek, davalı şirketin 03/08/2016 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan tüm kararların butlanına karar verilmesini, aksi halde iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, dava konusu genel kurul toplantısında davacı tarafı temsil etmek üzere toplantıya katılmak isteyenlerce sunulan vekaletnamenin geçersiz olduğunu, vekaleti verenin pay sahibini temsile yetkili olduğunu ispata dair sunulan imza sirkülerinin de kanunun aradığı şartlara haiz olmadığını, bu nedenle davacı temsilcilerinin toplantıya katılmalarının haksız olarak engellendiği iddiasının gerçek dışı olduğunu, kaldı ki, davacının sahip olduğu oy oranının alınan kararların sonucunu değişmeye etki edemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince, vekaletnamede pay oranının bulunmadığına dair gerekçenin haklı ve yasal zeminde olmadığı gibi, yasada vekaletin şekline ilişkin açık bir düzenleme olmamasına rağmen, TBK 21/1 maddede belirlenen şekil şartlarına göre de somut davada sunulan vekaletname ve imza sirkülerinin davacı temsilcilerinin genel kurul toplantısına kabul edilmelerine engel teşkil etmeyeceği, dolayısıyla davacı tarafın TTK'nın 447(1)-a maddesinde tanımlanan pay sahibinin genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilmez nitelikteki haklarını ortadan kaldıran genel kurul toplantısının batıl olduğu gerekçesiyle, genel kurul kararlarının mutlak butlanla batıl olduğunun tespitine karar verilmiştir. Bölge adliye mahkemesince bozma ilamına uyularak, davacının genel kurula katılma hakkının davalı tarafından yasaya ve yönetmeliğe aykırı olarak keyfi bir şekilde engellendiği, TTK'nın 446/1.b maddesi uyarınca davacıların iptal davası açma haklarının olduğu, bozma ilamında belirtildiği üzere dava konusu genel kurul toplantısında alınan tüm kararların ayrı ayrı değerlendirildiği, davacının toplantıya katılmamasının sonuca etkili olduğu kararların iptalinin gerektiği, ayrıca TTK'nın 436/2. maddesi uyarınca yönetim kurulu üyelerinin, kendilerinin ve diğer yöneticilerin ibralarında oy kullanamayacaklarının hükme bağlandığı, buradaki oydan yoksunluğun, sadece yönetim kurulu üyesi ya da yöneticisi olan ortaklara getirilmiş olduğu ve yorum yoluyla genişletilemeyeceği, bu hükme aykırı alınan ibra kararlarının da iptalinin gerektiği, diğer kararlar yönünden ise davacının toplantıya katılmamasının sonuca etkili olmadığı, esas sözleşme, kanun ve dürüstlük kuralına aykırılığın da bulunmadığı, bu nedenle bu hükümler yönünden iptal sonucunun oluşmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılarak, davanın esası hakkında yeniden hüküm verilmesine, bu doğrultuda; yasal koşulları bulunmayan butlanın tespiti talebi tespitinin reddine, genel kurulda alınan kararların iptali talebinin kısmen kabulüyle, davalı şirketin 03.08.2016 tarihli genel kurulunda; gündemin 7. maddesinin 1. fıkrasıyla yönetim kurulu başkanı ...'ın ibrasına dair kararın, 7. maddesinin 2. fıkrasıyla alınan yönetim kurulu başkan vekili Mehmet Sinan Berksan'ın ibrasına dair kararın ve 9. maddesinin 1. fıkrasıyla alınan yönetim kurulu başkanı ... yönünden TTK'nın 395 ve 396 maddeleri uyarınca izin verilmesine dair kararın, TTK'nın 445.maddesi uyarınca iptaline, gündemin diğer maddeleriyle alınan kararlara yönelik iptal isteminin reddine karar verilmiştir. Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, Bölge Adliye Mahkemesince uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden taraflardan ayrı ayrı alınmasına, 29.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.