Hukuk Genel Kurulu 2014/958 E. , 2016/333 K. "" ########## MAHKEMESİ :##########İcra Hukuk Mahkemesi ########## ########## DAVACILAR-Borçlular :... ve diğeri vekilleri Av. ... DAVALI-Alacaklı :... vekili Av. ... Taraflar arasındaki “takibin iptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; ...İcra Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 21.09.2011 gün ve 2009/3413 Esas, 2011/999 Karar sayılı kararın incelenmesi davalı (alacaklı) vekili tarafından istenilmesi üzeri…
**Hukuk Genel Kurulu 2014/958 E. , 2016/333 K.** **"İçtihat Metni"** ########## MAHKEMESİ :##########İcra Hukuk Mahkemesi ########## ########## DAVACILAR-Borçlular :... ve diğeri vekilleri Av. ... DAVALI-Alacaklı :... vekili Av. ... Taraflar arasındaki “takibin iptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; ...İcra Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 21.09.2011 gün ve 2009/3413 Esas, 2011/999 Karar sayılı kararın incelenmesi davalı (alacaklı) vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay .... Hukuk Dairesinin 10.05.2012 gün ve 2011/32220 E. 2012/16242 K. sayılı ilamı ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir. ########## HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava, takibin iptali istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar davalı (alacaklı) vekilinin temyizi üzerine bozulmuş; mahkemece önceki kararda direnilmiştir. Direnme kararını alacağı davalı-alacaklıdan temlik alan vekili temyize getirmiştir. Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler esnasında uyuşmazlığın esasının incelenmesinden önce, mahkemenin bozulan ilk kararının “davacı yanın şikayetinin kabulüne, M.K. 625.madde uyarınca takibin iptaline, (dosyada satış işlemlerine helal gelmemek kaydıyla)”, direnme olarak adlandırılan kararının ise “davacı yanın şikayetinin kabulüne,TMK 625 madde uyarınca takibin iptaline ” şeklinde olduğu dikkate alındığında, yerel mahkemece usulüne uygun direnme kararı oluşturulup oluşturulmadığı hususu ön sorun olarak incelenmiştir. Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nun 297. maddesinde belirtilmiştir. Buna göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümler, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. HMK’nun 294. maddesinin 3. fıkrasında ise “Hükmün tefhimi herhalde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur” hükmüne yer verilmiştir. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denebilir ki, dava içinden davalar doğar, hükmün hedefine ulaşılmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz. Diğer taraftan, yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.