T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/396 - 2026/503 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/396 KARAR NO : 2026/503 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 15/05/2023 NUMARASI : 2022/328 E. - 2023/250 K. DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali Markanın Hükümsüzlüğü) Taraflar arasında görülen dava…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/396 - 2026/503 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/396 KARAR NO : 2026/503 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 15/05/2023 NUMARASI : 2022/328 E. - 2023/250 K. DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali Markanın Hükümsüzlüğü) Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15/05/2023 tarih ve 2022/328 E. - 2023/250 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin, uzun yıllara dayanan nizasız ve fasılasız kullanım ile tanınmışlık kazanan "..." ibareli markaların sahibi olup davalı şirketin 2020/151228 sayılı ve "..." ibareli markanın 16 ve 41. sınıflarda tesciline yönelik itirazının nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, bireyin bütününü eğitmek anlayışıyla dört yaşından lise son sınıfa kadar kesintisiz eğitim anlayışı ile anaokulu, ilkokul, ortaokul ve liseden oluşan eğitimi ifade eden ... markasının 2028-2019 eğitim öğretim yılında hizmete açtığı yerleşkesinde kullanmaya başlayan müvekkilinin ayırt edicilik kazanan marka üzerinde önceki kullanıma dayalı üstün hakkının bulunduğunu, bu ibare ile seri markalar oluşturduğunu, müvekkilinin markasının davaya konu markada aynen yer aldığını, markadaki "O" ekinin markada esaslı unsur olarak yer alan, müvekkilinin yoğun ve ciddi surette kullanım ile ayırt edicilik kazandırdığı "..." markasının ayırt edicilik niteliğini kuvvetlendirmek, güçlendirmek amacıyla kullanıldığını, dolayısı ile "O" ekinin markaya ayırt edicilik kazandırmadığını, markalar arasında görsel ve işitsel benzerlik oluştuğunu, davaya konu markanın kapsamına alınmak istenen mal ve hizmetlerin müvekkilinin markasında tescilli olduğunu, marka işaretleri ve emtia benzerliği nazara alındığında ortalama tüketiciler nezdinde markaların karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, müvekkilinin markasının tanınmış marka vasfında olduğunu ve davacının bu tanınmışlıktan haksız menfaat elde etmek amacıyla kötü niyetle benzer bir markanın tescili talebinde bulunduğunu ileri sürerek 2022-M-9785 sayılı YİDK kararının iptaline ve tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, davacının itirazına mesnet "..." ibaresini içeren markalar ile davaya konu “... yayınları” ibareli markası arasında benzerlik bulunmadığını, "..." ibaresinin bir bütün olup "..." şeklinde harf harf telaffuz edilen itiraza mesnet marka ile sesçil olarak bir çağrışım ilişkisi içine girmeyeceğini, davaya konu markada ayırt ediciliğe katkı sağlayacak derecede dikkat çekici bir çocuk figürünün kullanılarak markanın özgün karakterinin güçlendirildiğini, markaların nihai tüketici üzerinde oluşturduğu umumi intiba birbirinden farklı olduğundan tüketiciler açısından malın ticari kaynağında yanılma ihtimalinin oluşmayacağını, benzer olmayan markalar arasında eskiye dayalı kullanımdan ya da tanınmışlık nedeniyle tescil engelinden söz edilemeyeceğini ve marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığının ortaya konulamadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket usulüne uygun tebligata rağmen cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu marka kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetler bakımından taraf markaları arasında "emtiaların aynı ve/veya benzer olması" şartının sağlandığı, dava konusu marka başvurusunda esas ve tüketici algısında markasal nitelik gösterir mahiyetteki esas unsurun "..." ibaresi olduğu, davacıya ait markalarda ise esas unsurun ".../..." ibareleri olduğu, davacı markalarında baskın bir şekil unsuru bulunmazken dava konusu marka başvurusunda bir çocuk figürünün kullanıldığı, bu şekil unsurunun marka içinde kelime kadar baskın bir nitelik taşıdığı, taraf markalarında yer alan "yayınları" ve "okulları, test akademi, schools, each, sociable talks," kelimelerinin tali unsurlar olduğu, taraf markalarının esas unsurları her ne kadar aynı harflerin bir araya getirilmesi ile oluşmuş ise de, bu harflerin sıralaması ve oluşturdukları hecelerin farklı olduğu, markaların gerek bütünsel gerekse esas unsur bakımından görsel ve işitsel olarak farklı olduğu, dava konusu markanın kapsamında yer alan bir kısım hizmetler bakımından ilgili tüketicinin dikkat düzeyinin ortalamanın üzerinde olduğu, dolayısıyla taraf markalarının tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali bulunmadığı, tüketicilerin farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olduğu, davacının dava konusu marka ile aynı ya da benzer bir işareti, davaya konu marka kapsamında yer alan mal ve hizmetlerle aynı veya benzer mal ya da hizmetler üzerinde, davaya konu marka tescil başvuru tarihinden önce, yoğun ve sıkı şekilde kullandığını gösterir delil ibrazında bulunmadığı, sunulan belgelerin tanınmışlığın ispatı için yeterli olmadığı ve davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olguların ileri sürülmediği gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki değerlendirmelerin hatalı olduğunu, bu rapora yönelik itirazlarının karşılanmadığını, bilirkişi heyetinde sektörden bilirkişinin yer almadığını, davaya konu markadaki sıradan çocuk figürünün ayırt ediciliğinin bulunmadığını, müvekkilinin markasının davaya konu marka içinde yer almasının markaları benzer kıldığını, telaffuz açısından markaların farklı olduğu ileri sürülmüşse de "..." ve "..." ibareli markaların görünüş olarak benzer olduğunu, dolayısıyla farklılaştıklarından söz edilemeyeceğini, müvekkil tarafından yoğun ve ciddi surette kullanılarak ayırt edicilik kazandırılan "..." markasının ayırt ediciliğini niteliğini kuvvetlendirmek amacıyla kullanılan "O "harfinin markaya ayırt edici nitelik kazandırmadığını, ... markasının tanınmış marka vasfına sahip olup somut olayda tanınmışlık koşullarının gerçekleştiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka (marka ile ilgili kurum kararlarının iptali - markanın hükümsüzlüğü) istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, zira bilirkişi raporunda açıklandığı üzere, dava konusu marka kompozisyonunda kullanılan çocuk figüründen oluşan şekil unsuru kadar baskın olduğu, "...", "..." ibarelerini içeren davacının markaları ile "..." ibaresi arasında telaffuz farkının yanında kullanılan renk ve şekil unsurlarına bağlı olarak görsel olarak da bir farkılık oluştuğu, ayrıca bir kısım hizmetler bakımından tüketicilerin ortalamanın üzerinde bir bilinç düzeyine sahip olduğu, dolayısı ile markalar arasında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 05/03/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/03/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.