11. Hukuk Dairesi 2022/4797 E. , 2024/998 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi SAYISI :2020/982 Esas, 2022/434 Karar DAVA TARİHİ : HÜKÜM :Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ :İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI :2016/151 E., 2019/513 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ve davalı tarafından istinaf edilm
**11. Hukuk Dairesi 2022/4797 E. , 2024/998 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi SAYISI :2020/982 Esas, 2022/434 Karar DAVA TARİHİ : HÜKÜM :Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ :İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI :2016/151 E., 2019/513 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ve davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında akaryakıt satış ve servis istasyonunun davalı tarafından bayi olarak işletilmesi konusunda 18.09.2015 tarihli ve 5 yıl süreli imzalanan 18.09.2015 tarihli İstasyonlu Bayilik ve Otogaz Bayilik sözleşmelerinin davalı tarafça haksız olarak feshedilmesi nedeniyle müvekkilinin kâr mahrumiyetine uğradığını ileri sürerek taraflar arasındaki sözleşmelerin haksız feshi nedeniyle 292.390,00 TL cezai şart alacağının ve şimdilik 150.000,00 TL kâr mahrumiyetinin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin fesih tarihinde müvekkilinin borca batık durumda olduğunu, aktiflerinin tamamını satmasına karşılık borçlarını ödeyemediğini, müvekkilinin maddi imkansızlık nedeniyle sözleşmeyi sonlandırmak zorunda kaldığını, ayrıca dilekçede bildirilen nedenlerle davacının taraflar arasındaki sözleşmenin yürürlüğe girmeden davacı tarafça fesih edildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tacir olan davalının sözleşme imzalarken basiretli bir iş adamı gibi davranarak imzaladığı sözleşmelerle yüklendiği yükümlülükleri içinde bulunduğu ekonomik koşullara göre yerine getirip getirmeyeceğini öngörmek ve buna göre borç altına girmek zorunda olduğunu, davalı bayinin sözleşme fesihlerinin haklı nedenlere dayanmadığını ve davacıdan kaynaklı nedenlerle feshedildiğinin de kanıtlanamadığını, dolayısıyla sözleşmelerin davalı tarafça açıklandığı şekliyle haksız feshi nedeniyle davacı akaryakıt şirketinin kâr kaybına uğradığı ve taraflar arasındaki sözleşmeler gereğince davacının cezai şart talep edebileceği, bu kapsamda benimsenen bilirkişi kurulu raporunda hesaplanan davacının uğradığı kar mahrumiyeti yönünden (kar kaybının 3 aylık süreyle sınırlı olmak üzere) 5.896,15 TL, sözleşmelerin haksız feshi nedeniyle cezai şart tazminatı yönünden taleple bağlı kalınarak 292.390,00 TL olmak üzere davacının davalıdan toplam 298.286,16 TL alacaklı olduğu, belirlenen-tespit edilen alacak miktarını aşan davacı isteminin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kâr mahrumiyeti talebimize dair fazlaya ilişkin davanın reddine dair karara karşı hukuka aykırı olduğundan bahisle istinaf isteminde bulunduklarını, hükme esas bilirkişi raporundaki kâr kaybı alacağına dair hesaplama ve kâr kaybının 3 aylık makul süre için istenebileceği yönündeki kabulün yerinde olmayıp bu yönde verilen yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmelerin 5 yıl süreli olup imzalandıktan 1,5 ay sonra haksız olarak feshedildiğini, kar mahrumiyetinin makul bir süre için talep edilebileceği kabul edilebilir ise de bu sürenin 3 ay olarak kabul edilmesinin yerinde olmadığını, her istasyonun farklı bir şehirde olduğu, o şehirde ... bir istasyon inşa etmenin imar durumuna bağlı olduğu, mesafe tahdidi uygulaması, o bölgedeki tüm istasyonların halihazırda bayilik sözleşmelerinin mevcut olması, davacı müvekkil şirketin fesih tarihinden dava tarihine kadar ... bir bayilik tesis etmediği dikkate alındığında bu kabulün yerinde olmadığını, 5 yıllık sözleşmenin daha ikinci ayı dahi dolmadan haksız olarak feshedilmiş olması davalının iyi niyetli olmadığını, bu durumda kar kaybı talep edilebilecek makul süre yönünden 3 aylık sürenin belirlenmesinin huzurdaki dava yönünden kabul edilebilir bir makul süre olmadığını, bilirkişi raporunun kâr mahrumiyeti alacağının hesaplanması noktasında denetime elverişli ve yeterli olmadığını, davalı şirketin mali kayıtlarında şirketi borca batık durumda göstermeye çalıştığını ve şirket gelirlerini düşük gösterdiğini, bu durumda davalı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde ... bir bilirkişi incelemesi yapılarak davacı müvekkil şirketin mahrum kaldığı kârın denetime elverişli bir rapor ile tespit olunması gerektiğini belirterek kâr mahrumiyeti alacağına yönelik fazlaya dair istemin reddine dair kararın kaldırılmasını istemiştir. 2.Davalı istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanmış bulunan bayilik sözleşmesini fesih ettiği tarihte gerçekten borca batık durumda olduğunu, bayilik sözleşmesinin ifa edileceği akaryakıt istasyonu ile birlikte gayrimenkul ve menkul malvarlığını eş zamanlı olarak satmak zorunda kaldığını ancak yine de borçlarını ödeyemediğini, sözleşmenin imzalandığı tarihte müzayaka halinde bulunduğunu davacı şirket ile imzalanan sözleşmenin bu nedenle geçersiz kabul edilmesi gerektiğini, tarafınca müzayaka edilmeksizin ... tip olarak düzenlenen sözleşme gereği tarafının cezai şart ve menfi ve müspet zarar ile sorumlu tutulmaya çalışılması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde bulunup, cevap dilekçesinde bu hususun belirtilmesine rağmen Mahkemece bu hususa değinilmemesinin eksik inceleme teşkil ettiğini, sözleşme her ne kadar 18.09.2015 tarihinde imzalanmış gibi gösterilse de tarafından imzalanan sözleşme davacı şirket yetkilileri tarafından daha sonraki tarihlerde imzalanmış ve ihtarname çektiği tarihte şirket yetkilileri tarafından imzalanmış bulunan bir nüshasının da tarafına gönderilmediğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin satışlar ve ürünler başlıklı 4.3 maddesinden anlaşılacağı üzere taraflar arasındaki sözleşme tarafının istasyon faaliyetlerine devam edebilmesi için kanunda öngörülen 90 günlük sürenin dikkate alınarak bu tarihte geçerli olmak kaydıyla imzalanmış bulunduğunu, davacı şirketin imzalanan 18.09.2015 tarihli sözleşmeye rağmen 90 günlük süreyi baz alarak ihtarname tarihine kadar olan sürede tarafının sahibi bulunduğu istasyona ... sözleşmede öngörülen vade ve pirim sistemine dayalı olarak akaryakıt ürünü göndermemiş önceki sözleşmede koşulları içerisinde akaryakıt satışına devam ettiğini, davacının bu davranışı ile zımnen ortaya koyduğu üzere halen taraflar arasındaki sözleşme yürürlüğe girmeden önce sözleşme tarafından fesih etmiş bulunduğunu belirterek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince kâr kaybı yönünden verilen kararda herhangi bir isabetsizlik görülmediği, davalının sözleşmeyi haksız feshettiğinden sözleşmede kararlaştırılan cezai şarttan da sorumlu olduğu gerekçesi ile davacı vekili ve davalının istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kar mahrumiyeti açısından alınması gereken ... kriterin sözleşmenin haksız olarak feshedilmesinden dolayı davacı şirketin 06.11.2015 tarihinden 18.09.2020 tarihine kadar elde edebileceği kardan mahrum kalması olduğunu, bilirkişi raporunda dağıtım şirketlerinin ... bir bayilik tesis edebilmesine ilişkin sürenin 3 ay olması kanaati ile mahkemece de 3 aylık sürenin baz alınmasının yerinde bulunmadığını, müvekkilinin haksız fesih tarihi ile dava tarihi arasında dahi ... bir bayilik tesis edemediğini, sözleşmenin 5 yıl süreli olduğunu ve imzalandıktan 1.5 ay sonra haksız olarak feshedilmesinin davalının kötü niyetli olduğunu ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun ikinci maddesine aykırı davrandığını, müvekkili kâr kaybının sağlıklı bir şekilde tespit edilebilmesi için davalı şirket ticari defter ve kayıtlarında inceleme yapılması gerektiği, mahkeme kararının eksik incelmeye dayandığını belirterek kar mahrumiyeti alacağı yönünden fazlaya ilişkin talebin reddine dair kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, bayilik sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle kar kaybı ve cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve Kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.