İSTİNAF KARAR TARİHİ : 01/04/2026 Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; taraflarınca müvekkilinin, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davalıdan olan 1.100.000-TL alacağını tahsil amacıyla davalı aleyhine İstanbul .... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasına itiraz ettiğini, takip dayanağı olan cari hesap ekstresinin, temel borç ilişkisinin…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/465 KARAR NO: 2026/585 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 27/11/2025 NUMARASI: 2024/689 Esas - 2025/980 Karar DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/09/2024 İSTİNAF KARAR TARİHİ : 01/04/2026 Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; taraflarınca müvekkilinin, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davalıdan olan 1.100.000-TL alacağını tahsil amacıyla davalı aleyhine İstanbul .... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasına itiraz ettiğini, takip dayanağı olan cari hesap ekstresinin, temel borç ilişkisinin temelini oluşturduğunu, borçlunun cari hesapta yer alan faturaların teslim tarihi itibariyle TTK nın21/2 Maddesinde öngörülen usul ve süresinde itiraz etmediğinden ispat külfetinin borçluda olduğunun kabulü gerektiğini, borçlunun itiraz etmediği faturadaki hak ediş bedelinin ödendiğini hukuken kabul edilebilir delillerle ispatla mükellef olduğunu belirterek davalının itirazının iptalini, alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili; davacı her ne kadar alacağının cari hesap bakiyesine dayandığını belirtmiş ise de bu durumun maddi gerçek ile uyuşmadığını,.... .... Noterliğinin 29 Nisan 2024 tarih ve ...yevmiye numaralı ihtarnamesinde; davacı tarafın müvekkilinden talebinin, 29.12.2023 tarih, ... numaralı fatura bedelinin ödenmesini talep ettiğini,faturada yazılı eşyanın müvekkiline teslim edilmediğini, bu nedenle müvekkili tarafından ödeme yapılmadığını, eşyanın teslim edilmesinin beklenildiğini, eşyanın teslim edilmesinin, müvekkilinin iade faturası düzenlediği 19.04.2024 tarihine kadar beklenildiğini çünkü uzun süredir ticaret yaptıklarını siparişin karşılıklı olarak iptaline karar verildikten beş gün kadar kısa bir süre sonra davacı ve davalı tarafın sözlü olarak yeni bir siparişte anlaştıklarını, toplamda 38.850 çift çorabın davacı tarafından müvekkiline satılıp teslim edilmesi konusunda anlaştıklarını, söz konusu siparişe ilişkin davacı tarafından düzenlenen 24.04.2024 tarih ve .... numaralı fatura düzenlendiğini, aynı tarihli sevk irsaliyesi ile malların müvekkiline teslim edildiğini ve ödemesinin de aynı gün yapıldığını belirterek davanın reddine, alacağın %20 sinden az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatının davacıdan alınıp müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; taraflara ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde mali müşavir bilirkişi incelemesi yapıldığını, tarafların ticari defter ve kayıtlarının kanuna uygun tutulduğunu, kayıtların birbirini doğruladığını, sahipleri lehine delil teşkil ettiğini,ticari ilişkinin 21.12.2022 tarihinde başladığını, her iki tarafın ticari defterlerinde 2022 yılı yıl sonu itibariyle davalının borcu bulunmadığı, 31.12.2023 yıl sonu itibariyle davalı borcunun 1.417.724-TL, 31.12.2024 yıl sonu itibariyle ise davalı borcunun 1.100.000-TL olduğu anlaşıldığını, davacı tarafından davalı adına 29.12.2023 tarihinde oluşturulan faturanın tarafların ticari defterlerini kaydedildiği, yasal süresinde davalı tarafından itiraz edilmediği, ancak fatura muhteviyatı ürünlerin teslimi ile ilgili irsaliye ve/veya herhangi bir belge bulunmadığını, 29.12.2023 tarihli faturadan önceki mal alım satımına ilişkin faturalarda ürün teslim belgesinin bulunduğu, davaya konu edilen fatura konusu ürünlerin teslim belgesi bulunmadığı, teslimin yapılmadığı gerekçesiyle davalı tarafından 19.04.2024 tarihinde iade faturası düzenlendiğini, davacının iade faturasına süresinde itiraz ettiği, iade faturasının davalının kayıtlarına alınmadığı gerekçesiyle , davalının itirazının iptaline asıl alacağın %20si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili; taraflar arasında TTK'nın 89 vd maddeleri kapsamında, yazılı bir cari hesap sözleşmesi olmadığı gibi, uyuşmazlık da cari hesap ilişkisinin tümü veya geneli ile ilgili olmadığını, uyuşmazlık münhasıran tek parti bir satış ve o satışın faturası ile ilgili olduğunu, tarafların bu konuda hemfikir olduğunu, bu husus bilirkişi raporu ile açığa çıktığını, davadaki uyuşmazlık, faturada belirtilen malların müvekkile teslim edilip edilmediği noktasında olduğunu, taraflar arasında tek parça bir mal alım satımı değil,devam eden ticari mal alım satımı kapsamında açık hesap ilişkisi olduğunu, Yargıtay kararlarında belirtildiği üzere açık hesap ilişkisi; taraflar arasında önceki borçlar ödenmeden ticari ilişkinin devam etmesi olduğunu, taraflar arasındaki açık hesap ilişkisi kapsamında alım satımı gösteren defter ve fatura kayıtları da mevcut olduğunu, açık hesap ilişkisinde, birçok Yargıtay kararında da açıklandığı üzere, alacak-borç durumunun tüm ticari ilişkiye ilişkin deliller ile birlikte belirlenmesi gerektiğini, nitekim mahkemece alınan bilirkişi raporunda da taraflar arasındaki bütün ticari ilişki incelenmiş ve buna göre, müvekkilinin yaptığı ödemelere göre bir borcunun bulunmadığı aksine fazlasıyla alacaklı olduğu ortaya çıktığını, Yargıtay'ın yerleşik emsal kararlarında, özellikle satım gibi edimi eylem olarak gerçekleştirilen sözleşmelerde, faturanın gönderilmiş olması ve faturaya itiraz edilmemesi (iade faturası düzenlenmemesi) tek başına malın teslim edildiğini ispat için yeterli görülmediğini, mahkemenin kararında yanıldığı husus da tam bu noktada olduğunu, mahkeme kararındaki diğer bir hata da bir ticari ilişkideki faturanın ispat unsuru olarak kullanılmasının ne anlama geldiğinin, diğer bir ifade ile faturanın neyi ispatlayabileceği hususunun yanlış değerlendirildiğini, bir ticari ilişkide açık (bedeli henüz ödenmemiş) fatura, bu faturada belirtilen satışın yapıldığının ispatı anlamına gelmediğini, itiraz edilmemiş bir açık fatura, taraflarca kabul ve/veya ispat edilmiş bir alış veriş ilişkisinde, bu alış verişteki miktar ve değerin ispatına yarayan bir araç olduğunu,borcun ödenip ödenmediği, ne kadarının ödendiği gibi konularda faturanın delil olma durumu söz konusu olduğunu, mahkemenin kabulünün aksine, faturanın varlığı, borç ilişkisinin gerçekliğini tek başına ispat edemeyeceğini,gerçekte olmayan bir alacağa ilişkin yapılan haklı itirazın inkâr olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, bu itiraz için de icra inkar tazminatına hükmedilmesi doğru olmadığını,kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, cari (açık)hesap ilişkisine dayalı alacağın tahsili istemine ilişkin başlatılan icra takibine vaki itirazın iptaline ilişkindir. Kural olarak fatura konusu mal veya hizmetin teslimini ispat külfeti davacı satıcıya ait olup, yasal delillerle desteklenmediği sürece fatura ve davacı defter kayıtları tek başına alacağın varlığını kanıtlamaz. Dolayısıyla davacı, fatura konusu mal veya hizmetin davalıya teslim edildiğini kanıtlamak zorundadır. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi ispat etmesi gerekir. Fatura sözleşmenin yapılması ile ilgili değil; taraflar arasında yapılmış bir sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. HMK'nın 222. maddesi "Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine ibrazına karar verebilir" hükmünü haizdir. Alınan bilirkişi raporunda her iki yanın ticari defterlerinin kanuna uygun tutulduğu ve sahibi lehine delil vasfında bulunduğu, davacının düzenlediği bütün faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, icra takip tarihi itibariyle, her iki tarafın ticari defterlerinde davalının davacıya 1.100.000-TL borçlandığı, kayıtların birbirini doğruladığı belirlenmiştir. Taraflar arasında ticari ilişkinin açık hesap şeklinde işlediği tespit edilmiştir. Açık hesap ilişkisi; önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen, taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde, taraflar tek taraflı veya karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaştıklarından, bu ilişkiye TTK’nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanmaz. Davalının savunmasında; 29.12.2023 tarihli ...0009 numaralı 1.100.000-TL bedelli fatura içeriği malların içeriği ürünlerin teslim edilmediği,bu faturanın ticari güven içerisinde ticari defterlere kayıt edildiği ancak malların teslim edilmeyeceği anlaşıldığında davalının de kendi ticari defterlerine kayıt etmediği, 1.100.000-TL bedelli 19.04.2024 tarihli aynı bedelli ve 29.12.2023 tarihli .. 0009 tarihli faturasının iadesine ilişkin...0007 numaralı iade faturasını düzenlediği, bu faturaya davacı tarafça itiraz edilerek kayıtlara alınmadığı, ancak davalı kayıtlarında da mevcut olmadığı belirlenmiş ve ekstrelerden tesbit edilmiştir. Her iki tarafın ticari defterlerinde inceleme yapılarak alınan bilirkişi raporunda davacının 29.12.2023 tarihli faturasının her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve davalı tarafından BA bildiriminin yapıldığı tesbit edilmiştir. Davalı vekili alacağın kanıtlanamadığını ileri sürmekte ise de; faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddesine bakmak gerekir. Ticari defterlere kaydedilen fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Davalı taraf ise bu yolda bir delil göstermemiş soyut olarak ticari defterlerine kaydetmediği iade faturası nedeniyle borcu olmadığını ileri sürmekle yetinmiştir. İhtilafa konu faturadan evvel ki faturaların sevk irsaliyeleri teslim edildiği,ihtiaflı fatura için sevk irsaliyesi sunulmamış olması sonucu değiştirir nitelikte bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle; alacağa dayanak faturaların her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu, davalının davacıya 1.100.000-TL borçlu bulunduğunun kabulü ile itirazın iptaline ve davalının kendi ticari defterlerinde kayıtlı bulunan alacağın likit olduğunun kabulü ile davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından istinaf nedenleri yerinde olmayan davalı vekilinin başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 75.141-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 18.053-TL peşin harcın mahsubu ile kalan 57.088-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yasa yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 01/04/2026