İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/02/2026 Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Davacının, inşaat faaliyetleri sırasında da…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/1614 KARAR NO:2026/211 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:27/02/2017 NUMARASI:2015/464 Esas - 2017/216 Karar DAVA:İtirazın İptali (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/02/2026 Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Davacının, inşaat faaliyetleri sırasında davalıdan inşaat malzemesi satın aldığını ve bu şekilde oluşan cari hesap sonucunda ödemeler yapmış olduğunu, Davalı, yapılan ödemelere rağmen, davacıya teslim etmesi gereken malzemeleri teslim etmediğini Aynı zamanda, davacıya mal teslim etmediği halde, düzenlediği faturaları davacıya tebliğ etmeye çalışmış olduğunu, Davacıya mal teslimi yapılmadan en son gönderilen faturalar, Büyükçekmece ... Noterliğinin 23 Haziran 2015 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ekinde ve süresinde iade edilerek, davalıya ödenen 53.938,27 TL'nin geri ödenmesi ihtar edildiğini, İş bu İhtarname, 27.06,2015 tarihinde dava vekiline tebliğ edilmiş olduğunu, İhtarname île verilen 3 iş günü süre içerisinde alacağın ödenmemesi sebebiyle, muacceliyet tarihi olan 02.07.2015 tarihinden itibaren faiz işletilerek, alacağın tahsili amaçlı Büyükçekmece 1. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası île icra takibine başlanılmış olduğunu, İcra takibinde ödeme emrini tebellüğ eden davalı, takibe itiraz ettiğini takibin durduğunu, davalının itirazının iptali ile takibin devamına. Alacağa, temerrüt tarihinden itibaren ticari işlerde uygulanan avans faizinin uygulanmasına, İtirazında kötü niyetli olan davalının %20'den aşağı olmamak üzere belirlenecek icra inkâr tazminatını davacıya ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı taraf davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda," ,...Mahkememizce toplanan delillere göre yapılan yargılamada uyuşmazlığın esası davalının inşaat malzemelerinin davacıya teslim edip etmediği ve davalının söz konusu ödemelerden dolayı dolayı sorumlu olup olmadığı noktasındadır. Davacı eksik gönderilen mal bedelleri karşılığında fatura keserek davalıya göndermiş ancak davalı faturaları teslim alamayarak davacıya iade ettiği görülmüş dosya kapsamı iddia ve savunma incelendiğinde ispat yükü davacıda olup gönderdiği bedellerin karşılığında mal alıp almadığını bu bedellerin borca karşılık olarak mı yoksa avans olarak mı davalıya gönderdiğini kesin delillerle ispat etmelidir. Davalı davaya cevap vermeyerek HMK 128. maddesi gereğince dava dilekçesindeki tüm vakıaları inkar etmiş sayılmıştır. Davacı ispat vasıtalarıyla söz konusu davalının düzenlediği faturalardaki malların teslim edilmediğini ve yapmış olduğu ödemelerin avans niteliğinde olduğu a varılmış olup 6098 sayılı TBK'nun 207/2. maddesi uyarınca sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir adet bulunmadıkça satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdür. Bu durumda ödemelerin avans olarak verildiği,karşılığında mal teslim edilmediğine yönelik iddiayı ispat yükü davacı üzerinde olup, iddialarını ispat edemediğinden yerinde görülmeyen davanın reddine," karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince düzenlenen faturalardaki malların teslim edilmediğinin tespiti üzerine davanın reddine karar verilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, ilk derece Mahkemesi kararının kendi içerisinde çelişkili olduğunu, davacı şirketin davasında haklılığının ispatı açısından gerekli somut delillerin dava dosyasına sunulduğunu, davacı şirketten ürünlerin tesliminin yapılamadığına ilişkin delilin sunulmasının beklenemeyeceğini, fatura konusu ürünlerin davacıya teslim edildiğine dair ispat yükünün davalı tarafta olduğunu, bilirkişi raporu incelendiğinde davacı şirketin alacağını yasal defterlerle ispat ettiğinin görüleceğini, ancak bu durum aşikar olmasına binaen aksi hüküm kurulmasının açıkça hukuka aykırılık teşkil ettiğini, davacı şirketin ticari defterlerinin davada delil olarak kabul edilmesi gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE:Dava, ticari satımdan kaynaklanan açık hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davacının iddiasının ispatlanmış olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Davacı tarafça davalı hakkında, Büyükçekmece 1. İcra dairesinin .... Saylı dosyası ile "02/07/2015 cari hesaptan ve fazla ödenemeden kaynaklanan bakiye alacak" borcun sebebi gösterilerek 53.938,27TL asıl alacak ve 62,07 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 54.000,34 TL alacağın tahsili istemiyle ilamsız icra takibi başlatıldığı, borçlunun borca itirazı üzerine takibin durduğu ve eldeki itirazın iptali davasının açıldığı görülmektedir.Davacının iddiası davalıdan inşaat malzemesi satın aldığı, ödemelerini yaptığı ancak bir kısım malların kendisine telim edilmediği, teslim edilmeyen malların faturalarının kendisine tebliğ edilmeye çalışıldığı, en son gönderilen faturaların davalıya noter kanalı ile iade edilerek fazla ödenen 53.938,27 TL'nin iadesini istediği, ancak ödeme yapılmadığı yönündedir.Davalı taraf davaya cevap vermemiş olmakla HMK 128 maddesi gereği davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaları inkar etmiş sayılır.Mahkemece tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiş, davalı taraf ticari defterlerin incelenmesine ilişkin ihtarlı tebliğe rağmen ticari defterlerini incelemeye sunmamıştır. Davacı ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmış, davacının lehine delil olma vasfına sahip ticari defterlerine göre; davalının düzenlediği toplam 89.947,84 TL tutarlı 6 adet faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının davalıya10/03/2015 ile 02/04/2015 tarihleri arasında banka kanalıyla toplam 209.735,84 TL ödeme yaptığı ve defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının düzenlendiği 912793 numaralı 20/04/2015 tarihli 49.180,32 TL'lik ve ... numaralı 27/04/2015 tarihli 88.945,28 TL lik toplam 138.125,60 TL tutarlı iki adet faturanın ise davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı belirlenmiştir. Davacı ticari defterlerindeki bu kayıtlara göre davalıya 119.788,00 TL fazla ödemesinin bulunduğu görülmektedir. Bilirkişi raporu ile davacının bu kayıtlarında bulunmayan 65.849,73 TL'lik mal tesliminin yapıldığının kabul edildiği rapor edilmiş, rapor ekine davacı tarafça sunulduğu anlaşılan sipariş ve teslim edilen mallara ilişkin bir liste sunulduğu görülmüştür. Bu bakiyenin düşülmesi suretiyle davacının takip talebinde olduğu gibi 53.938,27 TL asıl alacağının bulunduğu yönünde rapor düzenlenmiştir. Davacı vekilince 13/06/2016 tarihli duruşmada rapora bir diyeceği olmadığını beyan etmiştir.Davalının düzenleyip davacının ticari defterlerine kaydetmediği 2 adet faturadan 912793 numaralı 20/04/2015 tarihli 49.180,32 TL'lik faturanın alt kısmında eksiksiz telim eden ve eksiksiz teslim alan olarak 2 adet imzanın bulunduğu anlaşılmaktadır. Yine davacı davalının düzenlediği bu iki faturayı kabul etmeyip iade etmekle birlikte kendi sunduğu bir kısım belgede teslim aldığını kabul ettiği ve bilirkişi raporu ile de belirlenen 65.849,73 TL'lik mal telimine ilişkin kayıtları ticari defterlerine işlemediği anlaşılmaktadır.Ticarî defterlerin ibrazı ve delil niteliği, HMK’nın 222. maddesinde düzenlenmiş olup maddenin 1. fıkrasında mahkemenin, ticarî davalarda tarafların ticarî defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceği ve aynı maddenin 2. fıkrasında ise ticarî defterlerin, ticarî davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması gerektiği düzenlenmiştir. Ticarî defter kayıtları ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan tarafın, ticarî defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticarî defterlerini ibraz etmemesi (28.07.2020 tarih ve 31199 S.R.G. de yayımlanan ve aynı tarihte yürürlüğe giren 22.07.2020 tarih ve 7251 sayılı Kanunun 23. maddesi ile üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiştir.) yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir (HMK m. 222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticarî defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olurlar. (HMK m. 222/4). Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir.Öte yandan taraflardan birinin diğer deliller yanında karşı tarafın ticarî defterlerine dayanmasıyla karşı taraftan ticarî defterlerin ibrazının istenilmesi, ancak ticarî defterlerin ibrazından kaçınılması durumunda, HMK’nın belgelerin ibraz mecburiyetini içeren 219 ve devamındaki hükümler uygulama alanı bulacaktır. Bu çerçevede HMK’nın 220/3. maddesinde düzenlenen belgenin ibraz yükümlülüğüne aykırı davranışın sonucunda, HMK’nın 222/5. maddesindeki düzenlemeden farklı olarak hâkime takdir hakkı tanınmış olup hâkim, ibraz edilmeyen belgenin/ticarî defterin içeriği hakkında, somut durumun niteliğine uygun düştüğü ölçüde yapacağı değerlendirme sonrasında ibrazı isteyen diğer tarafın beyanının kabul edilip edilemeyeceğine karar verecektir (Pekcanıtez, Özekes, Akkan, Korkmaz, s. 1834).(Yargıtay HGK'nın 27.01.2022 tarihi ve 2019/11-172 E. - 2022/69 K. sayılı kararı )28.07.2020 tarih ve 31199 S.R.G. de yayımlanan ve aynı tarihte yürürlüğe giren 22.07.2020 tarih ve 7251 sayılı Kanunun 23. maddesi ile üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiştir.Somut uyuşmazlıkta ticari defterlerin incelenmesine ilişkin ara kararının oluşturulup ihtarın davlıya tebliğ edildiği ve ticari defterler üzerinde inceleme yapılan 2015-2016 yılında yürürlükte bulunan HMK 222 maddesine göre; Ticarî defter kayıtları ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan tarafın, ticarî defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir (HMK m. 222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticarî defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olurlar. (HMK m. 222/4). Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir.Mahkemece usulüne uygun ihtara rağmen davalı taraf ticari defterlerini mahkemenin incelemesine sunmamış, delil olma niteliğine sahip olduğu belirlenen davacı ticari defterlerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucu davacının takip tarihi itibarıyla takibe dayanak açık hesap ilişkisinden kaynaklı 53.938,27 TL asıl alacak ve 110,12 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 54.000,34 TL alacaklı bulunduğu belirlenmiştir.Davacının davalıya yaptığı havaleye ilişkin dekontlar üzerinde yapılan incelemede bir kısım ödemelerin açıklama kısında fatura karşılığı olduğu yazılırken, 21/03/2015 tarihli 100.779,19 TL'lik havalenin ve 28/03/2015 tarihli 60.000,00 TL'lik havalelerin "proforma faturaya istinaden" açıklaması ile gönderildiği belirlenmiştir. Proforma fatura gerek Türk Ticaret Kanunu (m.23) ve gerek Vergi Usul Kanunu (m.229 vd) anlamında bir fatura olmayıp, satıcının, satım konusu malın niteliklerini ve özellikle satış tutarını gösterdiği bir metindir (aynı yönde HGK, 14.11.1970 gün ve 1966/T-1586 E., 1970/619 K.). Proforma fatura içeriğine göre bazen "icaba davet" sayılabilirken; bazende "icap" sayılır. (bkz. Ünal, O. K.: Fatura ve İspat Kuvveti, 4.b., Ankara 2006, s.33 vd.). Davacının yaptığı havale 2 adet toplam tutarı 169.779,19 TL tutarlı havalelerin proforma faturaya istinaden yapıldığı, bir başka anlatımla henüz sözleşme kurulup edimler ifa edilmeden yapıldığı anlaşılmakla sipariş avansı niteliğinde olduğu ispatlanmış durumdadır. Bu kabulden sonra sipariş avansına konu malların teslim edildiğini ispat yükü davalıya geçmektedir. Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşme ilişkisinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşme ilişkisinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder. Davalı taraf sipariş avansına konu malları davacıya teslim ettiğine dair herhangi bir belge ve delil sunmadığı gibi ticari defterlerini incelemeye sunmamıştır. Bu durumda ticari defterlerin TTK hükümlerince birbirini doğrulayıp doğrulamadığı, kayıtların düzgün tutulup tutulmadığı denetlenemediği gibi uyuşmazlık konusu satışa ilişkin bir kaydın bulunup bulunmadığı da belirlenememektedir. HMK’nın belgelerin ibraz mecburiyetini içeren 219 ve devamındaki hükümler uyarınca; davalının HMK’nın 220/3. maddesinde düzenlenen belgenin ibraz yükümlülüğüne aykırı davranışın sonucunda, ibraz edilmeyen belgenin/ticarî defterin içeriği hakkında, ibrazı isteyen davacı tarafın beyanının kabul edilerek ticari defterlerle malların teslim edilmediğinin ve bu mallar için ödenen bedelin iade edilmediği hususunun kabul edilmesi somut olaya uygun düşmektedir.Bu durumda somut uyuşmazlıkta usulüne uygun tutulan davacı ticari defterlerindeki kayıtların HMK 222 de düzenlenen diğer şartlarla birlikte değerlendirildiğinde kesin delil niteliğinde olduğu ve davacının iddiasını ispatlar nitelikte olduğu anlaşılmakla davanın reddine dair verilen kararda isabet görülmemiştir.İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki davada, ticari mal satımına ilişkin likit (belirlenebilir) olup, hüküm altına alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuş bulunmaktadır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece davanın reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 1-Davanın KABULÜNE, 2-Davalının Büyükçekmece 1. İcra dairesinin .... Saylı dosyasına yaptığı itirazın 53.938,27 TL asıl alacak ve 110,12 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 54.000,34 TL alacak yönünden iptali ile takibin bu miktarlar üzerinden devamına, 3-Takip tarihinden itibaren asıl alacağa 3095 sayılı yasanın 2/2 maddesi gereği avans faizi yürütülmesine, 4-Takibe konu asıl alacağın %20'si olan10.800,06 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödemesine, 5-Alınması gerekli olan 3.688,76 TL harçtan, başlangıçta yatırılan 652,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.036,56 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 6-Başlangıçta peşin olarak alınan 652,20 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafın yargılama sırasında yapmış olduğu başvuru harcı 27,70 TL, posta ve tebligat gideri 266,40 TL, bilirkişi ücreti 500,00 TL olmak üzere toplam 794,10 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 8-Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 45.000,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 9-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider ve delil avansının HMK 333 .maddesi ve Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca yatırana iadesine, 10-İstinaf yargılaması yönünden harç ve yargılama masrafları; a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, b-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcı 220,70 TL ile istinaf aşamasında yapılan posta ve tebligat gideri 93,50 TL olmak üzere toplam 314,20 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 11-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.12/02/2026