T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1260 KARAR NO: 2026/212 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 18/04/2022 NUMARASI: 2019/396 Esas - 2022/223 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Deniz yoluyla eşya taşımadan kaynaklanan) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle da…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1260 KARAR NO: 2026/212 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 18/04/2022 NUMARASI: 2019/396 Esas - 2022/223 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Deniz yoluyla eşya taşımadan kaynaklanan) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin .......yani taşıma işleri organizatörü olduğunu, davalıya emtiaların taşınması işini üslendiğini, müvekkilinin vermiş olduğu hizmet karşılığında 2.775,00 EURO ve 360,00 USD fatura tanzim ettiğini, davalı tarafından fatura bedellerinin ödenmediğini, fatura bedellerinin tahsili için İstanbul ...... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğunu iddia ederek, İstanbul ...... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline ve %20 oranında aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalıya usulüne uygun olarak dava dilekçesi ve tensip zaptı tebliğ edildiği, davalının davaya yanıt vermediği anlaşılmıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacının talebinin demuraj ve ardiye ücreti alacağından ibaret olduğu,..... numaralı konişmentonun incelenmesinden taşıyanının davacı, taşıtanının ise davalı olduğu bir (alt) navlun sözleşmesi akdedildiği, davacının işbu navlun sözleşmesinden kaynaklı taşıma borcunun ifası için ....... numaralı konişmento ile taşıyanının dava dışı ... ve davacının da taşıyanı olduğu yeni bir (asıl) navlun sözleşmesi akdettiği, bu şekilde yapılan navlun sözleşmelerinde yük üzerindeki tasarruf yetkisinin, yük maliki yahut temsilcisi gibi bir sıfatla alt navlun sözleşmesinin taşıtanına ait olduğu, işbu yükten kaynaklı demuraj alacağından da adı geçen bu taşıtanın sorumlu olduğu, deniz ticareti hukukunda bilindiği üzere alt ve asıl navlun sözleşmelerinin birbirinden bağımsız olduğu ve alt taşıtan ile asıl taşıyan arasında doğrudan bir ilişkinin bulunmamasına bağlı olarak asıl taşıyan, demuraj ve benzeri ücretleri kendi akidi olan asıl taşıtan/alt taşıyandan talep ettiği ve bu bedeli ödeyen asıl taşıtan/alt taşıyanın da sonradan bu miktarı kendi akidi alt taşıtana yansıttığı, dava konusu olayda da davacının dava ve icra takibine konu ettiği 21.05.2018 tarihli.........seri nolu 360,00 USD ( 1.607,47 TL) bedelli ".......açıklamalı faturayı davalı ....... Şti. ünvanına düzenlemiş olduğu, davacı yanın düzenlediği demuraj faturasını ticari defterlerinde 21.05.2018 tarihinde 29100 yevmiye numarası ile kayıt altına aldığı, davalı şirketin dava ve icra takibine konu olan demuraj ve ardiye faturalarını ticari defterlerinde kayıt altına almadığı, bir alacağın ticari defterlere işlenmesinin alacağın varlığını göstermeyeceği , alacaklanın alacağın varlığını ispatlaması gerektiği, davaya konu olayda da davacının ,asıl taşıyan dava dışı ... tarafından kendisine düzenlenen ..... faturasını ve yaptığı ödeme dekontunu ibraz edemediği , ardiye ücreti talebini ispata yarar herhangi bir bilgi ve belge sunamadığı görülmekle..." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Müvekkili şirketin taşıma işleri organizatörü olduğunu, aktif bir acente ağına sahip olan anahtar teslim nakliye hizmetini verdiğini, davalı şirketin müvekkilinin vermiş olduğu hizmet nedeniyle düzenlenen .... faturası ve ardiye faturasından dolayı cari hesaptan borçlu olduğunu, mahkemece icra takibine itiraz üzerine açılan davanın reddine karar verildiğini, kararın gerekçesiz olduğunu, Anayasa'nın 138 ve 141. maddeleri ile HMK'nın 297. maddesine aykırı olduğunu, adil yargılanma hakkının ihlali olduğunu, bilirkişi raporunda yapılan incelemede müvekkili şirketin ticari defterlerinin delil niteliği taşıdığının tespit edildiğini, müvekkilini davalıdan takip dayanağı ve faturalardan dolayı alacaklı bulunduğunu, taşımaya ilişkin yüklemenin 25.04.2018 tarihinde vardığını, boş dönüşün ise 14.05.2018 tarihi olduğunu, ithalat fiyat teklifi ve çıkış ihbarı adlı belgede görüleceği üzere belirlenen serbest sürenin 14 gün olduğunu, 9 numaralı bentte yazılı olduğu üzere anlaşmalı ücretsiz sürenin bitiminden sonraki gün sayısının esas alınarak demuraj faturası kesileceğinin belirtildiğini, 6 numaralı bendinde rücu hükmünün yer aldığını, faturalar kapsamında yapılan tespitler sonucunda müvekkili talebinin uygun olduğunu, davacının ticari defterlerinde kayıt altında bulunan tutarlardan davalının sorumlu tutulması gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usule ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, uluslararası deniz taşımasından kaynaklanan demuraj ve ardiye fatura bedelinin tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, deniz yolu ile taşımanın gerçekleştirildiği, davacı şirketin taşıma organizatörü olduğu, davalı şirketin ise taşıtan olduğu hususlarında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davacının takip konusu demuraj ve ardiye ücretine ilişkin fatura bedellerini davalıdan talep hakkının olup olmadığı, ithalat fiyat teklifi ve çıkış ihbarında düzenlenen genel şartlar kapsamında alacak hakkının sübuta erip ermediği, mahkeme kararının gerekçeli olup olmadığı ile hükmün usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkindir. Dosya kapsamından; dava dışı Almanya'da mukim firmanın davacı şirket adına 02.02.2018 tarihli fatura düzenlediği, davacı şirket tarafından davalı şirkete 22.02.2018 tarihli ithalat fiyat teklifi ve çıkış ihbarı düzenlendiği, söz konusu belgede, navlun bedelinin toplam olarak 9.600,00 EURO olarak belirtildiği, yükleyici firmanın ..., alıcı firmanın davalı şirket, yükleme yerinin yabancı ülke limanı, tahliye limanının Kumport, gemi adının ..., yükün ..., yük çıkış tarihinin 12.02.2018, tahmini varış tarihinin 27.02.2018, konteyner serbest sürenin 14 gün olarak belirtildiği, genel şartlarda 6 nolu bentte alıcı tarafından çekilmeyen/çekilemeyen kargonun deniz yolu taşıma sözleşmesinde yükleyici olarak oluşan ardiye, demuraj, gümrük, depolama masrafları... Vergi harç, masraf, tasfiye masraflarının karşı tarafa ait olacağı, kendilerini bu masrafları ödemek zorunda kalmaları halinde firmaya rücu edileceği, 9 nolu bentte; konteynerin serbest sürenin hesaplanmasında başlangıç tarihi olarak geminin tahliye limanına varış yaptığı günün referans alınacağı, anlaşmalı ücretsiz sürenin bitiminden sonraki her güne uygulanacak fiyatların belirlendiği ve buna göre demuraj faturası kesileceği, demuraj faturalarının tahsilatının peşin yapılacağının belirtildiği, davacı şirket tarafından Ambarlı Gümrük Müdürlüğü /......'a konşimento tahtında davacı şirket adına kargonun tesliminin rica edildiğine dair belge düzenlendiği, 12.02.2018 tarihli konşimentoda göndericinin ... Şirketi olduğu, söz konusu şirketin Almanya'da bulunduğu, alıcı firmanın davalı şirket olduğu, İstanbul/Türkiye'de bulunduğu, taşımanın Almanya'dan Ambarlı Türkiye'ye yapılacağının belirtildiği, davacı şirket tarafından davalı şirket adına 21.05.2018 tarihli demuraj ücreti olarak 360,00 USD üzerinden toplam 1.607,47 TL tutarında fatura düzenlendiği ayrıca 27.04.2018 tarihli ardiye ücretine ilişkin 2.775,00 EURO karşılığı toplam 13.783,43 TL tutarında fatura düzenlendiği, davacı şirketin söz konusu faturaların davalıdan tahsili amacıyla İstanbul .... icra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 360,00 USD ve 2.775,00 EURO alacağın tahsilini talep ettiği, takip talebinde alacak talebinin Türk Lirası karşılığının 18.801,20 TL olarak harca esas değerinin gösterildiği, davalı şirket tarafından icra takibine itiraz edildiği, daha önceden aynı nedenle İstanbul ....... İcra Müdürlüğünün ......... Esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, mükerrer takip yapıldığını belirterek itirazda bulunduğu, davacı şirket tarafından arabuluculuk aşaması sonrasında bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde iş bu itirazın iptali davasını açmış olduğu, ......Gümrük Müdürlüğü tarafından dosyaya ibraz edilen özet beyan sistem çıktısından, Almanya Türkiye taşımasının 26.02.2018 tarihinde gerçekleştirildiği, gemi adının ..... olduğu anlaşılmıştır. Tarafların delillerini dosyaya ibrazı ve ilgili delillerin celbi sonrasında bilirkişi raporu alınmıştır. 07.05.2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda; davacı şirketin 2018 yılı ticari defter ve belgelerinin elektronik defter genel tebliği usul ve esaslarına uygun tutulduğu, 2019 yılına ait ticari defterlerin sahibi lehine delil olduğu, davalı şirkete ait 2018 yılı ticari defterlerin sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, davacı ve davalı arasındaki ticari ilişkide USD, EURO vc TL para cinsinden cari hesap kullanarak davacının alacağını takip ettiği, davalı yana düzenlediği faturaların USD ve EURO cinsinden faturalar olduğu, 19.11.2018 tarihi itibariyle düzenlendiği ardiye faturasından kaynaklı olarak davalı şirketten 2.775,00 EURO alacağının bulunduğu, davacı ile dava dışı ... arasında cari hesaba istinaden ticari ilişkinin bulunduğu, dava dışı şirket tarafından icra takibine konu ardiye ücretinden kaynaklı alacak ile ilgili 26.02.2018 tarihinde 2.775,00 EURO bedeli ile davacı yana ihracat ardiye faturası düzenlendiği, davacı yanın düzenlenen fatura bedelini cari hesaba istinaden ödediği, davacının düzenlemiş olduğu demuraj faturasından kaynaklı 360,00 USD alacağı davalı şirketten bulunsa dahi asıl taşıma yapan şirket tarafından kendisine düzenlenen demuraj faturası ve yaptığı ödeme dekontunun inceleme esnasında ibraz edememesinden dolayı demuraj alacağını talep edemeyeceği, davalı ticari defterlerinde faturalar ticari defterlerde kayıt altına alınmamasından kaynaklı davacı yana borcunun bulunmadığı, asıl taşıyan dava dışı ... tarafından kendisine düzenlenen demuraj faturasını ve yaptığı ödeme dekontunu inceleme esnasında ibraz edememiş olması sebebiyle davacı iddiasına konu talebinin ispata muhtaç kaldığı belirtilmiştir. Davacı vekili rapora karşı itiraz dilekçesinde; müvekkili şirketin defterlerinin delil niteliği taşıdığının tespit edildiğini, her ne kadar raporda asıl taşıma yapan şirket tarafından kendisine düzenlenen demuraj faturası ve yaptığı ödeme dekontunun inceleme esnasında ibraz edilememesinden dolayı demuraj alacağının talep edilemeyeceği ifade edilmiş ise de müvekkili ile yapılan ticaretten dolayı davalı ile müvekkili arasında cari hesap ilişkisi olduğunu, davalı şirketin cari hesap nedeniyle borçlu olduğunu, yüklemenin 25.04.2018 tarihinde varış yaptığını, ithalat fiyat teklifi ve çıkış ihbarı adlı belgede serbest sürenin 14 gün olduğu, 9 nolu bentte; demuraj faturasının kesileceğinin ifade edildiğini belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili rapora karşı itiraz dilekçesinde; davacının 27.04.2018 tarihli 2.775,00 EURO bedelli faturaya istinaden ardiye bedelini müvekkiline fatura etmeye kanunen hakkı olmadığını, ardiyenin liman işletmecisi tarafından alıcılara fatura edilen liman içerisinde konteyner bazında depolama gideri olduğunu, davacının kendi iç çalışmalarından kaynaklı bir bedeli müvekkiline yansıtmasının hukuka aykırı olduğunu, yurt dışı liman sahalarında yükleyici tarafından günde iki konteyner gönderilmesinin belirtilmesine rağmen davacının aynı gün 10 konteynerin hepsini gönderdiği için sekiz adet konteynere yurt dışı kaynaklı ardiye ücretinin kesildiğini, raporda sadece davacının kesmiş olduğu faturaların incelendiğini, ardiye ücretinin müvekkiline yansıtılıp yansıtılamayacağının tartışılmadığını, demuraj bedelini müvekkiline fatura etmesinin hukuken mümkün olmadığını, nakliye firması olduğundan ardiye bedelini fatura edemeyeceğini, demuraj bedelinin ise konteynerlerin limanda serbest süreden daha fazla beklemesi durumunda nakliyeci firmaların alıcı firmalara demuraj adı altında fatura kesebildiğini belirterek yeniden rapor alınmasını talep etmiştir. 07.03.2022 tarihli ek bilirkişi raporunda; davacının 27/04/2018 tarihli 2,775 EURO bedelli faturaya istinaden ardiye bedeli müvekkiline fatura etmeye kanunen hakkı olmadığını, ardiyenin liman işletmecisi tarafından alıcılara fatura edilen, liman içerisinde konteyner bazında depolama gideri olduğunu; bu nedenle ardiye bedelinin liman işletmecisi tarafından talep edilebileceğini ve ardiye bedelinin kendilerine yansıtılıp yansıtılamayacağı, davaya konu fatura gibi ayrı bir fatura ile ardiye bedeli talebinin söz konusu olamayacağını; mevzuat ve uygulamada bu şekilde ardiye ve demuraj bedeli talebinin düzenlenmediğini, davacı tarafın 21/05/2018 tarihli 360,00 USD bedelli faturaya istinaden demuraj bedelini müvekkiline fatura etmesinin hukuken mümkün olmadığını; davalı tarafında kabulünde olduğu üzere davaya konu alacağın, davalının taşıtanı olduğu navlun sözleşmesinden kaynaklandığını, ancak işbu ek raporda meselenin davalının itirazı sebebiyle daha detaylı ifadesi gerekirse; deniz ticareti uygulamasında yükü varma limanında teslim borcu altında olan taşıyan, taraflar arasındaki ilişkide yükün gemide teslimi şartının yer almaması veya bu şarta rağmen yükün gemide teslim alınmaması halinde, emtiayı varma limanında limanındaki depolara gönderilen ve/veya taşıyan lehine tevdi edildiği ve bu şekilde teslim borcunu ifa etmiş olduğu, dolayısıyla bu şekilde yükün tesliminden sonra ortaya çıkacak ardiye vb. ücretlerin sorumlusunun da gönderilen ve/veya taşıtan olduğu, nitekim dava konusu uyuşmazlıktaki alacak iddiasının da bu manada bir tevdiden kaynaklı borç olduğu; geminin limandan ayrılabilmesi için taşıyan tarafından ödenen işbu bedelin gönderilen ve/veya taşıtana haklı olarak rücusunun söz konusu olduğu, ancak kök rapordan sonra bu yönde bir belgenin dosyaya ibraz edilmemiş olması karşısında kök raporda bu yönde yapmış olunan tespitin baki olduğu; huzurdaki davada, heyetçe muhasip bilirkişisi tarafından yapılan tespit uyarınca asıl taşıyan dava dışı ... tarafından kendisine düzenlenen demuraj faturasını ve yaptığı ödeme dekontunu inceleme esnasında ibraz edememiş olması sebebiyle, davacının iddiasına konu talebi ispata muhtaç olduğu, netice itibariyle, esasen davacının talebinin ispata muhtaç olduğu ve davalının dosyaya cevap dilekçesi sunmadığı ve dosyada mübhez tek dilekçesinin 30.05.2021 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinden oluştuğu, ancak işbu dilekçede ileri sürülen beyanlarının kök rapordaki tespit ve değerlendirmelerde bir değişiklik yapmayı gerektirecek yeni ve farklı bir husus içermediği belirtilmiştir. Taraf vekillerinin rapora karşı beyanlarından sonra mahkemece yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın reddine dair hüküm tesis etmiştir. Davacı, taşıma işleri organizatörüdür. Davalı adına takip konusu yapılan ardiye ve demuraj bedeli adı altında faturaları düzenlemiştir. Bilirkişi incelemesi neticesinde her iki şirketin ilgili yıllara ait ticari defter ve kayıtların usulüne uygun olarak düzenlendiği ve delil niteliğinde bulunduğu tespit edilmiştir. Takip konusu faturalar davacı ticari defter ve kayıtlarında mevcut iken davalıya ait ticari defter ve kayıtlarda mevcut değildir. HMK'nın 222. maddesinde, ticari defterlerin ibrazı ve delil olması düzenlenmiştir. Maddenin 2. fıkrasında; ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olmasının şart olduğuna yer verilmiştir. 3. Fıkraya göre, ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ifadelerine yer verilmiştir. Somut olayda, her iki şirketin ticari defter ve kayıtları usul ve yasaya uygun olarak düzenlenmiş olup, yasa kapsamında delil mahiyetindedirler. Taraflar arasında bu konuda uyuşmazlık yoktur. Davacının takibe konu etmiş olduğu faturalar, usulüne uygun şekilde düzenlenen davalı ticari defterlerinde yer almamaktadır. Bu durumda davacının usulüne uygun şekilde tutulan ticari defter ve kayıtlarında takip konusu faturaların yer alması tek başına yeterli olmayacaktır. Davacı tarafça takibe konu olarak faturalardan kaynaklanan alacak gösterilmiştir. Bu nedenle davacı vekilinin bu konudaki aksine iddia ve istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.TTK'nın 1167. maddesinde, boşaltma giderleri başlığı altında; sözleşme, boşaltma limanı düzenlemeleri ve bunları yoksa yerel teamül ile aksi öngörülmemiş olmadıkça, eşyanın gemiden çıkartılması giderinin taşıyana, geri kalan boşaltma giderlerinin gönderilene ait olduğu ifade edilmiştir. Aynı Kanun'un 1170. maddesinde; "(1) Sözleşmede kararlaştırılmışsa taşıyan, boşaltma süresinden fazla beklemek zorundadır. Fazladan beklenilen bu süreye 'sürastarya süresi' denir. (2) Sözleşmede sürastaryadan veya sadece sürastarya parasından söz edilmiş olup da sürastarya süresi belirtilmemişse, bu süre on gündür. (3)Sürastarya süresi, boşaltma süresi bitince herhangi bir bildirime gerek kalmaksızın işlemeye başlar." düzenlemesi mevcuttur. TTK'nın "Sürastarya parası" başlıklı 1171. maddesinde; "(1) Sürastarya süresi için taşıyana 'sürastarya parası' ödenir. (2) Sürastarya parasının miktarı sözleşme ile kararlaştırılmışsa taşıyan, sözleşmede belirtilen miktarı aşan bir istemde bulunamaz. (3) Sözleşmede miktarı kararlaştırılmamışsa, sürastarya parası olarak, boşaltma süresini aşan bekleme nedeniyle taşıyanın yaptığı zorunlu ve yararlı giderler istenebilir. (4) Boşaltma limanında doğan sürastarya parasının borçlusu taşıtandır. (5) Boşaltma limanında doğan sürastarya parası, sürastarya süresinin hesabında esas alınan zaman biriminin sonunda muaccel olur. Kullanılmayan zaman birimi için sürastarya parası istenemez. (6) Navluna ilişkin hükümler, boşaltma limanında doğan sürastarya parasına kıyas yoluyla bile uygulanamaz." düzenlemesi mevcuttur. Davaya konu alacak, davalının taşıtanı olduğu navlun sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Geminin limandan ayrılabilmesi için taşıyan tarafından ödenen iş bu bedelin gönderilen ve/veya taşıtana rücusu söz konusudur. Somut olayda, asıl taşıyan dava dışı ... şirketidir. Söz konusu şirket tarafından davacı şirket adına düzenlenen demuraj bedeline dair herhangi bir fatura mevcut değildir. Davacı şirket tarafından asıl taşıyan şirketçe düzenlenen fatura ve buna ilişkin ödeme dekontu dosya içerisine ibraz edilmemiştir. Davacı vekili tarafından dosyaya ibraz edilen ithalat fiyat teklifi ve çıkış ihbarının genel şartlarının 6. maddesinde, davacı şirketin bu masrafları ödemek zorunda kalması hâlinde davalı şirkete rücu edileceği ifade edilmiştir. Diğer taraftan, davacı yanın icra takibine konu etmiş olduğu 2.775,00 EURO karşılığı fatura ardiye ücretidir. Ardiye ücretinden kaynaklı alacakla ilgili olarak dava dışı asıl taşıyan ... şirketi tarafından 26.02.2018 tarihinde 2.775,00 EURO bedelli davacı tarafa ihracat ardiye faturası düzenlemiştir. Davacı yanın düzenlenen fatura bedelini cari hesaba istinaden ödediği bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir. 07.05.2021 tarihli bilirkişi raporundaki bu tespite rağmen mahkemece takibe konu edilen alacak kalemlerinden 2.775,00 EURO ardiye ücret alacağının da reddi isabetli görülmemiştir. Mahkemece bu alacak kalemi yönünden itirazın kısmen iptali ile takip tarihindeki Türk lirası karşılığı alacak bedeli üzerinden %20 oranında icra inkâr tazminatına karar verilmesi gerekir iken ardiye ücretine dair bilirkişi raporundaki tespit değerlendirilmeksizin yalnızca demuraj bedeli ile ilgili tespite dayanılarak ve raporun aksine olarak ardiye ücreti talebini ispata yarar herhangi bir bilgi ve belge sunamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Davcı vekilinin istinaf başvurusunun bu alacak kalemi bakımından kabulü gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 maddesi gereğince kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın esası hakkında yeniden karar verilmesine ve neticede davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul ......... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı ilamsız takibine yönelik itirazının kısmen iptali ile 2.775,00 EURO asıl alacağın icra takip tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca hesaplanacak yasal döviz faizi ile birlikte tahsili için takibin devamına, Fazlaya ilişkin itirazın iptali istemine reddine, 2-Davalının itirazında haksız ve alacağın likit olması nedeniyle 2.775,00 USD alacağın takip tarihindeki TL karşılığı olan 14.766,80 TL'nin takdiren % 20'si oranında hesaplanan 2.953,36 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.781,51 TL harçtan, peşin olarak alınan 227,12 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.554,39 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereği hesap ve takdir olunan 15.982,05 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, reddedilen miktar üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve takdir olunan 2.073,34 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafça ilk derece mahkemesince yapılan toplam 1.237,50 TL yargılama giderinin, davadaki haklılık oranlarına göre belirlenen 928,12 TL'lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 8-Dava şartı arabuluculuk kapsamında arabulucuya Hazine tarafından ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücreti giderinin; 1030,00 TL'lik bölümünün davalıdan, 290,00 TL'lik bölümünün davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 9-HMK'nın 333. maddesi gereğince, artan delil ve gider avanslarının yatıran taraflara iadesine, 10-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden: a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, b-Davacı tarafından harcanan 220,70 TL başvuru harcı gideri ile 63,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 283,70 TL kanun yolu giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 11-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 12-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 12.02.2026 KANUN YOLU : HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.