6. Ceza Dairesi 2022/7186 E. , 2024/3404 K. MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/2376 E., 2020/1725 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarı…
**6. Ceza Dairesi 2022/7186 E. , 2024/3404 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/2376 E., 2020/1725 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.05.2019 tarihli ve 2018/713 Esas, 2019/273 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiştir. 2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 14.10.2020 tarihli ve 2019/2376 Esas, 2020/1725 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri Sanıkların nitelikli yağma suçunu işlediklerinin sabit olduğuna, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü 1. Sanık ...'ın 23.08.2018 günü gece vakti 23.00 sularında katılan ...'u telefonla arayarak işyerinde yangın çıktığını söylemesi üzerine katılan ...'ın işyerine gitmek için evden çıktığı, işyerinin önüne gelip araçtan inerek işyerini dışarıdan kontrol ettiği esnada arkasında bulunan sanık ...'ın silahı katılana yönelttiği ve zorla araca bindirdiği, sanık ...'ın arka koltuğa geçerek aracı katılan ...'a kullandırttığı, daha sonra araçla olayın meydana geldiği Ziya Gökalp Mahallesine geldikleri ve katılan araçtan indikten sonra olay yerinde bulunan diğer sanıklar ..., ... ve ...'ın sanık ... ile birlikte katılan ...'u darp ettikleri, katılanın bayıldıktan sonra hastanede kendine geldiğinde cebinde bulunan parasının bir kısmının ve telefonunun olmadığını fark etmesi üzerine nitelikli yağmadan dava açıldığı anlaşılmıştır. 2. Sanık ...'ın kollukta alınan beyanlarında özetle; 23.08.2018 günü saat 19.00 sıralarında damadı ...'ın kendisini aradığını, sıkıntı olduğunu, Kayseri'ye gelmesi gerektiğini, işin içinde kızı olduğu için eşi ve kardeşi ... ile Kayseri'ye gittiklerini, damadının evine gittiğinde meselenin ne olduğunu sorduğunda damadının kardeşi ...'ın kızının eşinden telefonunu sakladığını, birisiyle mesajlaştığını söylediğini, bunun üzerine kızı ile ayrı bir odada görüştüğünü, kızının kendisine patronunun rahatsız ettiğini, iş yerinde taciz ettiğini, kendisine mesajlar attığını söylediğini, bunun üzerine kızından patronu olan ...'un numarasını aldığını, dışarı çıkıp ...'ı aradığını, ...'un babası olduğunu, kızına mesaj attığını, "görüşelim" dediğini, ...'un "evi boş ver iş yerime gel" dediğini, görüştüklerini, kızına neden mesaj yazdığını sorduğunda her çalışanına mesaj yazdığını, mesajları gösterdiğini, bunun üzerine "durum madem böyle gel kocasına da göster" dediğini, ...'un kabul ettiğini, ön koltukta malzeme olduğu için arkaya bindiğini, aracı ...'ın kullandığını, arabanın arka koltuğunda ruhsatsız bir av tüfeğinin olduğunu, ...'a doğrultmadığını, damadının evinin önünde kızına şahsı göstererek "bu mu"? diye sorduğunu, damadına da mesajlarda bir şey yokmuş dediğini, damadının kendisine mesajları gördüğünü, cinsel içerikli mesajlar olduğunu, bunun üzerine ...'un damadına "karına sahip çıksaydın karın akşama kadar yanımda" dediğini, bunun üzerine damadının ...'a tokat vurduğunu, kendisi de bu söz üzerine ...'a bir kaç yumruk vurduğunu, bu sırada etrafta kalabalık oluştuğunu, ...'ı tekme tokat vurduklarını, ambulansın gelip ...'ı götürdüğünü, olay yerinde telefon gördüğünü, kimin diye sorduğunda sahibi çıkmadığında ...'ın olduğunu anladığını, kesinlikle ...'ın parasını almadığını, o akşam Niğde iline geri döndüğünü, telefonu polis karakoluna götürdüğünü, polisler açtığında kızına gönderilmiş 186 adet masaj olduğunu gördüğünü, haklarında herhangi bir şikâyet olmadığından telefonu geri verdiklerini, 27.08.2018 günü ...'ın iş yerine gittiğini, ...'ın babasıyla görüştüğünü, mesajları gösterdiğini, şahsın kendisine oğlunu gasp ettiklerini, telefonu kendisine fırlattığını, Niğde'de tekrar karakola gidip telefonu vermek istediğinde hakkında şikâyet olmadığını, 29.08.2018 günü Kayseri Emniyet'inden kendisini çağdıklarında kızıyla beraber gittiğini, polislerin av tüfeğini sorduklarını, kendisinin Niğde ilinde kaldığını, eşi tarafından Niğde Sungurbey Polis Merkezine götürülüp teslim edildiğini, tüfeği olay esnasında kullanmadığını, ...'ın telefonunu gasp etme niyetinin olmadığını, zaten kendisinin teslim ettiğini, suçlamaları anlattığı şekilde kabul ettiğini beyan ettiği anlaşılmıştır. 3. Sanık ...'ın kollukta alınan beyanlarında özetle; eşi ile arasındaki mesajlaşma sorununu kayınbabası ...'e anlattığını, ...'in dışarı çıktığını, döndüğünde yanında eşinin patronunu getirdiğini, aracı kimin kullandığını görmediğini, ...'in elinde veya belinde silah görmediğini, ...'in şahsı göstererek "buymuş" dediğini, bunun üzerine kendisinin şahsa "senin anan bacın yok mu, utanmıyon mu yanında çalışan evli bir bayanla mesajlaşmaya" dediğini, o anlık sinir ile şahsa vurmaya yeltendiğini, çevresindekilerin izin vermediğini, ...'in "bu benim meselem" dediğini, ... ve ...'ın ...'a vurduklarını, yoldan geçenlerin de namus meselesi olduğunu duyduklarında şahsa vurduklarını, kendisinin şahsa vurmadığını, suçlamayı kabul etmediğini beyan ettiği anlaşılmıştır. 4. Sanık ...'ın kollukta alınan beyanlarında özetle; abisi ...'in isteği üzerine olay günü beraber Kayseri'ye gittiklerini, yeğeni ... ve eşi arasında sıkıntı olduğunu, ...'un patronunun yeğenini rahatsız ettiğini duyduğunu, abisinin dışarı çıktığını, döndüğünde yanında şahsın olduğunu, aşağıya indiklerini, orada bulunanların namus meselesi diyerek bir anda şahsa vurduklarını, kendisinin vurmadığını, ...'ın parasını kimin aldığını görmediğini, abisi, yengesi ve yeğeni ile Niğde'ye döndüklerini, arabada tüfek görmediğini, abisinin yerde ...'un telefonunu bulduğunu, polise teslim etmek için gittiğini ancak ne yapıldığını bilmediğini, olayla alakası olmadığını, suçlamayı kabul etmediğini beyan ettiği anlaşılmıştır. 5. Sanık ...'ın kollukta alınan beyanlarında özetle; Kardeşi ... ile eşi arasındaki meselesi üzerine ...'ın ...'un patronu ...'ı yüzleşmek için evin önüne getirdiğini, şahsın ...'a atmış olduğu cinsel içerikli mesajların dillendiğini, namus meselesi durumunun olduğunu, ...'ın ...'a vurduğunu, olayla alakası olmayan kişilerin de namus meselesi olduğunu duyması üzerine şahsa vurduğunu, kendisinin kardeşini tuttuğunu, kendisinin de ...'a vurmadığını, polis ve ambulansın gelmesi ile dağılıp evlerine gittiklerini, suçlamaları kabul etmediğini beyan ettiği anlaşılmaktadır. 6. Tanık A. A.'nın kollukta alınan beyanlarında özetle; babasının, patronunun kendisini rahatsız ettiğini duyması üzerine patronu ...'ı evlerinin önüne getirdiğini, ...'a eşi, babası ve amcasının sinirlenerek vurduğunu, ...'nın vurup vurmadığını görmediğini, parkın içinde tanımadığı kişilerin de ...'a vurduğunu, bir süre sonra ambulans ve polislerin geldiğini, babası, amcası ve annesi ile Niğde'ye gittiklerini, polis merkezinde durumu anlattıklarını, herhangi bir müracaatın olmadığını, olayın bu şekilde olduğunu beyan ettiği anlaşılmıştır. 7. Katılan ...'un kollukta alınan beyanlarında özetle; 23.08.2018 tarihinde telefonunun çaldığını, telefondaki şahsın iş yerinde yangın çıktığını, yangını gördüğü için haber vermek istediğini söylediğini, iş yerine gittiğinde arkadan birisinin tüfeğini doldurup kendisine doğrulttuğunu, kendisine ...'un babası olduğunu söylediğini, kendisini tehdit ettiğini, sanığın kendisini aracının şoför kısmına oturttuğunu, kendisinin de arka koltuğa oturduğunu, olay yerine gittiklerinde araçtan iner inmez yanına 4 erkek şahsın geldiğini, şahıslardan birisinin kendisine "bu oruspu çocuğu muymuş" diye sorduğunu, kendisini silah zoruyla araca bindiren şahsın evet dediğini, şahıslardan birinin sol kulağına vurduğunu, yere düştüğünü, kendisine "seni öldüreceğiz" dediklerini, şahıslardan birinin kendisine "sen benim karıma nasıl sarkıntılık yaparsın şerefsiz oruspu çocuğu" gibi küfürler ettiğini, vurmaya başladığını, bu esnada parka geldiklerini, kendisini zorla araca bindiren şahsın "bu şerefsizin bütün kemiklerini kırın" dediğini, gerisini hatırlamadığını, hastanede uyandığını, cebinde 760,00 TL parası olduğunu, kendisine geldikten sonra cebine baktığında 30,00 TL olduğunu, parasını şahısların almış olabileceğini, telefonunun kendisini zorla olay yerine getiren şahısta kaldığını, şahıslardan şikâyetçi olduğunu beyan ettiği anlaşılmıştır. 8. Dosya arasında mevcut olan katılan ...'un alınan kati hekim raporunda; hayatını tehlikeye sokmadığı gibi basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek nitelikte 1.(bir) derece hayati fonksiyonları etkileyen kırığının olduğu anlaşılmıştır. 9. Dosya arasında mevcut olan Canlı Teşhis Tutanaklarına göre; katılan ...'un sanıklar ... (olay günü iş yeri önünden silah zoruyla kendisini araca bindiren ve diğer şahıslarla kendisini darp eden şahıs olarak teşhis ettiği), ... (ilk vuran ve yere yıkan şahıs olarak teşhis ettiği) ve ...'ı ("sen karıma nasıl sarkıntılık edersin" diyen ve vuran şahıs olarak teşhis ettiği) kesin olarak teşhis ettiğini, ... gösterildiğinde şahsı olay günü gördüğü fakat kendisine vurup vurmadığını bilmediğini beyan ettiği anlaşılmıştır. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Ceza hukumuzun temelini “kast” oluşturur. Bu durum 5237 sayılı Kanun'un 21. maddesinde; "...Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir...” şeklinde tanımlanmıştır. Maddenin gerekçesinde ise; "...Kast, kişi ile işlediği suçun maddî unsurları arasındaki psikolojik bağı ifade etmektedir. Suçun kanuni tanımındaki maddî unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi, kastın varlığı için zorunludur...” şeklindeki betimleme de aynı hususu açklamakta ve teyit etmektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu (YCGK), ceza uygulamaları açısından birlik ve açıklık sağlamaya yönelik olarak, önüne gelen bir olayda kastı tanımlamış ve sınırlarını göstermiştir. Söz konusu Ceza Genel Kurulu 2008/1-99 E., 2008/185 K. sayılı ilamında; "... 765 sayılı TCY’nda tanımlanmamasına karşın 5237 sayılı TCY’nın 21/1. maddesinde, “suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi” olarak tanımlanan kastın iki unsuru bulunmaktadır; bilme ve isteme unsuru. Kastın varlığı için, hareketten doğacak sonucun sadece öngörülmesi, kısaca bilinmesi yeterli olmayıp ayrıca sonucun da istenmesi gerekir...” şeklinde açıklamada bulunmuştur. Bu açık kabule göre hareketin ve sonucun bilinmesi ve istenmesi de gerekir. Kasıt, suçun kanuni tanımındaki unsurları bilerek ve isteyerek gerçekleştirmektedir. Kural olarak her suçun zorunlu ögesidir. Yağma suçunda kasıt hem cebir veya tehdit hem de malın alınmasını kapsamalıdır. Failin malın başkasına ait olduğunu bilmesi ve bunu faydalanmak amacıyla zor kullanarak almayı istemesi manevi unsurdur. (Benzer görüşler için bkz. Artuç age I s. 244 ,Gökçen vd. Age s.118, Özgenç Genel Hükümler age s. 246, Koca/Üzülmez Genel Hükümler age I s. 139, Artuk/Gökcen vd. Genel Hükümler age s.396, Şahbaz age s.145, Gökcan/Artuç TCK Şerhi age s.333, Koca/Üzülmez Özel Hükümler age I s.601) Kasıt; suçun maddi unsurlarını bilerek ve isteyerek gerçekleştirmesi olarak tanımlanmıştır. Fail, hareketinin kanuni tipi gerçekleştireceğini bilmesi ve istemesi hâlinde doğrudan kastla hareket etmiş olacaktır. Gerekçede de açıkça belirtildiği gibi, kişi ile işlediği suçun maddî unsurları arasındaki psikolojik bağı ifade etmektedir. Suçun kanuni tanımındaki maddî unsurların bilerek ve sonuçlarının istenerek gerçekleştirilmesi, kastın varlığı için zorunludur. İsteme, kişinin iç dünyasında gerçekleşen bir durumdur. Bu nedenle kastı belirlerken failin sözlerinden ziyade, olay öncesi davranışları, olay sırasındaki hareketleri, sözleri ve olay sonrasındaki davranışları, hareketleri yani dışa vuran tavırları değerlendirilerek sonuç çıkarmak gerekecektir. Sadece nihai harekete bakmak hatalı sonuçlara götürebilir ise de hareket öncesi hareket sırası ve sonrası, olayın gerçekleştirme şekli gibi dışa yansıyan eylemler hep birlikte değerlendirildiğinde kastın varlığının tespit edilmesi gerekir. (Benzer görüşleri için bkz. Gökçek/Artuç age s.5371) Dairemizin yerleşik uygulamaları da bu yöndedir. Mesela, Yargıtay 6. CD'nin 2015/1001 E.- 2015/40834 K. sayılı, "... Failin iç dünyasını ilgilendiren kast; failin olay öncesi iç dünyasını, olay sırası veya olay sonrası davranışları ölçü alınarak belirlenebilir. Sanığı harekete geçiren etken saik, psişik olgunun irade aşamasıdır... Suçun işlendiği sırada failin öngörü ve irade ile hareket etmiş olması yeterlidir. Failin iç dünyasını ilgilendiren kastın niteliğinin belirlenebilmesi için dış dünyaya yansıyan davranışlardan hareketle sonuç çıkarmak olanaklıdır. Bu bağlamda failin olay öncesi, olay sırasında ve olay sonrası davranışları kastın belirlenmesinde ölçü alınır. ....” şeklindeki kararı ile bu kabulü açıkça göstermiştir. Yağma suçu için bu durumu genel kast kabul edecek olursak, failin cebirle veya tehditle başkasına ait taşınır bir malı isteyerek alması veya teslimini sağlaması gerekir. Ancak bu tek başına yetmez, ayrıca faydalanma amacının da bulunması gerekir. (Benzer görüşler için bkz. Hafızoğulları/Özen age s. 363, Artuç age s. 344, Gökçen/Artuç age s. 5369) Hırsızlık suçunda, başkasına ait taşınır malı faydalanmak amacıyla zilyedin rızası olmadan almak, suçun manevi unsuru iken yağma suçunda, rızası olmama unsurunun yerine rızanın zorla alınması geçmektedir. Rıza sağlanarak daha doğrusu teslimi veya geri alınmasını engellemek için cebir veya tehdit kullanmak istemesi ve malın teslimini sağlamak için cebir veya tehdide (zor) başvurmalıdır. Almadaki amaç faydalanma olmalıdır. Eğer fail faydalanma kastı ile değil de başka bir kastla mesela zarar verme amacıyla hareket etmiş ise eylem yağma değil mala zarar verme suçunu oluşturacaktır. (Centel/Zafer/Çakmut age s. 304, Toroslu Özel Kısım age I s. 147, Artuç age I s. 245) CGK'nin 2015/709 E. ve 2016/33 K. sayılı kararında;"... Yağma; başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malın, zilyedin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir veya tehdit kullanmak suretiyle alınması olduğundan “zor yoluyla hırsızlık”, bir kişiye karşı kullanılan icbar araçlarıyla haksız bir menfaat elde etmek şeklinde de tanımlanmıştır. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, benzer hususları belirlemiş ve ayrıca "faydalanma kastının" aranması gerektiğini yine çok açık olarak göstermiştir. Ayrıca birçok kararında faydalanma kastı son derece dar yorumlanmış, "mal edinme" veya "sahiplenme yani kullanma" yada "ekonomik yarar sağlama" şartlarını aramış, onun haricindeki eylemleri "faydalanma olarak" kabul etmeyen çok sayıda karar vermiştir. Mesela Yargıtay 6. CD'nin 2015/8292 E. ve 2017/4019 K. sayılı;”... telefonunu alıp oldukça kısa sayılan bir süre içerisinde kullanmadan aynen iade ettiği dikkate alındığında sanığın faydalanma amacıyla mağdurun malını aldığından bahsedilemeyceği gözetilmeden yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması...Bozmayı gerektirmiş... BOZULMASINA ...” Yine Yargıtay 6. CD'nin 2015/1001 E. ve 2015/40834 K. sayılı; ”... hiçbir şey söylemeden mesaj çekmesini engellemek ve katılan M.'ye ulaşmak için elindeki telefonu çekip almak eylemlerinin, yağma kastı ile yapıldığını gösteren deliller karar yerinde açıklanıp tartışılmadan, suçun hukuki vasfında yanılgı ile yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde uygulama yapılması...Bozmayı gerektirmiş... BOZULMASINA..." Yine Yargıtay 6. CD'nin 2020/3086 E. ve 2021/17299 K. sayılı; "... Sanık M.’nin eşi olan tanık M.’nin katılan S. tarafından cinsel taciz boyutuna ulaşacak derece rahatsız edildiği, tanık M.’yi ağlarken gören sanık M.M.’nun sebebini sorduğu ve tanığın katılanla arasında geçenleri sanığa anlattığı, sanık M.’nın tanığın eşi olan sanık M.’ye durumu anlattığı ve beraber katılanın iş yerine giderek ellerindeki demir sopalarla katılanı “yaşamını tehlikeye sokmayacak, vücutta kemik kırığı oluşturacak ve BTM ile giderilemeyecek şekilde” yaraladıkları, bu eylemleri hakkında nitelikli kasten yaralama suçundan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, sanıkların katılanın iş yerinden çıkarken içerisinde silah olabileceği ve katılanın arkadan kendilerini yaralayabileceği düşüncesi ile içerisinde katılana ait ruhsat, banka kartı, kredi kartı ve anahtar bulunan çantayı aldıkları, katılanın şikayeti üzerine ertesi gün emniyete giden sanıkların çantayı ve içindekileri polise teslim ettikleri, sanıkların kastının yağma olmadığı ve kendilerini korumak düşüncesi ile çantayı aldıkları anlaşılmakla üzerlerine atılı yağma suçu bakımından manevi unsur yokluğu nedeniyle beraat kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyetlerine hükmolunması... Bozmayı gerektirmiş... BOZULMASINA..." şeklinde faydalanma kastının varlığını ve dar yorumlanmasına yönelik çok sayıda karar vermiştir. Kısaca dairemizin süregelen yerleşik uygulamalarında faydalanma kastını "mal edinme" veya "sahiplenme yani kullanma" yada "ekonomik yarar sağlama " olarak kabul etmektedir. Bu genel ve uygulamaya yönelik izahtan sonra somut olaya gelince; Yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; sanıkların katılana ait olan telefonu almalarındaki maksadın mesaj içeriklerine bakmak olduğu ve sonrasından kendi rızaları ile polis merkezine teslim ettikleri anlaşılmakla beraat kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı görüldüğünden kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesi 14.10.2020 tarihli ve 2019/2376 Esas, 2020/1725 Karar sayılı kararında katılan vekilinin tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun'un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 13.03.2024 tarihinde karar verildi.