11. Hukuk Dairesi 2014/6473 E. , 2014/12531 K. MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada .....Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16.12.2013 tarih ve 2012/92-2013/305 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layih…
**11. Hukuk Dairesi 2014/6473 E. , 2014/12531 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada .....Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16.12.2013 tarih ve 2012/92-2013/305 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı-davalı vekili; müvekkilin dava dışı Enis Klişe firmasına sattığı 8.342.60 TL bedelli malı davalı kargo firması aracılığıyla gönderdiğini, 15.09.2014 tarihinde dava dışı firmaya teslim edilen üç paket ham klişeden iki kutu içerisindeki malzemenin tamamen hasarlanıp kullanılamaz hale geldiğini, müvekkilince dava dışı firmaya yeni mal gönderildiğini, hasarlı mal bedellinin ödenmemesi üzerine müvekkilince yapılan icra takibinin davalının itirazı nedeniyle durduğunu ileri sürerek davalının İstanbul 9. İcra Müdürlüğü'nün 2011/25896 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazin iptaline, davalının alacağın % 40'ından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, birleşen davaya cevaplarında ise davacının edimini ifa etmemesi nedeniyle ücret talep edemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı-davacı vekili; müvekkiliyle davalı arasında davalının dava dışı Enis Klişe firmasına gönderdiği malların taşınması hususunda taşıma sözleşmesi bulunduğunu, müvekkilince sözleşme gereğinin yerine getirlmesine karşın davalının taşıma ücretini ödemediğini, yapılan icra takibine itirazı nedeniyle takibin durduğunu ileri sürerek davalının İstanbul 31. İcra Müdürlüğü'nün 2012/5290 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline alacağın % 40'ından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiş asıl davaya cevabında ise hasarın davacının kusurundan kaynaklandığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı-davacı tarafından taşınan mallardan ikisinin taşıma sırasında hasarlanarak kullanılamaz hale geldiği, davalı-davacının taşıma öncesinde taşınacak malları hasarsız olarak teslim aldığı, kargo firması sürücüsü, kurye ve yetkili amirce düzenlenen 19.09.2011 tarihli tutanaktan taşınan mallardan ikisinin hasarlı olduğunun belirlendiği, hasarın davalı firma tarafından taşınan malın üzerinde yer alan taşımaya ilişkin açıklamalara uyulmamasından kaynaklandığı, hasarlı malların toplam değerinin 5.900,33 TL olduğu, taşınan eşyalardan 2.069.72 TL değerindeki eşyanın sağlam olarak teslim edildiği, eşyaların tümü için ödenecek bedele oranlama yapılarak teslim edilen eşyaya ilişkin taşıma bedelinin bulunacağı, her iki dava yönünden talep edilen alacakların likit olmaması nedeniyle icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceği, gerekçesiyle asıl dava yönünden davalının icra dosyasına yaptığı itirazın iptaliyle taleple bağlı kalınarak 5.000,28 TL üzerinden takibin devamına, alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, birleşen dava yönünden davalının itirazının iptaliyle 79.39 TL asıl alacak üzerinden takibin devamına karar verilmiştir. Kararı, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 30.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.