11. Hukuk Dairesi 2023/3219 E. , 2024/5714 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1060 Esas, 2023/348 Karar HÜKÜM : Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/14 E., 2020/22 K. Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvur
**11. Hukuk Dairesi 2023/3219 E. , 2024/5714 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1060 Esas, 2023/348 Karar HÜKÜM : Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/14 E., 2020/22 K. Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 09.07.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... Aktürk ile davalı şirket yetkilisi ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirket ile müvekkili şirket arasında düzenlenen alım satım ilişkisi kapsamında taraflar arasında 11.03:2003 tarihli, "Türk Henkel Yapı Kimyasalları ve Profesyonel Yapıştırıcılar Bölümü Bayilik sözleşmesi ve bundan sonra aktedilecek sözleşmeler başta olmak üzere mevcut olan ve olacak her türlü ticari ve hukuki ilişkiden kaynaklanabilecek doğmuş ve doğabilecek tüm borçların teminatını teşkil etmek üzere" diğer davalı tarafından mülkiyeti kendisine ait olan tarla niteliğindeki taşınmazın tamamı üzerine müvekkili şirket lehine 1. derecede ve 1. sırada faizsiz ve serbest dereceden istifade kaydı ile 5 yıl süre ile 05.03.2015 tarihinde ipotek resmi senedi ile 400.000,00 TL bedelli ipotek tesisinin gerçekleştirildiğini, müvekkili şirketin davalı şirketten var olan cari hesap alacağının ödenmemesi nedeniyle davalı şirket ve ipotek borçlusuna 09.11.2016 tarihli ihtarname keşide edilerek ihtarnameye konu borcun 30 günlük süre içerisinde ödenmesi, aksi halde ipoteğin paraya çevrileceği hususunun ihtar edildiğini, borcun ödenmemesi üzerine alacağın tahsili amacıyla ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile başlatılan icra takibinin haksız itiraz nedeni ile durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatına hüküm olunmasını talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki 11.03.2013 tarihli bayilik sözleşmesinin 18 inci maddesinde İstanbul Anadolu Mahkemelerinin yetkili kılındığını, bu nedenle icra takibinin yetkili olmayan icra dairesinde yapıldığını ve ayrıca Mahkememizin yetkili olmadığını usuli itiraz olarak belirtmiş, esasa ilişkin olarak ise taraflar arasında cari yazılı hesap sözleşmesi bulunmadığını, bu nedenle taraflar arasındaki alacağın tespitinin ayrı bir davayı gerektirdiğini, takibe konu ipoteğin teminat ipoteği olduğunu ve doğmamış borçlar için verildiğini, ortada muaccel olmuş bir alacak bulunmadığını, alacağın likit olmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin niteliği dikkate alındığında ortada talep edilebilecek bir alacak bulunmadığını belirterek davanın reddi ile müvekkili yararına haksız takip nedeni ile kötü niyet tazminatına hüküm olunmasını talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile icra takibine konu takip öncesi döneme ait 101.005,48 TL mevcut davaya konu edilmediği, iddia, savunma, dayanılan deliller, ipotek senedinin içeriği, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı bütün olarak değerlendirildiğinde; davacı şirketin özellikle davalı şirket kayıtlarına göre aralarındaki ticari ilişki kapsamında 09.11.2016 olan ihtarname tarihi itibariyle asgari 608.252,69 TL alacaklı olduğu, bu nedenle ipotek senedinin içeriği ve yasal düzenleme dikkate alındığında her iki davalıya söz konusu borçlarını ödemeleri için ihtarname keşide etmekle haklı olduğu ve ipoteğin paraya çevrilmesi ile ilgili takibe yönelik olarak ön koşulun yerine getirildiği ve mahkemece de bu yönde kanaat edilmekle alacağın likit olma özelliği de dikkate alınarak davanın kabulü ile, icra dosyasında 400.000,00 TL asıl alacağa yönelik itirazın iptali ile bu miktar asıl alacak için takibin, 16.08.2017 günlü takip tarihindeki koşullarla devamına, 400.000,00 TL asıl alacağın %20 tutarı 80.000,00 TL icra inkâr tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın tacir olduğunu, bayilik sözleşmesinde hem kendi adına hem şirket adına imza atan kişi olduğunu, şirket adına imza atarken tacir kendi adına imza atarken gerçek kişi diyerek yetki itirazının reddinin hukuka aykırı olduğunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 17 nci maddesinin amacının güçlü şirket karşısında daha az güçlü olacak gerçek kişileri, tüketicileri koruma gayesi olduğunu, müvekkili ... için geçerli olmadığını, alacağın varlığı, miktarı ve istenebilirliğinin bir dava ile tespit ettirilip bu konuda bir ilam alınmadan ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılamayacağı iddiasının mahkemece hiçbir değerlendirmeye tabi tutulmadığını, davacı ile müvekkili arasında (Bayilik Sözleşmesi) ticari ilişki gereğince doğacak olan alacağın teminatını teşkil etmek üzere ipotek tesis edildiğini, davacının alacağının varlığının müvekkilince inkâr edilmediğini ancak itirazın alacağın varlığına, alacağın miktarı ve alacağın istenebilirliğine ilişkin olduğunu, alacak rakamları yönünden bilirkişi raporlarında uyumsuzluk bulunduğunu, icra inkâr tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına ve özellikle davacının 608.252,69 TL alacaklı bulunduğu, borcun ödenmesi için her iki davalıya da ihtar çekilerek ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibin ön koşulunun yerine getirildiğinin anlaşılmasına göre ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık olmadığından davalılar vekilinin sair istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, ne var ki mahkemece hüküm kurulurken ipoteğin limit ipoteği olduğu, mahkemece asıl alacak için takipten sonra faiz ve ferileri dahil 400.000,00 TL ipotek sınırını geçemeyeceğinden hüküm fıkrasındaki "16.08.2017 günlü takip tarihindeki koşullarla devamına," ibaresinin hüküm fıkrasından çıkarılarak davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesine, davanın kabulü ile icra dosyasında 400.000,00 TL asıl alacağa yönelik itirazın iptali ile bu miktar üzerinden takibin devamına, 400.000,00 TL asıl alacağın %20 tutarı 80.000,00 TL icra inkâr tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.